Yemîn olsun duhâ’ya (kuşluk vaktine)!

Ve sükûna erdiği zaman, geceye!

(Habîbim, yâ Muhammed! Vahiy bir müddet gecikmekle) Rabbin seni ne terk etti, ne de (sana) darıldı!

Gerçekten sonraki (âhiret) ise, senin için evvelkinden (dünyadan) daha hayırlıdır.

Ve Rabbin, elbette ileride (âhiret gününde) sana (ümmetinden dilediğine şefâat etme hakkı) verecek (sen) de hoşnûd olacaksın!

(O,) seni bir yetim iken bulup (seni seçip, amcan Ebû Tâlib’in yanında) barındırmadı mı?

Hem (sen henüz peygamberlik ve şer'î hükümlerden) habersiz iken seni bulup, yol göstermedi mi?

Hem seni fakir iken bulup da zengin etmedi mi?

O hâlde yetîme gelince, sakın (onu) ezme!

Ve dilenciye gelince, sakın (onu) azarlama!

Ve Rabbinin ni'metine gelince, artık (onu şükranla) anlat!