90 / BELED - 11

فَلَا ٱقْتَحَمَ ٱلْعَقَبَةَ

Orjinal

Fe laktehamel akabete.

1. fe : o zaman, böylece
2. lâ ıktehame : katlanmadı, geçmedi, aşmadı
3. el akabete : akabe, sarp yokuş, dik yokuş, zor iş

Çeviri : Transliteral

Derken dayanmadı o yokuşa.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Ama o sarp yokuşa tırmanıp geçemedi…


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.


Çeviri : Adem Uğur

El Akabe'ye (o sarp yokuşa) tırmanmayı göze alamadı (insan)!


Çeviri : Ahmed Hulusi

Fakat o, hayır işleyerek, kötülükleri terk ederek zor şeylere göğüs geremedi, sarp yokuşta, zorlu yolda yürüyemedi.


Çeviri : Ahmet Tekin

Fakat o sarp yokuşu aşmaya girişmedi.


Çeviri : Ahmet Varol

Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.


Çeviri : Ali Bulaç

Fakat o, çetin işe atılmadı, (kendisine verilen bunca nimetlere şükretmedi).


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(11-16) Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Ama o, zor gecidi asmaya girisemedi.


Çeviri : Bekir Sadak

Ama o sarp geçidi geçmeye katlanmadı.


Çeviri : Celal Yıldırım

Fakat o, çetin işe atılmadı.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.


Çeviri : Diyanet İşleri

Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(11-16) Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Ne var ki zor yola katlanamadı.


Çeviri : Edip Yüksel

Fakat o göğüs veremedi o (akabeye) sarp yokuşa


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o sarp yokuşa göğüs veremedi.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Fakat o, o sarp yokuşa göğüs veremedi.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Fakat o zor geçidi aşmaya girişmedi.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.


Çeviri : Gültekin Onan

Fakat o, sarp yokuşa saldıramadı.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Fakat (o), sarp yokuşu aşamadı.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Ama o, sarp yokuşu aşmaya girişemedi.


Çeviri : İbni Kesir

Fakat o akabeyi (sarp yokuşu) aşmadı.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Ama o, zor geçide yüklenip girmedi.


Çeviri : Kadri Çelik

Ama o, sarp yokuşa tırmanmayı denemedi...


Çeviri : Muhammed Esed

(10-12) Ve Biz ona iki de tepe yolu gösterdik. Fakat o, o sarp yokuşu geçemedi. O sarp yokuşun ne olduğunu sana ne şey bildirdi?


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat o, sarp geçidi geçmeye katlanamadı.


Çeviri : Ömer Öngüt

O zor geçidi aşamadı.


Çeviri : Şaban Piriş

Fakat o sarp yokuşu aşmaya çalışmadı. (Böyle yaparak verilen nimetlerin şükrünü eda etmedi.)


Çeviri : Suat Yıldırım

Fakat o, sarp yokuşa atılamadı.


Çeviri : Süleyman Ateş

Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Fakat o sarp yokuşu aşamadı.


Çeviri : Ümit Şimşek

Akabeye, sarp yokuşa atılamadı o.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk