88 / GASİYE - 7

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ

Orjinal

Lâ yusminu ve lâ yugnî min cû’(cûın).

1. lâ yusminu : beslemez
2. ve lâ yugnî : ve fayda vermez
3. min cûın : açlıktan, açlığa

Çeviri : Transliteral

Ne besler ve ne doyurur, açlığı defeder.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

O dikenler ne besler ne de açlığı giderir.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

O ise ne besler ne de açlığı giderir.


Çeviri : Adem Uğur

Ne besler ne de açlıktan kurtarır.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Acı kuru dikenler, ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Ahmet Tekin

Ki o ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Ahmet Varol

Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.


Çeviri : Ali Bulaç

O, ne besler, ne açlıktan kurtarır.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(6-7) Semirtmeyen, acligi gidermeyen kotu kokulu bir dikenden baska yiyecekleri yoktur.


Çeviri : Bekir Sadak

O ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Celal Yıldırım

(6-7) Onlara, beslemeyen ve açlık gidermeyen kötü kokulu ve dikenli bitkiden başka yiyecek yoktur.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.


Çeviri : Diyanet İşleri

(6-7) Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(2-7) O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Edip Yüksel

Ne besler ne açlıktan kurtarır


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Ne besler, ne açlıktan kurtarır.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

O da ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Ne doyurup semirtir, ne açlıktan korur.


Çeviri : Gültekin Onan

Ki o, ne semirtir (doyurur), ne de açlığı giderir.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(O) ne besler, ne de açlıktan yana fayda verir!


Çeviri : Hayrat Neşriyat

O, ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Çeviri : İbni Kesir

Beslemez ve açlığa da bir fayda vermez.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.


Çeviri : Kadri Çelik

ne bir güç veren ne de açlığı gideren (dikenlerin).


Çeviri : Muhammed Esed

(5-7) Pek hararetli kaynaktan suvarılacaktır. Onlar için dikenli bir ağaçtan başka bir yiyecek yoktur. Ne semîzletir, ne de açlıktan kurtarır.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

O ne besler, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Ömer Öngüt

Ne semirtir ne açlığı giderir.


Çeviri : Şaban Piriş

Bu diken ne besleyicidir, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Suat Yıldırım

O da ne semirtir, ne de açlığı giderir.


Çeviri : Süleyman Ateş

Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

O da ne besler, ne açlığı giderir.


Çeviri : Ümit Şimşek

Ne semirtir ne açlıktan kurtarır.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk