(1-2) (Peygamber) kendisine kör adam geldi diye yüzünü ekşitti ve çevirdi.

(1-2) (Peygamber) kendisine kör adam geldi diye yüzünü ekşitti ve çevirdi.

(3-4) (Resulüm!) Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) temizlenecekti yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

(3-4) (Resulüm!) Onun halini sana hangi şey bildirdi? Belki o, (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) temizlenecekti yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

(5-7) Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince; sen, ona dönüp sözüne kulak veriyorsun. Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.

(5-7) Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince; sen, ona dönüp sözüne kulak veriyorsun. Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.

(5-7) Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince; sen, ona dönüp sözüne kulak veriyorsun. Oysa onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin.

(8-10) Ama sana koşarak gelen kimse var ya, işte o, Allah'a karşı gelmekten sakınarak sana gelmişken, sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun (onunla ilgilenmiyorsun).

(8-10) Ama sana koşarak gelen kimse var ya, işte o, Allah'a karşı gelmekten sakınarak sana gelmişken, sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun (onunla ilgilenmiyorsun).

(8-10) Ama sana koşarak gelen kimse var ya, işte o, Allah'a karşı gelmekten sakınarak sana gelmişken, sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun (onunla ilgilenmiyorsun).

(11-12) Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Çünkü o (Kur'an) bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır.

(11-12) Hayır! (Böyle yapman doğru değil.) Çünkü o (Kur'an) bir öğüttür. Dileyen ondan öğüt alır.

(13-14) O (Kur'an, Allah katında) çok değerli ve tertemiz tutulan sahifelerdedir.

(13-14) O (Kur'an, Allah katında) çok değerli ve tertemiz tutulan sahifelerdedir.

(15-16) (O Kur'an) şerefli, itaatkâr ve güvenilir kâtiplerin elleri ile yazılmıştır.

(15-16) (O Kur'an) şerefli, itaatkâr ve güvenilir kâtiplerin elleri ile yazılmıştır.

Kahrolası (inkârcı) insan, ne kadar da nankördür.

Allah, onu hangi şeyden yarattı (hiç düşünmez mi)?

Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona (en güzel surette) şekil verdi.

Sonra da (yaşayıp geçinme, anlayıp inanma) yolunu ona kolaylaştırdı.

Sonra onu öldürdü ve kabre gömdürdü.

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltecek.

Hayır, (insan) hala Allah'ın kendisine emrettiğini yapmadı (Allah'ın istediği gibi yaşamadı).

Bir de insan, yiyeceklerin(in kaynağın)a bir baksın.

Gerçekten biz, suyu (yağmuru) bol bol yağdırdık.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(26-31) Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık. Böylece onda taneler bitirdik. Üzüm (bağları) ve yoncalar, zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar, boyları birbiriyle yarışan iç içe girmiş ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar yetiştirdik.

(Bütün bunları) sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için yaptık.

Kulakları sağırlaştıracak o kıyamet gürültüsü geldiği zaman.

(34-36) O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

(34-36) O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

(34-36) O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

O gün, onlardan her birinin kendine yetecek bir derdi vardır.

(38-39) O gün bir takım yüzler vardır ki, parıldarlar, gülerler (ve) sevinirler.

(38-39) O gün bir takım yüzler vardır ki, parıldarlar, gülerler (ve) sevinirler.

(40-41) O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları karanlık ve karalık kaplayacaktır.

(40-41) O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler. Onları karanlık ve karalık kaplayacaktır.

İşte onlar, inkârcılardır, günaha dalanlardır.