90 / BELED - 16

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

Orjinal

Ev miskînen zâ metrabeh(metrabetin).

1. ev : veya
2. miskînen : miskin, yoksul (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi)
3. : sahip
4. metrabetin : turab üstünde olan (toprak üstünde olan) çok fakir, çok yoksul

Çeviri : Transliteral

Yahut yerlere döşenmiş bir yoksulu.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

veya yerde sürünen bir yoksulu.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.


Çeviri : Adem Uğur

Yahut toprağa uzanıp kalmış yoksula yedirip doyurmaktır.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Veya aç, açık, toprağa bulanmış çevresi, çaresi olmayan yoksulları doyurmaktır.


Çeviri : Ahmet Tekin

Yahut toprakta sürünen bir yoksulu. [1]


Çeviri : Ahmet Varol

Veya sürünen bir yoksulu.


Çeviri : Ali Bulaç

Yahud toprak üstüne yığılan miskine...


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(11-16) Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(14-16) Yahut, aclik gununde, yakini olan bir oksuzu, yahut topraga serilmis bir yoksulu doyurmaktir.


Çeviri : Bekir Sadak

(14-15-16) Veya açlık gününde (kıtlık zamanında) hısım sayılan bir yetime veya yere serilmiş (bitkin, kimsesiz) bir yoksula yedirmektir.


Çeviri : Celal Yıldırım

(14-16) Yahut açlık gününde yakın olan bir yetimi veya hiçbir şeyi olmayan bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(14-16) Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Diyanet İşleri

(14-16) Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(11-16) Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Yahut düşkün bir yoksulu...


Çeviri : Edip Yüksel

Veya toprak döşenen bir miskîne


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

veya toprak döşenen (hiçbir varlığı olmayan) bir yoksula...


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Veya hiçbir şeyi olmayan yoksula.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Hiçbir şeyi olmayan yoksulu,


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Veya sürünen bir yoksulu.


Çeviri : Gültekin Onan

yahud toprakda sürünen bir yoksula.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(14-16) Veya bir açlık gününde akrabâlığı olan bir yetîmi veya toz toprak içinde kalmış bir yoksulu doyurmaktır.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Yahut yerde sürünen bir yoksula.


Çeviri : İbni Kesir

Veya çok fakir bir miskini (doyurmaktır).


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Veya yerde sürünen bir yoksulu.


Çeviri : Kadri Çelik

yahut toprağa uzanıp kalmış olan (yabancı) bir yoksulu,


Çeviri : Muhammed Esed

(15-16) Karabet sahibi olan bir yetime. Veyahut yerlere serilmiş bir yoksula.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Yahut da yere serilmiş (bitkin, kimsesiz) bir yoksula.


Çeviri : Ömer Öngüt

Veya sürünen bir düşkünü.


Çeviri : Şaban Piriş

Ya da yeri yatak, (göğü yorgan yapan, barınacak hiçbir yeri olmayan) fakiri doyurmaktır.


Çeviri : Suat Yıldırım

Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.


Çeviri : Süleyman Ateş

Veya sürünen bir yoksulu.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Veya toza toprağa bulanmış yoksula.


Çeviri : Ümit Şimşek

Yahut ezilmiş, boynu bükük bir yoksulu.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk