Asıldı yüzü ve çevirdi yüzünü!

O âmâ geldi diye.

Ne bilirsin, belki o arınacak!

Yahut hatırlatılanı düşünecek de böylece o zikra (hatırlatma) kendisine fayda verecek!

Kendini mustağni görene gelince. . .

Sen ona ilgi gösteriyorsun!

Onun arınmamasından sana ne!

Ama sana öğrenme hevesiyle gelen o!

O haşyet duyuyor!

Sen onunla ilgilenmiyorsun!

Hayır, muhakkak ki o hatırlatmadır.

Dileyen Onu hatırlar!

Çok şerefli kayıtlardadır,

Ulviyete yükseltilmiş ve tümüyle arınmış!

Sefere'nin (yazıcı meleklerin) elleri (kuvveleri) ile.

Keriym (şerefli, üstün) ve Barr (daima iyilik ve tâat sadır olan Sefere).

Ölesi (de hakikati göresi) insan, ne kadar da inkârcıdır!

Hangi şeyden yarattı onu?

Bir nutfeden yarattı onu; tabiatını oluşturdu!

Sonra yolunu kolaylaştırdı ona.

Sonra öldürdü de kabre (bedene) yerleştirdi onu.

Sonra onu dilediğinde kabrinden (bedeninden) bâ's eder.

Hayır! Ona emrettiği şeyi henüz yerine getirmedi (Hilâfetinin tam hakkını veremedi).

İnsan yediğine bir baksın!

Doğrusu biz o suyu bolca akıtıp döktük.

Sonra arzı bir şakk ile yardık da (böylece),

Orada ekinler yetiştirdik.

Üzüm, taze yonca,

Zeytin, hurma,

Sık ve iri ağaçlı bahçeler,

Meyve ve çayır,

Siz ve en'amınız yararlansın diye.

O korkunç sayha duyulduğunda,

O süreçte kişi, kardeşinden kaçar,

Anasından, babasından,

Karısından ve oğullarından!

O süreçte onlardan her birinin derdi kendi işidir!

O süreçte yüzler (vardır) parıldar!

Gülen, müjdelendiğiyle sevinçli!

O süreçte nice yüzler de (vardır) toz kapatmış!

Onu da karalık bürür!

İşte bunlar facir (bâtıla meyleden) hakikat bilgisini inkâr edenlerin ta kendileridirler!