Yusebbihu lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardıl melikil kuddûsil azîzil hakîm(hakîmi).


1. yusebbihu : tesbih eder
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. : olmadı
4. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
5. ve mâ : ve şey
6. fî el ardı : yeryüzünde
7. el meliki : malik, mülkün sahibi, söz sahibi
8. el kuddûsi : bütün noksan sıfatlardan uzak, münezzeh, mukaddes
9. el azîzi : azîz, üstün, izzetli
10. el hakîmi : hikmetli

Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete, ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. huve ellezî : O ki
2. bease : beas etti, hayata getirdi, gönderdi
3. fî el ummiyyîne : okuma yazma bilmeyenler, ümmîler hakkında
4. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid
5. min-hum : onlardan
6. yetlû : okur
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. âyâti-hî : kendi âyetleri
9. ve yuzekkî-him : ve onları tezkiye eder, nefslerini temiz- ler, tasfiye eder
10. ve yuallimu-hum(u) : ve onlara öğretir
11. el kitâbe : kitap
12. ve el hikmete : ve hikmeti
13. ve in kânû : ve "... ise, ... idi" ler
14. min kablu : önceden, daha önce
15. le : mutlaka, elbette, muhakkak
16. fî dalâlin : dalâlette
17. mubînin : apaçık

Ve âharîne minhum lemmâ yelhakû bi him, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. ve âharîne : ve diğerleri
2. min-hum : onlardan
3. lem mâ yelhakû : henüz ilhak olmadılar, dahil olmadılar, katılmadılar
4. bi-him : onlarla
5. ve huve : ve o
6. el azîzu : azîz, üstün
7. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Zâlike fadlullâhi yû’tîhi men yeşâu, vallâhu zûl fadlil azîm(azîmi).


1. zâlike : işte bu, bu
2. fadlu : fazlı
3. allâhi : Allah
4. yu'tî-hi : onu verir
5. men : kimse, kişi
6. yeşâu : diler
7. ve allâhu : ve Allah
8. : sahip
9. el fadli : fazl
10. el azîmi : azîm, büyük

Meselullezîne hummilût tevrâte summe lem yahmilûhâ ke meselil hımâri yahmilu esfârâ(esfâren), bi’se meselul kavmillezîne kezzebû bi âyâtillâh(âyâtillâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).


1. meselu : durum, hal
2. ellezîne : ki onlar
3. hummilû : yüklendi (yüklenildi)
4. et tevrâte : Tevrat
5. summe : sonra
6. lem yahmilû-hâ : onu yüklenmez, onu taşımaz
7. ke : gibi
8. meseli : misal, durum
9. el himâri : merkep
10. yahmilu : taşır, yüklenir
11. esfâran : ciltlerle kitap
12. bi'se : (ne) kötü
13. el kavmi : kavim, topluluk
14. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
15. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
16. ve allâhu : ve Allah
17. lâ yehdî : hidayete erdirmez
18. el kavme : kavim, topluluk
19. ez zâlimîne : zalimler

Kul yâ eyyuhâllezîne hâdû in zeamtum ennekum evliyâu lillâhi min dûnin nâsi fe temennevul mevte in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. kul : de, söyle
2. yâ eyyuhâ : ey
3. ellezîne hâdû : yahudi olanlar, yahudiler
4. in : eğer
5. zeamtum : siz zannettiniz
6. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
7. evliyâu : veliler, dostlar
8. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
9. min dûni : den başka
10. en nâsi : insanlar
11. fe : o zaman, böylece
12. temennevû : temenni edin
13. el mevte : ölüm
14. kuntum : siz iseniz
15. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Ve lâ yetemennevnehû ebeden bi mâ kaddemet eydîhim, vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve lâ yetemennevne-hû : ve onu temenni edemezler
2. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
3. bi mâ : şeye
4. kaddemet : takdim etti
5. eydî-him : onların elleri, kendi elleri
6. ve allâhu : ve Allah
7. alîmun : en iyi bilen
8. bi ez zâlimîne : zalimleri

Kul innel mevtellezî tefirrûne minhu fe innehu mulâkîkum summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdeti fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. kul : de, söyle
2. inne : muhakkak
3. el mevte : ölüm
4. ellezî : o ki, ki o
5. tefirrûne : siz kaçıyorsunuz
6. min-hu : ondan
7. fe : o zaman, böylece
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. mulâkî-kum : sizinle mülâki olacak olan (siz karşılaşacaksınız)
10. summe : sonra
11. tureddûne : döndürüleceksiniz
12. ilâ âlimi : en iyi bilene
13. el gaybi : gayb, bilinmeyen
14. ve eş şehâdeti : ve müşahede edilen, görünen
15. yunebbiu-kum : size haber verecek
16. bi mâ : şeye
17. kuntum : siz iseniz
18. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nûdiye lis salâti min yevmil cumuati fes’av ilâ zikrillâhi ve zerûl bey’a, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ nûdiye : nida edildiği zaman, seslenildiği, çağrıldığı zaman
4. li es salâti : namaza, namaz için
5. min yevmi : (günlerden) ..... günü
6. el cumuati : cuma
7. fes'av (fe is'av) : o zaman, hemen koşun
8. ilâ zikri allâhi : Allah'ın zikrine
9. ve zerû : ve terkedin
10. el bey'a : alışveriş
11. zâlikum : işte bu
12. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
13. lekum : sizin için, size
14. in : eğer
15. kuntum : siz iseniz
16. ta'lemûne : biliyorsunuz

Fe izâ kudiyetıs salâtu fenteşirû fîl ardı vebtegû min fadlillâhi vezkurûllâhe kesîren leallekum tuflihûn(tuflihûne).


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. kudiyeti : kada edildi, kaza edildi, yerine getirdi, bitirdi
3. es salâtu : namaz
4. fe inteşirû : o zaman dağılın
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. ve ibtegû : ve isteyin
7. min fadli allâhi : Allah'ın fazlından
8. ve uzkurû : ve hatırlayın
9. allâhe : Allah
10. kesîran : çok
11. lealle-kum : umulur ki böylece siz
12. tuflihûne : felâha, kurtuluşa erersiniz

Ve izâ reev ticâreten ev lehveninfaddû ileyhâ ve terekûke kâimâ(kâimen), kul mâ indallâhi hayrun minel lehvi ve minet ticâreh(ticâreti), vallâhu hayrur râzıkîn(râzıkîne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. raev : gördüler
3. ticâreten : ticaret
4. ev : veya
5. lehven : eğlence, oyalanma
6. infaddû : dağıldılar, dağılıp gittiler
7. ileyhâ : ona, onunla
8. ve terekû-ke : ve seni terkettiler, bıraktılar
9. kâimen : ayakta
10. kul : de, söyle
11. : olmadı
12. inde allâhi : Allah'ın katı
13. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
14. min el lehvi : eğlenceden
15. ve min et ticâreti : ve ticaretten
16. ve allâhu : ve Allah
17. hayru : en hayırlı
18. er râzıkîne : rızık verenler