Yüzünü ekşitti ve döndü,

kör olan kimse geldi diye.

Ne bilirsin belkide O senden öğrenecekleriyle günahlarından temizlenecekti.

Yahutta kendisine hakikat hatırlatılacak ve bu hatırlatma kendisine fayda verecekti.

Konuşmakta olduğun Kureyş'in ileri gelenlerinden, kendilerini herşeye yeterli görenlere gelince;

sen bütün ilgiyi onlara gösterip onların üstüne düştükçe düşüyorsun.

Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.

Ama sana koşarak gelen

ve Allah'tan korkan kimseyi ise,

görmezden gelip başkalarıyla meşgul oluyorsun.

Hayır, hayır böyle yapma. O Kur'ân elbette bir öğüttür.

Bunun için kim istekliyse O'nu hatırlayıp öğüt alabilir.

O Kur'ân Allah katında kıymetli, şerefli şanlı sahifelerdedir.

Değeri yüksek, makamı yüksek ve insanî ve şeytânî katkılardan ve her türlü eksiklikten uzak ve tertemizdir.

O şanlı sahifeler ki, Allah'ın kendisiyle peygamberleri arasında elçi kıldığı meleklerin elleriyle gönderilip yayılmaktadır.

O melekler Allah katında yüce ve salih varlıklardır. Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmezler, emredildikleri şeyi yaparlar.

Geberesice insan ne kadar da nankördür.

Allah o nankörü hangi şeyden yarattı ki, kalkıp Rabbine büyüklenerek baş kaldırıyor.

Bir damla sudan yarattı da, bir ölçüye biçime soktu.

Sonra ona tüm yönleriyle hayatı kolaylaştırdı.

Sonra da öldürmüş, kabre sokmuştur.

Daha sonrada dilediği zamanda onu tekrar diriltecek.

Gerçekten de insanoğlu Allah'ın kendisine emrettiklerini layıkıyle yerine getirmedi gitti.

O halde insan bir kerede yediği şeylere baksın.

Şüphesiz biz gücümüzle bulutlardan yeryüzüne bol bol yağmur yağdırmaktayız.

Sonra o yeryüzünü bitki ve nebatları çıkarmak için güzelce kabartıp yarmaktayız.

Derken o yeryüzünde tahıllar yetiştirmekteyiz.

Ayrıca üzümler ve yoncalar,

zeytinler ve hurmalar,

iri ve sık ağaçlı bahçeler,

meyveler ve otlaklar.

Tüm bunlar sizin ve hayvanlarınızın geçimi için lutfedilmektedir.

Derken kulakları sağır edercesine gelecek olan kıyametin çağrısı duyulunca…

İşte o gün kişi kaçar kardeşinden,

annesinden ve babasından,

eşinden ve çocuklarından.

Her kişinin o gün kendine yetecek derdi ve meşguliyeti vardır.

Bazı yüzler o gün mutlulukla parıldayacak.

Güleç ve müjdelere sevinmiş durumda olacak.

Bazı yüzler de vardır ki, o gün üzerlerini toz toprak bürümüş.

Onu da bir karanlık kaplayacaktır.

İşte bunlar hakkı örtbas edip, doğru yoldan sapan kimselerdir.