30 / RUM - 29

بَلِ ٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَهْوَآءَهُم بِغَيْرِ عِلْمٍ فَمَن يَهْدِى مَنْ أَضَلَّ ٱللَّهُ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

Orjinal

Belittebeallezîne zalemû ehvâehum bi gayri ilm(ilmin), fe men yehdî men edallallâh(edallallâhu), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).

1. bel : hayır, bilâkis
2. ittebea : tâbî oldu, uydu
3. ellezîne : ki onlar
4. zalemû : zulmettiler
5. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları
6. bi gayri : olmaksızın
7. ilmin : bir bilgi, bir ilim
8. fe : o zaman, böylece
9. men : kimse, kişi
10. yehdî : hidayet eder
11. edalle allâhu : Allah dalâlette bıraktı
12. ve : ve
13. : olmadı
14. lehum : onlarındır, onlar için vardır
15. min : den
16. nâsırîne : yardımcı

Çeviri : Transliteral

Hayır, o zulmedenler, bilgisizce kendi havalarına uydular; Allah'ın saptırdığı kişiyi kim doğru yola sevkedebilir? Ve onlara bir yardımcı da yoktur.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Yaratılış gayesi dışında yaşamak isteyenler, hiçbir kesin bilgileri olmaksızın kendi arzu ve hevesleri peşinde giderler. Allah'ın bu şekilde saptırdıklarını, kim doğru yola iletebilir ve bu işte kim onlara yardım edebilir.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Gel gör ki haksızlık edenler, bilgisizce kötü arzularına uydular. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola eriştirebilir? Onlar için herhangi bir yardımcı yoktur.


Çeviri : Adem Uğur

Hayır, zulmedenler bilgisizce kendi boş istek ve hayallerine tâbi oldular. . . Allâh'ın saptırdığına hidâyet edecek kimdir? Onlar için yardımcı da yoktur!


Çeviri : Ahmed Hulusi

Gel gör ki, inkâr ile isyan ile kendilerine zulmedenler, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenler, haksızlık edenler, şirke girenler şahsî arzu ve ihtiraslarına uydular. Allah’ın, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti tercihlerine özgürlük tanıdığı akıllı ve sorumlu varlıkları kim doğru yola sevk edebilir? Onlara yardım eden de bulunmaz.


Çeviri : Ahmet Tekin

Hayır, zulmedenler bilgisizce arzularına uydular. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola iletebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Ahmet Varol

Hayır, zulmedenler, hiç bir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. Allah'ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiç bir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Ali Bulaç

Doğrusu (şirke varmakla nefislerine) zulmedenler, cahil oldukları halde hevalarına uydular. Artık Allah’ın saptırdığı kimseyi, kim hidayete (Allah’ın dinine) erdirebilir? O kâfirler için (Allah’ın azabını engelliyecek) yardımcılardan da (hiç kimse) bulunmaz.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Ne var ki şirk koşanlar/zalimler, bir hakikat bilgisine dayanmadan kendi arzu ve heveslerinin peşine giderler. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola ulaştırabilir? Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Hayir; zulmedenler, koru korune kendi heveslerine uymuslardir. Allah'in saptirdigi kimseleri kim dogru yola eristirebilir? Onlarin yardimcilari da yoktur.


Çeviri : Bekir Sadak

Ne var ki zulmedenler, bilgisizce kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola iletebilir? Bu durumda onlara yardımcılar da yoktur.


Çeviri : Celal Yıldırım

Fakat (inkâr ederek nefsine) zulmedenler hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi heveslerine uymuşlardır. (İnatları yüzünden) Allah'ın sapıklıkta bıraktığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onların (Allah'ın azabından koruyacak) yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Fakat, zulmedenler bilgisizce nefislerinin arzularına uydular. Allah’ın (bu şekilde) saptırdığı kimseleri kim doğru yola iletir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Diyanet İşleri

Hayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Gel gör ki haksızlık edenler, bilgisizce kötü arzularına uydular. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola eriştirebilir? Onlar için herhangi bir yardımcı yoktur.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Aslında, zalimler bilgisizce kendi kafalarına uydular. ALLAH’ın saptırdığını kim doğruya iletebilir? Onlara hiç kimse yardım etmez.


Çeviri : Edip Yüksel

Fakat zulmedenler hiç bir ılimsiz hevalarına uydular, artık Allahın şaşırddığını kim yola getirebilir? onlara yardımcılardan eser de yoktur


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat zulmedenler bilgisizce heveslerine uydular. Artık Allah'ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onlara yardımcılardan eser de yoktur!


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Fakat zulmedenler, bilgisizce hevalarına uydular. Artık Allah'ın şaşırttığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

Hayır o zulmedenler körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah’ın saptırdığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Hayır, zulmedenler, hiç bir bilgiye dayanmaksızın kendi hevalarına uymuşlardır. Tanrı'nın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiç bir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Gültekin Onan

Hayır, o zulmedenler bilgisizce kendi nevalarına tabi' oldu (lar). Artık Allahın sapdırdığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onlar için yardımcılardan (hiçbir şey) yokdur.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Hayır! Zulmedenler (nefsânî) arzularına bilgisizce uydu(lar). Artık Allah’ın, (kendi isyânı yüzünden) dalâlete attığını kim hidâyete erdirebilir. Onlar için hiçbir yardımcı da yoktur.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Hayır, o zulmedenler; bilgisizce kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : İbni Kesir

Hayır, zalimler ilim sahibi olmaksızın heveslerine tâbî oldular. Bundan sonra Allah’ın dalâlette bıraktığını kim hidayete erdirebilir? Ve onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Hayır, zulmetmekte olanlar, hiç bir bilgiye dayanmaksızın kendi hevalarına uymuşlardır. Allah'ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiç bir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Kadri Çelik

Ne var ki, zulüm işlemeye şartlanmış olanlar bir (hakikat) bilgisine dayanmadan kendi arzu ve heveslerinin peşinde giderler. Allah'ın (bu şekilde) saptırdıklarını kim doğru yola sevk edebilir ve (bu işde) kim onlara yardım edebilir?


Çeviri : Muhammed Esed

Fakat zulmedenler, bilmeksizin kendi hevâlarına tâbi oldular. Artık Allah'ın dalâlete düşürdüğünü kim hidâyete erdirebilir? Ve onlar için yardım edeceklerden (kimse de) yoktur.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Hayır! O zulmedenler körü körüne heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.


Çeviri : Ömer Öngüt

Hayır, O zalimler bilgisizce kendi arzularına uymuşlardır. Allah’ın sapıklıkta bıraktığı kimseye, kim yol gösterir? Onların hiç bir yardımcısı yoktur.


Çeviri : Şaban Piriş

Fakat zalimler bir bilgiye dayanmaksızın, körü körüne heva ve heveslerine tâbi oldular. Allah’ın şaşırttığını artık kim doğru yola getirebilir? Bu işte onlar hiç bir yardımcı bulamazlar.


Çeviri : Suat Yıldırım

Hayır, zulmedenler, bilgisizce keyiflerine uydular. Allâh'ın şaşırttığını (Allâh'ın gönderdiği hidâyete uymadığı için düştüğü sapıklığında terk ettiği kimseyi) kim yola getirebilir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Süleyman Ateş

Hayır, zulmetmekte olanlar, hiç bir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. Allah'ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiç bir yardımcıları yoktur.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın, heveslerinin peşine düştüler. Allah'ın saptırdığını kim yola getirebilir? Onların hiçbir yardımcısı da olmaz.


Çeviri : Ümit Şimşek

Zulme sapanlarsa ilimsiz bir biçimde keyiflerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığına kim yol gösterecek? Böylelerinin yardımcıları yoktur.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk