85 / BÜRUÇ - 6

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

Orjinal

İzhum aleyhâ kuûd(kuûdun).

1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. hum : onlar
3. aleyhâ : onun üzerinde
4. kuûdun : oturmuşlar

Çeviri : Transliteral

O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Hani o zalimler ateşin başında oturup,


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar,


Çeviri : Adem Uğur

Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Ateşin etrafında oturuyorlar, işkence edecekleri mü’minleri ateşin kenarında tutuyorlardı.


Çeviri : Ahmet Tekin

O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.


Çeviri : Ahmet Varol

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : Ali Bulaç

O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(6-7) Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.[742]


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(4-7) Hazirladiklari hendekleri, tutusturulmus atesle doldurarak onun cevresinde oturup, inanmis kimselere dinlerinden donmeleri icin yaptiklari iskenceleri seyredenlerin cani ciksin!


Çeviri : Bekir Sadak

Hani ya onlar ateşin çevresinde oturmuşlardı. .


Çeviri : Celal Yıldırım

(6-7) Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(6-7) O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.


Çeviri : Diyanet İşleri

(4-7) Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(1-7) Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Başında oturmuşlar,


Çeviri : Edip Yüksel

O vakıt ki üzerine oturmuştular


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

O zaman ki, çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Hani o ateşin başına oturmuşlar,


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Hani onlar hendeklerin başında oturuyorlardı.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : Gültekin Onan

O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(6-7) O vakit onlar, onun üzerine (ateşin etrâfında) oturmuş kimseler idiler. Ve onlar, mü’minlere yapmakta olduklarını seyredicilerdi!


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Hani onlar, onun çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : İbni Kesir

Ki onlar, onun (ateşin) etrafında oturmuşlardı.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : Kadri Çelik

Hani, onlar (keyifle) o (ateşi) seyretmişlerdi,


Çeviri : Muhammed Esed

(5-6) Şiddetli tutuşturulmuş ateş (sahipleri). O vakit ki, onlar onun üzerine oturucu idiler.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Hani onlar o ateşin başına oturmuşlardı.


Çeviri : Ömer Öngüt

Kenarında oturmuşlar.


Çeviri : Şaban Piriş

(6-7) Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.


Çeviri : Suat Yıldırım

Onlar, o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.


Çeviri : Süleyman Ateş

Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

(5-6) Tutuşturdukları ateşle dolu hendeklerin karşısına otururlar,


Çeviri : Ümit Şimşek

Onlar onun başında oturmuşlardı.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk