54 / KAMER - 35

نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

Orjinal

Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).

1. ni'meten : nimet
2. min indi-nâ : katımızdan
3. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
4. neczî : cezalandırırız
5. men şekere : şükreden kimseyi

Çeviri : Transliteral

Katımızdan bir nîmet olarak; işte böyle mükâfatlandırırız şükredeni.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

katımızdan bir nimet olarak. İşte biz şükredenleri böyle mükafatlandırırız.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Adem Uğur

İndîmizden bir nimet olmak üzere. . . Şükredeni işte böyle cezalandırırız!


Çeviri : Ahmed Hulusi

Tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık. Şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Ahmet Tekin

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte şükredeni böyle mükafatlandırırız.


Çeviri : Ahmet Varol

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Ali Bulaç

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte (iman ve itaat etmek suretiyle nimetimize) şükür edeni, böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(34-35) Lût ailesi hariç, biz de onların üzerine taş yağdırdık. Katımızdan bir nimet olarak, Lût ailesini seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(34-35) Biz de uzerlerine tas yagdiran bir ruzgar gonderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarini, katimizdan bir nimet olarak seher vakti kurtardik. sukredene iste boyle mukafat veririz.


Çeviri : Bekir Sadak

(34-35) Bunun için biz, üzerlerine taş (yağmuru yağdıran bir kasırga) gönderdik; ancak Lût ailesini katımızdan bir nîmet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredeni biz böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Celal Yıldırım

(34-35) Biz de hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût'un ailesini (iki kızını) katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Diyanet İşleri

(34-35) Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(34-35) Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Katımızdan bir iyilik olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Edip Yüksel

Tarafımızdan bir ni'met olarak, işte şükredeni böyle karşılarız


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafımızdan bir nimet olarak! İşte şükredeni böyle karşılarız.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Tarafımızdan sunulmuş bir nimet olarak. Biz şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Gültekin Onan

Tarafımızdan bir ni'met olarak. İşte şükredenleri biz böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

(34-35) Şübhesiz ki biz, onların üzerine (taş yağdıran) bir kasırga gönderdik; ancak Lût âilesi müstesnâ. Tarafımızdan bir ni'met olarak onları (karısı hâriç) bir seher vaktinde kurtardık. İşte şükreden(ler)i böyle mükâfâtlandırırız!


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Katımızdan bir nimet olarak. İşte Biz; şükredeni böyle mükafatlandırırız.


Çeviri : İbni Kesir

Katımızdan bir ni’met olarak, şükreden kimseyi işte Biz, böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Tarafımızdan bir nimet olarak (kurtardık). İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Kadri Çelik

katımızdan bir nimet olarak; işte biz şükredenleri böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Muhammed Esed

Bizim tarafımızdan bir nîmet olarak, işte şükredeni öylece mükâfaatlandırırız.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Katımızdan bir rahmet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.


Çeviri : Ömer Öngüt

Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Şaban Piriş

(34-35) Biz de Lût’un ailesi dışında, hepsinin üzerine taş savuran bir fırtına gönderdik. Onları ise, tarafımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. İşte şükredenleri Biz böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Suat Yıldırım

Katımızdan bir ni'met olarak. Biz şükredeni böyle mükâfâtlandırırız.


Çeviri : Süleyman Ateş

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Bu ise katımızdan bir nimet idi. Şükredeni Biz böyle ödüllendiririz.


Çeviri : Ümit Şimşek

Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk