6 / ENAM - 40

قُلْ أَرَءَيْتَكُمْ إِنْ أَتَىٰكُمْ عَذَابُ ٱللَّهِ أَوْ أَتَتْكُمُ ٱلسَّاعَةُ أَغَيْرَ ٱللَّهِ تَدْعُونَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Orjinal

Kul e raeytekum in etâkum azâbullâhi ev etetkumus sâatu e gayrallâhi ted’ûn(ted’ûne), in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).

1. kul : de, söyle
2. e raeyte-kum : siz (herbiriniz) kendinizi gördünüz mü? Sen halinizi gördün mü? Aczinizi anladın mı? (e raeyte sen gördün mü)
3. in etâ-kum : eğer, şayet size gelse
4. azâbu allâhi : Allah'ın azabı
5. ev etet-kum : veya size gelse
6. es sâatu : o saat, o vakit
7. e gayra allâhi : Allah'tan başkasına mı
8. ted'ûne : dua edersiniz, yalvarırsınız
9. in kuntum : eğer siz iseniz
10. sâdıkîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Çeviri : Transliteral

De ki: Gerçekseniz, size Allah'ın azâbı gelir çatar, yahut başınıza kıyâmet koparsa Allah'tan başkasını mı çağırır, ondan başkasına mı duâ edersiniz, bana haber verir misiniz siz?


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ey inkârcılar! Bana haber verin, size Allah'ın azabı gelecek olsa veya kıyamet saati gelip çatsa, Allah'tan başkasına mı yalvarır, dua edersiniz? Doğru sözlülerden iseniz, söyleyin bana gerçeği.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

De ki: Ne dersiniz; size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse size, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım)!


Çeviri : Adem Uğur

De ki: "Ne hâlde olduğunuzun bilincinde misiniz? Eğer Allâh azabı yahut o saat (vaat edilen olay) size gelse, Allâh'ın gayrına mı yakarırsınız? Eğer doğru sözlü iseniz (itiraf edin). "


Çeviri : Ahmed Hulusi

Onlara:'Size dünyada Allah’ın azâbı gelse, yahut kıyametin kopacağı an ile karşı karşıya gelmek durumunda kalsanız, halinizin ne olacağını hiç düşündünüz mü? Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer doğru sözlü iseniz söyleyin bakalım' de.


Çeviri : Ahmet Tekin

De ki: 'Ne dersiniz, size Allah'ın azabı yahut kıyamet saati gelirse Allah'tan başkasına yalvarır mısınız? Doğru iseniz söyleyin bakalım!'


Çeviri : Ahmet Varol

De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)"


Çeviri : Ali Bulaç

(Ey Rasûlüm), müşriklere söyle: “- Bana haber verir misiniz, eğer Allah’ın azâbı, yahut kıyamet başınıza gelirse, Allah’dan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer doğru söyleyen insanlarsanız... (Putlar ilâh’dır sözünde gerçekçi iseniz, kurtulmanız için onlara yalvarıp dua edin.)


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

De ki: “Ne dersiniz, size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse siz, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin bakalım!”


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

De ki, «Uzerinize Allah'in azabi gelse veya kiyamet saati size gelse, Allah'tan baskasina mi yalvarirsiniz? Dogru iseniz bana bildirin".


Çeviri : Bekir Sadak

De ki: (Ey inkarcı sapıklar!) bana haber verin, size Allah'ın azabı gelecek olsa veya Kıyamet saati gelip çatsa Allah'tan başkasını mı çağırır, duâ edersiniz ? Doğrulardan iseniz (söyleyin gerçeği).


Çeviri : Celal Yıldırım

De ki: “Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da (kıyamet) saati ansızın gelip çatarsa, Allah'tan başkasına mı yalvarır/sığınırsınız? Doğru kimseler iseniz haydi söyleyin (bakalım!).”


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) De ki: “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın).


Çeviri : Diyanet İşleri

De ki, 'Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin'.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

De ki: Ne dersiniz; size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse size, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz (söyleyin bakalım)!


Çeviri : Diyanet Vakfı

De: “Doğruysanız söyleyin bakalım, size ALLAH’ın azabı, yahut o an gelse, ALLAH’tan başkasına mı yalvarırsınız?“


Çeviri : Edip Yüksel

De ki: bir düşünürmüsün kendinizi? eğer Allahın azabı başınıza gelir veya o saat başınıza gelirse Allahdan başkasına mı dua edersiniz? eğer doğru söylerseniz söyleyin bakayım?


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: «Kendinizi bir düşünür müsünüz, Allah'ın azabı başınıza gelse veya kıyamet başınıza kopsa Allah'tan başkasına mı dua edersiniz? Eğer doğru söylüyorsanız söyleyin bakalım!»


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

De ki: «Kendinizi hiç düşündünüz mü, Allah'ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer sözünde doğru kimselerseniz cevap verin».


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

De ki; «Eğer başınıza Allah'ın azabı kıyamet ile yüzyüze gelseniz, doğru konuşacaksanız söyleyin bakalım acaba (bu durumda) Allah'dan başkasına mı yalvarırsınız?


Çeviri : Fizilal-il Kuran

De ki: "Düşündünüz mü hiç; eğer size Tanrı'nın gazabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Tanrı'dan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz..."


Çeviri : Gültekin Onan

De ki: «Bana haber verir misin: Eğer size Allahın azabı gelir, yahud size kıyamet gelib çatarsa Allahdan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer (putlarınızın şefaatçi olduğunu söylemekde) saadık (adamlar) iseniz (çağırın onları bakayım)»!


Çeviri : Hasan Basri Çantay

De ki: 'Söyleyin bakalım! Eğer size Allah’ın azâbı gelse veya size kıyâmet gelse, Allah’dan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz (onlara yalvarın bakalım)!'


Çeviri : Hayrat Neşriyat

De ki: Bana haber verir misiniz, eğer üzerinize Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet gelirse; Allah'tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer sadıklardan iseniz.


Çeviri : İbni Kesir

(Ya Muhammed müşriklere) de ki: “Siz kendinizi gördünüz mü? (halinizi gördünüz mü, aczinizi anladınız mı? Allah’ın âyetlerini inkâr edenler karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir.) Eğer Allah’ın azabı size gelse veya o saat (kıyâmet vakti) size gelse, eğer siz sadıksanız (doğru sözlü iseniz), Allah’tan başkasına mı dua edersiniz?”


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

De ki: “Düşündünüz mü kendinizi hiç? Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet gelip çatsa, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (söyleyin bakayım).”


Çeviri : Kadri Çelik

De ki: "(Bu dünyada) Allahın azabına çarptırıldığınız zaman yahut Son Saat gelip çattığında Allahtan başkasına yalvardığınızı düşünebilir misiniz? (Söyleyin bana,) eğer doğru sözlü insanlar iseniz!


Çeviri : Muhammed Esed

De ki: «Siz bana haber verebilir misiniz? Eğer size Allah Teâlâ'nın azabı gelirse veya size kıyamet gelirse Allah Teâlâ'dan başkasına mı niyazda bulunursunuz? Eğer siz doğru sözlü kimseler iseniz (söyleyin bakalım!).»


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: “Söyleyin bana! Allah'ın azabı size gelse veya kıyamet gelip çatıverse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Eğer doğru sözlü iseniz?”


Çeviri : Ömer Öngüt

De ki: -Eğer doğruysanız bana haber verir misiniz, Allah’ın azabı size ulaşır, veya kıyamet saati size gelip çatarsa, Allahtan başkasına mı yalvarırsınız?


Çeviri : Şaban Piriş

De ki: "Söyleyin bakalım, eğer size Allah’ın azabı gelir yahut kıyamet gelip çatarsa Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru kimseler iseniz haydi söyleyin gerçeği!"


Çeviri : Suat Yıldırım

De ki: "Düşündünüz mü kendinizi hiç? Size Allâh'ın azâbı gelse, ya da o (Duruşma) sâ'at(i) gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru (sözlü) iseniz (söyleyin).


Çeviri : Süleyman Ateş

De ki: «Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah'ın azabı gelirse ya da saat (kıyamet) gelip çatarsa, Allah'tan başkasını mı çağıracaksınız? Eğer doğru sözlüler iseniz (çağırın bakalım.)»


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

De ki: Söyleyin bana, eğer Allah'ın azabı size erişse veya kıyamet başınıza kopacak olsa, Allah'tan başkasına mı yalvaracaksınız? Sözünüzde doğru iseniz, cevap verin.


Çeviri : Ümit Şimşek

De ki: "Bir düşünün bakalım! Allah'ın azabı yakanıza yapışsa yahut o saat gelip çatsa, Allah'tan başkasına mı yakarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin!"


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk