(Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Kendisine o âmâ geldi diye.

Resulüm! Ne bilirsin, belki o (senden öğrendikleriyle) temizlenecekti.

Yahut öğüt alacaktı da, bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Kendini sana muhtaç görmeyene gelince,

İşte sen ona yöneliyorsun.

Oysa ki sen onun (müslüman olmayıp) temizlenmemesinden sorumlu değilsin.

Fakat sana koşarak gelen yok mu?

Ki o, korkar durumdadır.

Sen onunla ilgilenmiyorsun.

Hayır! Öyle yapma. Çünkü o (Kur'an) bir öğüttür.

Dileyen ondan öğüt alır.

O, çok şerefli sayfalardadır.

Yüceltilmiş ve tertemiz kılınmıştır.

Kâtip (melek) lerin elleriyle (yazılmıştır).

Ki o kâtipler kıymetli ve güvenilirdirler.

Kahrolası insan! Ne kadar da nankör!

Onu yaratan hangi şeyden yarattı?

Onu nutfeden (spermadan) yaratıp (merhalelerden geçirerek) şekil verdi.

Sonra ona tutacağı yolu kolaylaştırdı.

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

Daha sonra dilediği zaman onu tekrar diriltir.

Hayır! Doğrusu insan, henüz Allah'ın emrettiğini yapmadı.

İnsan yediğine bir baksın!

Doğrusu biz suyu bol bol indirdik.

Sonra toprağı iyice yardık.

Orada taneler (hububat) bitirdik.

Üzümler ve yoncalar.

Zeytinler ve hurmalar.

İri ve sık ağaçlı bahçeler.

Meyveler ve çayırlar.

Kendinize ve hayvanlarınıza rızık olması için.

Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman!

Kişi o gün kardeşinden kaçar.

Anasından ve babasından.

Karısından ve oğullarından.

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

O gün bir takım yüzler vardır, parıl parıldır.

Gülmekte ve sevinmektedirler.

O gün bir takım yüzler vardır, üzerini toz kaplamıştır.

Karanlıklar örtmüştür.

İşte kâfirler, fâcirler bunlardır.