Göklerde ve yerde olan her şey, mülkün sahibi, eksiklikten/noksanlıktan uzak, aziz ve hâkim olan Allah'ın sınırsız şanını yüceltmektedir.

O, ümmilere içlerinden, kendilerine (Allah'ın) âyetlerini okuyan, onları (şirk kirinden) temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.

(Allah, bu son peygamberi) henüz kendilerine katılamayan başkalarına da (peygamber olarak) göndermiştir. O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

İşte bu (peygamberlik), Allah'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklü eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalimler topluluğunu (kötü niyetleri yüzünden) doğru yola iletmez.

De ki: “Ey Yahudiler! Bütün insanlar değil de, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve bu iddianızda samimi iseniz, ölümü dileyin bakalım!”

Ama onlar daha önce işledikleri günahlar yüzünden, ölümü hiç bir zaman isteyemezler. Allah zalimleri çok iyi bilir.

De ki: “Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da görünmeyen ve görünen âlemi bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O, size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.”

Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, alışverişi bırakarak hemen Allah'ın zikrine koşun! Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

Ve namaz bittikten sonra yeryüzüne serbestçe dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) aramaya devam edin. Kurtuluşa ermek için de Allah'ı çok zikredin!

Durum böyle iken (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eğlence görünce, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: “Allah'ın katında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”