A. L. M.

İnsanlar, sadece “Gerçeği onayladık“ demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor?

Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları yalancılardan ayıracaktır.

Kötülükleri işleyenler, bizi atlatacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar.

Kim ALLAH ile karşılaşmayı umuyorsa, (şunu bilsin ki) ALLAH’la randevu mutlaka gerçekleşecektir. O, İşitendir, Bilendir.

Kim bizim için çaba gösterirse, kendisi için çaba göstermiş olur. ALLAH hiç kimseye muhtaç değildir.

Gerçeği onaylayıp erdemli davrananların kötülüklerini elbette örteceğiz ve yapmış olduklarının daha iyisiyle onları ödüllendireceğiz.

Biz insana, anne ve babasına iyi davranmasını öğütlemişizdir. Ancak onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için seninle mücadele ederlerse ikisine de uyma. Hepinizin dönüşü banadır ve yaptıklarınız hakkında size bilgi vereceğim.

Gerçeği onaylayıp erdemli davrananları erdemliler arasına sokacağız.

İnsanlardan, “ALLAH’ı onayladık“diyenlerden bazıları var ki, ALLAH yolunda sıkıntı ile karşılaşınca halkın zulüm ve işkencesini ALLAH’ın cezası gibi sayar. Ama Efendinden sana bir zafer gelse, “Biz sizinle birlikte idik“ derler. ALLAH herkesin en gizli düşüncelerini bilmez mi?

ALLAH elbette gerçeği onaylayanlarla ikiyüzlüleri açığa çıkaracaktır.

İnkarcılar gerçeği onaylayanlara, “Yolumuza uyun; günahlarınızı biz yükleniriz“ dediler. Oysa onların günahlarından hiçbir şeyi yüklenecek değillerdir; yalancıdırlar.

Gerçekte, kendi yüklerine ek olarak (sorumlu oldukları) başka yükleri de yüklenecekler ve uydurdukları şeylerden diriliş günü sorulacaklardır.

Nuh’u, halkına göndermiştik ve onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Ancak zulmettikleri için onları tufan yakaladı.

Onu ve gemi halkını kurtarıp herkese ibret yaptık.

İbrahim’i de… Halkına demişti ki, “ALLAH’a hizmet edin ve O’nu saygıyla dinleyin. Bilirseniz, bu sizin için daha iyidir.”

“Yalan uydurup ALLAH’tan aşağı putlara hizmet ediyorsunuz. ALLAH’ın dışında hizmet ettikleriniz size hiçbir rızık veremez. Öyleyse rızkınızı sadece ALLAH’ın yanında arayın, O’na hizmet edin ve O’na şükredin; dönüşünüz O’nadır.”

Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça bildirmektir.

ALLAH’ın yaratılışı nasıl başlatıp, nasıl tekrarladığını görmediler mi? Bu, elbette ALLAH için kolaydır.

De ki: “Yeryüzünü dolaşın ve yaratılışın nasıl başladığını görün.” Sonra, yine ALLAH (ahiretteki) son yaratılışı başlatacaktır. ALLAH’ın her şeye gücü yeter.

Dilediğini cezalandırır ve dilediğine acır; O’na çevrileceksiniz.

Siz ne yeryüzünde ne de gökte bunu engelleyemezsiniz. Sizin ALLAH’tan başka Sahibiniz ve Yardımcınız yoktur.

ALLAH’ın ayet ve mucizelerini ve O’nunla karşılaşmayı inkâr edenler, Rahmetimden ümit kesenlerdir. Onlar acı bir cezayı haketmişlerdir.

Halkının karşılığı, “Onu öldürün, yahut yakın“ demelerinden başka bir şey olmadı. Ancak ALLAH onu ateşten kurtardı. Gerçeği onaylayan bir toplum için bunda dersler vardır.

Dedi ki, “Sizin ALLAH’ın yanında putlara hizmet etmeniz, sadece dünya hayatında aranızdaki dostluğu korumak amacıyladır. Fakat sonra, diriliş gününde birbirinizi inkâr edersiniz, birbirinizi lanetlersiniz. Varacağınız yer ateştir ve orada yardımcı bulamazsınız.”

Bunun üzerine ona Lut gerçeği onayladı ve “Ben Efendime göç ediyorum. Kuşkusuz O Üstündür, Bilgedir“dedi.

O’na (İbrahim’e) İshak ve Yakub’u bağışladık. Soyuna peygamberlik ve kitap verdik. Ödülünü bu dünyada verdik ve ahirette de erdemlilerle birlikte olacaktır.

Lut’u da gönderdik. Halkına dedi ki: “Sizden önce hiç kimsenin işlemediği boyutta bir günahı işliyorsunuz.”

“Siz erkeklerle cinsel ilişki kuruyor, yolları kesiyor ve toplantılarınızda her kötülüğü işliyorsunuz.” Halkının biricik karşılığı “Doğrulardan isen ALLAH’ın azabını getir bakalım“ demeleri oldu.

“Efendim, şu bozguncu topluluğa karşı bana zafer ver“ dedi. Denetçiler İbrahim ve Lut’a Uğrayıp Görüşüyorlar

Elçilerimiz İbrahim’e müjdeyle vardıklarında, “Bu kentin (Sodom) halkını yok etmek üzereyiz. Çünkü oranın halkı zalim oldular“ dediler.

Dedi ki, “Ama orada Lut var.” Onlar da, “Orada kimlerin bulunduğunu iyi biliyoruz. Onu ve ailesini kurtaracağız, fakat karısı hariç; o geride kalacaklardandır“ dediler.

Elçilerimiz Lut’a vardıklarında elçilerimize yapılan muameleden dolayı fenalaştı, zor durumda kaldı. Kendisine dediler ki, “Korkma, üzülme. Biz seni ve aileni kurtaracağız. Karın hariç; o geride kalanlardan olmuştur.”

“Yoldan çıktıkları için, biz bu kentin üzerine gökten bir felaket indireceğiz.”

Aklını kullanan bir toplum için apaçık bir ders olarak oradan bazı kalıntılar bıraktık.

Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı… “Halkım, ALLAH’a hizmet edin, ahiret gününü arayın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın“ demişti.

Onu yalanladılar, nihayet kendilerini bir deprem yakaladı ve evlerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Aynı şekilde, Ad ve Semud’u da… Akıbetleri, oturmuş oldukları yerlerden size belli olmaktadır. Sapkın işlerini onlara süslü göstererek onları yoldan saptırdı. Halbuki görüp anlayacak yeteneğe sahiptiler.

Karun, Firavun ve Haman’ı da… Musa, onlara apaçık delillerle gitmişti; ancak onlar yeryüzünde büyüklük tasladılar. Atlatıp kaçamadılar.

Hepsini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kimine çılgın bir fırtına gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de boğduk. Onlara zulmeden ALLAH değildi; onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

ALLAH’ın yakınından edindikleri velilerin örneği, bir ev edinen dişi örümceğin örneğine benzer. Gerçek şu ki, evlerin en çürüğü (en az güvenilir olanı) dişi örümceğin evidir, keşke bilselerdi.

ALLAH onların kendisinden başka hizmet etmelerinin aslında hiçbir şey olmadığını iyi bilir. O Üstündür, Bilgedir.

Bu örnekleri halk için veririz ve onları bilen kimselerden başkası düşünüp anlamaz.

ALLAH gökleri ve yeri belli bir amaç için yarattı. Bunda gerçeği onaylayanlar için bir kanıt vardır.

Sana vahyetmiş olduğumuz kitaptan oku ve namazı gözet. Çünkü namaz, iğrenç ve kötü şeylerden vazgeçirir. ALLAH’ı (namaz yoluyla) anmak en önemlidir. ALLAH ne yaptığınızı bilir.

Zalim olanları hariç, kitap halkıyla en güzel bir biçimde tartışın ve “Bize indirileni onayladık ve size indirileni de onayladık. Bizim Tanrımız, sizin de Tanrınız birdir. Biz sadece O’na teslim olduk“ deyin.

İşte sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız onu onaylayacaklardır. Şunlardan (ümmilerden) da bazıları onaylayacaktır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

Sen daha önceki hiçbir kitabı okumuyordun ve onları elinle de yazmıyordun. Bu durumda, yanlışı savunanların kuşkulanması için bir bahane oluşacaktı.

Gerçekte o, kendilerine bilgi verilmiş olanların göğsünde apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

“Ona Efendisinden bir mucize inmeli değil miydi?“ dediler. De ki: “Mucizeler ALLAH’ın katındadır. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Bu kitabı sana indirmiş olmamız ve kendilerine okunması onlara yetmez mi? Bunda gerçeği onaylayan bir toplum için bir rahmet ve öğüt vardır.

De ki: “Benimle sizin aranızda tanık olarak ALLAH yeter. Göklerde ve yerde ne varsa bilir. Yanlışı gerçek diye onaylayıp, ALLAH’ı onaylamayanlar, asıl zarara uğrayanlardır.”

Azabı getirmen için sana meydan okuyorlar! Belirlemiş olduğumuz bir zaman olmasaydı, o azap onlara gelecekti. Onlara ansızın, haberleri olmadan gelecektir.

Sana azabı getirmen için meydan okuyorlar. Halbuki cehennem kafirleri kuşatmış bile.

Gün gelecek azap üstlerinden ve ayaklarının altından onları sarıp örtecek ve (Tanrı onlara), “Yaptıklarınızı tadın“ diyecektir.

Ey gerçeği onaylayan kullarım, yerim geniştir, sadece bana hizmet edin.

Her nefis ölümü tadacak ve sonra bize döndürüleceksiniz.

Gerçeği onaylayan ve erdemli davrananları içinden ırmaklar akan bahçeyin köşklerine yerleştireceğiz; orada ebedi kalırlar. Çalışanların karşılığı ne güzeldir.

Onlar ki direndiler ve Rab’lerine güvendiler.

Rızık konusunda endişesi olmayan nice yaratıklar vardır ki onları da sizi de ALLAH besler. O işitendir, Bilendir.

Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi ve ay’ı kim emrinize verdi?“ diye sorsan, “ALLAH“ diye karşılık verecekler. Öyleyse neden sapıyorlar?

ALLAH kullarından dilediğine rızkı arttırır ve kısar. ALLAH her şeyi Bilendir.

Onlara, “Gökten suyu kim indirip ölümünden sonra toprağı canlandırıyor?“ diye sorsan, “ALLAH“ diyecekler. De ki: “Övgü ALLAH’a aittir.” Ancak çokları anlamaz.

Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır; bir bilselerdi.

Gemiye bindikleri zaman, dini sadece ALLAH’a ait kılarak O’nu çağırırlar. Ne zaman ki onları denizden kurtarırız ortak koşmaya tekrar başlarlar.

Bırak, kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler, zevklensinler. İleride bilecekler.

Çevrelerindeki insanlar kapılıp götürülürken, sınırlanmış bölgeyi güvenli kıldık. Batıla gerçek diye onaylayıp ALLAH’ın nimetini mi reddediyorlar?

Yalan uydurup ALLAH’a yakıştırandan ve kendisine gelen gerçeği yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kafirler için cehennemde bir yer yok mu?

Uğrumuzda çaba gösterenleri yollarımıza ileteceğiz. ALLAH hiç kuşkusuz iyilik edenlerle beraberdir.