Andolsun burçlar a mâlik olan göğe,

o va'd olunan güne,

şâhidle meşhûde ki,

(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.

(4-5) tutuşdurucu (malzeme ile hazırladıkları) o ateş hendeklerin saahibleri gebertilmişdir.

O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.

Onlar (Allaha) îman edenlere yapacakları (işkenceler) hususunda (hükümdarları nezdinde) şâhidlik edeceklerdi.

Onlar, içlerinden (mü'minlerin) O yegâne gaalib, her hamde lâyık Allaha îman etmelerinden başka (hiçbir şey'i) inkâr etmemişlerdi.

(O Allah ki) göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Onundur. Allah herşey'e hakkıyle şâhiddir.

Hakıykat, erkek mü'minlerle kadın mü'minleri belâye uğratanlar, sonra da tevbe etmeyenler (yok mu?) onlar için cehennem azâbı vardır, onlar için bir de yangın azâbı.

İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) edenler (e gelince:) Altlarından ırmaklar akan cennetler de, onlarındır. Büyük kurtuluş (ve seâdet de) budur.

Hakıykat, Rabbinin kıskıvrak tutub yakalayışı pek çetindir.

Çünkü O, ilkin var edenin de, (sonra yeniden diriltib kendisine) döndürecek olanın da ta kendisidir.

O, (tevbe' eden mü'minleri) çok yarlığayan, (dostlarını) çok sevendir.

Arşın saahibidir. (Zâtinde de, sıfatlarında da) pek yücedir (büyükdür).

Ne dilerse hakkıyle yapandır.

(17-18) Sana (Habîbim) o orduların, Firavn ve Semuudun haberi geldi ya.

(17-18) Sana (Habîbim) o orduların, Firavn ve Semuudun haberi geldi ya.

Hayır, o küfredenler (haalâ) tekzîbdedirler.

Halbuki Allah, arkalarından (onları) kuşatıcıdır.

Daha doğrusu (kâfirlerin tekzîb etdikleri) o (kitâb) çok şerefli bir Kur'andır,

Ki mahfuuz bir levhadadır (o).