Yüzünü asıp çevirdi,

Kendisine a'ma geldi diye.

Ne bilirsin belki de o, temizlenecekti.

Yahut öğüt alacaktı da bu, kendisine fayda verecekti.

Ama kendisini müstağni gören.

İşte sen, onu karşına alıyorsun.

Halbuki onun temizlenmemesinden sana ne?

Ama sana koşarak gelen,

Ki o, korkar durumdadır.

Sen ona aldırmıyor, oyalanıyorsun.

Sakın; çünkü bu, bir öğüttür.

Dileyen onu düşünüp öğüy alır.

O, çok şerefli sahifelerdedir.

Yüceltilmiş ve temizlenmiştir.

Katiblerin elleriyle.

Kıymetli, saygıdeğer.

Canı çıksın o insanın. Ne de nankördür o.

Neden yaratmış onu?

Meniden yarattı onu da, takdir etti.

Sonra ona tutacağı yolu kolaylaştırmış.

Sonra da onu öldürdü, kabre koydu.

Sonra dilediğinde onu tekrar çıkaracak.

Hayır; Allah'ın emrettiğini yerine getirmemiştir.

Öyle ya insan yiyeceğine bir baksın.

Doğrusu Biz; o suyu, bol bol indirdik.

Sonra toprağı iyiden iyiye yardık.

Böylece orada tane bitirdik.

Üzüm ve yonca,

Zeytin ve hurma,

Sık ve bol ağaçlı bahçeler.

Meyve ve mer'a.

Sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için.

O büyük gürültü geldiği zaman;

Kişinin kaçacağı gün; kardeşinden,

Anasından ve babasından.

Eşinden ve oğullarından.

O gün; herkesin kendisine yeter bir işi vardır.

O gün; yüzler vardır, parıl parıl parlar.

Güleç, sevinçli,

O gün; yüzler de vardır, tozlanmış,

Bir karanlık bürümüştür.

İşte bunlar; kafirler ve facirlerdir.