38 / SAD - 20

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

Orjinal

Ve şedednâ mulkehu ve âteynâhul hikmete ve faslel hıtâb(hıtâbi).

1. ve şedednâ : ve güçlendirdik, kuvvetlendirdik
2. mulke-hu : mülkünü
3. ve âteynâ-hu : ve biz ona verdik
4. el hikmete : hikmet
5. ve fasle el hıtâbi : ve faslı hitap (hak ile bâtılı ayırıp adaletle hükmetme yeteneği)

Çeviri : Transliteral

Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona peygamberlik ve gerçekle bâtılı ayırt ediş bilgisini verdik.


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

Biz de buna karşılık O'nun saltanat ve otoritesini güçlendirdik ve kendisine peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı batıldan ayırma, davaları çözme, açık ve güzel konuşma kabiliyeti vermiştik.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.


Çeviri : Adem Uğur

Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.


Çeviri : Ahmed Hulusi

Biz onun ülkesini, devletini ve hükümranlığını güçlendirdik. Kendisine peygamberlik, ilim, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi, isabetli ifade, çözüm ve hakkı bâtıldan ayırt etme kabiliyeti verdik.


Çeviri : Ahmet Tekin

Onun hükümranlığını güçlendirmiştik. Ona hikmet ve açık, kesin hüküm verme kabiliyeti vermiştik.


Çeviri : Ahmet Varol

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.


Çeviri : Ali Bulaç

Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiştik. Kendisine de peygamberlik ile kaza-hüküm ilmini verdik.


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Onun mülkünü güçlendirdik. Kendisine hikmet ve güzel konuşma vermiştik.


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

Onun hukumranligini kuvvetlendirmistik. Ona hikmet ve kesin hukum selahiyeti vermistik.


Çeviri : Bekir Sadak

Onun mülk ü saltanatını sağlamlaştırdık; Ona hikmet ve hakkı bâtıldan ayırd etme yeteneği verdik.


Çeviri : Celal Yıldırım

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

Biz Davud’un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz (hüküm verme) yeteneği verdik.


Çeviri : Diyanet İşleri

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.


Çeviri : Diyanet Vakfı

Yönetimini güçlendirdik; ona bilgelik ve çok iyi bir yargılama gücü verdik.


Çeviri : Edip Yüksel

Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve fasl-ı hıtab vermiştik.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Hem mülkünü güçlendirmiş, hem de kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Biz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

O'nun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, O'na hikmet ve açık, güzel konuşma yeteneği vermiştik.


Çeviri : Fizilal-il Kuran

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.


Çeviri : Gültekin Onan

Onun mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı Kitâb verdik.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Ve onun saltanatını kuvvetlendirdik ve ona hikmet ve (hak ile bâtılı) ayırd edici konuşma (kabiliyeti) verdik.


Çeviri : Hayrat Neşriyat

Onun mülkünü pekiştirmiş, kendisine hikmet ve kesin söz söyleme hakkı vermiştik.


Çeviri : İbni Kesir

Ve onun mülkünü (idaresini) güçlendirdik. Ve ona, hikmet ve faslı hitap (hak ile bâtılı ayırıp adaletle hükmetme, hitap etme yeteneği) verdik.


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

Onun (Davud'un) mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme (isabetli karar verme) kabiliyeti vermiştik.


Çeviri : Kadri Çelik

Biz de (buna karşılık) o'nun otoritesini güçlendirmiş ve kararlarında hikmet ve basiret üzere olmasını sağlamıştık.


Çeviri : Muhammed Esed

Ve O'nun mülkünü kuvvetlendirmiştik ve O'na hikmet ve fasl-ı hitap vermiş idik.


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve güzel konuşma, anlatma üstünlüğü vermiştik.


Çeviri : Ömer Öngüt

Onun iktidarını güçlendirmiş, ona hikmet ve açık sözlülük vermiştik.


Çeviri : Şaban Piriş

Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik.


Çeviri : Suat Yıldırım

Onun mülkünü güçlendirmiştik, kendisine hikmet (peygamberlik, yüksek bilgi, hakkı bâtıldan ayırma, dâvâları çözme) ve açık, güzel konuşma (yeteneği) vermiştik.


Çeviri : Süleyman Ateş

Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

Biz onun egemenliğini güçlendirmiş ve kendisine hem hikmet, hem de açık ve güzel konuşma yeteneği vermiştik.


Çeviri : Ümit Şimşek

Mülk ve yönetimini güçlendirmiştik. Kendisine hikmet ve hakla bâtılı ayıran söz etme yeteneği vermiştik.


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk