18 / KEHF - 93

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

Orjinal

Hattâ izâ belega beynes seddeyni vecede min dûnihimâ kavmen lâ yekâdûne yefkahûne kavlâ(kavlen).

1. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
2. belega : erişti, ulaştı
3. beyne es seddeyni : iki seddin arası
4. vecede : buldu
5. min dûni-himâ : o ikisinden başka
6. kavmen : kavim, topluluk
7. lâ yekâdûne yefkahûne : (neredeyse hiç) anlamayan
8. kavlen : söz

Çeviri : Transliteral

Tâ iki setin arasına vardı, onların yanında bir topluluk buldu ki hemen hiçbir söz anlamıyorlardı.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Ve derken iki set arasında bir yere vardığında, bir toplulukla karşılaştı ki, hemen hemen hiçbir söz anlamıyacak halde idiler.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Adem Uğur

Nihayet iki sed (set, dağ) arasına ulaştı. . . Orada neredeyse -hiçbir- uyarıyı değerlendirmeyecek hâlde bir kavim buldu.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, dağların eteğinde, nerdeyse anlaşabilecekleri müşterek bir dile sahip olmayan bir kavme rastladı.


Çeviri : Ahmet Tekin

Nihayet iki seddin arasına ulaştığında onların önünde neredeyse hiçbir söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Ahmet Varol

seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu.


Çeviri : Ali Bulaç

Nihayet (sed yaptırmış olduğu Ermenistan ve Azerbaycan’daki) iki dağ arasına vardığı zaman, bu dağların önünde bir kavim buldu ki, söz anlamıyacak durumda idiler (lisan bilmiyorlardı).


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Sonunda iki set arasına varınca, bunların ötesinde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir topluluk buldu.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Sonunda, iki dagin arasina varinca, orada nerdeyse hic laf anlamayan bir millete rastladi.


Çeviri : Bekir Sadak

Tâ ki, iki sed arasına ulaştığında, onların önünde neredeyse hiç söz anlamaz bir millete rastladı.


Çeviri : Celal Yıldırım

(92-93) Arkasından yine bir sebebe sarılarak yola koyuldu. Sonunda iki dağ arasına varınca setlerin eteğinde neredeyse hiç söz anlamayan (dil bilmeyen) bir topluluk buldu.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.


Çeviri : Diyanet İşleri

Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiçbir sözü anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Diyanet Vakfı

İki seddin arasına varınca, ötesinde, nerdeyse söz anlamayan bir topluluk buldu.


Çeviri : Edip Yüksel

Tâ iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavm buldu ki hemen hemen söz anlayacak bir halde değil gibi idiler


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında onların önünde, hemen hiç söz anlamayan bir kavim bulmuştu.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Sonunda iki seddin arasına varınca setlerin berisinde nerede ise hiç söz anlamayan bir toplumla karşılaştı.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan (yefkahune) bir kavim buldu.


Çeviri : Gültekin Onan

Nihayet iki dağ arasına ulaşdığı zaman onların önünde hemen hiç bir söz anlamaz bir kavm buldu.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Nihâyet iki dağ arasına varınca, bunların önünde öyle bir kavim buldu ki, (lisan ve anlayış cihetiyle) hemen hemen söz anlamayacak bir hâlde idiler.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

En sonunda iki dağın arasına varınca; orada hemen hemen hiç bir söz anlamayan bir kavme rastladı.


Çeviri : İbni Kesir

İki sed arasına ulaştığı zaman o ikisinden (o iki kavimden) başka, (neredeyse hiç) söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman orada hiç söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Kadri Çelik

Ve derken, iki set arasında (bir yere) vardığında onların yamacında (yaşayan ve onun konuştuğu dilden) çok az şey anlayabilen bir kavme rastladı.


Çeviri : Muhammed Esed

Vaktâ ki, iki dağın arasına kavuştu, onların yakınında bir kavim buldu ki, söz anlayabilmeye yaklaşacak bir halde değildiler.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

En sonunda iki dağın arasına ulaştığında, onların önünde öyle bir kavme rastladı ki, hemen hemen hiçbir sözü anlamıyorlardı.


Çeviri : Ömer Öngüt

Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.


Çeviri : Şaban Piriş

Nihayet iki dağ arasına ulaştığında, onların önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir millet buldu.


Çeviri : Suat Yıldırım

Nihâyet iki sed arasına ulaşınca onların önünde hemen hiç söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Süleyman Ateş

(92-93) Sonra (yine) bir yol tuttu. Nihayet iki dağ arasına ulaştığı zaman orada hiç söz anlamayan bir kavim buldu.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Nihayet iki dağ arasına geldiğinde, onun önünde, hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme rastgeldi.


Çeviri : Ümit Şimşek

Nihayet, iki set arasına ulaştı. Setler arasında öyle bir topluluk buldu ki neredeyse söz anlamıyorlardı.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk