29 / ANKEBUT - 22

وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ

Orjinal

Ve mâ entum bi mu’cizîne fîl ardı ve lâ fîs semâi ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).

1. ve : ve
2. mâ entum : siz değilsiniz
3. bi mu'cizîne : aciz bırakan (bırakacak) kimseler
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. : yok, değil
6. fî es semâi : semaya
7. mâ lekum : sizin için yoktur
8. min dûnillâhi (dûni allâhi) : Allah'tan başka
9. min veliyyin : bir dost (dostlardan)
10. nasîrin : bir yardımcı

Çeviri : Transliteral

Siz onu, ne yeryüzünde âciz bırakabilirsiniz, ne gökyüzünde ve size, Allah'tan başka da ne bir dost var, ne bir yardımcı.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Sizin ne yerde, ne gökte Allah'ın azabından kurtulup kaçacağınız bir yer yoktur. Sizin için Allah'ın dışında, O'ndan gelecek felaketlere karşı, sizi koruyacak herhangi bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.


Çeviri : Adem Uğur

"Siz, ne arzda ve ne semâda güçsüz bırakamazsınız! Sizin Allâh'tan başka ne bir Veliyy'niz ve ne de bir yardımcınız yoktur. "


Çeviri : Ahmed Hulusi

Siz, yerde ve gökte Allah’ı âciz bırakamazsınız, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakanızı kurtaramazsınız. Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden size, ne bir koruyucu, ne de bir yardım eden bulunur.


Çeviri : Ahmet Tekin

Siz ne yerde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakabilirsiniz. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.


Çeviri : Ahmet Varol

Siz yerde ve gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.


Çeviri : Ali Bulaç

Siz, ne yerde, ne de gökte (Rabbinizi azab etmekten) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin için Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

“Sizler ne yerde ne gökte Allah'ı âciz bırakabilirsiniz. Sizin Allah'tan başka dostunuz ve yardımcınız da yoktur.”


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Siz ne yeryuzunde ve ne de gokte Allah'i aciz birakabilirsiniz. Allah'tan baska bir dost ve yardimciniz da bulunmaz. *


Çeviri : Bekir Sadak

Ve siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin için Allah'tan başka ne bir yakın dost, ne de bir yardımcı vardır.


Çeviri : Celal Yıldırım

Siz, ne yerde ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz (O'nun yapacaklarına engel olamazsınız). Sizin Allah'tan başka hiçbir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Siz, yerde de gökte de (Allah’ı) âciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.


Çeviri : Diyanet İşleri

Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz.'


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Siz ne yeryüzünde ne de gökte (Allah'ı) âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Siz ne yeryüzünde ne de gökte bunu engelleyemezsiniz. Sizin ALLAH’tan başka Sahibiniz ve Yardımcınız yoktur.


Çeviri : Edip Yüksel

Siz de âciz bırakacak değilsiniz size de ne Yerde ne Gökte, Allahdan başka ne bir veliy ne de bir nâsir yoktur


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Siz, ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz ve size Allah'tan başka ne bir dost var, ne de bir yardımcı!


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Ne yerde ve ne gökte Allah'ın yapacaklarına engel olamazsınız. Allah'dan başka hiçbir koruyucu dostunuz, hiçbir destekçiniz yoktur.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Siz yerde ve gökte (Tanrı'yı) aciz bırakamazsınız. Sizin Tanrı'nın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.


Çeviri : Gültekin Onan

Siz ne yerde, ne gökde (Onu) aaciz bırakıcı değilsiniz. Allahdan başka sizin hiçbir velîniz ye yardımcınız da yokdur».


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Hem siz, ne yerde ne de gökte Allah’ı âciz bırakacak kimseler değilsiniz. Ve sizin için Allahdan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Siz ne yerde, ne gökte O'nu aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka sizin hiç bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.


Çeviri : İbni Kesir

Ve siz, (Allah’ı) yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah’tan başka velîniz (dostunuz) ve yardımcınız yoktur.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Siz yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.


Çeviri : Kadri Çelik

Ne yeryüzünde ne de gökte Allah'ı başınızdan savamazsınız, (bunu hiç beklemeyin;) Sizi ne Allah'ın elinden alabilecek, ne de size yardım edebilecek kimse bulamazsınız.


Çeviri : Muhammed Esed

Ve siz O'nu ne yerde ve ne de gökte aciz bırakıcılar değilsiniz ve sizin için Allah'tan başka bir velî, bir yardımcı da yoktur.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Siz ne yeryüzünde ne de gökte O'nu âciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.


Çeviri : Ömer Öngüt

Sizin, yerde de gökte de kaçacak bir yeriniz yoktur. Sizin Allah’tan başka sahibiniz de, yardımcınız da yoktur.


Çeviri : Şaban Piriş

Sizler ne yerde, ne gökte Allah’ın hâkimiyetinin dışına kaçarak kurtulamazsınız. Sizin Allah’tan başka ne koruyanınız, ne de yardımcınız yoktur.


Çeviri : Suat Yıldırım

Siz, ne yerde, ne de gökte Allâh'(ın yapacağı iş)i engelleyemezsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir koruyucunuz, ne de bir yardımcınız vardır.


Çeviri : Süleyman Ateş

Siz yerde de, gökte de (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Sizin Allah'ın dışında veliniz yoktur, yardım edeniniz de yoktur.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Ne yerde, ne de gökte Allah'ın elinden kurtulamazsınız. Sizin Allah'tan başka bir dostunuz da olmaz, yardımcınız da.


Çeviri : Ümit Şimşek

Siz ne yerde ne de gökte kimseyi âciz bırakamazsınız. Ve sizin, Allah'tan başka ne bir dostunuz vardır ne de bir yardımcınız.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk