53 / NECM - 7

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ

Orjinal

Ve huve bil ufukil a’lâ.

1. ve huve : ve o
2. bi el ufuki : bir ufukta
3. el a'lâ : üstün olan

Çeviri : Transliteral

Ve o, en yüce tanyerindeydi.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Ufkun en uç noktasında görünerek


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Kendisi en yüksek ufukta iken.


Çeviri : Adem Uğur

O, Ufuk-u Âlâ (tüm dışsallığı kaplamış - âfakta) olduğu hâlde!


Çeviri : Ahmed Hulusi

O, en yüksek ufukta idi.


Çeviri : Ahmet Tekin

O, en yüksek ufuktaydı.


Çeviri : Ahmet Varol

O, en yüksek bir ufuktaydı.


Çeviri : Ali Bulaç

Ve o (Cebrâil) yüksek ufukta idi.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

(5-10) Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.[590]


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(5-7) Ona, cetin kuvvetlere sahip ve guclu olan Cebrail ogretmistir; en yuksek ufukta iken dogruluvermis.


Çeviri : Bekir Sadak

(5-6-7) Onu O'na, çok çetin güce sahip olan Melek (Cebrail) öğretti ki, o güzel bir görünümdedir ve en yüksek ufukta iken doğruldu.


Çeviri : Celal Yıldırım

(5-7) Bu vahyi ona müthiş güçleri olan (Cebrail) öğretti. (O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî suretine girip) doğruldu (Resül'e göründü).


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(5-7) (Kur’an’ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.


Çeviri : Diyanet İşleri

(5-7) Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(5-7) Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti. Sonra en yüksek ufukta iken asıl şekliyle doğruldu.


Çeviri : Diyanet Vakfı

En yüksek ufukta.


Çeviri : Edip Yüksel

Ve o en yüksek ufukta idi


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

O en yüksek ufukta idi.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

O, en yüksek ufukta idi.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Yüce ufuktayken.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

O, en yüksek bir ufuktaydı.


Çeviri : Gültekin Onan

O, en yüksek ufukda idi.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Ve o, (bu mi'râcında) en yüksek ufukta idi.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Ve o; en yüce ufukta idi.


Çeviri : İbni Kesir

Ve o, ufkun en yüksek yerinde (gözüktü).


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

O, en yüksek bir ufuktaydı.


Çeviri : Kadri Çelik

ufkun en uç noktasında görünerek,


Çeviri : Muhammed Esed

(6-7) Bir kuvvet sahibi ki, hemen dosdoğru göründü. Ve o, en yüksek bir sema kıyısında idi.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o, en yüksek bir ufukta idi.


Çeviri : Ömer Öngüt

O, en yüksek ufukta idi.


Çeviri : Şaban Piriş

(5-7) Onu kendisine pek güçlü ve kuvvetli, o üstün akıl ve kemal sahibi olan (melek Cebrail) öğretti. Melek kendi aslî sûretine girip doğruldu. İşte o zaman kendisi en yüce ufukta idi.


Çeviri : Suat Yıldırım

Kendisi yüksek ufukta iken.


Çeviri : Süleyman Ateş

O, en yüksek bir ufuktaydı.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

O zaman ufkun en yukarısında idi.


Çeviri : Ümit Şimşek

En yüksek ufuktadır o.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk