Elif lâm mîm.


1. _empty_ :

E hasiben nâsu en yutrekû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn(yuftenûne).


1. e :
2. hasibe : sandı
3. en nâsu : insanlar
4. en yutrekû : terkedilecek, bırakılacaklar
5. en yekûlû : demeleri
6. âmennâ : biz îmân ettik
7. ve hum : ve onlar
8. lâ yuftenûne : imtihan edilmez

Ve lekad fetennellezîne min kablihim fe le ya’lemennellâhullezîne sadakû ve le ya’lemenel kâzibîn(kâzibîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. fetennâ : biz imtihan ettik
3. ellezîne : ki onlar
4. min kabli-him : onlardan önce
5. fe : o zaman, böylece
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. ya'leme : bilir
8. enne : olduğunu
9. allâhu : Allah
10. sadakû : sadık oldular, doğru söylediler
11. ve le : ve elbette, mutlaka
12. ya'lemene : ve muhakkak ki bilmektedir
13. el kâzibîne : yalancıları

Em hasibellezîne ya’melûnes seyyiâti en yesbikûnâ, sâe mâ yahkumûn(yahkumûne).


1. em : yoksa, veya
2. hasibe : sandı
3. ellezîne : ki onlar
4. ya'melûne : yapıyorlar
5. es seyyiâti : kötülük
6. en yesbikû-nâ : bizi geçmeleri
7. sâe : kötü
8. : olmadı
9. yahkumûne : hüküm veriyorlar

Men kâne yercû likâallâhi fe inne ecelallâhi le âtin, ve huves semîul alîm(alîmu).


1. men : kimse, kişi
2. kâne : oldu
3. yercû : diler
4. likâe allâhi : Allah'a mülâki olmak, Allah'a ulaşmak
5. fe : o zaman, böylece
6. inne : muhakkak
7. ecelallâhi (ecele allahi) : Allah'ın tayin ettiği zaman, gün
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. âtin : gelecek
10. ve huve : ve o
11. es semîu : hakkıyla işiten
12. el alîmu : en iyi bilen

Ve men câhede fe innemâ yucâhidu li nefsihî, innallâhe le ganiyyun anil âlemîn(âlemîne).


1. ve men : ve kim
2. câhede : cihad etti
3. fe : o zaman, böylece
4. innemâ : ancak, sadece
5. yucâhidu : cihad eder
6. li nefsi-hi : kendi nefsi için
7. inne allâhe : muhakkak ki Allah
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. ganiyyun : gani, zengin, muhtaç olmayan
10. anil âlemîne (an el âlemîne) : âlemlerden

Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nukeffiranne anhum seyyiâtihim ve le necziyennehum ahsenellezî kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ve : ve
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. nukeffiranne : mutlaka örteceğiz
7. an-hum : onlardan
8. seyyiâti-him : onların günahlarını
9. ve le : ve elbette, mutlaka
10. necziyenne-hum : onları mutlaka mükâfatlandıracağız
11. ahsene : ahsen olan
12. ellezî : o ki, ki o
13. kânû : oldular
14. ya'melûne : yapıyorlar

Ve vassaynel insâne bi vâlideyhi husnâ(husnen), ve in câhedâke li tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ, ileyye merciukum fe unebbiukum bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. ve vassaynâ : ve vasiyet ettik, emrettik
2. el insâne : insana
3. bi vâlidey-hi : onun anne ve babasıyla
4. husnen : güzel, iyi
5. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
6. câhedâ-ke : ikisi seninle cihad etti, mücâdele etti
7. li tuşrike : senin şirk koşman için
8. bî mâ : şey ile
9. leyse : değil
10. leke : seni
11. bi-hi : onunla
12. ilmun : ilim, bilgi
13. fe : o zaman, böylece
14. lâ tutı'humâ : o ikisine itaat etme
15. ileyye merciu-kum : bana sizin dönüşünüz
16. unebbiu-kum : size haber veririm
17. bimâ : şey ile
18. kuntum : siz iseniz
19. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nudhılennehum fîs sâlihîn(sâlihîne).


1. ve : ve
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. nudhılenne-hum : onları mutlaka dahil edeceğiz
7. : içinde, vardır
8. es sâlihîne : salihler

Ve minen nâsi men yekûlu âmennâ billâhi fe izâ ûziye fîllâhi ceale fitneten nâsi ke azâbillâh(azâbillâhî), ve le in câe nasrun min rabbike le yekûlunne innâ kunnâ meakum, e ve leysallâhu bi a’leme bi mâ fî sudûril âlemîn(âlemîne).


1. ve : ve
2. min : den
3. en nâsi : insanlar
4. men : kimse, kişi
5. yekûlu : der, söyler
6. âmennâ : biz îmân ettik
7. bi allâhi : Allah'a
8. fe : o zaman, böylece
9. izâ ûziye : eziyet edildiği zaman
10. fîllâhi (fî allâhi) : Allah hakkında
11. ceale : kıldı, yaptı
12. fitnete : fitne
13. ke : gibi
14. azâbi allâhi : Allah'ın azabı
15. ve le : ve elbette, mutlaka
16. in câe : gelirse
17. nasrun : bir yardım
18. rabbi-ke : senin Rabbin
19. le : mutlaka, elbette, muhakkak
20. yekûlunne : derler
21. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
22. kunnâ : biz olduk, biz idik,
23. mea-kum : sizinle beraber
24. e :
25. leyse : değil
26. allâhu : Allah
27. bi a'leme : en iyi bilir
28. bi mâ : şeye
29. : içinde, vardır
30. sudûri : göğüsler, sineler
31. el âlemîne : âlemler

Ve le ya’lemennallâhullezîne âmenû ve le ya’lemennel munâfikîn(munâfikîne).


1. ve : ve
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. ya'lemenne : muhakkak bilir
4. allâhu : Allah
5. ellezîne : ki onlar
6. âmenû : îmân ettiler
7. el munâfikîne : münafıklar

Ve kâlellezîne keferû lillezîne âmenûttebiû sebîlenâ velnahmil hatâyâkum, ve mâ hum bi hâmilîne min hatâyâhum min şey’(şey’in), innehum le kâzibûn(kâzibûne).


1. ve lekum : ve sizin için
2. nısfu : yarısı
3. mâ terake : bırakılan şey, mal, miras
4. ezvâcu-kum : sizin eşleriniz
5. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
6. âmenû : îmân ettiler
7. ittebiû : tâbî olun
8. veledun : çocuk, oğul
9. fe : o zaman, böylece
10. hatâyâ-kum : sizin hatalarınız
11. ve mâ hum : ve onlar değiller
12. bi hâmilîne : yüklenenler
13. min hatâyâ-hum : onların hatalarından
14. min şey'in : bir şeyden
15. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
16. le : mutlaka, elbette, muhakkak
17. kâzibûne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Ve le yahmilunne eskâlehum ve eskâlen mea eskâlihim ve le yus’elunne yevmel kıyâmeti ammâ kânû yefterûn(yefterûne).


1. ve : ve
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. yahmilunne : mutlaka taşıyacaklar, yüklenecekler
4. eskâle-hum : onların yükleri, günahları
5. eskâlen : yükler, günahlar
6. mea : beraber
7. eskâli-him : onların yükleri, günahları
8. yus'elunne : mutlaka sorulacaklar, sorgulanacaklar
9. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
10. ammâ : şeyden
11. kânû : oldular
12. yefterûne : iftira ediyorlar

Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî, fe lebise fîhim elfe senetin illâ hamsîne âmâ(âmen), fe ehazehumut tûfânu ve hum zâlimûn(zâlimûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. nûhan : Nuh (as)
4. ilâ kavmi-hi : kavmine
5. fe : o zaman, böylece
6. lebise : kaldı
7. fî-him : onların içinde, onların aralarında
8. elfe : bin (1000)
9. senetin : sene
10. illâ : ancak, sadece
11. hamsîne : elli (50)
12. âmen : bir yıl
13. ehaze-hum : onları aldı (yakaladı)
14. et tûfânu : tufan
15. ve hum : ve onlar
16. zâlimûne : zalimler, haksızlık edenler

Fe enceynâhu ve ashâbes sefîneti ve cealnâ hââyeten lil âlemîn(âlemîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. enceynâ-hu : onu kurtardık
3. ve : ve
4. ashâbe : sahib, halk
5. es sefîneti : gemi
6. ve cealnâ-hâ : ve onu kıldık
7. âyeten : âyet, delil, kanıt
8. li el âlemîne : âlemler için

Ve ibrâhîme iz kâle li kavmihî’budûllâhe vettekûh(vettekûhu), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. ve ibrâhîme : ve İbrâhîm
2. iz kâle : dediği zaman, demişti
3. li kavmi-hi : kendi kavmine
4. a'budûllâhe (a'budû allâhe) : Allah'a kul olun
5. vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona karşı takva sahibi olun
6. zâlikum : işte bu
7. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
8. lekum : sizin için, size
9. in : eğer
10. kuntum : siz iseniz
11. ta'lemûne : biliyorsunuz

İnnemâ ta’budûne min dûnillâhi evsânen ve tahlukûne ifkâ(ifken), innellezîne ta’budûne min dûnillâhi lâ yemlikûne lekum rızkân, febtegû indallâhir rızka va’budûhu veşkurû leh(lehu), ileyhi turceûn(turceûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. ta'budûne : kul oluyorsunuz
3. min dûnillâhi (min duni allâhi) : Allah'tan başka
4. evsânen : putlar
5. ve tahlukûne : ve halkediyorsunuz, yapıyorsunuz
6. ifken : yalan, iftira
7. inne : muhakkak
8. ellezîne : ki onlar
9. lâ yemlikûne : yapamaz, gücü yetmez, malik değil
10. lekum : sizin için, size
11. rızkân : rızık
12. fe : o zaman, böylece
13. ibtegû : isteyin
14. indallâhi (inde allâhi) : Allah'ın katı
15. er rızka : rızık
16. va'budûhu (ve u'budû-hu) : ve ona kul olun
17. veşkurû : ve şükredin
18. lehu : ona ait, onun
19. ileyhi : ona
20. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve in tukezzibû fe kad kezzebe umemun min kablikum, ve mâ aler resûli illel belâgul mubîn(mubînu).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. tukezzibû : yalanlıyorsunuz, yalanlarsınız
3. fe : o zaman, böylece
4. kad : oldu, olmuştu
5. kezzebe : yalanladı
6. umemun : ümmetler
7. min kabli-kum : sizden önce
8. ve : ve
9. mâ aler resûli (alâ er resûli) : resûlün üzerine değil
10. illel belâgu (illâ el belâgu) : tebliğden başka
11. el mubînu : açıkça, açık

E ve lem yerev keyfe yubdiullâhul halka, summe yuîduh (yuîduhu), inne zâlike alallâhi yesîr(yesîrun).


1. e :
2. ve : ve
3. lem yerev : görmediler
4. keyfe : nasıl
5. yubdiullâhu (yubdiu allâhu) : Allah ilk defa yaratıyor
6. el halka : yaratma, halketme
7. summe : sonra
8. yuîdu-hu : ona döndürülür, iade olunur
9. inne : muhakkak
10. zâlike : işte bu, bu
11. alallâhi (alâ allâhi) : Allah'a
12. yesîrun : azdır (kolaydır)

Kul sîrû fîl ardı fânzurû keyfe bedeel halka, summallâhu yunşîun neş’etel âhıreh(âhırete), innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. kul : de, söyle
2. sîrû : gezin, dolaşın
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fanzurû (fe unzurû) : böylece bakın
5. keyfe : nasıl
6. bedee : başladı
7. el halka : yaratma, halketme
8. summallâhu (summe allâhu) : sonra Allah
9. yunşîu : inşa edecek, yaratacak
10. en neş'ete el âhırete : ahiretin inşası, ahiretin yaratılması
11. innallâhe : muhakkak ki Allah
12. alâ kulli şey'in : herşeye
13. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Yuazzibu men yeşâu ve yerhamu men yeşâ’(yeşâu), ve ileyhi tuklebûn(tuklebûne).


1. yuazzibu : azap eder
2. men : kimse, kişi
3. yeşâu : diler
4. ve yerhamu : ve rahmet eder (rahîm esmasıyla tecelli eder)
5. ve : ve
6. ileyhi : ona
7. tuklebûne : (halden hale çevrilip) döndürüleceksiniz

Ve mâ entum bi mu’cizîne fîl ardı ve lâ fîs semâi ve mâ lekum min dûnillâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).


1. ve : ve
2. mâ entum : siz değilsiniz
3. bi mu'cizîne : aciz bırakan (bırakacak) kimseler
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. : yok, değil
6. fî es semâi : semaya
7. mâ lekum : sizin için yoktur
8. min dûnillâhi (dûni allâhi) : Allah'tan başka
9. min veliyyin : bir dost (dostlardan)
10. nasîrin : bir yardımcı

Vellezîne keferû bi âyâtillâhi ve likâihî ulâike yeisû min rahmetî ve ulâike lehum azâbun elîm(elîmun).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. bi âyâtillâhi (âyâti allâhi) : Allah'ın âyetleri
4. ve likâi-hî : ve ona ulaşmak, ona mülâki olmak (ölmeden önce ruhun Allah'a ulaşması)
5. ulâike : işte onlar
6. yeisû : ümidi kestiler
7. min rahmetî : rahmetimden
8. ve ulâike : ve işte onlar
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. azâbun elîmun : elîm bir azap

Fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlûktulûhu ev harrýkûhu fe encâhullâhu minen nâr(nâri), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. mâ kâne : olmadı
3. cevâbe : cevap
4. kavmi-hi : onun kavmi
5. illâ : ancak, sadece
6. en kâlûktulû-hu : "onu öldürün" demek
7. ev : veya
8. harrıkû-hu : onu yakın
9. encâhullâhu (encâhu allâhu) : Allah onu kurtardı
10. min en nâri : ateşten
11. inne : muhakkak
12. : içinde, vardır
13. zâlike : işte bu, bu
14. le âyâtin : elbette âyetler, kanıtlar, deliller
15. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
16. yu'minûne : îmân ederler

Ve kâle innemettehaztum min dûnillâhi evsânen meveddete beynikum fîl hayâtid dunyâ, summe yevmel kıyâmeti yekfuru ba’dukum bi ba’dın ve yel’anu ba’dukum ba’dan ve me’vâkumun nâru ve mâ lekum min nâsırîn(nâsırîne).


1. ve : ve
2. kâle : dedi
3. inne : muhakkak
4. : olmadı
5. ittehaztum : siz edindiniz
6. min dûni : den başka
7. allâhi : Allah
8. evsânen : putlar
9. meveddete : sevgi, muhabbet
10. beyni-kum : sizin aranızda
11. : içinde, vardır
12. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
13. summe : sonra
14. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
15. yekfuru : inkâr edecek
16. ba'du-kum : sizin bazınız
17. bi ba'dın : bir kısmı
18. yel'anu : lânet edecek
19. ba'dan : bir kısmına
20. ve me'vâ-kum : ve sizin dönüş yeriniz
21. en nâru : ateş
22. ve mâ lekum : ve size ne oluyor
23. min : den
24. nâsırîne : yardımcı

Fe âmene lehu lût (lûtun) ve kâle innî muhâcirun ilâ rabbî, innehu huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. lehu : ona ait, onun
2. lûtun : Lut
3. ve kâle : ve dedi
4. innî : muhakkak ki ben
5. muhâcirun : hicret edenim, hicret edecek olanım
6. ilâ rabbî : Rabbime
7. innehu : muhakkak ki o
8. ellezîne keferû : inkâr edenler
9. el azîzu : azîz, üstün
10. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi
11. fe : o zaman, böylece
12. âmene : îmân etti, âmenû oldu, inandı

Ve vehebnâ lehû ishâka ve ya’kûbe ve cealnâ fî zurriyyetihin nubuvvete vel kitâbe, ve âteynâhu ecrehu fîd dunyâ, ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve : ve
2. vehebnâ : ve hibe ettik (o istemeden) bahşettik
3. lehu : ona ait, onun
4. ishâka : İshak (A.S)
5. ve ya'kûbe : ve Yâkub
6. cealnâ : kıldık, yaptık
7. : içinde, vardır
8. zurriyyeti-hi : onun zürriyeti
9. en nubuvvete : nebîlik, peygamberlik
10. ve el kitâbe, : ve kitap
11. ve âteynâ-hu : ve biz ona verdik
12. ecre-hu : onun ecrini
13. fî ed dunyâ, : dünyada
14. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
15. fî el âhıreti : ahirette
16. le : mutlaka, elbette, muhakkak
17. min : den
18. es sâlihîne : salihler

Ve lûtan iz kâle li kavmihî innekum le te’tûnel fâhışete mâ sebekakum bihâ min ehadin minel âlemîn(âlemîne).


1. ve : ve
2. lûtan : Lut
3. iz kâle : dediği zaman, demişti
4. li kavmi-hi : kendi kavmine
5. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. te'tûne : geliyorsunuz
8. el fâhışete : fuhuş, kötülük
9. : olmadı
10. sebeka-kum : sizden önce gelip geçmiş
11. bi-hâ : onu
12. min : den
13. ehadin : biri, birisi
14. el âlemîne : âlemler

E innekum le te’tûner ricâle ve taktaûnes sebîle ve te’tûne fî nâdîkumulmunker(munkere), fe mâ kâne cevâbe kavmihî illâ en kâlû’tinâ bi azâbillâhi in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).


1. e :
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. le te'tûne : mutlaka geliyorsunuz
4. er ricâle : erkeklere
5. ve taktaûne : ve kesiyorsunuz, keseceksiniz
6. es sebîle : yol
7. ve te'tûne : ve geliyorsunuz
8. fî nâdî-kum : toplantılarınızda
9. el munkere : münker, sıkıntı
10. fe : o zaman, böylece
11. mâ kâne : olmadı
12. cevâbe : cevap
13. kavmi-hi : onun kavmi
14. illâ : ancak, sadece
15. en kâlû'ti-nâ : "bize getir'' demek
16. bi azâbi allâhi : Allah'ın azabı
17. in kunte : eğer sen, ..... isen
18. min es sâdikîne : doğru söyleyenlerden, sadıklardan

Kâle rabbinsurnî alel kavmil mufsidîn(mufsidîne).


1. kâle : dedi
2. rabbî : Rabbim
3. unsur-nî : bana yardım et
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. el kavmi : kavim, topluluk
6. el mufsidîne : fesat çıkaranlar, bozguncular

Ve lemmâ câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ, kâlû innâ muhlikû ehli hâzihil karyeh(karyeti), inne ehlehâ kânû zâlimîn(zâlimîne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câet : geldi
3. rusûlu-nâ : bizim resûllerimiz
4. ibrâhîme : İbrâhîm
5. bi el buşrâ : müjde ile
6. kâlû : dediler
7. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
8. muhlikû : helâk edecek olanlarız
9. ehli : halk, şehir ehli
10. hâzihi : bu
11. el karyeti : karye, kasaba
12. inne : muhakkak
13. ehle-hâ : onun halkını
14. kânû : oldular
15. zâlimîne : zalimler

Kâle inne fîhâ lûtâ(lûten), kâlû nahnu a’lemu bi men fîhâ le nunecciyennehu ve ehlehû illemreetehu kânet minel gâbirîn(gâbirîne).


1. kâle : dedi
2. inne : muhakkak
3. fîhâ : onun içinde, ona
4. lûten : Lut
5. kâlû : dediler
6. nahnu : biz
7. a'lemu : daha iyi bilir
8. bi men : kimseyi, kişiyi
9. le nunecciyenne-hu : onu muhakkak kurtaracağız
10. ve ehle-hû : ve onun ailesi
11. illemreetehu (illâ emreete-hu) : onun hanımı hariç
12. kânet : oldu, olmuştur
13. min el gâbirîne : geride kalanlardan

Ve lemmâ en câet rusulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’ân, ve kâlû lâ tehaf ve lâ tahzen, innâ muneccûke ve ehleke illemreeteke kânet minel gâbirîn(gâbirîne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. en câet : gelmesi
3. rusulu-nâ : resullerimiz
4. lûtan : Lut
5. sîe : üzüldü
6. bi-him : onlarla
7. ve dâka : ve içi daraldı
8. zer'ân : telâşlandı
9. ve kâlû : ve dediler
10. lâ tehaf : korkma
11. ve lâ tahzen : ve üzülme, hüzünlenme, mahzun olma
12. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
13. muneccû-ke : seni kurtaracak olanlarız
14. ve ehle-ke : ve aileni, senin ehlini
15. illemreeteke (illâ emreete-ke) : senin hanımın hariç
16. kânet : oldu, olmuştur
17. min el gâbirîne : geride kalanlardan

İnnâ munzilûne alâ ehli hâzihil karyeti riczen mines semâi bimâ kânû yefsukûn(yefsukûne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. munzilûne : indirecek olanlar
3. alâ ehli : halk üzerine
4. hâzihi : bu
5. el karyeti : karye, kasaba
6. riczen : korkunç azap, habis azap (taun
7. min es semâi : semadan, gökyüzünden
8. bimâ : şey ile
9. kânû : oldular
10. yefsukûne : fıska düşüyorlar, îmândan sonra küfre düşüyorlar

Ve lekad tereknâ minhâ âyeten beyyineten li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. tereknâ : biz bıraktık
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. âyeten : âyet, delil, kanıt
5. beyyineten : açıkça
6. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
7. ya'kılûne : akıl ederler

Ve ilâ medyene ehâhum şuayben fe kâle yâ kavmi’budûllâhe vercûl yevmel âhıre ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).


1. ve ilâ medyene : ve Medyen'e
2. ehâ-hum : onların kardeşi
3. şuayben : Şuayb'a
4. fe : o zaman, böylece
5. kâle : dedi
6. : ey
7. kavmi : kavmim
8. a'budûllâhe (a'budû allâhe) : Allah'a kul olun
9. vercû (ve ircû) : ve dileyin
10. el yevme el âhıre : ahiret günü (Allah'a ulaşma günü)
11. ve lâ ta'sev : ve haddi aşmayın, azmayın, asi
12. fî el ardı : yeryüzünde
13. mufsidîne : fesat çıkaranlar (fesat çıkarıcı kimseler)

Fe kezzebûhu fe ehazethumur recfetu fe asbehû fî dârihim câsimîn(câsimîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. kezzebû-hu : onu yalanladılar
3. ehazet-hum : onları yakaladı, helâk etti
4. er recfetu : şiddetli bir sarsıntı
5. asbehû : sabahladılar
6. : içinde, vardır
7. dâri-him : onların yurtları
8. câsimîne : diz üstü çökenler (çöküp kaldılar)

Ve âden ve semûde ve kad tebeyyene lekum min mesâkinihim, ve zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe saddehum anis sebîli ve kânû mustebsırîn(mustebsırîne).


1. ve âden : ve Ad (kavmi)
2. ve semûde : ve Semud (kavmi)
3. ve kad : ve olmuştur
4. tebeyyene : beyan oldu, açıklandı
5. lekum : sizin için, size
6. min mesâkini-him : onların meskenlerinden
7. ve zeyyene : ve süsledi, güzel gösterdi
8. lehum : onlarındır, onlar için vardır
9. eş şeytânu : şeytan
10. a'mâle-hum : onların amelleri
11. fe : o zaman, böylece
12. sadde-hum : onları men etti, alıkoydu
13. anis sebîli (an es sebîli) : yoldan
14. ve kânû : ve oldular
15. mustebsırîne : görebilenler, görenler

Ve kârûne ve fir’avne ve hâmâne ve lekad câehum mûsâ bil beyyinâti festekberû fîl ardı ve mâ kânû sâbikîn(sâbikîne).


1. ve kârûne : ve Karun
2. ve fir'avne : ve firavun
3. ve hâmâne : ve Haman (firavunun veziri)
4. ve lekad : ve andolsun
5. câe-hum : onlara geldi
6. mûsâ : Musa
7. bi : ile, ... e
8. el beyyinâti : beyyineler, açık kanıtlar
9. festekberû (fe istekberû) : fakat kibirlendiler
10. : içinde, vardır
11. el ardı : arz, yeryüzü
12. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
13. sâbikîne : geçenler (kurtulanlar)

Fe kullen ehaznâ bi zenbih(zenbihi), fe minhum men erselnâ aleyhi hâsıbâ(hâsıben), ve minhum men ehazethussayhah(sayhatu), ve minhum men hasefnâbihil ard(arda), ve minhum men agraknâ, ve mâ kânâllâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. kullen : hepsini
3. ehaznâ : almıştık
4. bi : ile, ... e
5. zenbi-hi : onun günahı
6. min-hum : onlardan
7. men : kimse, kişi
8. erselnâ : biz gönderdik
9. aleyhi : ona, onun üzerine
10. hâsıben : kasırga
11. ve : ve
12. ehazet-hu : onu alır, tutar (mani olur)
13. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
14. hasefnâ : yere geçirdik
15. bi-hi : onunla
16. el arda : arz, yeryüzü
17. agraknâ : boğduk
18. mâ kânâllâhu : Allah değildi, olmadı
19. li yazlime-hum : onlara zulmediyor
20. ve lâkin : ve lâkin, fakat
21. kânû : oldular
22. enfuse-hum : kendileri
23. yazlimûne : zulmediyorlar

Meselullezînettehazû min dûnillâhi evliyâe ke meselil ankebût(ankebûti), ittehazet beytâ(beyten) ve inne evhenel buyûti le beytul ankebût(ankebûti), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).


1. meselu : durum, hal
2. ellezîne : ki onlar
3. ittehazû : edindiler
4. min dûni : den başka
5. allâhi : Allah
6. evliyâe : dostlar
7. ke : gibi
8. meseli : misal, durum
9. el ankebûti : örümcek
10. ittehazet : edindi
11. beyten : ev
12. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
13. evhene : en dayanıksız
14. el buyûti : evler
15. le : mutlaka, elbette, muhakkak
16. beytu : ev
17. lev : eğer, ise
18. kânû : oldular
19. ya'lemûne : bilirler

İnnallâhe ya’lemu mâ yed’ûne min dûnihî min şey’(şey’in), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. inne : muhakkak
2. allâhe : Allah
3. ya'lemu : bilir
4. mâ yed'ûne : taptıkları şey(ler)
5. min dûni-hi : ondan başka
6. min şey'in : bir şeyden
7. ve : ve
8. huve : o
9. el azîz : azîz, çok yüce
10. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâs(nâsi) ve mâ ya’kıluhâ illel âlimûn(âlimûne).


1. ve : ve
2. tilke : bu
3. el emsâlu : misaller, örnekler
4. nadribu-hâ : onu (örnek) veriyoruz
5. li en nâsi : insanlar için, insanlara
6. mâ ya'kılu-hâ : onu akıl edemez
7. illâ : ancak, sadece
8. el âlimûne : alimler

Halakallâhus semâvâti vel arda bil hakk(hakkı), inne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).


1. halaka : yarattı
2. allâhu : Allah
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve : ve
5. el arda : arz, yeryüzü
6. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
7. inne : muhakkak
8. : içinde, vardır
9. zâlike : işte bu, bu
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. âyeten : âyet, delil, kanıt
12. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere

Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve ekımıs salât(salâte), innes salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).


1. utlu : oku
2. : olmadı
3. ûhıye : vahyolundu
4. ileyke : sana
5. min : den
6. el kitâbi : kitap
7. ve ekımı : ve ikame et (kıl)
8. es salâte : salat, namaz
9. inne : muhakkak
10. tenhâ : nehyeder, yasaklar, mani olur
11. anil fahşâi (an el fahşâi) : fuhuştan, kötülükten
12. ve el munkeri : ve fenalık, kötülük, çirkin şeyler, Allah'ın yasakladığı şeyler
13. ve le : ve elbette, mutlaka
14. zikrullâhi (zikru allâhi) : Allah'ın zikri
15. ekberu : en büyük, daha büyük
16. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
17. ya'lemu : bilir
18. tasneûne : yapıyorsunuz

Ve lâ tucâdilû ehlel kitâbi illâ billetî hiye ahsenu illellezîne zalemû minhum ve kûlû âmennâ billezî unzile ileynâ ve unzile ileykum ve ilâhunâ ve ilâhukum vâhıdun ve nahnu lehu muslimûn(muslimûne).


1. ve lâ tucâdilû : ve mücâdele etmeyin
2. ehle el kitâbi : kitap ehli, kitap sahipleri
3. illâ : ancak, sadece
4. bi : ile, ... e
5. elletî : ki o
6. hiye : o
7. ahsenu : ahsen, en güzel
8. ellezîne : ki onlar
9. zalemû : zulmettiler
10. min-hum : onlardan
11. ve kûlû : ve söyleyin, deyin
12. âmennâ : biz îmân ettik
13. ellezî : o ki, ki o
14. unzile : indirildi
15. ileynâ : bize
16. ve unzile : ve indirildi
17. ileykum : size
18. ve ilâhu-nâ : ve bizim ilâhımız
19. ve ilâhu-kum : ve sizin ilâhınız
20. vâhıdun : tek, bir tane
21. ve nahnu : ve biz
22. lehu : ona ait, onun
23. muslimûne : teslim olanlar

Ve kezâlike enzelnâ ileykel kitâb(kitâbe), fellezîne âteynâ humul kitâbe yu’minûne bih(bihî), ve min hâulâi men yu’minu bih(bihî), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illel kâfirûn(kâfirûne).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. enzelnâ : biz indirdik
3. ileyke : sana
4. el kitâbe : kitap
5. fe : o zaman, böylece
6. ellezîne : ki onlar
7. âteynâ : biz verdik
8. hum : onlar
9. yu'minûne : îmân ederler
10. bihî : ona
11. ve min : ve ...den, ...dan
12. hâulâi : bunlar
13. men : kimse, kişi
14. yu'minu : îmân eder
15. ve : ve
16. mâ yechadu : bile bile inkâr etmez
17. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
18. illâ : ancak, sadece
19. el kâfirûne : kâfir olanlar, kâfirler

Ve mâ kunte tetlû min kablihî min kitâbin ve lâ tehuttuhu bi yemînike izen lertâbel mubtılûn(mubtılûne).


1. ve mâ kunte : ve sen ... değildin
2. tetlû : okuyorsun
3. min kabli-hi : ondan önce
4. min kitâbin : (kitaptan) kitabı
5. ve lâ tehuttu-hu : ve onu yazmıyorsun
6. bi yemîni-ke : sağ elindeki
7. izen : öyle olunca, aksi halde
8. lertâbe (le irtâbe) : mutlaka şüphe ederler
9. el mubtılûne : bâtılda olanlar

Bel huve âyâtun beyyinâtun fî sudûrillezîne ûtûl ilm(ilme), ve mâ yechadu bi âyâtinâ illez zâlimûn(zâlimûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. huve : o
3. âyâtun : âyetler
4. beyyinâtun : açık beyyineler
5. : içinde, vardır
6. sudûri : göğüsler, sineler
7. ellezîne : ki onlar
8. ûtû : verildiler
9. el ilme : ilim
10. ve : ve
11. mâ yechadu : bile bile inkâr etmez
12. bi âyâtinâ : âyetlerimizi
13. illâ : ancak, sadece
14. ez zâlimûne : zâlimler

Ve kâlû lev lâ unzile aleyhi âyâtun min rabbih(rabbihî), kul innemel âyâtu indallâh(indallâhi), ve innemâ ene nezîrun mubîn(mubînun).


1. ve kâlû : ve dediler
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. unzile : indirildi
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. âyâtun : âyetler
6. min rabbi-hi : Rabbinden
7. kul : de, söyle
8. innema : sadece, ancak
9. el âyâtu : âyetler
10. indallâhi (inde allâhi) : Allah'ın katı
11. ve innemâ : ve lakin, fakat, amma
12. ene : ben
13. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
14. mubînun : açıkça, apaçık

E ve lem yekfihim ennâ enzelnâ aleykel kitâbe yutlâ aleyhim, inne fî zâlike le rahmeten ve zikrâ li kavmin yu’minûn(yu’minûne).


1. e :
2. ve lem yekfi-him : ve onlara kâfi gelmiyor, yetmiyor
3. ennâ : nasıl
4. enzelnâ : biz indirdik
5. aleyke : sana
6. el kitâbe : kitap
7. yutlâ : tilâvet olunan, okunup açıklanan
8. aleyhim : onlara, onların üzerine
9. inne : muhakkak
10. fî zâlike : bunda
11. le : mutlaka, elbette, muhakkak
12. rahmeten : rahmet
13. ve zikrâ : ve zikir
14. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
15. yu'minûne : îmân ederler

Kul kefâ billâhi beynî ve beynekum şehîdâ(şehîden), ya’lemu mâ fîs semâvâti vel ard(ardı), vellezîne âmenû bil bâtılı ve keferû billâhi ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).


1. kul : de, söyle
2. kefâ : kâfi, yeterli
3. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
4. beynî : benim aram
5. ve beyne-kum : ve sizin aranızda
6. şehîden : şahit
7. ya'lemu : bilir
8. mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
9. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
10. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
11. âmenû : îmân ettiler
12. bi el bâtılı : bâtıl ile 4 - ve tektumû
13. ve keferû : ve inkâr ettiler, kâfir oldular
14. ulâike : işte onlar
15. hum el hâsirûne : onlar hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).

Ve yesta’cilûneke bil azâb(azâbi), ve lev lâ ecelun musemmen le câehumul azâb(azâbu), ve le ye’tiyennehum bagteten ve hum lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. ve yesta'cilûne-ke : ve senden acele (acil) istiyorlar
2. bi el azâbi : azabı
3. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
4. ecelun : bir zaman, ömür
5. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. câe-hum : onlara geldi
8. el azâbu : azap
9. ve le ye'tiyenne-hum : ve mutlaka onlara gelecek
10. bagteten : aniden, ansızın
11. ve hum : ve onlar
12. lâ yeş'urûne : (şuurunda) bilincinde olmazlar,

Yesta’cilûneke bil azâb(azâbi), ve inne cehenneme le muhîtatun bil kâfirîn(kâfirîne).


1. yesta'cilûne-ke : senden acele istiyorlar
2. bi el azâbi : azabı
3. ve : ve
4. inne : muhakkak
5. cehenneme : cehennem
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. muhîtatun : ihata edicidir, kuşatıcıdır
8. bi : ile, ... e
9. el kâfirîne : kâfirler

Yevme yagşâhumul azâbu min fevkıhim ve min tahti erculihim ve yekûlu zûkû mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. yevme : o gün
2. yagşâ-hum : onları örtecek, kaplayacak
3. el azâbu : azap
4. min fevkı-him : üstlerinden
5. ve : ve
6. min : den
7. tahti : alt
8. erculi-him : ayakları
9. ve yekûlu : ve derler
10. zûkû : tadın
11. : olmadı
12. kuntum : siz iseniz
13. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Yâ ıbâdıyellezîne âmenû inne ardî vâsiatun fe iyyâye fa’budûn(a’budûni).


1. : ey
2. ıbâdıy : benim kullarım
3. ellezîne : ki onlar
4. âmenû : îmân ettiler
5. inne : muhakkak
6. ardî : benim arzım
7. vâsiatun : geniştir
8. fe : o zaman, böylece
9. iyyâye : yalnız bana
10. fe a'budû-ni : kul olun

Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn(turceûne).


1. kullu : bütün hepsi
2. nefsin : nefs, kişi
3. zâikatu : tadıcıdır
4. el mevti : ölüm
5. summe : sonra
6. ileynâ : bize
7. turceûne : döndürüleceksiniz

Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti le nubevviennehum minel cenneti gurafan tecrîmin tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, ni’me ecrul âmilîn(âmilîne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. le nubevvienne-hum : mutlaka onları mutlaka yerleştireceğiz
5. min el cenneti : cennetten
6. gurafan : yüksek yerler, köşkler
7. tecrî : akar
8. min tahti-ha : onun altından
9. el enhâru : nehirler, ırmaklar
10. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
11. fî-hâ : orada
12. ni'me : ne güzel
13. ecru : ecir, bedel, karşılık
14. el âmilîne : amel edenler

Ellezîne saberû ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. saberû : sabredenler
3. ve : ve
4. alâ rabbi-him : Rab'lerinin huzurunda
5. yetevekkelûne : tevekkül ederler

Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ allâhu yerzukuhâ ve iyyâkum ve huves semîul alîm(alîmu).


1. ve keeyyin : ve niceleri
2. min : den
3. dâbbetin : (yürüyen) hayvanlar
4. lâ tahmilu : taşımaz
5. rızka-hâ : onun rızkı
6. allâhu : Allah
7. yerzuku-hâ : o rızıklandırır
8. ve : ve
9. iyyâ-kum : sizi yalnız
10. ve huve : ve o
11. es semîu : hakkıyla işiten
12. el alîmu : en iyi bilen

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehhareş şemse vel kamere le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), fe ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).


1. ve : ve
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. in : eğer
4. seelte-hum : onlara sordun
5. men : kimse, kişi
6. halaka : yarattı
7. es semâvâti : semalar, gökler
8. ve el arda : ve arz, yeryüzü
9. ve sehhare : ve emri altına aldı
10. eş şemse : güneş
11. ve el kamere : ve ay
12. yekûlunne : derler
13. allâhu : Allah
14. fe : o zaman, böylece
15. ennâ : nasıl
16. yu'fekûne : döndürülüyorlar

Allâhu yebsutur rızka li men yeşâu min ibâdihî ve yakdiru leh(lehu), innallâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).


1. allâhu : Allah
2. yebsutu : genişletir
3. er rızka : rızık
4. li : ... e, için
5. men yeşâu : dilediği kişi
6. min ibâdi-hi : onun kullarından
7. ve yakdiru : ve daraltır (az bir ölçü takdir eder)
8. lehu : ona ait, onun
9. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
10. bi kulli şey'in : herşeyi
11. alîmun : en iyi bilen

Ve le in seeltehum men nezzele mines semâi mâen fe ahyâ bihil arda min ba’di mevtihâ le yekûlunnallâh(yekûlunnallâhu), kulil hamdu lillâh(lillâhi), bel ekseruhum lâ ya’kılûn(ya’kılûne).


1. ve : ve
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. in : eğer
4. seelte-hum : onlara sordun
5. men : kimse, kişi
6. nezzele : indirdi
7. min : den
8. es semai (mines semai) : sema, gök (semadan, gökten)
9. mâen : su
10. fe : o zaman, böylece
11. ahyâ : hayat verdi
12. bihi : için, sizin
13. el arda : arz, yeryüzü
14. ba'di : sonra, daha sonra
15. mevti-hâ : onun ölümü
16. yekûlunne : derler
17. allahu : Allah
18. kuli : de
19. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
20. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
21. bel : hayır, bilâkis
22. ekseru-hum : onların çoğu
23. lâ ya'kılûne : akıl etmiyorlar

Ve mâ hâzihil hayâtud dunyâ illâ lehvun ve laib(laibun), ve inned dârel âhırete le hiyel hayevân(hayevânu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve : ve
2. : olmadı
3. hâzihi : bu
4. el hayâtu ed dunyâ : dünya hayatı
5. illâ : ancak, sadece
6. lehvun : eğlence
7. ve laibun : ve oyun
8. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
9. ed dâre el âhırete : ahiret yurdu
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. hiye : o
12. el hayevânu : (gerçek) hayat
13. lev : eğer, ise
14. kânû : oldular
15. ya'lemûne : bilirler

Fe izâ rakibû fîl fulki deavûllâhe muhlisîne lehud dîn(dîne), fe lemmâ neccâhum ilel berri izâ hum yuşrikûn(yuşrikûne).


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. rakibû : bindiler
3. fî el fulki : gemide
4. deavûllâhe (deavû allâhe) : Allah'a dua ettiler
5. muhlisîne : muhlisler olarak, halis kılarak
6. lehu : ona ait, onun
7. ed dîne : dîn
8. fe : o zaman, böylece
9. lemmâ : olduğu zaman
10. neccâ-hum : onları kurtardı
11. ilâ el berri : karaya
12. izâ : olduğu zaman
13. hum : onlar
14. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Li yekfurû bimâ âteynâhum ve li yetemettaû, fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).


1. li yekfurû : nankörlük etsinler
2. bimâ : şey ile
3. âteynâ-hum : biz onlara verdik
4. ve li yetemettaû : ve metalansınlar, faydalansınlar
5. fe : o zaman, böylece
6. sevfe : yakında, ileride
7. ya'lemûne : bilirler

E ve lem yerev ennâ cealnâ haramen âminen ve yutehattafun nâsu min havlihim, e fe bil bâtılı yu’minûne ve bi ni’metillâhi yekfurûn(yekfurûne).


1. e :
2. ve lem yerev : ve görmediler
3. ennâ : nasıl
4. cealnâ : kıldık, yaptık
5. haramen : haram, hürmet edilip yasaklanan
6. âminen : emin, emniyetli
7. ve yutehattafu : ve zorla kapılıp götürülen, esir alınan
8. en nâsu : insanlar
9. min : den
10. havli-him : onların etraflarında
11. fe : o zaman, böylece
12. bi el bâtılı : bâtıl ile 4 - ve tektumû
13. yu'minûne : îmân ederler
14. ve bi ni'metillâhi (ni'meti allâhi) : ve Allah'ın ni'metini
15. yekfurûne : inkâr ediyorlar

Ve men azlemu mimmenifterâ alallâhi keziben ev kezzebe bil hakkı lemmâ câeh(câehu), e leyse fî cehenneme mesven lil kâfirîn(kâfirîne).


1. ve men : ve kim
2. azlemu : daha zalim
3. min : den
4. men : kimse, kişi
5. ifterâ : iftira etti
6. alallâhi (alâ allâhi) : Allah'a
7. keziben : yalan olarak, yalanla
8. ev : veya
9. kezzebe : yalanladı
10. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
11. lemmâ : olduğu zaman
12. câe-hu : ona, kendisine geldi
13. e :
14. leyse : değil
15. : içinde, vardır
16. cehenneme : cehennem
17. mesven : barınacak yer
18. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere

Vellezîne câhedû fînâ le nehdiyennehum subulenâ ve innallâhe le meal muhsinîn(muhsinîne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. câhedû : cihad ettiler
3. fînâ : bizde, bizim uğrumuzda
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. nehdiyenne-hum : onları mutlaka ulaştırırız
6. subule-nâ : yollarımıza
7. ve innallâhe (inne allâhe) : ve muhakkak Allah
8. mea : beraber
9. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)