53 / NECM - 16

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

Orjinal

İz yagşes sidrete mâ yagşâ.

1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. yagşe : örtüyor, bürüyor
3. es sidrete : sidre
4. mâ yagşâ : örten şey, bürüyen şey (ama ne bürüme)

Çeviri : Transliteral

Sidreyi, o sırada neler bürümüş, kaplamıştı, neler.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

O gördüğü zaman, Sidre'yi bürüyordu, bürümekte olan.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.


Çeviri : Adem Uğur

O an ki, Sidre'yi (varlığını) bürüyen (hakikat nûru) bürüyordu (beden hissi kaybolmuş bir hâlde)!


Çeviri : Ahmed Hulusi

Hani Sidre’yi, Allah’ın nuru ve melekler kaplamıştı.


Çeviri : Ahmet Tekin

O zaman (o gördüğünde) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.


Çeviri : Ahmet Varol

Sidreyi örten örtmekte iken,


Çeviri : Ali Bulaç

O dem ki, Sidre’yi bürüyen bürüyordu, (çepçevre meleklerle kaplanmıştı)...


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(11-18) Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Sidre'yi buruyen buruyordu.


Çeviri : Bekir Sadak

Sidre'yi bürüyenler buruyordu o demde.


Çeviri : Celal Yıldırım

O (gördüğü) zaman Sidre'yi kaplayan (meleklerle) kaplamıştı.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.


Çeviri : Diyanet İşleri

Sidre'yi bürüyen bürüyordu.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Tüm bölge olağanüstü biçimde kuşatılmıştı.


Çeviri : Edip Yüksel

O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

O zaman ki, o Sidre'yi bürüyen bürüyordu.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

O sırada ağacı yaman bir şey bürümüştü.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Sidreyi örten örtmekte iken,


Çeviri : Gültekin Onan

O (gördüğü) zaman Sidreyi bürüyordu onu bürümekde olan.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

O zaman Sidre’yi bürümekte olan, bürüyordu.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

O zaman Sidre'yi bürümekte olan bürüyordu.


Çeviri : İbni Kesir

Sidre’yi bürüyen şey bürüyordu.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Sidre'yi örten örtmekte iken.


Çeviri : Kadri Çelik

meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında.


Çeviri : Muhammed Esed

(16-17) O vakit ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu. Göz ne çevrildi ve ne de tecavüz etti.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

O dem ki, Sidre'yi bürüyen bürüyordu.


Çeviri : Ömer Öngüt

Sidre’yi bürüyen bürüyordu.


Çeviri : Şaban Piriş

O dem ki Sidre’yi bir feyiz sarıyor, sardıkça sarıyordu...


Çeviri : Suat Yıldırım

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.


Çeviri : Süleyman Ateş

Sidreyi örten örtmekte iken,


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

O vakit Sidre'yi kaplayan kapladı.


Çeviri : Ümit Şimşek

O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran,


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk