72 / CİN - 8

وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

Orjinal

Ve ennâ le mesnes semâe fe vecednâhâ muliet haresen şedîden ve şuhubâ(şuhuben).

1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. mesnâ : ikişer
4. es semâe : semâ, gökyüzü
5. fe : o zaman, böylece
6. vecednâ-hâ : onu bulduk
7. muliet : doldurulmuş
8. haresen : koruyucular, bekçiler
9. şedîden : şiddetli
10. ve şuhuben : ve şihaplar, yakıcı ışınlar, kayan yıldızlar, ateş şuleleri

Çeviri : Transliteral

Ve gerçekten de biz, göğü yokladık da orasını, kuvvetli bekçilerle ve şihaplarla dolu bulduk.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Cinler devamla: “Gerçekten biz gök yüzünü yokladık ama onu güçlü muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Adem Uğur

"Gerçekten biz semâya dokunduk da onu, güçlü bekçilerle (kuvvelerle) ve şihablarla (anlamamızı önleyen ışınlarla) doldurulmuş bulduk. "


Çeviri : Ahmed Hulusi

'Doğrusu biz göğü yokladık. Fakat onu sağlam, ciddi bekçiler ve kor halinde, düşen gök cisimleriyle, alevlerle dolu gördük.'


Çeviri : Ahmet Tekin

Doğrusu biz göğü yokladık da onu güçlü bekçiler ve parlak ateşlerle doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Ahmet Varol

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."


Çeviri : Ali Bulaç

Doğrusu biz (cinler topluluğu, meleklerin sözünü dinlemek için) semayı yokladık da, onu (meleklerden ibaret) çok kuvvetli bekçiler ve şihaplarla (akan yakıcı yıldızlarla) doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

“Doğrusu biz cinler, göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev hüzmeleri ile doldurulmuş bulduk.”


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

«Dogrusu biz gogu yokladik; onu sert bekciler ve kayan ateslerle doldurulmus bulduk.»


Çeviri : Bekir Sadak

Biz, gerçekten göğü yokladık da sert ve güçlü bekçilerle ve şihablarla dolu bulduk.


Çeviri : Celal Yıldırım

“Doğrusu biz (cinler topluluğu, meleklerin sözünü dinlemek için) semayı yokladık. Fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışınlarla dolu bulduk.”


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

“Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.”


Çeviri : Diyanet İşleri

'Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk.'


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Diyanet Vakfı

'Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk.'


Çeviri : Edip Yüksel

Ve doğrusu biz o Semayı yokladık da onu öyle bulduk ki şiddetli muhafızlar ve şihablarla doldurulmuş


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu biz o göğü yokladık da onu kuvvetli muhafızlar ve atılmaya hazır ateşin aleviyle doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

(Cinler, dediler ki): «Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.»


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Göğü yokladık, orayı sert bekçilerle ve göktaşları ile dopdolu bulduk.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

"Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."


Çeviri : Gültekin Onan

(Cin devamla:) «Biz ciddî bir suretde göğe erişmek istedik. Fakat onu sert bekçilerle ve (yakıcı) şihablarla doldurulmuş bulduk».


Çeviri : Hasan Basri Çantay

'Doğrusu biz, (melâikeleri dinlemek için) göğe dokunduk (orayı yokladık) da onu(artık), kuvvetli bekçiler ve alevli yıldızlarla doldurulmuş bulduk.'


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Doğrusu biz; göğü yokladık da, onu sert bekçiler ve alevlerle doldurulmuş bulduk.


Çeviri : İbni Kesir

Ve gerçekten biz semaya, elbette dokunduk. O zaman onu çok güçlü bekçiler ve şihaplarla (yakıcı ışınlarla) doldurulmuş bulduk.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

“Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve akanyıldızlarla doldurulmuş bulduk.”


Çeviri : Kadri Çelik

Ve (zaman oldu) biz göğe uzandık ama onu güçlü muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk,


Çeviri : Muhammed Esed

«Ve muhakkak ki, biz göğe dokunduk ta hemen onu şiddetli bekçiler ile ve şihaplar ile doldurulmuş bulduk.»


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

"Biz göğü yokladık, onu çok kuvvetli bekçilerle ve alevlerle doldurulmuş bulduk. "


Çeviri : Ömer Öngüt

-Biz, göğü yokladık ve onu şiddetli bir koruma ve alevle dolu bulduk.


Çeviri : Şaban Piriş

-"Biz göğe çıkmak istedik: Bir de ne görelim: orası sert ve kuvvetli bekçiler, şihablar, alevler, (roket gibi mermiler)le dolu!


Çeviri : Suat Yıldırım

Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.


Çeviri : Süleyman Ateş

«Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk.»


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

'Biz göğü yokladık; fakat onu güçlü bekçiler ve alevlerle dolu bulduk.


Çeviri : Ümit Şimşek

"Biz göğe gerçekten dokunduk da onu titiz ve güçlü bekçilerle ve kayıp giden ışınlarla/alevlerle doldurulmuş bulduk."


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk