88 / GASİYE - 21

فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ

Orjinal

Fezekkir innemâ ente muzekkir(muzekkirun).

1. fe : o zaman, böylece
2. zekkir : zikret, hatırlat, uyar
3. innemâ : ancak, sadece
4. ente : sen
5. muzekkirun : müzekkir, hatırlatıcı

Çeviri : Transliteral

Artık korkut, öğüt ver, sen, ancak bir korkutucusun, bir öğütçü.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

İşte böyle ey peygamber! Onlara öğüt ver, senin görevin yalnızca öğüt vermektir.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.


Çeviri : Adem Uğur

HATIRLAT; çünkü sen ancak bir hatırlatıcısın (hakikatlerini hatırlatmak için irsâl oldun)!


Çeviri : Ahmed Hulusi

O halde, tebliğe devam et, Kur’ân ile öğüt ver. Çünkü sen vahyi, Kur’ân’ı tebliğ ile memursun, öğüt vericisin.


Çeviri : Ahmet Tekin

Sen öğüt ver. Sen ancak bir öğüt vericisin.


Çeviri : Ahmet Varol

Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.


Çeviri : Ali Bulaç

Artık sen (Ey Rasûlüm, deliller göstererek) nasihat et. Sen ancak bir öğüd vericisin.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Sen ogut ver! Esasen sen sadece bir ogutcusun.


Çeviri : Bekir Sadak

Öğüt ver; çünkü sen ancak bir öğütçüsün.


Çeviri : Celal Yıldırım

(Ey Muhammed!) Sen (Allah'ın nimetlerini) hatırlat ve öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Artık sen öğüt ver! Sen ancak bir öğüt vericisin.


Çeviri : Diyanet İşleri

Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(21-26) O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Hatırlat, çünkü sen hatırlatıcısın.


Çeviri : Edip Yüksel

haydi ıhtar et; sen şimdi sırf bir öğütçüsün


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi öğüt ver, sen şimdi yalnızca bir öğütçüsün!


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.


Çeviri : Gültekin Onan

(Habîbim) sen hemen (onlara Allahın ni'metlerini, tevhîd delîllerini) hatırlat. Sen ancak bir hatırlatıcısın.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(Habîbim, yâ Muhammed!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Öğüt ver, çünkü sen; ancak bir öğütçüsün.


Çeviri : İbni Kesir

Artık zikret (hatırlat), sen sadece müzekkirsin (hatırlatıcısın).


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.


Çeviri : Kadri Çelik

İşte böyle, (ey Peygamber,) onlara öğüt ver; senin görevin yalnız öğüt vermektir:


Çeviri : Muhammed Esed

(21-22) Artık sen hatırlat. Şüphe yok ki, sen ancak bir hatırlatıcısın. Onların üzerlerinde bir musallat (cebbâr) değilsin.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Öğüt ver, hatırlat! Çünkü sen ancak öğüt vericisin.


Çeviri : Ömer Öngüt

-Hatırlat/uyar! Sen ancak uyarıcısın.


Çeviri : Şaban Piriş

İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.


Çeviri : Suat Yıldırım

Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin.


Çeviri : Süleyman Ateş

Artık sen, öğüt verip hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Öğüt ver; çünkü sen öğüt vericisin.


Çeviri : Ümit Şimşek

Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk