Andolsun o burçları barındıran Uzay'a!

Vadolunmuş o sürece!

Şahide ve şahit olunana!

Öldürüldü o hendek halkı. . .

O çıralı ateşte.

Hani onlar ateş çevresinde oturanlardı.

Onlar, iman edenlere yaptıkları şeylere şahittiler!

Onlardan (iman edenlerden) yalnızca Aziyz ve Hamiyd olan Allâh'a iman ettikleri için intikâm aldılar.

O ki, semâlar ve arzın mülkü O'na aittir! Allâh her şeye şahittir!

Muhakkak ki, iman eden erkeklere ve iman eden kadınlara işkence yapıp, tövbe de etmeyenler var ya, onlar için cehennemin azabı vardır ve onlar için yakıcı azabı vardır.

Muhakkak ki iman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar için altlarından nehirler akan cennetler vardır. . . İşte bu büyük kurtuluştur!

Muhakkak ki Rabbi'nin yakalayışı çok şiddetlidir!

Muhakkak ki "HÛ"dur, ibda (izhar) eden ve iade (tekrar izhar) eden!

O, Ğafûr'dur, Vedud'dur.

Arş sahibi'dir, Meciyd'dir (şanı, azameti yüce).

İrade ettiğini (Dilediğini) yapar!

O orduların haberi sana geldi mi?

Firavun ve Semud'u (helâk eden)!

Hayır! Hakikat bilgisini inkâr edenler bir yalanlama içindedirler.

Allâh, onların verasından (derûnlarından) ihâta edendir!

Üstelik O, Kur'ân-ı Meciyd'dir.

Levh-i Mahfuz'dadır!