44 / DUHAN - 13

أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ

Orjinal

Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).

1. ennâ : nasıl
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. ez zikrâ : zikir, hatırlama
4. ve kad : ve olmuştur
5. câe-hum : onlara geldi
6. resûlun : resûl, elçi
7. mubînun : açıkça, apaçık

Çeviri : Transliteral

Siz neredesiniz, öğüt alma nerede ve andolsun ki onlara, her şeyi açıklayan bir Peygamber geldi de.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Ama bu hatırlatma son saatte onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce gerçekleri apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Adem Uğur

Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Hâlbuki onlara apaçık bir Rasûl de gelmişti. . .


Çeviri : Ahmed Hulusi

Onlar için ibret almak, bellemek ne kadar uzak bir mesele. Azâbın kaldırılmasından önce daha büyük ikazlar görmüşler, iman etmemişlerdi. Üstelik kendilerine hak dini, şeriatı açıklayan bir de Rasul gelmişti.


Çeviri : Ahmet Tekin

Onlar için öğüt almak nerede? Oysa kendilerine açıklayıcı bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Ahmet Varol

Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Ali Bulaç

Onlar için düşünmek, ibret almak nerede? Doğrusu kendilerine apaçık anlatan bir Peygamber geldi de,


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Bu öğüt, kıyamet anında onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü daha önce hakikati ortaya apaçık olarak koyan bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(13-14) Nerde onlarda ogut almak? Kendilerine gercegi aciklayan bir peygamber gelmisti ve ondan yuz cevirmisler, «Belletilmis bir deli» demislerdi.


Çeviri : Bekir Sadak

(13-14) Onların düşünüp ibret alması nerede ? Gerçekten kendilerine (Hakk'ı) açıklayan bir peygamber geldiği halde onlar O'ndan yüzçevirdiler de «öğretilmiş bir deli» dediler.


Çeviri : Celal Yıldırım

(13-14) Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti. Sonra ondan yüz çevirmişlerdi ve: “Bu (kendisine bir takım şeyler) öğretilmiş bir delidir!” demişlerdi.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Diyanet İşleri

(13-14) Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, 'Belletilmiş bir deli' demişlerdi.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.


Çeviri : Edip Yüksel

Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.


Çeviri : Gültekin Onan

Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Nerede onlarda ibret almak? Hâlbuki kendilerine gerçekten apaçık beyân eden bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.


Çeviri : İbni Kesir

Onlara (herşeyi) açıklayan bir resûl gelmişti. (Buna rağmen resûlün söylediklerinden) ibret almadılar.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Onlar için hatırlayıp uyanmak nerede? Oysa onlara, (hakikatleri) açıklayıcı bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Kadri Çelik

(Ama) bu hatırlama (Son Saat'te) onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,


Çeviri : Muhammed Esed

(13-14) Onlar için öğüt almak nerede! Halbuki, muhakkak onlara apaçık bildiren bir peygamber geldi. Sonra ondan yüz çevirdiler ve «Öğretilmiş bir mecnûndur,» dediler.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Nerede onlarda düşünüp öğüt almak? Oysa onlara apaçık bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Ömer Öngüt

-Onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.


Çeviri : Şaban Piriş

(13-14) Onlar nerede, iman nerede! Onlar ibret alan, hisse kapan insanlar değil. Böyle olmadıkları için, gerçekleri apaçık anlatan Peygamber geldiği halde ona sırtlarını döndüler de: "Bu, başkaları tarafından bir şeyler belletilmiş delinin teki!" dediler.


Çeviri : Suat Yıldırım

Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.


Çeviri : Süleyman Ateş

Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Onlar nerede, öğüt almak nerede? Halbuki onlara herşeyi açıkça bildiren bir peygamber gelmişti.


Çeviri : Ümit Şimşek

Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk