(Ey Rasûlüm), Rabbinin çok yüce adını tesbih et; (Sübhane Rabbiye’l-A’lâ, de).

O Rabbin ki (her şeyi) yarattı da düzenine koydu.

O Rabbin ki, (eşyanın cins ve nevilerini) takdir etti de doğru yolu gösterdi.

O Rabbin ki, (yemyeşil) otlakları çıkardı;

Sonra da onu, kurumuş, kararmış bir hale çevirdi.

Bundan böyle, sana (Cebrâil’in öğreteceği üzere) Kur’an okutacağız da unutmıyacaksın.

Ancak Allah’ın (nesh edip de unutulmasını) dilediği müstesna... Çünkü O, aşikârı da bilir, gizliyi de...

Hem seni, (vahy ezberlemek, şeriatı tebliğ etmek hususunda) en kolay yola muvaffak kılacağız.

O halde, fayda versin (yahud fayda vermesin), sen Kur’an ile öğüd ver; (tebliğ vazifeni yap).

Muhakkak ki Allah’dan korkan öğüd alacaktır.

Kâfir olan ise, öğüd almaktan kaçınacaktır.

Ki o, en büyük ateşe girecek;

Sonra orada ne ölecek, ne de hayat bulacaktır...

Gerçekten kurtulmuştur, (küfür ve masiyyetten) temizlenen;

Ve Rabbinin ismini anıp da namaz kılan...

Fakat (ey kâfirler!) siz dünya hayatını (ahirete) tercih ediyorsunuz.

Halbuki ahiret, daha hayırlı ve daha devamlıdır.

Doğrusu bu, (on dördüncü âyetten itibaren olan hükümler) evvelkilerin kitaplarında vardır:

İbrahîm’in ve Mûsa’nın kitaplarında...