Elif lâm mîm.


1. _empty_ :

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm(kayyûmu).


1. allâhu : Allah
2. lâ ilâhe : ilâh yoktur
3. (lâ ).....illâ : ...'den başka (yoktur)
4. huve : o
5. el hayyu : hayy olan, diri olan, canlı olan
6. el kayyûmu : kayyum olan, zatı ile daimî, bâki olan, herşeyi (kâinatı) idare eden

Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîl(incîle).


1. nezzele : indirdi
2. aleyke : sana
3. el kitâbe : kitap
4. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
5. musaddikan : tasdik eden, doğrulayan
6. li-mâ : şeyi
7. beyne : arasında
8. yedeyhi (beyne yedeyhi ) : onun elleri (elleri arasında, ellerinde, önlerinde)
9. ve enzele : ve indirdi
10. et tevrâte : Tevrat
11. ve el incîle : ve İncil

Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkân(furkâne), innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîd(şedîdun), vallâhu azîzun zuntikâm(zuntikâmin).


1. min kablu : önceden, daha önce
2. huden : hidayet, hidayete erdiren
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. ve enzele : ve indirdi
5. el furkâne : furkan, hakkı bâtıldan ayırma, idrak
6. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
7. keferû : inkâr ettiler
8. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. azâbun şedîdun : şiddetli azap
11. ve allâhu : ve Allah
12. azîzun : azîz, üstün
13. zû intikâmin : intikam sahibi

İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’(semâi).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. lâ yahfâ : gizli değildir
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. şey'un : bir şey
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. ve lâ fî es semâi : ve semâda, gökte

Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’(yeşâu), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. huve ellezî : O ki
2. yusavviru-kum : sizi tasvir eder, şekil verir, şekillendirir
3. fî el erhâmi : rahimlerde, rahimler içinde
4. keyfe yeşâu : nasıl dilerse
5. lâ ilâhe (lâ).... illâ : ilâh yoktur ... ‘den başka (yoktur)
6. huve : o
7. el azîzu : azîz, üstün
8. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihât(muteşâbihâtun), fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâh(illâllâhu), ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâb(elbâbi).


1. huve ellezî : O ki
2. enzele : indirdi
3. aleyke : sana
4. el kitâbe : kitap
5. min-hu : ondan
6. âyâtun : âyetler
7. muhkemâtun : muhkem, hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan, kesin hükmedilmiş olan
8. hunne : onlar
9. ummu el kitâbi : bütün semavî kitapları ihtiva eden ana kitap
10. ve uharu : ve diğerleri
11. muteşâbihâtun : tevile tâbî, yoruma açık
12. fe emmâ ellezîne : fakat onlar
13. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
14. zeygun : eğrilik, bâtıla meyil
15. fe : o zaman, böylece
16. yettebiûne : tâbî olurlar
17. mâ teşâbehe : muteşâbih olanlara, yorum gerektirenlere
18. ibtigâe : aradı, istedi, diledi
19. el fitneti : fitne
20. ve ibtigâe : ve amaç edindi, istedi
21. te'vîli-hi : onun tevilini, açıklamasını, yorumunu
22. ve mâ ya'lemu : ve bilmez
23. te'vîle-hu : onun tevilini, açıklamasını, yorumunu
24. illâ allâhu : Allah'tan başka
25. ve er râsihûne : rûsuh sahipleri
26. fî el ilmi : ilimde, bilgide
27. yekûlûne : derler
28. âmennâ bihi : biz ona inandık, ona îmân ettik
29. kullun : hepsi
30. min indi rabbi-nâ : Rabbimiz'in katından
31. ve mâ yezzekkeru : ve tezekkür edemez, düşünemez
32. illâ ulû el elbâbi : ancak, sadece lübblerin, sırların sahipleri

Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb(vehhâbu).


1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. lâ tuzig : saptırma, kaydırma
3. kulûbe-nâ : kalplerimizi
4. ba'de : sonra
5. iz hedeyte-nâ : bizi hidayete erdirdiğin zaman
6. veheb lenâ : bize vehbi olarak ihsan et, bağışla
7. min ledun-ke : senin katından
8. rahmeten : rahmet
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. ente : sen
11. el vehhâbu : ihsan eden, bağışlayan, hak kazanmadan veren, karşılıksız veren

Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd(mîâde).


1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. inne-ke : muhakkak ki sen
3. câmiu : toplayan, toplayacak olan
4. en nâsi : insanlar
5. li yevmin : o günde
6. lâ raybe : şek, şüphe yok
7. fîhî : onun hakkında
8. inne allâhe : muhakkak ki Allah
9. lâ yuhlifu : değiştirmez, dönmez
10. el mîâde : vaad edilen, vaad edilen şey

İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’â(şey’en), ve ûlâike hum vekûdun nâr(nâri).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. len tugniye : asla fayda etmez
4. an-hum : onlardan
5. emvâlu-hum : onların malları
6. ve lâ : ve olmaz, olmasın
7. evlâdu-hum : ve onların evlâtları
8. min allâhi : Allah'tan
9. şey'en : bir şey
10. ve ûlâike : ve işte onlar
11. hum : onlar
12. vakûdu : yakacak, yakıt
13. en nâri : ateş

Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. ke de'bi : gibi, benzer, durumu gibi
2. âli fir'avne : firavun ailesi
3. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
4. min kabli-him : onlardan önce
5. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
6. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
7. fe ehaze-hum allâhu : bunun üzerine Allah onları yakaladı
8. bi zunûbi-him : günahları ile, günahları sebebiyle
9. ve allâhu : ve Allah
10. şedîdu el ıkâbi : ikâbın (azabın) şiddeti, ikâbı (azabı) şiddetli

Kul lillezîne keferû se tuglebûne ve tuhşerûne ilâ cehennem(cehenneme), ve bi’sel mihâd(mihâdu).


1. kul : de, söyle
2. li ellezîne keferû : kâfir olanlara
3. se tuglebûne : yakında yenileceksiniz
4. ve tuhşerûne : ve toplanacaksınız
5. ilâ cehenneme : cehenneme (cehennemde)
6. ve bi'se el mihâdu : ve ne kötü döşek

Kad kâne lekum âyetun fî fieteynil tekatâ fietun tukâtilu fî sebîlillâhi ve uhrâ kâfiratun yeravnehum misleyhim ra’yel ayn(ayni), vallâhu yûeyyidu bi nasrihî men yeşâ’(yeşâu) inne fî zâlike le ibreten li ulîl ebsâr(ebsâri).


1. kad kâne : olmuştu
2. lekum : sizin için, size
3. âyetun : bir âyet, delil, mucize
4. fî fieteyni : iki topluluk hakkında, toplulukta
5. el tekatâ : çarpıştı
6. fietun : bir topluluk
7. tukâtilu : savaşıyor
8. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
9. ve uhrâ : ve diğeri
10. kâfiratun : kâfir, inkârcı
11. yeravne-hum : onları görüyor
12. misley-him : onların (kendilerinin) iki misli
13. ra'ye el ayni : gözleri ile görüyor
14. ve allâhu : ve Allah
15. yûeyyidu : destekler, kuvvetlendirir
16. bi nasri-hî : kendi yardımı ile
17. men yeşâu : dilediği kişi
18. inne : muhakkak
19. fî zâlike : bunda
20. le ibreten : elbette, mutlaka ibret
21. li ulî el ebsâri : basiret sahipleri için

Zuyyine lin nâsi hubbuş şehevâti minen nisâi vel benîne vel kanâtîril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en’âmi vel hars(harsi), zâlike metâul hayâtid dunyâ, vallâhu indehu HUSNUL MEÂB(meâbi).


1. zuyyine : süslendi, müzeyyen kılındı
2. li en nâsi : insanlar için, insanlara
3. hubbu : sevgi, muhabbet
4. eş şehevâti : şehvetler, nefsin aşırı düşkünlükleri
5. min en nisâi : kadınlardan, kadınlara
6. ve el benîne : ve oğullara
7. ve el kanâtîri : ve kantarlarca, kantar kantar
8. el mukantarati : biriktirilmiş
9. min ez zehebi : altından, altın
10. ve el fıddati : ve gümüş
11. ve el hayli : ve atlar
12. el musevvemeti : salma atlar
13. ve el en'âmi : ve hayvanlar, davarlar
14. ve el harsi : ve ekinler
15. zâlike : işte bu, bu
16. metâu : meta, fayda, menfaat
17. el hayâti : hayat
18. ed dunyâ : dünya
19. ve allâhu : ve Allah
20. inde-hu : onun yanında, katında
21. husnu : güzel, en güzel
22. el meâbi : sığınılacak yer, sığınak

Kul e unebbiukum bi hayrın min zâlikum, lillezînettekav inde rabbihim cennâtun tecrî min tahtıhel enhâru hâlidîne fîhâ ve ezvâcun mutahharatun ve rıdvânun minallâh(minallâhi), vallâhu basîrun bil ıbâd(ıbâdi).


1. kul : de, söyle
2. e unebbiu-kum : size haber vereyim mi
3. bi hayrın : hayırlısı
4. min zâlikum : bundan
5. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
6. ittekav : takva sahibi oldular
7. inde rabbi-him : Rab'lerinin katında
8. cennâtun : cennetler
9. tecrî : akar
10. min tahtı-hâ : onun altından
11. el enhâru : nehirler, ırmaklar
12. hâlidîne fî-hâ : orada, içinde devamlı kalacak olanlar
13. ve ezvâcun : ve eşler
14. mutahharatun : temiz olan, temiz
15. ve rıdvânun : ve rıza, razı olma
16. min allâhi : Allah'tan
17. ve allâhu : ve Allah
18. basîrun : hakkıyla gören
19. bi el ıbâdi : kullarına

Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr(nâri).


1. ellezîne : ki onlar
2. yekûlûne : derler
3. rabbe-nâ : Rabbimiz
4. inne-nâ : muhakkak ki biz
5. âmennâ : biz îmân ettik
6. fagfir lenâ : artık bizi mağfiret et
7. zunûbe-nâ : günahlarımızı
8. vekı-nâ : bizi koru
9. azâbe en nâri : ateşin azabı

Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr(eshâri).


1. es sâbirîne : sabredenler
2. ve es sâdıkîne : ve sadıklar (Allah ile olan ahdlerine sadık olanlar)
3. ve el kânitîne : ve kânitin olanlar (Allah'ın huzurunda saygı ile duranlar)
4. ve el munfikîne : ve infak edenler, Allah için verenler
5. ve el mustagfirîne : ve mağfiret dileyenler (günahlarının sevaba çevrilmesini dileyenler)
6. bi el eshâri : seher vakitlerinde

Şehidallâhu ennehû lâ ilâhe illâ huve, vel melâiketu ve ulûl ilmi kâimen bil kıst(kıstı), lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. şehide allâhu : Allah şahitlik etti, şehâdet etti
2. enne-hû : onun olduğu
3. lâ ilâhe : ilâh yoktur
4. illâ huve : O'ndan başka
5. ve el melâiketu : ve melekler
6. ve ulû el ilmi : ve ilim sahipleri, kendilerine Allah tarafından ilim verilenler
7. kâimen bi el kıstı : adalet ile yerine getirdi
8. el azîzu : azîz, üstün
9. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

İnned dîne indâllâhil islâm(islâmu), ve mâhtelefellezîne ûtûl kitâbe illâ min ba’di mâ câehumul ilmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi âyâtillâhi fe innallâhe serîul hısâb(hısâbı).


1. inne ed dîne : muhakkak ki dîn
2. inde âllâhi : Allah'ın indinde, katında
3. el islâmu : İslâm
4. ve ma ihtelefe : ve ihtilâfa düştükleri şey
5. ellezîne : ki onlar
6. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
7. illâ min ba'di : ancak, ...dan, sonra
8. mâ câe-hum : onlara gelen şey
9. el ılmu : ilim, bilgi
10. bagyen : haset ederek, azgınlık ederek
11. beyne-hum : onların araları
12. ve men : ve kim
13. yekfur : inkâr eder
14. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
15. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
16. serîu el hısâbı : hesabı seri (çabuk) gören

Fe in hâccûke fe kul eslemtu vechiye lillâhi ve menittebeani, ve kul lillezîne ûtûl kitâbe vel ummiyyîne e eslemtum, fe in eslemû fe kadihtedev, ve in tevellev fe innemâ aleykel belâgu, vallâhu basîrun bil ibâd(ibâdi).


1. fe in hâccû-ke : bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa
2. fe kul : o zaman de, söyle
3. eslemtu : ben teslim oldum
4. vechiye : vechimi, fizik vücudumu
5. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
6. ve men ittebea-ni : ve, bana tâbî olan kimseler
7. ve kul : ve de, söyle
8. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
9. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
10. ve el ummiyyîne : ve ümmiler, kitap verilmeyenler
11. e eslemtum : siz teslim oldunuz mu
12. fe in eslemû : o zaman eğer teslim etilerse
13. fe kad ihtedev : o taktirde hidayete ermişler
14. ve in tevellev : ve eğer yüz çevirirlerse
15. fe : o zaman, böylece
16. innemâ : ancak, sadece
17. aleyke : sana
18. el belâgu : tebliğ, bildirme
19. ve allâhu : ve Allah
20. basîrun : hakkıyla gören
21. bi el ibâdi : kullarını

İnnellezîne yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnen nebiyyîne bi gayri hakkın ve yaktulûnellezîne ye’murûne bil kıstı minen nâsi, fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. yekfurûne : inkâr ediyorlar
3. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
4. ve yaktulûne : ve öldürüyorlar
5. en nebiyyîne : peygamberler
6. bi gayri hakkın : haksız yere
7. ellezîne : ki onlar
8. ye'murûne : emrediyorlar
9. bi el kıstı : adalet ile
10. min en nâsi : insanlardan
11. fe beşşir-hum : artık onları müjdele
12. bi azâbin elîmin : elim azap ile

Ulâikellezîne habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. habitat : boşa gider
4. a'mâlu-hum : onların amelleri
5. fî ed dunyâ : dünyada
6. ve el âhirati : ve ahiret
7. ve mâ lehum : ve onlar için yoktur
8. min nâsırîne : (yardımcılardan) bir yardımcı

E lem tera ilellezîne ûtû nasîben minel kitâbi yud’avne ilâ kitâbillâhi li yahkume beynehum summe yetevellâ ferîkun minhum ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).


1. e lem tera : görmedin mi
2. ilâ ellezîne : o kimseleri, onları
3. ûtû nasîben : nasip verildi
4. min el kitâbi : kitaptan
5. yud'avne : davet edilirler, çağrılırlar
6. ilâ kitâbi allâhi : Allah'ın kitabına
7. li yahkume : hükmetmeleri için, hükmetsin diye
8. beyne-hum : onların araları
9. summe : sonra
10. yetevellâ : yüz çevirirler, dönerler
11. ferîkun : bir fırka, bir grup
12. min-hum : onlardan
13. ve hum : ve onlar
14. mu'ridûne : yüz çevirenler

Zâlike bi ennehum kâlû len temessenen nâru illâ eyyâmen ma’dûdât(ma’dûdâtin), ve garrahum fî dînihim mâ kânû yefterûn(yefterûne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
3. kâlû : dediler
4. len : asla
5. temesse-nâ : bize dokunmaz
6. en nâru : ateş
7. illâ : ancak, sadece
8. eyyâmen ma'dûdâtin : sayılı günler
9. ve garra-hum : ve onları, kendilerini aldattı
10. fî dîni-him : dînleri hakkında
11. mâ kânû yefterûne : iftira etmiş oldukları şeyler

Fe keyfe izâ cema’nâhum li yevmin lâ raybe fîhi ve vuffiyet kullu nefsin mâ kesebet ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. keyfe : nasıl
3. izâ cema'nâ-hum : onları topladığımız zaman
4. li yevmin : o günde
5. lâ raybe fî-hi : onun hakkında şüphe yoktur, olmaz
6. ve vuffiyet : ve ödenir, karşılığı verildi
7. kullu nefsin : her nefs, herkes
8. mâ kesebet : kazandığı şeyler
9. ve hum : ve onlar
10. lâ yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar

Kulillâhumme mâlikel mulki tû’til mulke men teşâu ve tenziul mulke mimmen teşâ’(teşâu), ve tuizzu men teşâu ve tuzillu men teşâ’(teşâu, bi yedikel hayr(hayru), inneke alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. kul : de, söyle
2. allâhumme : Allah'ım
3. mâlike el mulki : mülkün maliki, sahibi
4. tû'ti el mulke : mülkü verirsin
5. men teşâu : dilediğin kimseye
6. ve tenziu el mulke : ve mülkü (geri) alırsın
7. mimmen (min men) teşâu : dilediğin kimseden
8. ve tuizzu : ve aziz kılarsın
9. ve tuzillu : ve zelil edersin
10. bi yedike el hayru : hayır senin elinde
11. inne-ke : muhakkak ki sen
12. alâ kulli şey'in : herşeye
13. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Tûlicul leyle fîn nehâri ve tûlicun nehâra fîl leyl(leyli), ve tuhricul hayya minel meyyiti ve tuhricul meyyite minel hayy(hayyi), ve terzuku men teşâu bi gayri hısâb(hısâbın).


1. tûlicu el leyle : geceyi sokarsın
2. fî en nehâri : gündüzün içine
3. ve tûlicu en nehâra : ve gündüzü sokarsın
4. fî el leyli : gecenin içine
5. ve tuhricu el hayya : ve canlıyı çıkarırsın
6. min el meyyiti : ölüden
7. ve tuhricu el meyyite : ve ölüyü çıkarırsın
8. min el hayyi : canlıdan
9. ve terzuku : ve rızıklandırırsın
10. men teşâu : dilediğin kimseye
11. bi gayri hısâbin : hesapsız

Lâ yettehizil mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîn(mu’minîne), ve men yef’al zâlike fe leyse minallâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâta(tukâten), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), ve ilallâhil masîr(masîru).


1. lâ yettehiz : edinmesin
2. el mu'minûne : mü'minler
3. el kâfirîne : kâfirler
4. evliyâe : dostlar
5. min dûni el mu'minîne : mü'minlerden başkasını
6. ve men yef'al : ve kim yaparsa
7. zâlike : işte bu, bu
8. fe leyse : o zaman değildir
9. min allâhi : Allah'tan
10. fî şey'in : bir şeyde
11. illâ en tettekû : sakınmak için olması hariç
12. min-hum tukâten : onlardan korunmak
13. ve yuhazziru-kumu allâhu : ve Allah sizi sakındırır
14. nefse-hu : nefsini, kendini
15. ve ilâ allâhi el masîru : ve dönüş Allah'adır

Kul in tuhfû mâ fî sudûrikum ev tubdûhu ya’lemhullâh(ya’lemhullâhu), ve ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. kul : de, söyle
2. in tuhfû : eğer gizleseniz
3. mâ fî sudûri-kum : sinelerinizde olan
4. ev tubdû-hu : veya onu açıklarsınız
5. ya'lem-hu allâhu : Allah onu bilir
6. ve ya'lemu : ve bilir
7. mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
8. ve mâ fî el ardı : ve yeryüzünde bulunan şeyler
9. ve allâhu : ve Allah
10. alâ kulli şey'in : herşeye
11. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Yevme tecidu kullu nefsin mâ amilet min hayrin muhdâran, ve mâ amilet min sû’(sûin), teveddu lev enne beynehâ ve beynehû emeden baîdâ(baîden), ve yuhazzirukumullâhu nefseh(nefsehu), vallâhu raûfun bil ıbâd(ıbâdi).


1. yevme tecidu : o gün, bulur
2. kullu nefsin : her nefs, herkes
3. mâ amilet : ne yaptı ise, yaptığı şeyler,
4. min hayrin : hayırdan bir şey, bir hayır
5. muhdaran : hazırlanmış, hazır olarak
6. ve mâ amilet : ve ne yaptı ise, yaptığı şeyler,
7. min sûin : kötülükten
8. teveddu : temenni eder, dua eder, ister
9. lev enne : keşke ... olsa, ... olmasını
10. beyne-hâ : onun (kendisi ile) arasında
11. ve beyne-hû : ve onun (günahları ile) arasında
12. emeden baîden : uzak bir mesafe
13. ve yuhazziru-kum(u) allâhu : ve Allah sizi sakındırır
14. nefse-hu : nefsini, kendini
15. ve allâhu raûfun : ve Allah raûf'tur, şefkatlidir, merhametlidir
16. bi el ibâdi : kullarını

Kul in kuntum tuhibbûnallâhe fettebiûnî yuhbibkumullâhu ve yagfir lekum zunûbekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. kul : de, söyle
2. in kuntum : eğer siz iseniz
3. tuhibbûne allâhe : Allah'ı seviyorsunuz
4. fe ittebiû-nî : o taktirde bana tâbî olun
5. yuhbib-kum(u) allâhu : Allah sizi sever
6. ve yagfir lekum : ve size mağfiret eder
7. zunûbe-kum : sizin günahlarınız
8. ve allâhu gafûrun : ve Allah mağfiret eden, günahları sevaba çeviren
9. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Kul etîûllâhe ver resûl(resûle), fe in tevellev fe innallâhe lâ yuhibbul kâfirîn(kâfirîne).


1. kul : de, söyle
2. etîû allâhe : Allah'a itaat edin
3. ve er resûle : ve resûle, elçiye
4. fe in tevellev : bundan sonra , eğer, dönerlerse
5. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
6. lâ yuhibbu el kâfirîne : kâfirleri sevmez

İnnallâhestafâ âdeme ve nûhan ve âle ibrâhîme ve âle imrâne alel âlemîn(âlemîne).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. istafâ : seçti
3. âdeme ve nûhan : Hazreti Âdem ve Hazreti Nuh
4. ve âle ibrâhîme : ve Hz. İbrâhîm'in ailesini
5. ve âle imrâne : ve İmrân ailesini
6. alâ el âlemîne : âlemlere

Zurriyyeten ba’duhâ min ba’d(ba’din), vallâhu semîun alîm(alîmun).


1. zurriyyeten : zurriyyet olarak, nesil olarak
2. ba'du-hâ : onun bazıları
3. min ba'din (ba’du-hâ min ba’din) : bazılarından (birbirinden)
4. ve allâhu semîun : ve Allah en iyi işiten
5. alîmun : en iyi bilen

İz kâlet imraetu ımrâne rabbi innî nezertu leke mâ fî batnî muharraran fe tekabbel minnî, inneke entes semîul alîm(alîmu).


1. iz kâlet : demişti
2. imraetu ımrâne : İmrân'ın kadını
3. rabbi : Rab
4. in-nî : muhakkak ki ben
5. nezertu leke : senin için adadım
6. mâ fî batnî : karnımda olanı
7. muharraran : hür olarak
8. fe tekabbel min-nî : artık benden kabul et
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. ente es semîu el alîmu : sen en iyi işiten, en iyi bilensin

Fe lemmâ vadaathâ kâlet rabbi innî vada’tuhâ unsâ vallâhu a’lemu bi mâ vadaat ve leysez zekeru kel unsâ, ve innî semmeytuhâ meryeme ve innî uîzuhâ bike ve zurriyyetehâ mineş şeytânir racîm(racîmi).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. vadaat-hâ : onu doğurdu
3. kâlet rabbi : Rabbim dedi
4. in-nî : muhakkak ki ben
5. vada'tu-hâ unsâ : ben onu kız doğurdum
6. ve allâhu a'lemu : ve Allah bildi, biliyordu
7. bi mâ vadaat : neyi doğurduğunu
8. ve leyse ez zekeru : ve erkek .... değildir
9. ke el unsâ : kız gibi
10. ve in-nî : ve muhakkak ki ben
11. semmeytu-hâ : onu isimlendirdim, adını koydum
12. meryeme : meryem
13. uîzu-hâ bi-ke : onu sana sığındırırım, emanet ederim
14. ve zurriyyete-hâ : ve onun zurriyetini, neslini
15. min eş şeytâni er racîmi : kovulmuş şeytandan

Fe tekabbelehâ rabbuhâ bi kabûlin hasenin ve enbetehâ nebâten hasenen, ve keffelehâ zekeriyyâ kullemâ dehale aleyhâ zekeriyyal mihrâbe, vecede indehâ rızkâ(rızkan), kâle yâ meryemu ennâ leki hâzâ kâlet huve min indillâh(indillâhi), innallâhe yerzuku men yeşâu bi gayri hısâb(hısâbın).


1. fe tekabbele-hâ : böylece onu kabul etti (buyurdu)
2. rabbu-hâ : onun Rabbi
3. bi kabûlin hasenin : güzel bir kabul ile
4. ve enbete-hâ : ve onu yetiştirdi
5. nebâten hasenen : güzel bir şekilde (yetiştirme ile)
6. ve keffele-hâ : ve ona kefil kıldı, bakmakla mükellef kıldı
7. zekeriyyâ : Zekeriyya (A.S)
8. kullemâ dehale : her girişinde
9. aleyhâ : onun üzerinde
10. el mihrâbe : mihrab, ibadet ettiği yer
11. vecede inde-hâ : onun yanında buldu
12. rızkan : rızık
13. kâle yâ meryemu : ey Meryem dedi
14. ennâ leki hâzâ : bu sana nasıl, nereden
15. kâlet huve : o ... dedi
16. min indillâhi : Allah'ın katından
17. inne allâhe : muhakkak ki Allah
18. yerzuku : rızıklandırır
19. men yeşâu : dilediği kişi
20. bi gayri hısâbın : hesapsız

Hunâlike deâ zekeriyyâ rabbeh(rabbehu), kâle rabbi heblî min ledunke zurriyyeten tayyibeh(tayyibeten), inneke semîud duâ’(duâi).


1. hunâlike : orada, işte orada
2. deâ zekeriyyâ : Zekeriyya (A.S) dua etti
3. rabbe-hu : (onun) Rabbi
4. kâle rabbi : Rabbim dedi
5. heb-lî : bana bağışla
6. min ledun-ke : senin katından
7. zurriyyeten : zurriyyet olarak, nesil olarak
8. tayyibeten : temiz, tertemiz
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. semîu ed duâi : duayı işitensin

Fe nâdethul melâiketu ve huve kâimun yusallî fîl mihrâbi, ennallâhe yubeşşiruke bi yahyâ musaddikan bi kelimetin minallâhi ve seyyiden ve hasûran ve nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).


1. fe nâdet-hu el melâiketu : bunun üzerine, melekler ona nida etti
2. ve huve : ve o
3. kâimun yusallî : ayakta namaz kılıyor
4. fî el mihrâbi : mihrapta
5. enne allâhe : muhakkak ki Allah
6. yubeşşiru-ke bi yahyâ : seni Yahya ile müjdeliyor
7. musaddikan : tasdik eden, doğrulayan
8. bi kelimetin min allâhi : bir kelime ile, Allah'tan
9. ve seyyiden : ve seyyid, peygamber soyundan gelen
10. ve hasûran : ve son derece nefsine hakim
11. ve nebiyyen : ve peygamber
12. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Kâle rabbi ennâ yekûnu lî gulâmun ve kad beleganiyel kiberu vemraetî âkir(âkirun), kâle kezâlikellâhu yef’alu mâ yeşâ’(yeşâu).


1. kâle rabbi : Rabbim dedi
2. ennâ yekûnu lî : benim nasıl olur,
3. gulâmun : erkek çocuk, oğul
4. ve kad beleganiye : ve bana erişmiştir
5. el kiberu : yaşlılık, ihtiyarlık
6. ve imraetî âkirun : ve benim kadınım kısırdır.
7. kâle kezâlike : işte böyle dedi
8. allâhu yef'alu mâ yeşâu : Allah dilediğini yapar

Kâle rabbic’al lî âyeh(âyeten), kâle âyetuke ellâ tukellimen nâse selâsete eyyâmin illâ remzâ(remzan), vezkur rabbeke kesîran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkâr(ibkâri).


1. kâle : dedi
2. rabbi ic'al lî : Rabbim benim için kıl,ver
3. âyeten : âyet, delil, kanıt
4. âyetu-ke : senin delilin, alâmetin, işaretin
5. ellâ tukellime en nâse : insanlarla konuşmaman
6. selâsete eyyâmin : üç gün(ler)
7. illâ remzan : rumuzdan (işaretten) başka
8. ve uzkur rabbe-ke : ve Rabbini zikret
9. kesîran : çok
10. ve sebbih : ve tesbih et
11. bi el aşiyyi ve el ibkâri : akşam ve sabah

Ve iz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhastafâki ve tahhareki vestafâki alâ nisâil âlemîn(âlemîne).


1. ve iz kâlet : ve demişdi
2. el melâiketu : melekler
3. yâ meryemu : ey Meryem
4. inne allâhe : muhakkak ki Allah
5. estafâ-ki : seni seçti
6. ve tahhare-ki : ve seni temizledi, tertemiz yarattı
7. ve estafâ-ki : ve seni seçti
8. alâ nisâi el âlemîne : âlemlerin kadınları üzerin

Yâ meryem uknutî li rabbiki vescudî verkai mear râkiîn(râkiîne).


1. yâ meryemu : ey Meryem
2. uknutî : kânitîn ol (Rabb'inin huzurunda huşû ile dur)
3. li rabbi-ki : Rabbin için
4. ve uscudî : ve secde et
5. ve irkai mea er râkiîne : ve rükû edenlerle birlikte rükû et

Zâlike min enbâil gaybi nûhîhi ileyk(ileyke), ve mâ kunte ledeyhim iz yulkûne eklâmehum eyyuhum yekfulu meryeme, ve mâ kunte ledeyhim iz yahtesımûn(yahtesımûne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. min enbâi : haberlerinden
3. el gaybi : gayb, bilinmeyen
4. nûhî-hi ileyke : onu sana vahyediyoruz
5. ve mâ kunte : ve sen ... değildin
6. ledey-him : onların yanında
7. iz yulkûne : attıkları zaman
8. eklâme-hum : kalemleri
9. eyyu-hum : onların hangisi
10. yekfulu meryeme : Meryem'e kefil olacak, bakımını üstlenecek
11. iz yahtesımûne : onlar tartışıyorlar

İz kâletil melâiketu yâ meryemu innallâhe yubeşşiruki bi kelimetin minhu, ismuhul mesîhu îsebnu meryeme vecîhan fîd dunyâ vel âhırati ve minel mukarrabîn(mukarrabîne).


1. iz kâlet : demişti
2. melâiketu : melekler
3. yâ meryemu : ey Meryem
4. inne allâhe : muhakkak ki Allah
5. yubeşşiru-ki : seni müjdeliyor
6. bi kelimetin : bir kelime ile
7. min-hu : ondan
8. ismu-hu : onun ismi
9. el mesîhu îsebnu meryeme : Mesih Meryemoğlu İsa
10. vecîhan : şerefli, itibarlı
11. fî ed dunyâ ve el âhıreti : dünyada ve ahirette
12. ve min el mukarrebîne : ve (Allah'a) yakın olanlardan

Ve yukellimun nâse fîl mehdi ve kehlen ve mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve yukellimu en nâse : ve insanlarla konuşacak
2. fî el mehdi : beşikte
3. ve kehlen : ve yetişkinlik çağı
4. ve min es sâlihîne : ve salihlerden, salâha erenlerden

Kâlet rabbi ennâ yekûnu lî veledun ve lem yemsesnî beşer(beşerun), kâle kezâlikillâhu yahluku mâ yeşâ’(yeşâu) izâ kadâ emren fe innemâ yekûlu lehu kun fe yekûn(yekûnu).


1. kâlet rabbi : Rabbim dedi
2. ennâ yekûnu : nasıl olur
3. lî veledun : benim çocuğum
4. ve lem yemses-nî : ve bana dokunmadı
5. beşerun : bir beşer, insan
6. kâle : dedi
7. kezâliki : işte böyle, bunun gibi
8. allâhu yahluku : Allah yaratır
9. mâ yeşâu : dilediği şey
10. izâ kadâ emren : bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman
11. fe innemâ : sadece
12. yekûlu lehu : ona der
13. kun : ol
14. fe yekûnu : o hemen olur

Ve yuallimuhul kitâbe vel hikmete vet tevrâte vel incîl(incîle).


1. ve yuallimu-hu : ve ona öğretecek
2. el kitâbe : kitap
3. ve el hikmete : ve hikmeti
4. ve et tevrâte ve el incîle : ve Tevrat'ı ve İncil'i

Ve resûlen ilâ benî isrâîle ennî kad ci’tukum bi âyetin min rabbikum, ennî ehluku lekum minet tîni ke heyetit tayri fe enfuhu fîhi fe yekûnu tayran bi iznillâh(iznillâhi), ve ubriul ekmehe vel ebrasa ve uhyîl mevtâ bi iznillâh(iznillâhi), ve unebbiukum bi mâ te’kulûne ve mâ teddehırûne, fî buyûtikum inne fî zâlike le âyeten lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne).


1. ve resûlen : ve resûl, elçi olarak
2. ilâ benî isrâîle : İsrailoğulları'na
3. en-nî : muhakkak ki ben
4. kad ci'tu-kum bi : size getirmiştim (getirdim)
5. âyetin : ayet, mucize(ler)
6. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
7. en-nî ehluku : ben gerçekten yaparım
8. lekum : sizin için, size
9. min et tîni : nemli topraktan
10. ke hey'eti : heykeli gibi, taslağı, benzeri
11. et tayri : kuş
12. fe enfuhu : sonra üflerim
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. fe yekûnu : o hemen olur
15. tayran : bir kuş
16. bi izni allâhi : Allah'ın izniyle
17. ve ubriu : ve iyileştiririm
18. ekmehe : doğuştan kör olanı
19. ve el ebrasa : ve abraş hastalığı (ciltte alaca hastalığı)
20. ve uhyî el mevtâ : ve ölüyü diriltirim
21. ve unebbiu-kum : ve size haber veririm
22. bi mâ te'kulûne : yediğiniz şeyleri
23. ve mâ teddehırûne : ve biriktirdiğiniz şeyleri
24. fî buyûti-kum : evlerinizde
25. inne : muhakkak
26. fî zâlike : bunda
27. le âyeten : elbette ayetler, deliller
28. in kuntum : eğer siz iseniz
29. mu'minîne : mü'minler

Ve musaddikan limâ beyne yedeyye minet tevrâti ve li uhılle lekum ba’dallezî hurrime aleykum ve ci’tukum bi âyetin min rabbikum fettekûllâhe ve etîûn(etîûni).


1. ve musaddikan : ve tastik edici olan, tastik eden
2. li-mâ : şeyi
3. beyne yedeyye : ellerim arasında, önümde
4. min et tevrâti : Tevrat'tan
5. ve li uhılle lekum : ve size helâl kılmak için
6. ba'da ellezî : bazı şeyleri ki
7. hurrime : haram kılındı
8. aleykum : size, sizi
9. ve ci'tu-kum bi : ve geldim, getirdim
10. âyetin : ayet, mucize(ler)
11. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
12. fe ittekû allâhe : artık Allah'a karşı takva sahibi olun
13. ve etîû-ni : ve bana itaat ediniz

İnnallâhe rabbî ve rabbikum fa’budûh(fa’budûhu), hâzâ sırâtun mustakîm(mustakîmun).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. rabbî : Rabbim
3. ve rabbu-kum : ve sizin Rabbiniz
4. fa'budû-hu : o halde O'na kul olun
5. hâzâ : bu
6. sırâtun mustakîmun : Allah'a ulaştıran yol

Fe lemmâ ehassa îsâ min humul kufre kâle men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), âmennâ billâh(billâhi), veşhed bi ennâ muslimûn(muslimûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. ehassa îsâ : Hz Îsâ hissetti
3. min-hum : onlardan
4. el kufre : küfür, inkâr etme
5. kâle : dedi
6. men ensârî : benim yardıcılarım kimlerdir
7. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
8. kâle el havâriyyûne : havariler dedi
9. nahnu : biz
10. ensâru allâhi : Allah'ın yardımcıları
11. âmennâ bi allâhi : biz Allah'a âmenû olduk, îmân ettik
12. ve eşhed : ve şahit ol
13. bi ennâ : bizim ... olduğumuza
14. muslimûne : teslim olanlar

Rabbenâ âmennâ bi mâ enzelte vetteba’nâr resûle fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne).


1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. âmennâ : biz îmân ettik
3. bi mâ : şeye
4. enzelte : sen indirdin
5. ve itteba'nâ : ve biz tâbî olduk
6. resûle : resûl, elçi
7. fe uktubnâ : artık, bizi yaz
8. mea eş şâhidîne : şahit olanlarla birlikte, beraber

Ve mekerû ve mekarallâh(mekarallâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).


1. ve mekerû : ve hile yaptılar, tuzak kurdular
2. ve mekere allâhu : ve Allah'ın tuzağı
3. ve allâhu : ve Allah
4. hayru : en hayırlı
5. el mâkirîne : hile yapanlar, tuzak kuranlar

İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).


1. iz kâle allâhu : Allah (şöyle) buyurmuştu
2. yâ îsâ innî : ey İsa, muhakkak ki ben
3. muteveffî-ke : seni vefat ettirecek olan
4. ve râfiu-ke : ve seni yükseltecek olan
5. ileyye : bana, kendime
6. ve mutahhiru-ke : ve seni temizleyecek olan
7. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
8. keferû : inkâr ettiler
9. ve câilu : ve kılacak olan
10. ellezîne : ki onlar
11. ittebeû-ke : sana tâbî oldular
12. fevka : üstün
13. ilâ yevmil kıyâmeti : kıyâmet gününe kadar
14. summe : sonra
15. merciu-kum : sizin dönüşünüz
16. fe ahkumu : o zaman, ben hüküm vereceğim
17. beyne-kum : sizin aranızda
18. fî-mâ kuntum : sizin ... olduğunuz şeyde
19. fî-hi tahtelifûne : hakkında ihtilâf ettiğiniz, ayrılığa düştüğünüz

Fe emmellezîne keferû fe uazzibuhum azâben şedîden fîd dunyâ vel âhıreti, ve mâ lehum min nâsirîn(nâsirîne).


1. fe emma : artık, fakat öyle ise
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. fe uazzibu-hum : o taktirde onlara azap edeceğim
5. azâben şedîden : şiddetli azap
6. fî ed dunyâ : dünyada
7. ve el âhıreti : ve ahirette
8. ve mâ lehum : ve onlar için yoktur
9. min nâsirîne : (yardımcılardan) bir yardımcı

Ve emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yuveffîhim ucûrehum vallâhu lâ yuhibbuz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
5. fe : o zaman, böylece
6. yuveffî-him : onlara ödenir
7. ucûre-hum : onların ecirleri, mükâfaatları
8. ve allâhu : ve Allah
9. lâ yuhibbu : sevmez
10. ez zâlimîne : zalimler

Zâlike netlûhu aleyke minel âyâti vez zikril hakîm hakîmi).


1. zâlike : işte bu, bu
2. netlû-hu : onu tilâvet ediyoruz, okuyoruz
3. aleyke : sana
4. minel âyâti : ...dan, âyetler, kanıtlar, deliller
5. vez zikri : ve, öğüt, Kur'ân, zikir
6. el hakîmi : hikmetli

İnne mesele îsâ indallâhi ke meseli âdem(âdeme), halakahu min turâbin summe kâle lehu kun fe yekûn(yekûnu).


1. inne : muhakkak
2. mesele : durum, haller
3. îsâ : Hz. İsa
4. inde allâhi : Allah'ın katı
5. ke meseli : misali, durumu gibi
6. âdeme : Âdem
7. halaka-hu : onu yarattı
8. min turâbin : topraktan
9. summe : sonra
10. kâle : dedi
11. lehu kun : ona "ol" dedi
12. fe yekûnu : o hemen olur

El hakku min rabbike fe lâ tekun minel mumterîn(mumterîne).


1. el hakku : hak, gerçek
2. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
3. fe lâ tekun : öyleyse sen olma
4. min el mumterîne : şüphe edenlerden

Fe men hâcceke fîhi min ba’di mâ câeke minel ilmi fe kul teâlev ned’u ebnâenâ ve ebnâekum ve nisâenâ ve nisâekum ve enfusenâ ve enfusekum summe nebtehil fe nec’al la’netallâhi alel kâzibîn(kâzibîne).


1. fe men : o zaman kim
2. hâcce-ke : seninle tartıştı
3. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
4. min ba'di : sonradan, sonra
5. mâ câe-ke : sana gelen şey
6. min el ilmi : (ilimden) bir ilim
7. fe kul : o zaman de, söyle
8. teâlev : gelin
9. ned'u : çağıralım, davet edelim
10. ebnâe-nâ : bizim oğullarımız
11. ve ebnâe-kum : ve sizin oğullarınız
12. ve nisâe-nâ : ve bizim kadınlarımız
13. ve nisâe-kum : ve sizin kadınlarınız
14. ve enfuse-nâ : ve kendimiz, bizler
15. ve enfuse-kum : ve sizler
16. summe : sonra
17. nebtehil : dua edelim
18. fe nec'al : o zaman, böylece kılalım
19. la'nete allâhi : Allah'ın lânetini
20. alâ el kâzibîne : yalancıların üzerine

İnne hâzâ le huvel kasasul hakk(hakku), ve mâ min ilâhin illâllâh(illâllâhu), ve innellâhe le huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ : bu
3. le huve : gerçekten o
4. el kasasu el hakku : hak kısas, gerçek olay
5. ve mâ min : ve ...'dan yoktur
6. ilâhin : ilâh
7. illâ allâhu : Allah'tan başka
8. ve inne allâhe : ve muhakkak ki Allah
9. el azîzu : azîz, üstün
10. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Fe in tevellev fe innallâhe alîmun bil mufsidîn(mufsidîne).


1. fe in tevellev : bundan sonra , eğer, dönerlerse
2. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
3. alîmun : en iyi bilen
4. bi el mufsidîne : fesad çıkaranları, bozguncuları

Kul yâ ehlel kitâbi teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum ellâ na’bude illâllâhe ve lâ nuşrike bihî şey’en ve lâ yettehize ba’dunâ ba’den erbâben min dûnillâh(dûnillâhi), fe in tevellev fe kûlûşhedû bi ennâ muslimûn(muslimûne).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
3. teâlev : gelin
4. ilâ kelimetin : bir kelimeye, bir söze
5. sevâin : eşit, müsavi, aynı, bir
6. beyne-nâ : bizim aramızda
7. ve beyne-kum : ve sizin aranızda
8. ellâ na'bude : kul olmayalım
9. illâ allâhe : Allah'tan başka
10. ve lâ nuşrike : ve şirk, ortak koşmayalım
11. bi-hî şey'en : ona bir şeyi
12. ve lâ yettehize : ve edinmeyelim
13. ba'du-nâ : bir kısmımız
14. ba'den : bazıları
15. erbâben : Rab'ler
16. min dûni allâhi : Allah'tan başka
17. fe in tevellev : bundan sonra , eğer, dönerlerse
18. fe kûlû : o zaman deyiniz, söyleyiniz
19. uşhedû : şahit olun
20. bi ennâ : bizim ... olduğumuza
21. muslimûne : teslim olanlar

Yâ ehlel kitâbi lime tuhâccûne fî ibrâhîme ve mâ unziletit tevrâtu vel incîlu illâ min ba’dih(ba’dihî), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).


1. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
2. lime : niçin, nasıl
3. tuhâccûne : tartışıyorsunuz
4. fî ibrâhîme : İbrâhîm hakkında
5. ve mâ unzilet : ve indirilmedi
6. et tevrâtu ve el incîlu : Tevrat ve İncil
7. illâ : ancak, sadece
8. min ba'di-hî : ondan sonra
9. e fe lâ ta'kılûne : o halde, hâlâ akıl etmiyor musunuz

Hâ entum hâulâi hâcectum fî mâ lekum bihî ilmun fe lime tuhâccûne fî mâ leyse lekum bihî ilm(ilmun), vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. hâ entum : işte siz
2. hâulâi : bunlar
3. hâcectum : tartıştınız
4. fî mâ lekum bihî : onun hakkında sizin ..... yoktur
5. ilmun : ilim, bilgi
6. fe lime tuhâccûne : artık siz niçin tartışıyorsunuz,
7. fî mâ leyse lekum : onun hakkında sizin ..... yoktur
8. bihi : için, sizin
9. vallâhu ya'lemu : ve Allah bilir
10. ve entum : ve siz
11. lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz

Mâ kâne ibrâhîmu yahûdiyyen ve lâ nasrâniyyen ve lâkin kâne hanîfen muslimâ(muslimen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).


1. mâ kâne : olmadı
2. ibrâhîmu : İbrâhîm
3. yahûdiyyen : yahudi
4. ve lâ nasrâniyyen : ve hristiyan olmadı
5. ve lâkin kâne : ve lâkin, fakat ... oldu
6. hanîfen : hanîf olarak, tek Allah'a inanarak
7. muslimen : Allah'a teslim olan, müslüman
8. ve mâ kâne : ve olmadı
9. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan

İnne evlen nâsi bi ibrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzan nebiyyu vellezîne âmenû vallâhu veliyyul mu’minîn(mu’minîne).


1. inne evlâ en nâsi : muhakkak ki insanların en yakın olanı
2. bi ibrâhîme : Hz. İbrâhîm'e
3. le ellezîne : elbette onlar
4. ittebeû-hu : ona tâbî oldular
5. ve hâza en nebiyyu : ve bu peygamber
6. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
7. âmenû : îmân ettiler
8. ve allâhu : ve Allah
9. veliyyu : veli, dost
10. mu'minîne : mü'minler

Veddet tâifetun min ehlil kitâbi lev yudillûnekum ve mâ yudıllûne illâ enfusehum ve mâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. veddet : diledi
2. tâifetun : taife, bir grup, topluluk
3. min ehli el kitâbi : kitap ehlinden, kitap sahiplerinden
4. lev : eğer, ise
5. yudillûne-kum : sizi dalâlete düşürür
6. ve mâ yudıllûne : ve düşüremezler
7. illâ enfuse-hum : kendilerinden başkasını
8. ve mâ yeş'urûne : ve farkında değiller

Yâ ehlel kitâbi lime tekfurûne bi âyâtillâhi ve entum teşhedûn(teşhedûne).


1. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
2. lime tekfurûne : niçin, inkâr ediyorsunuz
3. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
4. ve entum : ve siz
5. teşhedûne : şahit olursunuz, şahadet edersiniz

Ya ehlel kitâbi lime telbisûnel hakka bil bâtılı ve tektumûnel hakka ve entum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. ya ehle el kitâbi : ey kitap ehli, kitap sahipleri
2. lime telbisûne : niçin, karıştırıyorsunuz
3. el hakka bi el bâtılı : hakkı (gerçeği), batıl (boş şeyler) ile
4. ve tektumûne : ve gizliyorsunu
5. el hakka : hakk, gerçek
6. ve entum : ve siz
7. ta'lemûne : biliyorsunuz

Ve kâlet tâifetun min ehlil kitâbi âminû billezî unzile alellezîne âmenû vechen nehâri vekfurû âhirahu leallehum yerciûn(yerciûne).


1. ve kâlet : ve dedi
2. tâifetun : taife, bir grup, topluluk
3. min ehli el kitâbi : kitap ehlinden, kitap sahiplerinden
4. âminû : îmân ediniz, âmenû olunuz
5. bi ellezî : ona ki, ona
6. unzile : indirildi
7. alâ ellezîne : onların üzerine
8. âmenû : îmân ettiler
9. veche en nehâri : gündüz
10. ve ukfurû : ve inkâr edin
11. âhira-hu : onun sonunda, akşamleyin
12. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
13. yerciûne : dönerler

Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).


1. ve lâ tu'minû : inanmayın, îmân etmeyin
2. illâ li men : o kimseden başka
3. tebia dîne-kum : sizin dîninize tâbî oldu, uydu
4. kul : de, söyle
5. inne el hudâ : muhakkak ki hidayet (Allah'a ulaşmak)
6. hudâ allâhi : Allah'ın hidayetidir (Allah'ın Kendisine ulaştırmasıdır)
7. en yu'tâ : verilmesi
8. ehadun : bir kimse, bir başkası
9. misle : benzer, gibi
10. mâ ûtîtum : size verilen şey
11. ev yuhâccû-kum : yoksa onlar sizinle çekişiyorlar mı
12. inde rabbi-kum : Rabbinizin katında
13. inne el fadla : muhakkak ki fazilet
14. bi yedi allâhi : Allah'ın elinde
15. yu'tî-hi : onu verir
16. men yeşâu : dilediği kişi
17. ve allâhu vâsiun : ve Allah Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar)
18. alîmun : en iyi bilen

Yahtassu bi rahmetihî men yeşâ’(yeşâu), vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).


1. yahtassu : tahsis eder (ihsan eder)
2. bi rahmeti-hî : rahmetini
3. men yeşâu : dilediği kişi
4. ve allâhu : ve Allah
5. zû el fadli : fazl sahibi
6. el azîmi : azîm, büyük

Ve min ehlil kitâbi men in te’menhu bi kıntârin yueddihî ileyk(ileyke), ve minhum men in te’menhu bi dînârin lâ yueddihî ileyke illâ mâ dumte aleyhi kâimâ(kâimen), zâlike bi ennehum kâlû leyse aleynâ fîl ummiyyîne sebîl(sebîlun), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve min : ve ...den, ...dan
2. ehli el kitâbi : kitap ehli, kitap sahipleri
3. men : kimse, kişi
4. in te'menhu : eğer onu, ona emanet etsen
5. bi kıntârin : kantarlarca, tartı ile, ölçü ile, kantar kantar
6. yueddihî : onu iade eder, geri verir
7. ileyke : sana
8. ve minhum : ve onlardan
9. bi dînârin : bir dinar
10. lâ yueddihî : iade etmez, geri vermez, onu
11. illâ mâ dumte : ancak, devamlı olmadıkça
12. aleyhi kâimen : onun üzerine, dikilici, ayakta durucu
13. zâlike : işte bu, bu
14. bi ennehum : hiç şüphesiz onların
15. kâlû : dediler
16. leyse aleynâ : değildir, bizim üzerimize, bize
17. fî el ummiyyîne : okuma yazma bilmeyenler, ümmîler hakkında
18. sebîlun : bir yol, sorumluluk
19. ve yekûlûne : ve diyorlar
20. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
21. el kezibe : yalan söyledi
22. ve hum : ve onlar
23. ya'lemûne : bilirler

Belâ men evfâ bi ahdihî vettekâ fe innallâhe yuhibbul muttekîn(muttekîne).


1. belâ : bilâkis, hayır, öyle değil
2. men : kimse, kişi
3. evfâ : vefa etti, ifa etti, yerine getirdi
4. bi ahdi-hî : ahdini, yeminini
5. ve ittekâ : ve takva sahibi oldu
6. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
7. yuhibbu : sever
8. el muttekîne : takva sahipleri

İnnellezîne yeşterûne bi ahdillâhi ve eymânihim semenen kalîlen ulâike lâ halaka lehum fîl âhırati ve lâ yukellimuhumullâhu ve lâ yenzuru ileyhim yevmel kıyâmeti ve lâ yuzekkîhim ve lehum azâbun elîm(elîmun).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. yeşterûne : satarlar
3. bi ahdi allâhi : Allah'ın ahdini
4. ve eymâni-him : ve yeminlerini
5. semenen kalîlen : az bir değer
6. ulâike : işte onlar
7. lâ halaka : nasip yoktur
8. lehum : onlarındır, onlar için vardır
9. fî el âhırati : ahirette
10. ve lâ yukellimu-hum : ve onlarla konuşmayacak,
11. allâhu : Allah
12. ve lâ yenzuru : ve nazar etmeyecek, bakmayacak
13. ileyhim : onlara
14. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
15. ve lâ yuzekkî-him : ve onları tezkiye etmez, temize çıkarmaz, temizlemez
16. ve lehum : ve onlar için (vardır)
17. azâbun elîmun : elîm bir azap

Ve inne minhum le ferîkan yelvûne elsinetehum bil kitâbi li tahsebûhu minel kitâbi ve mâ huve minel kitâb(kitâbi), ve yekûlûne huve min indillâhi ve mâ huve min indillâh(indillâhi), ve yekûlûne alâllâhil kezibe ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. min-hum : onlardan
3. le ferîkan : bir grup mutlaka
4. yelvûne : eğip bükerler
5. elsinete-hum : dillerini
6. bi el kitâbi : Kitab'?
7. li tahsebû-hu : sizin onu zannetmeniz için
8. min el kitâbi : kitaptan
9. ve mâ huve : ve o değildir
10. ve yekûlûne : ve diyorlar
11. huve : o
12. min indi allâhi : Allah'ın katından
13. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
14. el kezibe : yalan söyledi
15. ve hum : ve onlar
16. ya'lemûne : bilirler

Mâ kâne li beşerin en yu’tiyehullâhul kitâbe vel hukme ven nubuvvete summe yekûle lin nâsi kûnû ıbâden lî min dûnillâhi ve lâkin kûnû rabbâniyyîne bi mâ kuntum tuallimûnel kitâbe ve bimâ kuntum tedrusûn(tedrusûne).


1. mâ kâne : olmadı
2. li beşerin : bir insan için
3. en yu'tiye-hu allâhu : Allah ona vermesi
4. el kitâbe : kitap
5. ve el hukme : ve hikmet
6. ve en nubuvvete : ve nebilik, peygamberlik
7. summe : sonra
8. yekûle : söyleyecek, diyecek
9. li en nâsi : insanlar için, insanlara
10. kûnû : olun
11. ıbâden : kul
12. min dûni allâhi : Allah'tan başka
13. ve lâkin : ve lâkin, fakat
14. rabbâniyyîne : kendini Rabb'e adamış
15. bi mâ : şeye
16. kuntum : siz iseniz
17. tuallimûne el kitâbe : siz kitabı öğretiyorsunuz
18. ve bimâ : ve sebebiyle, ...'den dolayı
19. tedrusûne : tedris ediyorsunuz, öğreniyorsunuz

Ve lâ ye’murekum en tettehizûl melâikete ven nebiyyîne erbâbâ(erbâben), e ye’murukum bil kufri ba’de iz entum muslimûn(muslimûne).


1. ve lâ ye'mure-kum : ve size emretmez
2. en tettehizû : edinmenizi
3. el melâikete : melekleri
4. ve en nebiyyîne : ve peygamberleri
5. erbâben : Rab'ler
6. e ye'muru-kum : size emreder mi
7. bi el kufri : küfrü, inkârı
8. ba'de : sonra
9. iz entum : siz ... olduğunuz zaman
10. muslimûne : teslim olanlar

Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne lemâ âteytukum min kitâbin ve hikmetin summe câekum resûlun musaddikun limâ meakum le tu’minunne bihî ve le tansurunnehu, kâle e akrartum ve ehaztum alâ zâlikum ısrî, kâlû akrarnâ, kâle feşhedû ve ene meakum mineş şâhidîn(şâhidîne).


1. ve iz ehaze allâhu : ve Allah aldığı zaman
2. mîsâkan : misak
3. nebiyyîne : peygamberler
4. lemâ : olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta)
5. âteytu-kum : size verdim
6. min kitâbin : (kitaptan) kitabı
7. ve hikmetin : ve hikmet
8. summe : sonra
9. câe-kum : size geldi
10. resûlun : resûl, elçi
11. musaddikun : tasdik edici, tasdik eden
12. limâ : şeyi
13. mea-kum : sizinle beraber
14. le tu'minunne bi-hî : mutlaka ona îmân edeceksiniz
15. ve le tensurunne-hu : ve mutlaka ona yardım edeceksiniz
16. kâle : dedi
17. e akrartum : ikrar ettiniz mi, kabul ettiniz mi
18. ve ehaztum : ve aldınız
19. alâ zâlikum : bunu üzerinize
20. ısrî : zor, ağır
21. kâlû : dediler
22. akrarnâ : ikrar ettik, kabul ettik,
23. fe eşhedû : o zaman, öyle ise, şahit olun
24. ve ene mea-kum : ve ben, sizinle beraberim
25. min eş şâhidîne : şahitlerden

Fe men tevellâ ba’de zâlike fe ulâike humul fâsikûn(fâsikûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. men : kimse, kişi
3. tevellâ : döndü
4. ba'de zâlike : bundan sonra
5. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
6. hum el fâsikûne : onlar fâsıklar, fıska düşenler

E fe gayre dînillâhi yebgûne ve lehû esleme men fîs semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve ileyhi yurceûn(yurceûne).


1. e fe gayre : hâlâ başkasını mı
2. dîni allâhi : Allah'ın dîni
3. yebgûne : arıyorlar, istiyorlar
4. ve lehû : ve ona
5. esleme : teslim etti
6. men : kimse, kişi
7. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
8. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
9. tav'an : isteyerek
10. ve kerhen : ve istemeyerek
11. ve ileyhi : ve ona
12. yurceûne : geri döndürülecekler

Kul âmennâ billâhi ve mâ unzile aleynâ ve mâ unzile alâ ibrâhîme ve ismâîle ve ishâka ve ya’kûbe vel esbâtı ve mâ ûtiye mûsâ ve îsâ ven nebiyyûne min rabbihim, lâ nuferriku beyne ehadin minhum, ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).


1. kul : de, söyle
2. âmennâ : biz îmân ettik
3. bi allâhi : Allah'a
4. ve mâ unzile : ve indirilen şey
5. aleynâ : bize
6. alâ ibrâhîme : İbrâhîm (A.S)'a
7. ve ismâîle : ve İsmail'e
8. ve ishâka : ve İshak
9. ve ya'kûbe : ve Yâkub
10. ve el esbâtı : ve torunları
11. ve mâ ûtiye : ve verilene (verilen şeye)
12. mûsâ : Musa
13. ve îsâ : ve Hz. Îsâ
14. ve en nebiyyûne : ve nebiler, peygamberler
15. min rabbi-him : Rab'lerinden
16. lâ nuferriku : fark gözetmeyiz, ayırım yapmayız 19 - beyne
17. beyne ehadin : aralarından birini
18. min-hum : onlardan
19. ve nahnu : ve biz
20. lehu : ona ait, onun
21. muslimûne : teslim olanlar

Ve men yebtegi gayral islâmi dînen fe len yukbele minhu, ve huve fîl âhirati minel hâsirîn(hâsirîne).


1. ve men : ve kim
2. yebtegi : arar, ister
3. gayre el islâmi : İslâm'dan başka
4. dînen : bir dîn
5. fe len yukbele : o taktirde asla kabul olunmaz
6. min-hu : ondan
7. ve huve : ve o
8. fî el âhireti : ahirette
9. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

Keyfe yehdillâhu kavmen keferû ba’de îmânihim ve şehidû enner resûle hakkun ve câehumul beyyinât(beyyinâtu) vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).


1. keyfe : nasıl
2. yehdi allâhu : Allah hidayet eder
3. kavmen : kavim, topluluk
4. keferû : inkâr ettiler
5. ba'de îmâni-him : îmânlarından sonra
6. ve şehidû : ve şahit oldular
7. enne er resûle : resûlün ... olduğuna
8. hakkun : hak, gerçek
9. ve câe-hum : ve onlara geldi
10. el beyyinâtu : beyyineler, açık deliller, açık
11. ve allâhu : ve Allah
12. lâ yehdi : hidayete erdirmez
13. el kavme ez zâlimîne : zalimler kavmi

Ulâike cezâuhum enne aleyhim la’netallâhi vel melâiketi ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).


1. ulâike : işte onlar
2. cezâu-hum : onların cezası
3. enne aleyhim : onların üzerine olması
4. la'nete allâhi : Allah'ın lânetini
5. ve el melâiketi : ve melekler
6. ve en nâsi : ve insanlar
7. ecmaîne : hepsi

Hâlidîne fîhâ, lâ yuhaffefu anhumul azâbu ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).


1. hâlidîne fîhâ : onun içinde ebedi kalacak olanlar
2. lâ yuhaffefu : hafifletilmez
3. an-hum : onlardan
4. el azâbu : azap
5. ve lâ hum yunzarûne : ve onlara nazar edilmez, bakılmaz

İllellezîne tâbû min ba’di zâlike ve aslehû fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. illâ ellezîne : ... olanlar hariç
2. tâbû : tövbe ettiler
3. min ba'di zâlike : bundan sonra
4. ve aslehû : ve ıslâh oldular, nefslerini tezkiye ettiler
5. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
6. gafûrun rahîmun : Gafûr'dur, Rahîm'dir

İnnellezîne keferû ba’de îmânihim summezdâdû kufran len tukbele tevbetuhum, ve ulâike humud dâllûn(dâllûne).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ba'de îmâni-him : îmânlarından sonra
4. summe : sonra
5. ezdâdû : arttırdılar
6. kufran : küfürlerini
7. len tukbele : asla kabul olunmaz
8. tevbetu-hum : onların tövbeleri
9. ve ulâike : ve işte onlar
10. hum ed dâllûne : onlar dalâlette olanlardır

İnnellezîne keferû ve mâtû ve hum kuffârun fe len yukbele min ehadihim mil’ul ardı zeheben ve leviftedâ bih(bihî), ulâike lehum azâbun elîmun ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ve mâtû : ve öldüler
4. ve hum : ve onlar
5. kuffârun : kâfirler
6. fe len yukbele : o taktirde asla kabul olunmaz
7. min ehadi-him : onların birinden, hiç birinden
8. mil'u el ardı : yeryüzü dolusu
9. zeheben : altın
10. ve lev iftedâ bi-hî : ve onu fidye olarak verse
11. ulâike : işte onlar
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. azâbun elîmun : elîm bir azap
14. ve mâ lehum : ve onlar için yoktur
15. min nâsırîne : (yardımcılardan) bir yardımcı

Len tenâlûl birre hattâ tunfikû mimmâ tuhibbûn(tuhibbûne), ve mâ tunfikû min şey’in fe innallâhe bihî alîm(alîmun).


1. len tenâlû : nail olamazsınız, erişemezsiniz
2. el birre : birr, ebrar kılacak davranış biçimi
3. hattâ tunfikû : infak edinceye kadar, infak etmedikçe
4. mim-mâ tuhibbûne : sevdiğiniz şeylerden
5. ve mâ tunfikû : ve infâk ettiğiniz şey, ne infâk
6. min şey'in : bir şeyden
7. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
8. bi-hî alîmun : onu en iyi bilen

Kullut taâmi kâne hillen li benî isrâile illâ mâ harrame isrâîlu alâ nefsihî min kabli en tunezzelet tevrât(tevrâtu), kul fe’tû bit tevrâti fetlûhâ in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).


1. kullu et taâmi : bütün yiyecekler
2. kâne hillen : helâl idi
3. li benî isrâîle : İsrailoğulları için
4. illâ : ancak, sadece
5. mâ harrame : haram kıldığı şey(ler)
6. isrâîlu : İsrail
7. alâ nefsi-hî : kendisine
8. min kabli : önceden, daha önce
9. en tunezzele : indirilmesi
10. et tevrâtu : Tevrat
11. kul : de, söyle
12. fe'tû : o halde, öyleyse getirin
13. bi et tevrâti : Tevrat'ı
14. fe utlû-hâ : öyleyse, haydi, (...yapın) da okuyun
15. in kuntum : eğer siz iseniz
16. sâdıkîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Fe menifterâ alâllâhil kezibe min ba’di zâlike fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).


1. fe men : o zaman kim
2. ifterâ : iftira etti
3. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
4. el kezibe : yalan söyledi
5. min ba'di zâlike : bundan sonra
6. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
7. hum ez zâlimûne : onlar zalimlerdir

Kul sadakallâhu fettebiû millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen), ve mâ kâne minel muşrikîn(muşrikîne).


1. kul : de, söyle
2. sadaka allâhu : Allah doğruyu söyledi
3. fe ittebiû : öyle ise tâbî olun
4. millete ibrâhîme : İbrâhîm'in milleti, dîni
5. hanîfen : hanîf olarak, tek Allah'a inanarak
6. ve mâ kâne : ve olmadı
7. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan

İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne).


1. inne : muhakkak
2. evvele beytin : ilk ev
3. vudia li en nâsi : insanlar için vaz'edildi, yapıldı
4. le ellezî : elbette ki o
5. bi bekkete : Bekke'de, Mekke'de
6. mubâreken : mübarek
7. ve huden : ve hidayet edici, hidayet eden
8. li el âlemîne : âlemler için

Fîhi âyâtun beyyinâtun makâmu ibrâhîm(ibrâhîme), ve men dahalehu kâne âminâ(âminen), ve lillâhi alen nâsi hiccul beyti menistetâa ileyhi sebîlâ(sebîlen), ve men kefere fe innallâhe ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).


1. fîhi : orada
2. âyâtun : âyetler
3. beyyinâtun : açık beyyineler
4. makâmu ibrâhîme : Hz. İbrâhîm'in makamı
5. ve men : ve kim
6. dahale-hu : oraya girdi
7. kâne : oldu
8. âminen : emin, emniyetli
9. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
10. alâ en nâsi : insanlara
11. hiccu el beyti : beyt' in hac edilmesi
12. men istetâa : gücü yeten kimse
13. ileyhi : ona
14. sebîlen : yol, yol bulma
15. kefere : örttü, inkâr etti
16. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
17. ganiyyun : gani, zengin, muhtaç olmayan
18. an el âlemîne : âlemlerden

Kul yâ ehlel kitâbi lime tekfurûne bi âyâtillâhi, vallâhu şehîdun alâ mâ ta’melûn(ta’melûne).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
3. lime : niçin, nasıl
4. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz
5. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
6. ve allâhu şehîdun : ve Allah şahittir
7. alâ mâ ta'melûne : yapmakta olduğunuz şeylere

Kul yâ ehlel kitâbi lime tesuddûne an sebîlillâhi men âmene tebgûnehâ ivecen ve entum şuhedâu ve mâllâhu bi gâfilin ammâ ta’melûn(ta’melûne).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
3. lime : niçin, nasıl
4. tesuddûne : men ediyorsunuz
5. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
6. men : kimse, kişi
7. âmene : îmân etti, âmenû oldu
8. tebgûne-hâ : onun istiyorsunuz
9. ivecen : eğrilik
10. ve entum : ve siz
11. şuhedâu : şahitler
12. ve mâ allâhu : ve Allah değildir
13. bi gâfilin : gâfil, gaflette, habersiz
14. ammâ (an mâ) ta'melûne : yaptığınız şeylerden, yaptıklarınızdan

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tutîû ferîkan minellezîne ûtûl kitâbe yeruddûkum ba’de îmânikum kâfirîn(kâfirîne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. in tutîû : eğer itaat ederseniz
4. ferîkan : bir kısım
5. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
6. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
7. yeruddû-kum : sizi döndürürler
8. ba'de îmâni-kum : îmânınızdan sonra
9. kâfirîne : kâfirlik, kâfir olma

Ve keyfe tekfurûne ve entum tutlâ aleykum âyâtullâhi ve fîkum resûluh(resûluhu), ve men ya’tesim billâhi fe kad hudiye ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).


1. ve keyfe : ve nasıl
2. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz
3. ve entum : ve siz
4. tutlâ aleykum : size okunuyor
5. âyâtu allâhi : Allah'ın âyetleri
6. ve fî-kum : ve sizin içinizde, aranızda
7. resûlu-hu : 'nun resûlü
8. ve men : ve kim
9. ya'tesim : sımsıkı sarılır, tutunur
10. bi allâhi : Allah'a
11. fe kad hudiye : artık o hidayet olunmuştur
12. ilâ sırâtın mustakîmin : Sıratı Mustakîm'e, Allah'a ulaştıran yola

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekullâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn(muslimûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ittekû allâhe : Allah'a karşı takva sahibi olun
4. hakka tukâti-hî : O'nun hak takvası ile, bi hakkın takva, en üst derece takva
5. ve lâ temûtunne (temûtu enne) : ve sakın siz ölmeyin
6. illâ : ancak, sadece
7. ve entum : ve siz
8. muslimûne : teslim olanlar

Va’tasımû bihablillâhi cemîân ve lâ teferrakû, vezkurû ni’metallâhi aleykum iz kuntum a’dâen fe ellefe beyne kulûbikum fe asbahtum bi ni’metihî ihvânâ(ihvânen), ve kuntum alâ şefâ hufratin minen nâri fe enkazekum minhâ, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum tehtedûn(tehtedûne).


1. ve ı'tasımû : ve sarılın
2. bi habli allâhi : Allah'ın ipine
3. cemîân : topluca, hepiniz
4. ve lâ teferrekû : ve ayrılmayın, fırkalara ayrılmayın
5. ve uzkurû : ve hatırlayın
6. ni'met allâhi : Allah'ın ni'meti
7. aleykum : size, sizi
8. iz kuntum : siz oldunuz
9. a'dâen : düşman
10. fe ellefe : sonra birleştirdi
11. beyne : arasında
12. kulûbi-kum : sizin kalpleriniz
13. fe asbahtum : böylece oldunuz
14. bi ni'meti-hî : onun ni'meti ile
15. ihvânen : kardeşler
16. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
17. alâ şefâ : kenarında
18. hufretin : bir çukur
19. min en nâri : ateşten
20. fe enkaze-kum : ...halde iken sizi kurtardı
21. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
22. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
23. yubeyyinu : beyan ediyor, açıklıyor
24. allâhu lekum : Allah, size
25. âyâti-hî : kendi âyetleri
26. lealle-kum : umulur ki böylece siz
27. tehtedûne : hidayete erersiniz

Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilel hayri ve ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munker(munkeri), ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).


1. ve li tekun : ve olsun
2. min-kum : sizden
3. ummetun : bir ümmet, bir toplum
4. yed'ûne : çağırır, davet eder
5. ilâ el hayri : hayra
6. ve ye'murûne : ve emreder
7. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
8. ve yenhevne : ve nehy eder, men eder
9. an el munkeri : münkerden, kötülükten
10. ve ulâike : ve işte onlar
11. hum el muflihûne : onlar, kurtuluşa, felâha erenler

Ve lâ tekûnû kellezîne teferrakû vahtelefû min ba’di mâ câehumul beyyinât(beyyinâtu), ve ulâike lehum azâbun azîm(azîmun).


1. ve lâ tekûnû : ve olmayın
2. ke ellezîne : onlar gibi
3. teferrakû : ayrıldılar
4. ve ihtelefû : ve ihtilâfa, ayrılığa, anlaşmazlığa düştüler
5. min ba'di : sonradan, sonra
6. mâ câe-hum : onlara gelen şey
7. beyyinâtu : beyyineler, açık deliller
8. ve ulâike : ve işte onlar
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. azâbun azîmun : azîm azap, büyük azap

Yevme tebyaddu vucûhun ve tesveddu vucûh(vucûhun), fe emmellezînesveddet vucûhuhum e kefertum ba’de îmânikum fe zûkûl azâbe bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).


1. yevme : o gün
2. tebyaddu : beyazlaşacak, ağaracak
3. vucûhun : yüzler
4. ve tesveddu : ve siyahlaşacak, kararacak
5. fe emmâ : fakat, ama, ise
6. ellezîne : ki onlar
7. esveddet : karardı
8. vucûhu-hum : onların yüzleri
9. e kefertum : inkâr mı ettiniz
10. ba'de : sonra
11. îmâni-kum : sizin îmânınız
12. fe zûkû : o zaman, öyleyse tadın
13. el azâbe : azap
14. bimâ : şey ile
15. kuntum : siz iseniz
16. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz

Ve emmellezînebyaddat vucûhuhum fe fî rahmetillâh(rahmetillâhi), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. ellezîne : ki onlar
3. ebyaddat : beyazladı, ağardı
4. vucûhu-hum : onların yüzleri
5. fe : o zaman, böylece
6. : içinde, vardır
7. rahmeti allâhi : Allah'ın rahmeti
8. hum fî-hâ : onlar orada
9. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Tilke âyâtullâhi netlûhâ aleyke bil hakk(hakkı), ve mâllâhu yurîdu zulmen lil âlemîn(âlemîne).


1. tilke : bu
2. âyâtu allâhi : Allah'ın âyetleri
3. netlû-hâ : onu tilâvet ediyoruz, okuyup açıklıyoruz
4. aleyke : sana
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. ve mâ allâhu : ve Allah değildir
7. yurîdu : diler, ister
8. zulmen : zulüm, zulüm olması, haksızlık
9. li el âlemîne : âlemler için

Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).


1. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
2. mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
3. ve mâ fî el ardı : ve yeryüzünde bulunan şeyler
4. ve ilâ allâhi : ve Allah'a
5. turceu : döndürülür
6. el umûru : emirler, işler

Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fâsikûn(fâsikûne).


1. kuntum : siz iseniz
2. hayra ummetin : hayırlı ümmet, topluluk
3. uhricet : çıkarıldınız
4. li en nâsi : insanlar için, insanlara
5. te'murûne : emrediyorsunuz
6. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
7. ve tenhevne : ve nehyedersiniz, men edersiniz
8. an-il munkeri : münkerden, kötülükten
9. ve tu'minûne bi allâhi : ve Allah'a îmân edersiniz
10. ve lev âmene : ve eğer îmân etselerdi
11. ehlu el kitâbi : kitap ehli, kitap sahipleri
12. le kâne : elbette olurdu
13. hayran : bir hayır
14. lehum : onlarındır, onlar için vardır
15. min-hum : onlardan
16. el mu'minûne : mü'minler
17. ve ekseru-hum : ve onların çoğu
18. el fâsikûne : fasıklar, îmân ettikten sonra küfre (fıska) düşenler

Len yedurrûkum illâ ezâ(ezen), ve in yukâtilûkum yuvellûkumul edbâr(edbâre), summe lâ yunsarûn(yunsarûne).


1. len yedurrû-kum : size asla zarar veremezler
2. illâ ezen : ezadan başka
3. ve in yukâtilû-kum : ve eğer sizinle savaşırlarsa
4. yuvellû-kum : size (arkalarını) dönerler
5. el edbâre : arkaları
6. summe : sonra
7. lâ yunsarûne : yardım olunmazlar

Duribet aleyhimuz zilletu eyne mâ sukıfû illâ bi hablin minallâhi ve hablin minen nâsi ve bâû bi gadabin minallâhi ve duribet aleyhimul meskeneh(meskenetu), zâlike bi ennehum kânû yekfurûne bi âyâtillâhi ve yaktulûnel enbiyâe bi gayri hakk(hakkın), zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).


1. duribet : vuruldu
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. ez zilletu : zillet, hakirlik, alçaklık ve aşağılık
4. eyne mâ : nerede olursa
5. sukıfû : bulunurlar
6. illâ : ancak, sadece
7. bi hablin min allâhi : Allah'tan bir ip
8. ve hablin : ve bir ip
9. min en nâsi : insanlardan
10. ve bâû : ve uğradılar
11. bi gadabin : gazapla, öfkeyle
12. min allâhi : Allah'tan
13. ve duribet : ve vuruldu (damga)
14. el meskenetu : miskinlik
15. zâlike : işte bu, bu
16. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
17. kânû : oldular
18. yekfurûne : inkâr ediyorlar
19. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
20. ve yaktulûne : ve öldürüyorlar
21. el enbiyâe : peygamberler
22. bi gayri hakkın : haksız yere