90 / BELED - 2

وَأَنتَ حِلٌّۢ بِهَٰذَا ٱلْبَلَدِ

Orjinal

Ve ente hıllun bi hâzel beled(beledi).

1. ve ente : ve sen
2. hıllun : mukim, oturan, ikâmet eden, bulunan
3. bi : ile, ... e
4. hâzâ : bu
5. el beledi : belde

Çeviri : Transliteral

Ki sen oturmadasın bu şehirde.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Sen orada oturuyorsun veya orada senin için bir an savaş helal kılınacaktır veya av bile avlanmanın yasak olduğu bu Mekke şehrinde inkârcılar senin kanını helal sayıp seni öldürmeye niyet etmişlerdir veya ey peygamber! Sen Mekke'de ne yaparsan sana helaldir.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Ki sen bu beldedesin,


Çeviri : Adem Uğur

Ki sen bu beldede bir kayıtsızsın!


Çeviri : Ahmed Hulusi

Senin gibi aslı nesli belli birine, işkencenin helâl sayıldığı, hükümranlığını ilan edeceğin, içinde ölüm cezaları verebileceğin, imtiyazlar tanıyabileceğin, haram irtikâp etmeyeceğin bu beldeye yemin ederim.


Çeviri : Ahmet Tekin

Ki sen bu beldede oturmaktasın.


Çeviri : Ahmet Varol

Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,


Çeviri : Ali Bulaç

Sen (Ey Rasûlüm), ikamet ederken bu beldede;


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(1-3) Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki, [759][760]


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(1-2) Bu, Mekke sehrine yemin ederim; ki sen bu sehirde oturmussun.


Çeviri : Bekir Sadak

Sen bu şehirde yerli olarak oturmuşsundur. (Bu şehir sana daha lâyık ve daha helâldir).


Çeviri : Celal Yıldırım

(1-2) Yemin ederim bu beldeye (Mekke şehrine) ki, sen bu şehirde oturacaksın!


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(1-4) Sen bu beldedeyken bu beldeye (Mekke’ye), babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki, biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde (olacak ve bunlara göğüs gerecek şekilde) yarattık.


Çeviri : Diyanet İşleri

(1-2) Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(1-4) Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Ki sen bu kentte oturmaktasın.


Çeviri : Edip Yüksel

Sen hıll iken bu beldede


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Sen bu beldede oturmaktayken.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Ki sen bu beldede oturmaktasın.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Ki sen bu şehre girmektesin.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,


Çeviri : Gültekin Onan

Sen bu beldeye halâl iken.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Ki sen bu beldede oturmaktasın.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Sen de bu beldede oturmuşsun.


Çeviri : İbni Kesir

Ve sen, bu beldede ikâmet ediyorsun.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Sen bu şehirde sakin iken.


Çeviri : Kadri Çelik

senin serbestçe yaşadığın bu beldeyi,


Çeviri : Muhammed Esed

(1-2) Yemin ederim bu beldeye. Ve sen bu beldede ikamet etmektesin.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Sen bu beldede oturmaktasın.


Çeviri : Ömer Öngüt

Sen de bu şehrin insanısın.


Çeviri : Şaban Piriş

Senin bu beldeye girişin hakkı için!


Çeviri : Suat Yıldırım

Ki sen bu şehire girmekte (burada yaşamakta)sın.


Çeviri : Süleyman Ateş

Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

(1-2) Yemin ederim bu beldeye-ki sen de bu beldenin sakinisin.


Çeviri : Ümit Şimşek

Sen bu kente mahremsin/bu kente gireceksin.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk