34 / SEBE - 52

وَقَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

Orjinal

Ve kâlû âmennâ bih(bihî), ve ennâ lehumut tenâvuşu min mekânin baîd(baîdin).

1. ve kâlû : ve dediler
2. âmennâ : biz îmân ettik
3. bihî : ona
4. ve ennâ : ve nasıl olur
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. et tenâvuşu : elde etmek
7. min mekânin : bir mekândan, bir yerden
8. baîdin : uzak

Çeviri : Transliteral

Ve diyecekler ki: İnandık ona, fakat bu uzak bir yerde nereden îmana kavuşacaklar, ondan faydalanacaklar?


Çeviri : Abdulbaki Gölpınarlı

İş işten geçtikten sonra o gün: “Biz O'na iman ettik” derler; ama uzak yerden, yani dünyaya tekrar dönüp kurtuluşa ermeleri onlar için ne mümkün.


Çeviri : Abdullah Parlıyan

(İş işten geçtikten sonra:) "Ona inandık" demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?


Çeviri : Adem Uğur

"O'na (hakikatimizde olarak) iman ettik" dediler. . . (Öyle olsaydı) bu uzaklık nasıl oluşurdu ki!


Çeviri : Ahmed Hulusi

İş işten geçtikten sonra:'Ona iman ettik' demişlerdir. Uzak bir yerden, ulaşılması mümkün olmayan bir yerden imana el uzatmak, ona kavuşmak, onlar için ne mümkün!


Çeviri : Ahmet Tekin

'Ona inandık' derler. Ama onlar için, uzak bir yerden [3] (imana) ulaşmak nerede?


Çeviri : Ahmet Varol

"Biz O'na iman ettik" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?


Çeviri : Ali Bulaç

(Ve azabı gördükleri zaman): “-Biz O’na= Hz. Muhammed’e (s.a.v.) iman ettik.” demektedirler; fakat uzak bir yerden (ahiretten) tevbe etmek nerede?


Çeviri : Ali Fikri Yavuz

Onlar o zaman, “Gerçeğe inandık” derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşacaklar?


Çeviri : Bayraktar Bayraklı

(51-52) Onlari korktuklari zaman bir gorsen; artik kurtulus yoktur; cehenneme yakin bir yerde yakalanmislardir. O zaman, «Allah'a inandik» derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasil kolayca ulasirlar?


Çeviri : Bekir Sadak

«Biz O'na imân ettik» derler. Ama uzak bir yerden (Âhiret'ten imâna) el sunmak (Dünya'ya yeniden döndürülmek) onlara nereden?


Çeviri : Celal Yıldırım

(Azabı gördükleri zaman:) “Biz O'na (Peygamber'e) inandık” derler. Ama iyice uzağında kaldıkları (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imanı nasıl yakalayacaklar?


Çeviri : Cemal Külünkoğlu

(Azabı görünce), “ona inandık derler” ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?


Çeviri : Diyanet İşleri

(51-52) Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, 'Allah'a inandık' derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?


Çeviri : Diyanet İşleri (eski)

(İş işten geçtikten sonra:) «Ona inandık» demişlerdir, ama uzak yerden (dünya hayatı gelip geçtikten sonra) imana kavuşmak onlar için nasıl mümkün olur?


Çeviri : Diyanet Vakfı

'Ona inandık,' derler. Uzak bir yerden ona nasıl ulaşabilirler?


Çeviri : Edip Yüksel

Ve «iyman ettik ona» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır

Ve: «O'na iman ettik!» demektedirler, fakat onlara uzak yerden el sunmak nerede?


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş)

Ve: «O'na iman ettik» demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?


Çeviri : Elmalılı Hamdi Yazır (sadeleştirilmiş - 2)

O'na inandık derler, ama artık iyice uzağında kaldıkları imanı nasıl yakalayacaklardır?


Çeviri : Fizilal-il Kuran

"Biz O'na inandık" derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?


Çeviri : Gültekin Onan

«Ona îman etdik» demişlerdir. Fakat onlar için (dünyâye) uzak (kalmış) bir yerden (tevbeye) el sunmak nerede?.


Çeviri : Hasan Basri Çantay

Artık (iş işten geçtikten sonra): 'Ona (Muhammed’e) îmân ettik' demişlerdir. Fakat uzak bir yerden (âhiret âleminden, dünyada olması gereken îmânı) elde etmek, onlar için nasıl (mümkün) olur?


Çeviri : Hayrat Neşriyat

O'na inandık demişlerdir. Ama uzak bir yerden nasıl kolayca imana ulaşılır?


Çeviri : İbni Kesir

Ve "O’na îmân ettik." dediler. (Hidayete) uzak bir yerden (dalâletten) onlar (îmânı) nasıl elde ederler?


Çeviri : İmam İskender Ali Mihr

“Biz ona (Kur'an'a) iman ettik” derler; ancak onu uzak bir yerden (berzahtan dünyaya) nasıl uzanıp alacaklar ki?


Çeviri : Kadri Çelik

ve (görsen, nasıl) "Biz (şimdi) ona inandık!" diye yalvarırlar fakat nasıl bu kadar uzaktan (kurtuluşa) ere(ceklerini ümit ede)bilirler?


Çeviri : Muhammed Esed

Ve demiş olurlar ki, ona imân ettik. Fakat onlara uzak bir yerden el sunmak nerede?


Çeviri : Ömer Nasuhi Bilmen

"Ona inandık!" demektedirler. Amma uzak yerden el sunmak (dünyaya yeniden döndürülmek) nasıl mümkün olur?


Çeviri : Ömer Öngüt

-Ona inandık, derler. Bu kadar uzak yerden ona nasıl ulaşılır? (İnanmak neye yarar?)


Çeviri : Şaban Piriş

İş işten geçtikten sonra "Peygambere inandık." demektedirler; ama uzak yerden, ta dünyadan imanı nasıl alabilsinler?


Çeviri : Suat Yıldırım

"Ona inandık" demektedirler, ama uzak yerden (tâ dünyâdan imanı) nasıl alabilsinler?


Çeviri : Süleyman Ateş

«Biz O'na iman ettik» derler; ancak onlara uzak bir yerden (ahiretten imana) el uzatmak nerede?


Çeviri : Tefhim-ul Kuran

'Ona iman ettik' demektedirler. Ama o kadar uzaktan imana el atmak ne mümkün?


Çeviri : Ümit Şimşek

"Ona inandık!" dediler. Ama nasıl mümkün olur onlar için imana ulaşmak o uzak yerden!


Çeviri : Yaşar Nuri Öztürk