Kul ûhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kâlû innâ semi’nâ kur’ânen acebâ(aceben).


1. kul : de, söyle
2. ûhiye : (bana) vahyolunan
3. ileyye : bana, kendime
4. enne-hu : onun olduğu
5. istemea : kulak verdi, dinledi
6. neferun : bir grup, bir topluluk
7. min el cinni : cinlerden, yabancılardan
8. fe kâlû : o zaman dediler
9. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
10. semi'nâ : işittik
11. kur'ânen : Kur'ân
12. aceben : acayip, garip

Yehdî iler ruşdi fe âmennâ bih(bihî), ve len nuşrike bi rabbinâ ehadâ(ehaden).


1. yehdî : hidayet eder
2. ilâ er ruşdi : irşada
3. fe âmennâ : o zaman, böylece biz âmenû olduk îmân ettik
4. bi-hî : onunla
5. ve len nuşrike : ve asla ortak koşmayız
6. bi rabbi-nâ : Rabbimize
7. ehaden : bir kimse, biri, birisi

Ve ennehu teâlâ ceddu rabbinâ mettehaze sâhıbeten ve lâ veledâ(veleden).


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. teâlâ : o yücedir, alâdır
3. ceddu : şanı, azameti
4. rabbi-nâ : Rabbimiz
5. mâ ittehaze : edinmedi
6. sâhibeten : bir sahibe, eş
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. veleden : çocuk

Ve ennehu kâne yekûlu sefîhunâ alâllâhi şetatâ(şetatan).


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. kâne : oldu
3. yekûlu : der, söyler
4. sefîhu-nâ : bizim sefih, ahmak olanımız
5. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
6. şetatan : asılsız, saçmasapan şeyler

Ve ennâ zanennâ en len tekûlel insu vel cinnu alâllâhi kezibâ(keziben).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. zanennâ : zannettik
3. en len : asla olmaz
4. tekûle : der, söyler
5. el insu : insan
6. ve el cinnu : ve cin
7. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
8. keziben : yalan olarak, yalanla

Ve ennehu kâne ricâlun minel insi yeûzûne bi ricâlin minel cinni fe zâdûhum rehekâ(rehekan).


1. ve enne-hu kâne : ve onun ..... olduğu oluyordu, oluyordu
2. ricâlun : adamlar
3. min el insi : insanlardan
4. yeûzûne : sığınıyorlar
5. bi ricâlin : adamlara
6. min el cinni : cinlerden, yabancılardan
7. fe : o zaman, böylece
8. zâdû-hum : onlara arttırdı
9. rehekan : azgınlık

Ve ennehum zannû kemâ zanentum en len yeb’asallâhu ehadâ(ehaden).


1. ve enne-hum : ve onların ..... olduğunu
2. zannû : zannettiler, idrak ettiler
3. kemâ : gibi
4. zanentum : siz zannettiniz, sandınız
5. en len yeb'ase : asla, kesinlikle beas etmez, yeniden diriltmez
6. allâhu : Allah
7. ehaden : bir kimse, biri, birisi

Ve ennâ le mesnes semâe fe vecednâhâ muliet haresen şedîden ve şuhubâ(şuhuben).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. mesnâ : ikişer
4. es semâe : semâ, gökyüzü
5. fe : o zaman, böylece
6. vecednâ-hâ : onu bulduk
7. muliet : doldurulmuş
8. haresen : koruyucular, bekçiler
9. şedîden : şiddetli
10. ve şuhuben : ve şihaplar, yakıcı ışınlar, kayan yıldızlar, ateş şuleleri

Ve ennâ kunnâ nak’udu minhâ mekâıde lis sem’i fe men yestemiıl âne yecid lehu şihâben rasadâ(rasaden).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. kun-nâ : biz olduk
3. nak'udu : biz otururuz
4. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
5. mekâıde : oturma yerleri
6. li : ... e, için
7. es sem'i : dinlemek
8. fe men : o zaman kim
9. yestemiı : dinlemek ister
10. elâne : şimdi
11. yecid : bulur
12. lehu : ona ait, onun
13. şihâben : bir şihap, ateş şulesi
14. rasaden : gözleyen, izleyen

Ve ennâ lâ nedrî eşerrun urîde bi men fîl ardı em erâde bi him rabbuhum reşedâ(reşeden).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. lâ nedrî : bilmiyoruz
3. e şerrun : bir şerr mi
4. urîde : murad edildi, istendi
5. bi men : kimseyi, kişiyi
6. fî el ardı : yeryüzünde
7. em : yoksa, veya
8. erâde : diledi
9. bi him : onunla
10. rabbu-hum : onların Rabbi
11. raşeden : irşad olma

Ve ennâ minnes sâlihûne ve minnâ dûne zâlik(zâlike), kunnâ tarâika kıdedâ(kıdeden).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. min-nâ : bizden
3. es sâlihûne : salihlerden
4. ve min-nâ : ve bizden (bir kısmımız)
5. dûne zâlike : bunlardan başka, bunların dışında
6. kun-nâ : biz olduk
7. tarâika : tarîkler, yollar
8. kıdeden : çeşitli

Ve ennâ zanennâ en len nu’cizallâhe fîl ardı ve len nu’cizehu herebâ(hereben).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. zanennâ : zannettik
3. en len nu'cize : asla aciz bırakamayacağımızı
4. allâhe : Allah
5. fî el ardi : yeryüzünde
6. ve len nu'cize-hu : ve asla onu aciz bırakamayız
7. heraben : kaçarak

Ve ennâ lemmâ semi’nel hudâ âmennâ bih(bihî), fe men yu’min bi rabbihî fe lâ yehâfu bahsen ve lâ rehekâ(rehekan).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. lemmâ : olduğu zaman
3. semi'nâ : işittik
4. el hudâ : hidayet
5. âmennâ : biz îmân ettik
6. bi-hî : onunla
7. fe men : o zaman kim
8. yu'min : îmân eder
9. bi rabbi-hî : Rabbine
10. fe lâ yehâfu : bundan sonra korkmaz
11. bahsen : hakkının verilmemesi, eksiltilmesi
12. ve lâ : ve olmaz, olmasın
13. rehekan : azgınlık

Ve ennâ minnel muslimûne ve minnel kâsitûn(kâsitûne), fe men esleme fe ulâike teharrev reşedâ(reşeden).


1. ve ennâ : ve nasıl olur
2. min-nâ : bizden
3. el muslimûne : Allah'a teslim olanlar
4. ve min-nâ : ve bizden (bir kısmımız)
5. el kâsitûne : kasitun olanlar, kalpleri kasiyet bağlamış olanlar
6. fe : o zaman, böylece
7. men : kimse, kişi
8. esleme : teslim etti
9. ulâike : işte onlar
10. teharrev : ararlar
11. raşeden : irşad olma

Ve emmel kâsitûne fe kânû li cehenneme hatabâ(hataban).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. el kâsitûne : kasitun olanlar, kalpleri kasiyet bağlamış olanlar
3. fe : o zaman, böylece
4. kânû : oldular
5. li cehenneme : cehennemi
6. hataben : odun

Ve en levistekâmû alât tarîkati le eskaynâhum mâen gadekâ(gadekan).


1. ve en lev : ve eğer olsalardı
2. istekâmû : istikamet üzere oldular
3. alâ et tarîkati : tarikata (Allah'a götüren) yola
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. eskaynâ-hum : onları suladık
6. mâen : su
7. gadekan : bol bol

Li neftinehum fîh(fîhi), ve men yu’rıd an zikri rabbihî yeslukhu azâben saadâ(saaden).


1. li : ... e, için
2. neftine-hum : onları deneriz, imtihan ederiz
3. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
4. ve men : ve kim
5. yu'rid : yüz çevirmek
6. an zikri : zikirden
7. rabbi-hî : onun Rabbi
8. yesluk-hu : onu sevkeder, uğratır
9. azâben : azap
10. saaden : çok şiddetli, meşakkatli

Ve ennel mesâcide lillâhi fe lâ ted’û maallâhi ehadâ(ehaden).


1. ve enne : ve olduğunu
2. el mesâcide : mescidler
3. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
4. fe : o zaman, böylece
5. lâ ted'û : davet etmeyin, çağırmayın (istemeyin)
6. mea : beraber
7. allâhi : Allah
8. ehaden : bir kimse, biri, birisi

Ve ennehu lemmâ kâme abdullâhi yedûhu kâdû yekûnûne aleyhi libedâ(libeden).


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. lemmâ : olduğu zaman
3. kâme : kalktı
4. abdu allâhi : Allah'ın kulu
5. yed'û-hu : ona, dua eder
6. kâdû : neredeyse, az kalsın (oluyordu)
7. yekûnûne : olurlar, oluyorlar
8. aleyhi : ona, onun üzerine
9. libeden : aşırı kalabalık, yoğun bir şekilde, üstüste birikip toplanma

Kul innemâ ed’û rabbî ve lâ uşriku bihî ehadâ(ehaden).


1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. ed'û : davet ediyor
4. rabbî : Rabbim
5. ve lâ uşriku : ve ben şirk koşmam, ortak koşmam
6. bi-hî : onunla
7. ehaden : bir kimse, biri, birisi

Kul innî lâ emliku lekum darren ve lâ reşedâ(reşeden).


1. kul : de, söyle
2. in-nî : muhakkak ki ben
3. lâ emliku : ben malik değilim (güce sahip değilim)
4. lekum : sizin için, size
5. darren : bir zarar, ziyan
6. ve lâ : ve olmaz, olmasın
7. raşeden : irşad olma

Kul innî len yucîrenî minallâhi ehadun ve len ecide min dûnihî multehadâ(multehaden).


1. kul : de, söyle
2. in-nî : muhakkak ki ben
3. len yucîre-nî : beni asla korumaz
4. min allâhi : Allah'tan
5. ehadun : bir kimse, bir başkası
6. ve len ecide : ve ben asla bulamam
7. min dûni-hî : ondan başka
8. multehaden : sığınacak yer

İllâ belâgan minallâhi risâlâtihî, ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe inne lehu nâre cehenneme hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden).


1. illâ : ancak, sadece
2. belâgan : tebliğ, bildiri, açıklama
3. min allâhi : Allah'tan
4. ve risâlâti-hî : ve onun risaleti
5. ve men : ve kim
6. ya'si : karşı gelir, isyan eder
7. allâhe : Allah
8. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
9. fe : o zaman, böylece
10. inne : muhakkak
11. lehu : ona ait, onun
12. nâre : ateş
13. cehenneme : cehennem
14. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
15. fî-hâ : orada
16. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen

Hattâ izâ reev mâ yûadûne fe se ya’lemûne men ad’afu nâsıren ve ekallu adedâ(adeden).


1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ raev : gördükleri zaman
3. : olmadı
4. yûadûne : vaadolunuyor
5. fe : o zaman, böylece
6. se-ya'lemûne : yakında bilecekler
7. men : kimse, kişi
8. ad'afu : daha zayıf
9. nâsiran : yardımcı olarak, yardımcısı olarak
10. ve ekallu : ve daha az
11. adeden : adet, sayı

Kul in edrî e karîbun mâ tûadûne em yec’alu lehu rabbî emedâ(emedan).


1. kul : de, söyle
2. in : eğer
3. edrî : bana bildirildi, ben biliyorum
4. e karîbun : yakın mı
5. : olmadı
6. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen
7. em : yoksa, veya
8. yec'alu : yapar, kılar, verir
9. lehu : ona ait, onun
10. rabbî : Rabbim
11. emedan : uzatılmış bir süre, uzun bir müddet

Âlimul gaybi fe lâ yuzhiru alâ gaybihî ehadâ(ehaden).


1. âlimu : bilir
2. el gaybi : gayb, bilinmeyen
3. fe : o zaman, böylece
4. lâ yuzhiru : zahir etmez, bildirmez
5. alâ gaybi-hî : gaybını
6. ehaden : bir kimse, biri, birisi

İllâ menirtedâ min resûlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihî rasadâ(rasaden).


1. illâ : ancak, sadece
2. men irtedâ : rızaya ulaşan kimse
3. min resûlin : bir resûl, bir elçi
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. yesluku : sevkeder
7. min beyni yedey-hi : onun önünden (onun elleri arasından)
8. ve min halfi-hî : ve onun arkasından
9. rasadan : gözleyen, gözeten

Li ya’leme en kad eblegû rısâlâti rabbihim ve ehâta bimâ ledeyhim ve ahsâ kulle şey’in adedâ(adeden).


1. li ya'leme : bilmesi için, bilinip belli olması için
2. en kad eblegû : tebliğ edilmiş oldu
3. risâlâti : risaletleri
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. ve ahâta : ve ihata etti, kuşattı
6. bimâ : şey ile
7. ledey-him : onların yanında
8. ve ahsâ : ve saydı, sayıp tespit etti
9. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
10. şey'in : bir şey
11. adeden : adet, sayı