(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

Ona gözleri görmeyen kimse geldi diye.

Ne bilirsin belki o, arınacaktır.

Veya öğüt alacak da öğüt ona fayda verecektir.

Ama, kendisini ihtiyaçsız görene..

Sen, yöneliyorsun ona..

Arınmamasından sana ne!

Ama, sana koşarak gelen..

Ve korkarak..

Sen ise ilgilenmiyorsun.

Hayır, (şunu iyi bil ki) şüphesiz bu, bir tezkire/pasaporttur.

Dileyen kimse onu korur/aklında tutar.

Şerefli sahifelerde..

Yükseltilmiş ve tertemiz..

Elçilerin elleriyle..

Şerefli ve tertemiz..

Kahrolası insan ne de nankör!

Allah, onu hangi şeyden yarattı?

Bir sperm damlasından onu yaratıp, güçlendirdi.

Sonra da ona yolu kolaylaştırdı.

Sonra, onu öldürüp, kabre koydu.

Sonra, onu dilediği zaman yeniden diriltecek.

-Hayır, buna rağmen, henüz onun emrini yerine getirmedi.

İnsan yemeğine bir baksın.

Ki, biz suyu döktükçe döktük.

Sonra yeri yardıkça yardık.

Ve orada taneler bitirdik.

Üzümler, sebzeler..

Zeytinler, hurmalar..

İri ağaçlı bahçeler.

Meyveler ve otlaklar..

Sizin ve hayvanlarınız için bir meta olarak..

O büyük gürültü geldiği zaman,

O gün kişi kardeşinden kaçar.

Anasından, babasından..

Eşinden ve evladından..

O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.

Yüzler vardır o gün apaydınlık.

Güleç ve neşeli..

Yüzler vardır o gün, üzeri tozlu..

Karartı bürümüş.

İşte onlar, kafirler ve facirler, onlardır.