23 / MÜMİNUN - 77

حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا ذَا عَذَابٍ شَدِيدٍ إِذَا هُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

Orjinal

Hattâ izâ fetahnâ aleyhim bâben zâ azâbin şedîdin izâ hum fîhi mublisûn(mublisûne).

1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ fetahnâ : açtığımız zaman
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. bâben : bir kapı
5. zâ azâbin : azap sahibi
6. şedîdin : şiddetli, kuvvetli, güçlü
7. izâ : olduğu zaman
8. hum : onlar
9. fîhi : orada
10. mublisûne : ümitlerini kesen kimseler oldular, ümitlerini kestiler

Çeviri : Transliteral

Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Nihayet üzerlerine şiddetli azap kapısı açtığımız zaman, birde bakarsın ki, onlar orada şaşkın ve ümitsizlik içinde donup kalmışlardır.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!


Çeviri : Adem Uğur

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap sahibi bir kapı açtığımızda, birdenbire o azabın içinde ümitsiz kalıverirler.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Nihayet, üzerlerine, dehşetli bir azap kapısı açtığımızda, ânında şaşkına dönerler, ümitsizliğe düşerler.


Çeviri : Ahmet Tekin

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda onun içinde ümitsiz kalırlar.


Çeviri : Ahmet Varol

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.


Çeviri : Ali Bulaç

Nihayet üzerlerine çok şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman da, onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Sonunda onlara siddetli bir azap kapisi actigimiz zaman umitsiz kaliverdiler.*


Çeviri : Bekir Sadak

Sonunda üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımızda, ansızın şaşırıverdiler de ümitsizliğe kapıldılar.


Çeviri : Celal Yıldırım

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.


Çeviri : Diyanet İşleri

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!


Çeviri : Diyanet Vakfı

Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.


Çeviri : Edip Yüksel

Nihayet üzerlerine şedid azâblı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Sonunda üzerlerine çetin azaplı bir kapı açtığımızda birden onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Ama ağır bir azabın kapısını yüzlerine açtığımızda kurtuluş ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırırlar.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.


Çeviri : Gültekin Onan

Nihayet üzerlerine azâbı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Nihâyet onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda, bir de bakarsın ki onlar bunun içinde ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Sonunda onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda şaşkına dönüp ümitsiz kalıverdiler


Çeviri : İbni Kesir

Nihayet onların üzerine şiddetli azap kapısını açınca, o zaman onlar ümitsizlik içinde (ümitsizliğe düşenler) oldular.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.


Çeviri : Kadri Çelik

ta ki, Biz onların önünde (ceza gününe has) zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler.


Çeviri : Muhammed Esed

Nihâyet onların üzerine bir şiddetli azapkarîn kapı açtığımız vakit de onlar onun içinde ye'se düşmüş mütehayyir kimselerdir.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda, birden ümitsizliğe kapıldılar.


Çeviri : Ömer Öngüt

Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.


Çeviri : Şaban Piriş

Ama ne zaman onların önüne ceza gününe mahsus zorlu bir azap kapısını açarsak, işte o zaman birden bütün ümitlerini yitiriverirler.


Çeviri : Suat Yıldırım

Nihâyet üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.


Çeviri : Süleyman Ateş

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açarız; işte o zaman bütün ümitlerini yitirmiş halde kalıverirler.


Çeviri : Ümit Şimşek

Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk