Ves semâi zâtil burûc(burûci).


1. ve : ve
2. es semâi : sema, gökyüzü
3. zâti : sahip oldu
4. el burûci : burçlar, takım yıldızlar

Vel yevmil mev’ûd(mev’ûdi).


1. ve el yevmi : ve gün
2. el mev'ûdi : vadedilen

Ve şâhidin ve meşhûd(meşhûdin).


1. ve şâhidin : ve şahit olan
2. ve meşhûdin : ve şahit olunan

Kutile ashâbul uhdûd(uhdûdi).


1. kutile : öldürülürdü
2. ashâbu el uhdûdi : hendeklerin sahipleri

Ennâri zâtil vekûd(vekûdi).


1. en nâri : ateş
2. zâti : sahip oldu
3. el vakûdi : yakacak, yakıt

İzhum aleyhâ kuûd(kuûdun).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. hum : onlar
3. aleyhâ : onun üzerinde
4. kuûdun : oturmuşlar

Ve hum alâ mâ yef’alûne bil mu’minîne şuhûd(şuhûdun).


1. ve hum : ve onlar
2. alâ mâ yef'alûne : yaptıkları şeylere
3. bi el mu'minîne : mü'minler
4. şuhûdun : şahit oluyorlardı, seyrediyorlardı

Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîd(hamîdi).


1. ve mâ nekamû : ve çekemedikleri şey, intikam almak istedikleri şey
2. min-hum : onlardan
3. illâ : ancak, sadece
4. en yu'minû : inanmaları
5. bi allâhi : Allah'a
6. el azîzi : azîz, üstün, izzetli
7. el hamîdi : kendisine hamdedilen

Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ard(ardı), vallâhu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).


1. ellezî : o ki, ki o
2. lehu : ona ait, onun
3. mulku : mülk
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve allâhu : ve Allah
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. kulli : hepsi, her
9. şey'in : bir şey
10. şehîdun : şâhid

İnnellezîne fetenul mu’minîne vel mu’minâti summe lem yetûbû fe lehum azâbu cehenneme ve lehum azâbul harîk(harîkı).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. fetenû : fitne, kötülük, işkence yaptılar
4. el mu'minîne : mü'minler
5. ve el mu'minâti : ve mü'min kadınlar
6. summe : sonra
7. lem yetûbû : tövbe etmediler
8. fe : o zaman, böylece
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. azâbu : azap
11. cehenneme : cehennem
12. ve lehum : ve onlar için (vardır)
13. el harîkı : yakıcı

İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), zâlikel fevzul kebîr(kebîru).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû : ve yaptılar
5. es sâlihâti : salih ameller, nefsi tezkiye edici
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. cennâtun : cennetler
8. tecrî : akar
9. min tahti-hâ : onun altından
10. el enhâru : nehirler, ırmaklar
11. zâlike : işte bu, bu
12. el fevzu : fevz, kurtuluş
13. el kebîru : kebir, büyük

İnne batşe rabbike le şedîd(şedîdun).


1. inne : muhakkak
2. batşe : kıskıvrak yakalama
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. şedîdun : şiddetli

İnnehu huve yubdiu ve yuîd(yuîdu).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. huve : o
3. yubdiû : ilk defa yaratır, yoktan var eder
4. ve yuîdu : ve iade eder, döndürür

Ve huvel gafûrul vedûd(vedûdu).


1. ve : ve
2. huve : o
3. el gafûru : gafurdur, mağfiret edendir
4. el vedûdu : çok seven

Zul arşil mecîd(mecîdu).


1. : sahip
2. el arşi : arş
3. el mecîdu : Mecid'dir, çok yüce ve şereflidir

Fa’âlun limâ yurîd(yurîdu).


1. fe'âlun : yapandır
2. li : ... e, için
3. : olmadı
4. yurîdu : diler, ister

Hel etâke hadîsul cunûd(cunûdi).


1. hel :
2. etâ-ke : sana geldi
3. hadîsu : söz, haber
4. el cunûdi : askerler, ordu

Fir’avne ve semûd(semûde).


1. fir'avne : firavun
2. ve : ve
3. semûde : Semud kavmi

Belillezîne keferû fî tekzîb(tekzîbin).


1. bel(i) ellezîne : hayır onlar, ..... olanlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. : içinde, vardır
4. tekzîbin : tekzip, yalanlama

Vallâhu min verâihim muhît(muhîtun).


1. ve allâhu : ve Allah
2. min : den
3. verâi-him : onların arkası
4. muhîtun : ihata eden, kuşatan

Bel huve kur’ânun mecîd(mecîdun).


1. bel : hayır, bilâkis
2. huve : o
3. kur'ânun : Kur'ân
4. mecîdun : şanı yücedir, meciddir

Fî levhın mahfûz(mahfûzın).


1. : içinde, vardır
2. levhın : levha
3. mahfûzın : muhafaza edilen