68 / KALEM - 27

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Orjinal

Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne).

1. bel : hayır, bilâkis
2. nahnu : biz
3. mahrûmûne : mahrum bırakılanlar

Çeviri : Transliteral

Hayır dediler, biz mahrûm olup gitmişiz.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Sonra yanlış yere gelmediklerini ve Allah'ın bir cezası ve imtihanı olduğunu anladıklarında: “Biz mahrum bırakılmışız” dediler.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!


Çeviri : Adem Uğur

"Hayır, (doğru yerdeyiz ama) biz yitirmişleriz!" (dediler).


Çeviri : Ahmed Hulusi

'Yok, yok, biz yoksul bırakılmışız.' dediler.


Çeviri : Ahmet Tekin

'Hayır. Doğrusu biz mahrum bırakıldık.'


Çeviri : Ahmet Varol

"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."


Çeviri : Ali Bulaç

(Etrafa bakınıp kendi bahçeleri olduğunu anladıkları zaman da): “-Hayır, (bahçenin bereketinden) biz mahrum edilmişiz.” dediler.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(25-28) Amaçlarına ulaşacaklarından emin olarak erkenden gittiler. Harap olmuş bostanı gördüklerinde kimileri, “Biz yanlış yere geldik” dediler. Kimileri de, “Hayır, biz mahvolmuşuz” dediler. İçlerinden en feraset sahibi, “Ben size, niçin Allah'ı anmıyorsunuz, dememiş miydim?” dedi!”


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(26-27) Bahceyi gorduklerinde: «Herhalde yolumuzu sasirmis olacagiz; belki de biz yoksun birakildik» dediler.


Çeviri : Bekir Sadak

(26-27) Bahçeyi görünce : «Biz şüphesiz şaşırıp (başka yere) sapmışız, hayır biz mahrum kalmışız» dediler.


Çeviri : Celal Yıldırım

(Kendi bahçeleri olduğunu anladıklarında ise:) “Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) mahrum bırakıldık” (dediler).


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler.


Çeviri : Diyanet İşleri

(26-27) Bahçeyi gördüklerinde: 'Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık' dediler.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!


Çeviri : Diyanet Vakfı

'Yok, doğrusu biz yoksun bırakıldık.'


Çeviri : Edip Yüksel

Yok biz mahrum edilmişiz


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Yok, biz mahrum edilmişiz.» dediler.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

«Yok, biz mahrum edilmişiz.» (dediler).


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Hayır doğrusu biz mahrum bırakıldık.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

"Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."


Çeviri : Gültekin Onan

(Sonra hakıykatı anlayınca da) «Hayır, biz mahrum (kalmış) larız».


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(Kendi bahçeleri olduğunu kabûllenince de:) 'Hayır! (O fakirler değil, asıl) biz (bu ni'metten) mahrum bırakılmış kimseleriz!' (dediler.)


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Hayır, belki de biz mahrum bırakıldık.


Çeviri : İbni Kesir

Hayır, biz mahrum olan kimseleriz.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

“Hayır, biz (her şeyden) yoksun bırakılmış olduk.”


Çeviri : Kadri Çelik

(ve sonra da) "Hayır, galiba elimizden çıkmış!" (dediler).


Çeviri : Muhammed Esed

(26-27) Vaktâ ki o bostanlarını (o halde) gördüler, dediler ki: «Şüphe yok bizler elbette sapık kimseleriz. Hayır, biz mahrum kimseleriz.»


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

"Yok yok! Doğrusu biz mahrum bırakılmışız. "


Çeviri : Ömer Öngüt

-Hayır, Biz mahrum bırakıldık.


Çeviri : Şaban Piriş

Çok geçmeden işi anlayınca: "Hayır! dediler, Doğrusu felakete uğramışız!"


Çeviri : Suat Yıldırım

"Hayır, doğrusu biz mahrum bırakıldık!"


Çeviri : Süleyman Ateş

«Hayır, biz (her şeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık.»


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

'Yok, yanlış gelmedik; mahrum kaldık.'


Çeviri : Ümit Şimşek

"Hayır, hayır! Biz mahrum edilenleriz."


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk