Ikterebe lin nâsi hisâbuhum ve hum fî gafletin mu’ridûn(mu’ridûne).


1. ıkterebe (karibun) : yaklaştı yakın
2. li en nâsi : insanlar için, insanlara
3. hisâbu-hum : onların hesabı, hesap vermesi, hesaba çekilmesi
4. ve hum : ve onlar
5. fî gafletin : gaflet içinde
6. mu'ridûne : yüz çevirenler

Mâ ye’tîhim min zikrin min rabbihim muhdesin illestemeûhu ve hum yel’abûn(yel’abûne).


1. mâ ye'tî-him : onlara gelmedi (ki)
2. min zikrin : zikirden, zikir, uyarı, ihtar
3. min rabbi-him : Rab'lerinden
4. muhdesin : yeni
5. illestemeûhu (illâ istemeû-hu) : den başka, ancak, sadece onu dinlediler
6. ve hum : ve onlar
7. yel'abûne : oynuyorlar, oyalanıyorlar

Lâhiyeten kulûbuhum ve eserrûn necvellezîne zalemû hel hâzâ illâ beşerun mislukum, e fe te’tûnes sihre ve entum tubsırûn(tubsırûne).


1. lâhiyeten : önem vermeyerek
2. kulûbu-hum : onların kalpleri
3. ve eserrû : ve gizlediler, sır olarak sakladılar
4. en necvellezîne (necve ellezîne) : fısıldaşırlar o kimseler
5. zalemû : zulmettiler
6. hel hâzâ : bu mu
7. illâ : ancak, sadece
8. beşerun : bir beşer, insan
9. mislu-kum : sizin gibi
10. e :
11. fe : o zaman, böylece
12. te'tûne es sıhre : sihre kapılıyorsunuz
13. ve entum : ve siz
14. tubsırûne : siz görüyorsunuz

Kâle rabbî ya’lemul kavle fis semâi vel ardı ve huves semîul alîm(alîmu).


1. kâle : dedi
2. rabbî : Rabbim
3. ya'lemu : bilir
4. el kavle : söz
5. fî es semâi : semaya
6. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
7. ve huve : ve o
8. es semîu : hakkıyla işiten
9. el alîmu : en iyi bilen

Bel kâlû adgâsu ahlâmin belifterâhu bel huve şâır(şâırun), fel ye’tinâ bi âyetin kemâ ursilel evvelûn(evvelûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kâlû : dediler
3. adgâsu : karışık, karmakarışık
4. ahlâmin (hulmun) : rüyalar (rüya)
5. ifterâ-hu : onu uydurdu
6. huve : o
7. şâırun : şairdir
8. fel ye'tinâ bi (fe li ye'ti-nâ bi) : o zaman, öyleyse bize getirsin
9. âyetin : ayet, mucize(ler)
10. kemâ : gibi
11. ursile : (resuller) gönderildi
12. el evvelûne : öncekiler, evvelkiler

Mâ âmenet kablehum min karyetin ehleknâhâ, e fe hum yu’minûn(yu’minûne).


1. mâ âmenet : îmân etmedi
2. kable-hum : onlardan önce
3. min karyetin : bir yeri, bir ülkeyi
4. ehleknâ-hâ : biz onu helâk ettik
5. e fe hum : o zaman, öyleyse onlar mı
6. yu'minûne : îmân ederler

Ve mâ erselnâ kableke illâ ricâlen nûhî ileyhim fes’elû ehlez zikri in kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. ve mâ ersel-nâ : ve biz göndermedik
2. kable-ke : senden önce
3. illâ : ancak, sadece
4. ricâlen : yürürken
5. nûhî : vahyederiz
6. ileyhim : onlara
7. fes'elû (fe es'elû) : o zaman, o taktirde sorun
8. ehle ez zikri : zikir ehli (daimî zikrin sahibi)
9. in kuntum : eğer siz iseniz
10. lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz

Ve mâ cealnâhum ceseden lâ ye’kulûnet taâme ve mâ kânû hâlidîn(hâlidîne).


1. ve mâ cealnâ-hum : ve biz onları kılmadık
2. ceseden : ceset, cansız cisim, heykel
3. lâ ye'kulûne : yemezler
4. et taâme : yemek
5. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
6. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar

Summe sadaknâhumul va’de fe enceynâhum ve men neşâu ve ehleknel musrifîn(musrifîne).


1. summe : sonra
2. sadaknâ-hum : onlara sadık kaldık
3. el va'de : vaad
4. fe enceynâ-hum : böylece onları kurtardık
5. ve men : ve kim
6. neşâu : dileriz
7. ve ehlek-nâ : ve biz helâk ettik
8. el musrifîne : müsrifler, israf eden kimseler

Lekad enzelnâ ileykum kitâben fîhi zikrukum, e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).


1. lekad : andolsun ki
2. enzel-nâ : biz indirdik
3. ileykum : size
4. kitâben : yazılı olan, yazı
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. zikru-kum : sizin zikriniz, sizi zikreden
7. e fe lâ ta'kılûne : o halde, hâlâ akıl etmiyor musunuz

Ve kem kasamnâ min karyetin kânet zâlimeten ve enşe’nâ ba’dehâ kavmen âharîn(âharîne).


1. ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
2. kasam-nâ : biz kırdık döktük, yok ettik
3. min karyetin : bir yeri, bir ülkeyi
4. kânet : oldu, olmuştur
5. zâlimeten : zalim olan, zulmeden
6. ve enşe'nâ : ve inşa ettik, yarattık
7. ba'de-hâ : onun bazısını
8. kavmen : kavim, topluluk
9. âharîne : başkaları

Fe lemmâ ehassû be’senâ izâ hum minhâ yerkudûn(yerkudûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. ehassû : hissettiler
3. be'se-nâ : azabımız
4. izâ : olduğu zaman
5. hum : onlar
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. yerkudûne (rakada) : koşarlar, kaçarlar (koştu)

Lâ terkudû verciû ilâ mâ utriftum fîhi ve mesâkinikum leallekum tus’elûn(tus’elûne).


1. lâ terkudû : koşmayın, kaçmayın
2. verciû (ve irciû) : ve dönün
3. ilâ mâ : şeylere
4. utriftum : sizin her isteğiniz yerine getirildi, şımartıldınız
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. ve mesâkini-kum : ve meskenlerinize
7. lealle-kum : umulur ki böylece siz
8. tus'elûne : sorgulanacaksınız

Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ veylenâ : yazıklar olsun bize
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. kunnâ : biz olduk, biz idik,
5. zâlimîne : zalimler

Fe mâ zâlet tilke da’vâhum hattâ cealnâhum hasîden hâmidîn(hâmidîne).


1. fe mâ zâlet : böylece bitmedi (devam etti)
2. tilke : bu
3. da'vâ-hum : onların duaları
4. hattâ : olana kadar, olmadıkça
5. ceal-nâ : biz kıldık
6. hum : onlar
7. hasîden : hasat ederek, kökünden kopararak
8. hâmidîne : sönmüş hale gelmiş olanlar

Ve mâ halaknes semâe vel arda ve mâ beynehumâ lâıbîn(lâıbîne).


1. ve mâ halakna : ve biz yaratmadık
2. es semâe : semâ, gökyüzü
3. ve el arda : ve arz, yeryüzü
4. ve mâ : ve şey
5. beyne-humâ : onların ikisinin arası
6. lâıbîne : oyun (eğlence)

Lev erednâ en nettehıze lehven lettehaznâhu min ledunnâ in kunnâ fâ’ılîn(fâ’ılîne).


1. lev : eğer, ise
2. ered-nâ : biz istedik, irade ettik
3. en nettehıze : bizim edinmemiz
4. lehven : eğlence, oyalanma
5. lettehaznâhu (le ittehaznâ-hu) : mutlaka onu biz edin(ir)dik
6. min ledun-nâ : katımızdan
7. in kunnâ : eğer olursak
8. fâ'ılîne : yapanlar

Bel nakzifu bil hakkı alel bâtıli fe yedmeguhu fe izâ huve zâhik(zâhikun), ve lekumul veylu mimmâ tasıfûn(tasıfûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. nakzifu : atarız
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. alel bâtıli (alâ el bâtıli) : bâtılın üzerine
5. fe yedmegu-hu : o zaman onu mahveder
6. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
7. huve : o
8. zâhikun : zail olanlar (olmuştur), yok olanlar (olur)
9. ve lekum el veylu : ve size yazıklar olsun
10. mimmâ (min mâ) : şeyden
11. tasıfûne : sizin vasfettiğiniz (isnat ettiğiniz)

Ve lehu men fîs semâvâti vel ard(ardı), ve men indehu lâ yestekbirûne an ıbâdetihî ve lâ yestahsirûn(yestahsirûne).


1. ve lehu : ve onun vardır
2. men : kimse, kişi
3. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. ve men : ve kim
6. inde-hu : onun yanında, katında
7. lâ yestekbirûne : kibirlenmezler, büyüklenmezler
8. an ıbâdeti-hî : onun ibadetlerinden, ona ibadet etmekten
9. ve lâ yestahsirûne : ve onlar yorulmazlar

Yusebbihûnel leyle ven nehâre lâ yefturûn(yefturûne).


1. yusebbihûne : tesbih ederler
2. el leyle : gece
3. ve en nehâre : ve gündüz
4. lâ yefturûne : ara vermezler

Emittehazu âliheten minel ardı hum yunşirûn(yunşirûne).


1. emittehazû (em ittehazû) : yoksa edindiler mi
2. âliheten : ilâhlar
3. min el ardı : arzdan, yerden
4. hum : onlar
5. yunşirûne : diriltilirler, neşrolurlar

Lev kâne fîhimâ âlihetun illâllâhu le fesedetâ, fe subhânallâhi rabbil arşi ammâ yasıfûn(yasıfûne).


1. lev : eğer, ise
2. kâne : oldu
3. fî-himâ : ikisinde vardır
4. âlihetun : ilâhlar
5. illâllâhu (illâ allâhu) : Allah'tan başka
6. le fesedetâ : ikisi fesada uğradı
7. fe : o zaman, böylece
8. subhânallâhi (subhâne allâhi) : Allah
9. rabbi el arşi : arşın Rabbi
10. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
11. yasıfûne : vasıflandırırlar

Lâ yus’elu ammâ yef’alu ve hum yus’elûn(yus’elûne).


1. lâ yus'elu : mesul değildir, sorumlu olmaz
2. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
3. yef'alu : yapar
4. ve hum : ve onlar
5. yus'elûne : mesul olurlar, sorumlu olurlar, sorgulanırlar

Emittehazû min dûnihî âliheh(âliheten), kul hâtû burhânekum, hâzâ zikru men maiye ve zikru men kablî, bel ekseruhum lâ ya’lemûnel hakka fehum mu’ridûn(mu’ridûne).


1. emittehazû (em ittehazû) : yoksa edindiler mi
2. min dûni-hî : ondan başka
3. âliheten : ilâhlar
4. kul : de, söyle
5. hâtû : getirin
6. burhâne-kum : sizin delilinizi, kanıtınızı
7. hâzâ : bu
8. zikru : benim zikrim
9. men : kimse, kişi
10. maiye : benim ile beraber
11. ve zikru : ve zikir
12. kablî : benden önce
13. bel : hayır, bilâkis
14. ekseru-hum : onların çoğu
15. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
16. el hakka : hakk, gerçek
17. fe hum : artık onlar
18. mu'ridûne : yüz çevirenler

Ve mâ erselnâ min kablike min resûlin illâ nûhî ileyhi ennehu lâ ilâhe illâ ene fa’budûn(fa’budûni).


1. ve mâ ersel-nâ : ve biz göndermedik
2. min kabli-ke : senden önce
3. min resûlin : bir resûl, bir elçi
4. illâ : ancak, sadece
5. nûhî : vahyederiz
6. ileyhi : ona
7. enne-hu : onun olduğu
8. lâ ilâhe : ilâh yoktur
9. ene : ben
10. fa'budûni (fe a'budû-ni) : öyleyse, o zaman bana kul

Ve kâlûttehazer rahmânu veleden subhâneh(subhânehu), bel ıbâdun mukremûn(mukremûne).


1. ve kâlûttehaze (kâlû ittehaze) : ve edindi dediler
2. er rahmânu : Rahmân
3. veleden : çocuk
4. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
5. bel : hayır, bilâkis
6. ıbâdun : kullar
7. mukremûne : ikram edilmiş olanlar

Lâ yesbikûnehu bil kavli ve hum bi emrihî ya’melûn(ya’melûne).


1. lâ yesbikûne-hu : onun (önüne) geçmezler
2. bi el kavli : sözü
3. ve hum : ve onlar
4. bi emri-hî : onun emri
5. ya'melûne : yapıyorlar

Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yeşfeûne illâ li menirtedâ ve hum min haşyetihî muşfikûn(muşfikûne).


1. ya'lemu : bilir
2. : olmadı
3. beyne eydî-him : onların elleri arasındaki, önlerindeki
4. ve mâ : ve şey
5. halfe-hum : onların arkalarında
6. ve lâ yeşfeûne : ve şefaat etmezler
7. illâ : ancak, sadece
8. li men irtedâ : rızaya ermiş kimse(ler)
9. ve hum : ve onlar
10. min haşyeti-hî : onun haşyetinden
11. muşfikûne : korkanlar

Ve men yekul minhum innî ilâhun min dûnihî fe zâlike neczîhi cehennem(cehenneme), kezâlike neczîz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve men : ve kim
2. yekul : derse
3. min-hum : onlardan
4. in-nî : muhakkak ki ben
5. ilâhun : ilâh
6. min dûni-hî : ondan başka
7. fe zâlike : işte o zaman
8. neczî-hi : onu cezalandırırız
9. cehenneme : cehennem
10. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
11. neczî : cezalandırırız
12. ez zâlimîne : zalimler

E ve lem yerellezîne keferû ennes semâvâti vel arda kânetâ retkan fe fetaknâhuma, ve cealnâ minel mâi kulle şey’in hayy(hayyin), e fe lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. e ve lem yere : ve görmüyorlar mı (görmediler mi)
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. enne es semâvâti : semaların olduğu
5. ve el arda : ve arz, yeryüzü
6. kânetâ : idi, olmuştu
7. retkan : bitişik
8. fe fetaknâ-huma : sonra biz ikisini ayırdık
9. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
10. min el mâi : sudan
11. kulle şey'in : herşeyi
12. hayyin : canlı
13. e fe lâ yu'minûne : hâlâ inanmazlar mı

Ve cealnâ fîl ardı revâsiye en temîde bihim ve cealnâ fîhâ ficâcen subulen leallehum yehtedûn(yehtedûne).


1. ve ceal-nâ : ve biz kıldık
2. fî el ardı : yeryüzünde
3. revâsiye : dağlar
4. en temîde bi : sarsması
5. him : onlar, onları
6. fîhâ : onun içinde, ona
7. ficâcen : geniş yollar, iki dağ arasındaki geniş geçit yerleri
8. subulen : yollar
9. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
10. yehtedûne : yol bulurlar, hidayete ererler

Ve cealnes semâe sakfen mahfûzâ(mahfûzen), ve hum an âyâtihâ mu’ridûn(mu’ridûne).


1. ve ceal-nâ : ve biz kıldık
2. es semâe : semâ, gökyüzü
3. sakfen : tavan
4. mahfûzen : korunmuş, muhafaza edilmiş
5. ve hum : ve onlar
6. an âyâti-hâ : âyetlerinden, delillerinden
7. mu'ridûne : yüz çevirenler

Ve huvellezî halakal leyle ven nehâre veş şemse vel kamer(kamere), kullun fî felekin yesbehûn(yesbehûne).


1. ve huve ellezî : ve ... olan o'dur
2. halaka : yarattı
3. el leyle : gece
4. ve en nehâre : ve gündüz
5. ve eş şemse : ve güneş
6. ve el kamere : ve ay
7. kullun : hepsi
8. : içinde, vardır
9. felekin : yörünge, felek
10. yesbehûne : yüzüyorlar, yüzerler (seyir ediyorlar)

Ve mâ cealnâ li beşerin min kablikel huld(hulde), e fe in mitte fe humul hâlidûn(hâlidûne).


1. ve mâ ceal-nâ : ve biz yapmadık, kılmadık
2. li beşerin : bir insan için
3. min kabli-ke : senden önce
4. el hulde : halidin, ebedî, ölümsüz
5. e :
6. fe : o zaman, böylece
7. in mitte : eğer sen ölürsen
8. humul hâlidûne : halidin, ebedî, ölümsüz

Kullu nefsin zâikatul mevt(mevti), ve neblûkum biş şerri vel hayri fitneh(fitneten), ve ileynâ turceûn(turceûne).


1. kullu : bütün hepsi
2. nefsin : nefs, kişi
3. zâikatu : tadıcıdır
4. el mevti : ölüm
5. ve neblû-kum : ve sizi imtihan ederiz
6. bi eş şerri : şerre
7. ve el hayri : ve hayır ile
8. fitneten : fitne, imtihan
9. ve ileynâ : ve bize
10. turceûne (recea) : döndürüleceksiniz (döndü)

Ve izâ reâkellezîne keferû in yettehızûneke illâ huzuvâ(huzuven), e hâzellezî yezkuru âlihetekum, ve hum bi zikrir rahmâni hum kâfirûn(kâfirûne).


1. ve izâ reâ-ke : ve seni gördükleri zaman
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. in yettehızûne-ke illâ : seni sadece ..... ediniyorlar
5. huzuven : alay konusu
6. e hazâ : bu mu
7. ellezî yezkuru : zikreden, söyleyen
8. âlihete-kum : sizin ilâhlarınız
9. ve hum : ve onlar
10. bi zikri er rahmâni : Rahmân'ın zikrini
11. hum kâfirûne : onlar inkâr edenler, kâfirler

Hulikal insânu min acel(acelin), seurîkum âyâtî fe lâ testa’cilûn(testa’cilûni).


1. hulika el insânu : insan yaratıldı
2. min acelin : acele olarak, aceleci özellikte
3. se-urî-kum : size göstereceğim
4. âyâtî : âyetlerim
5. fe : o zaman, böylece
6. lâ testa'cilû-ni : benden acele istemeyin

Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdıkîn(sâdıkîne).


1. ve yekûlûne : ve diyorlar
2. metâ : ne zaman
3. hâzâ : bu
4. el va'du : vaad
5. in kuntum : eğer siz iseniz
6. sâdıkîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Lev ya’lemullezîne keferû hîne lâ yekuffûne an vucûhihimun nâre ve lâ an zuhûrihim ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).


1. lev : eğer, ise
2. ya'lemu ellezîne : o kimseler bilselerdi
3. keferû : inkâr ettiler
4. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
5. lâ yekuffûne (keffe) : gidermez, zararını önlemez, men etmez (men etti, önledi, tehlikeyi giderdi)
6. an vucûhi-him : onların yüzlerinden
7. en nâre : ateş
8. ve lâ an zuhûri-him : ve onların sırtlarından olmaz
9. ve lâ hum yunsarûne : ve onlara yardım olunmaz

Bel te’tîhim bagteten fe tebhetuhum fe lâ yestetî’ûne reddehâ ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. te'tî-him : onlara gelecek, gelir
3. bagteten : aniden, ansızın
4. fe : o zaman, böylece
5. tebhetu-hum (behete) : onları dehşette bırakacak (onlar dehşete kapılacak) (dehşete kapıldı)
6. lâ yestetî'ûne : güçleri yetmeyecek
7. redde-hâ : onu reddetti, geri çevirdi
8. ve lâ hum yunzarûne : ve onlara nazar edilmez, bakılmaz

Ve lekadistuhzie bi rusulin min kablike fe hâka billezîne sehırû minhum mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).


1. ve lekad istuhzie : ve andolsun alay edildi
2. bi rusulin : resûller ile
3. min kablike : senden önce
4. fe : o zaman, böylece
5. hâka bi : kuşattı, sardı
6. ellezîne : ki onlar
7. sehırû : alay ettiler
8. min-hum : onlardan
9. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
10. bi-hî : onunla
11. yestehziûne : alay ediyorlar

Kul men yekleukum bil leyli ven nehâri miner rahmân(rahmâni), bel hum an zikri rabbihim mu’ridûn(mu’ridûne).


1. ve lâ telbisû : ve karıştırmayın, gizleyip örtmeyin
2. el hakka : hakk, gerçek
3. bi el bâtılı : bâtıl ile 4 - ve tektumû
4. bi el leyli : geceleyin, gece
5. ve en nehâri : ve gündüz
6. min er rahmâni : Rahmân'dan
7. bel : hayır, bilâkis
8. hum : onlar
9. an zikri : zikirden
10. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
11. mu'ridûne : yüz çevirenler

Em lehum âlihetun temneuhum min dûninâ, lâ yestetîûne nasre enfusihim ve lâ hum minnâ yushabûn(yushabûne).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. âlihetun : ilâhlar
4. temneu-hum : onları men eden
5. min dûni-nâ : bizden başka
6. lâ yestetîûne : güç yetiremezler, muktedir değiller
7. nasre : yardım
8. enfusi-him : onların nefsleri
9. ve lâ hum : ve onlar değildir, olmazlar
10. min-nâ : bizden
11. yushabûne : sahip olunur

Bel metta’nâ hâulâi ve âbâehum hattâ tâle aleyhimul umur(umuru), e fe lâ yerevne ennâ ne’til arda nenkusuhâ min etrâfihâ, e fehumul gâlibûn(gâlibûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. metta'nâ : biz onları metalandırdık, faydalandırdık
3. hâulâi : bunlar
4. ve âbâe-hum : ve onların babaları, ataları
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. tâle : uzun geldi
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. el umuru : ömür
9. e fe lâ yerevne : hâlâ görmüyorlar mı
10. ennâ : nasıl
11. ne'ti : getiririz
12. el arda : arz, yeryüzü
13. nenkusû-hâ : onu eksiltiyoruz
14. min etrâfi-hâ : onun çevresinden, etrafından
15. e fe hum : o zaman, öyleyse onlar mı
16. el gâlibûne : gâlip olanlar, üstün gelenler

Kul innemâ unzirukum bil vahyi ve lâ yesmeus summud duâe izâ mâ yunzerûn(yunzerûne).


1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. unziru-kum : sizi uyarıyorum
4. bi el vahyi : vahyile
5. ve lâ yesmeu : ve işitmezler
6. es summu : sağır
7. ed duâe : dua, çağrı, davet
8. izâ : olduğu zaman
9. mâ yunzerûne : uyarıldıkları şey

Ve le in messethum nefhatun min azâbi rabbike le yekûlunne yâ veylenâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. messet-hum : onlara dokundu, isabet etti, başına geldi
3. nefhatun : bir esinti
4. min azâbi : azabdan
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. le yekûlunne : mutlaka derler
7. yâ veyle-nâ : bize yazıklar olsun
8. in-nâ : muhakkak ki biz
9. kun-nâ : biz olduk
10. zâlimîne : zalimler

Ve nedaul mevâzînel kısta li yevmil kıyâmeti fe lâ tuzlemu nefsun şey’â(şey’en) ve in kâne miskâle habbetin min hardelin eteynâ bihâ, ve kefâ binâ hâsibîn(hâsibîne).


1. ve nedau : ve kurarız, kuracağız
2. el mevâzîne : mizanlar
3. el kısta : adalet
4. li yevmi el kıyâmeti : kıyâmet günü için
5. fe : o zaman, böylece
6. lâ tuzlemu : zulmedilmez, haksızlığa uğratılmaz
7. nefsun : bir nefs, bir kimse
8. şey'en : bir şey
9. ve in kâne : ve eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
10. miskâle (sekule) : (en küçük) ağırlık (birimi) (ağır geldi)
11. habbetin : tane, tohum
12. min hardelin : hardaldan
13. eteynâ : biz getirdik
14. bi-hâ : onu
15. ve kefâ : ve kafidir
16. bi-nâ : bizi
17. hâsibîne : hesap görenler, hesap görücüler

Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn(muttekîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. ve hârûne : ve Hz. Harun
5. el furkâne : furkan, hakkı bâtıldan ayırma, idrak
6. ve dıyâen : ve bir ışık (nur) olarak
7. ve zikren : ve bir zikir olarak
8. li el muttekîne : takva sahipleri için

Ellezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve hum mines sâati muşfikûn(muşfikûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. yahşevne : korkarlar
3. rabbe-hum : Rab'lerine
4. bi el gaybi : gayb ile, gıyabında, gaybda
5. ve hum : ve onlar
6. min es sâati : o saatten, kıyâmet saatinden
7. muşfikûne : korkanlar

Ve hâzâ zikrun mubârekun enzelnâh(enzelnâhu), e fe entum lehu munkirûn(munkirûne).


1. ve hâzâ : ve bu
2. zikrun : bir zikir
3. mubârekun : mübarek
4. enzelnâ-hu : onu indirdik
5. e fe entum : öyleyse siz misiniz
6. lehu : ona ait, onun
7. munkirûne : tanımayanlar (tanıyamayanlar)

Ve lekad âteynâ ibrâhîme ruşdehu min kablu ve kunnâ bihî âlimîn(âlimîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. ibrâhîme : İbrâhîm
4. ruşde-hu : onun rüşdü (onun irşad yetkisi)
5. min kablu : önceden, daha önce
6. ve kunnâ : ve biz olduk
7. bi-hî : onunla
8. âlimîne : bilenler

İz kâle li ebîhi ve kavmihî mâ hâzihit temâsîlulletî entum lehâ âkifûn(âkifûne).


1. iz kâle : dediği zaman, demişti
2. li ebî-hi : babasına
3. ve kavmi-hî : ve kavmine
4. mâ hâzihi : bu nedir
5. et temâsîlu : heykeller
6. elletî : ki o
7. entum : sizi
8. lehâ : onda, onun
9. âkifûne (akefe) : devamlı ibadet edenler (devamlı ibadet etti)

Kâlû vecednâ âbâenâ lehâ âbidîn(âbidîne).


1. kâlû : dediler
2. veced-nâ : biz bulduk
3. âbâe-nâ : babalarımız, atalarımız
4. lehâ : onda, onun
5. âbidîne : kul olanlar, ibadet edenler

Kâle lekad kuntum entum ve âbâukum fî dalâlin mubîn(mubînin).


1. kâle : dedi
2. lekad : andolsun ki
3. kuntum : siz iseniz
4. entum : sizi
5. ve âbâu-kum : ve babalarınız, atalarınız
6. fî dalâlin : dalâlette
7. mubînin : apaçık

Kâlû e ci’tenâ bil hakkı em ente minel lâıbîn(lâıbîne).


1. kâlû : dediler
2. e ci'te-nâ : bize mi geldin
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. em : yoksa, veya
5. ente : sen
6. min el lâıbîne : oyun oynayanlardan

Kâle bel rabbukum rabbus semâvâti vel ardıllezî fatarahunne ve ene alâ zâlikum mineş şâhidîn(şâhidîne).


1. kâle : dedi
2. bel : hayır, bilâkis
3. rabbu-kum : Rabbiniz
4. rabbu es semâvâti : semaların (göklerin) Rabbi
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ellezî : o ki, ki o
7. fatara-hunne : onları yarattı
8. ve ene : ve ben
9. alâ : üzere, üzerinde, ... e
10. zâlikum : işte bu
11. min eş şâhidîne : şahitlerden

Ve tallâhi le ekîdenne asnâmekum ba’de en tuvellû mudbirîn(mudbirîne).


1. ve tallâhi : ve Allah'a andolsun, yemin olsun
2. le ekîdenne : mutlaka hile yapacağım
3. asnâme-kum : sizin putlarınız
4. ba'de : sonra
5. en tuvellû : dönmeniz, yönelmeniz
6. mudbirîne : arkalarına dönen kimseler

Fe cealehum cuzâzen illâ kebîren lehum leallehum ileyhi yerciûn(yerciûne).


1. fe ceale-hum : böylece onları kıldı (yaptı)
2. cuzâzen : cüz cüz, parça parça
3. illâ : ancak, sadece
4. kebîren : büyük, yaşlı
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
7. ileyhi : ona
8. yerciûne : dönerler

Kâlû men feale hâzâ bi âlihetinâ innehu le minez zâlimîn(zâlimîne).


1. kâlû : dediler
2. men : kimse, kişi
3. feale : yaptı
4. hâzâ : bu
5. bi âliheti-nâ : bizim ilâhlarımıza
6. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
7. le min ez zâlimîne : elbette, gerçekten zalimlerden

Kâlû semi’nâ feten yezkuruhum yukâlu lehû ibrâhîm(ibrâhîmu).


1. kâlû : dediler
2. semi'nâ : işittik
3. feten : genç, delikanlı
4. yezkuru-hum : onları zikrediyor
5. yukâlu : deniliyor
6. lehu : ona ait, onun
7. ibrâhîmu : İbrâhîm

Kâlû fe’tû bihî alâ a’yunin nâsi leallehum yeşhedûn(yeşhedûne).


1. kâlû : dediler
2. fe'tû (fe a'tû) : öyleyse getirin
3. bi-hî : onunla
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. a'yuni : göz(ler)
6. en nâsi : insanlar
7. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
8. yeşhedûne : şahitlik eder

Kâlû e ente fealte hâzâ bi âlihetinâ yâ ibrahîm(ibrahîmu).


1. kâlû : dediler
2. e ente : sen mi(sin)
3. fealte : sen yaptın
4. hâzâ : bu
5. bi âliheti-nâ : bizim ilâhlarımıza
6. yâ ibrahîmu : ey İbrâhîm

Kâle bel fealehu kebîruhum hâzâ fes’elûhum in kânû yentıkûn(yentıkûne).


1. kâle : dedi
2. bel : hayır, bilâkis
3. feale-hu : onu o yaptı
4. kebîru-hum : onların büyüğü
5. hâzâ : bu
6. fes'elûhum (fe es'elû-hum) : haydi onlara sorun
7. in : eğer
8. kânû : oldular
9. yentıkûne : konuşuyorlar, konuşurlar

Fe receû ilâ enfusihim fe kâlû innekum entumuz zâlimûn(zâlimûne).


1. fe receû : o zaman döndüler
2. ilâ enfusi-him : onlar kendilerine
3. fe kâlû : o zaman dediler
4. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
5. entum : sizi
6. ez zâlimûne : zâlimler

Summe nukisû alâ ruûsihim, lekad alimte mâ hâulâi yentıkûn(yentıkûne).


1. summe : sonra
2. nukisû : (başları) eğildi
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. ruûsi-him : onların başları, başlarını
5. lekad : andolsun ki
6. alimte : sen bildin, senin bildiğin (gibi)
7. : olmadı
8. hâulâi : bunlar
9. yentıkûne : konuşuyorlar, konuşurlar

Kâle e fe ta’budûne min dûnillâhi mâ lâ yenfeukum şey’en ve lâ yadurrukum.


1. kâle : dedi
2. e fe : öyle mi, öyle ki
3. ta'budûne : kul oluyorsunuz
4. min dûnillâhi (dûni allâhi) : Allah'tan başka
5. : olmadı
6. lâ yenfeu-kum : size faydası olmaz
7. şey'en : bir şey
8. ve lâ yadurru-kum : ve size zararı olmaz

Uffin lekum ve li mâ ta’budûne min dûnillâh(dûnillâhi), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).


1. uffin : öf, aman (sıkıntı ifade etmek)
2. lekum : sizin için, size
3. ve li mâ ta'budûne : ve taptığınız şeylere
4. min dûnillâhi (dûni allâhi) : Allah'tan başka
5. e fe lâ ta'kılûne : o halde, hâlâ akıl etmiyor musunuz

Kâlû harrikûhu vansurû âlihetekum in kuntum fâılîn(fâılîne).


1. kâlû : dediler
2. harrikû-hu : onu yakın
3. vansurû (ve unsurû) : ve yardım edin
4. âlihete-kum : sizin ilâhlarınız
5. in kuntum : eğer siz iseniz
6. fâılîne : yapanlar

Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrahîm(ibrahîme).


1. kulnâ : biz dedik
2. yâ nâru : ey ateş
3. kûnî : ol
4. berden : soğuk
5. ve selâmen : ve selâmet (zararsız)
6. alâ ibrâhîme : İbrâhîm (A.S)'a

Ve erâdû bihî keyden fe cealnâ humul ahserîn(ahserîne).


1. ve erâdû : ve istediler
2. bi-hi : onunla
3. keyden : hile, tuzak
4. fe ceal-nâ : böylece yaptık, fakat kıldık
5. hum : onlar
6. el ahserîne : daha çok hüsranda olanlar

Ve necceynâhu ve lûtan ilel ardılletî bâraknâ fîhâ lil âlemîn(âlemîne).


1. ve necceynâ-hu : ve biz onu kurtardık
2. ve lûtan : ve Lut (A.S)
3. ilâ el ardı : arza, dünyaya
4. elletî : ki o
5. bârak-nâ : bereketlendirdik
6. fî-hâ : orada
7. li el âlemîne : âlemler için

Ve vehebnâ lehu ishâk(ishâka), ve ya’kûbe nâfileh(nâfileten), ve kullen cealnâ sâlihîn(sâlihîne).


1. ve veheb-nâ : ve armağan ettik
2. lehu : ona ait, onun
3. ishâka : İshak (A.S)
4. ve ya'kûbe : ve Yâkub
5. nâfileten : ilâve olarak
6. ve kullen : ve hepsi
7. ceal-nâ : biz kıldık
8. sâlihîne : salihler

Ve cealnâhum eimmeten yehdûne bi emrinâ ve evhaynâ ileyhim fi’lel hayrâti ve ikâmes salâti ve îtâez zekâh(zekâti), ve kânû lenâ âbidîn(âbidîne).


1. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık (yaptık)
2. eimmeten : imamlar
3. yehdûne : hidayete erdirir, ulaştırır
4. bi emri-nâ : bizim emrimizle
5. ve evhay-nâ : ve biz vahyettik
6. ileyhim : onlara
7. fi'le el hayrâti : hayırlar işleme (yapma)
8. ve ikâme es salâti : ve namazın ikame edilmesi (namaz kılınması)
9. ve îtâe ez zekâti : ve zekâtın verilmesi
10. ve kânû : ve oldular
11. lenâ : bizim
12. âbidîne : kul olanlar, ibadet edenler

Ve lûtan âteynâhu hukmen ve ılmen ve necceynâhu minel karyetilletî kânet ta’melul habâis(habâise), innehum kânû kavme sev’in fâsikîn(fâsikîne).


1. ve lûtan : ve Lut (A.S)
2. ateynâ-hu : ona verdik
3. hukmen : hüküm
4. ve ılmen : ve ilim
5. ve necceynâ-hu : ve biz onu kurtardık
6. min el karyeti : ülkeden
7. elletî : ki o
8. kânet ta'melu : yapıyorlardı
9. el habâise : çirkin işler, çirkinlikler
10. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
11. kânû : oldular
12. kavme : bir kavim
13. sev'in : kötü
14. fâsikîne : fasıklar

Ve edhalnâhu fî rahmetinâ, innehu mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve edhalnâ-hu : ve onu dahil ettik
2. : içinde, vardır
3. rahmeti-nâ : bizim rahmetimiz
4. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
5. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Ve nûhan iz nâdâ min kablu festecebnâ lehu fe necceynâhu ve ehlehu minel kerbil azîm(azîmi).


1. ve nûhan : ve Nuh (A.S)
2. iz : olmuştu, olduğu zaman
3. nâdâ : seslendi, çağırdı, nida etti
4. min kablu : önceden, daha önce
5. festeceb-nâ (fe istecebnâ) : böylece, bunun üzerine icabet ettik
6. lehu : ona ait, onun
7. fe : o zaman, böylece
8. necceynâ-hu : biz onu kurtardık
9. ve ehle-hu : ve onun ehlini, ailesini
10. min el kerbi : şiddetli üzüntüden
11. el azîmi : azîm, büyük

Ve nasarnâhu minel kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, innehum kânû kavme sev’in fe agraknâhum ecmaîn(ecmaîne).


1. ve nasarnâ-hu : ve ona yardım ettik
2. min el kavmi : kavimden
3. ellezîne : ki onlar
4. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
5. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
6. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
7. kânû : oldular
8. kavme : bir kavim
9. sev'in : kötü
10. fe : o zaman, böylece
11. agraknâ-hum : onları boğduk
12. ecmaîne : hepsi

Ve dâvude ve suleymâne iz yahkumâni fîl harsi iz nefeşet fîhi ganemul kavm(kavmi), ve kunnâ li hukmihim şâhidîn(şâhidîne).


1. ve dâvude : ve Davut
2. ve suleymâne : ve Hz. Süleyman
3. iz yahkumâni : ikisi hüküm veriyordu
4. : içinde, vardır
5. el harsi : ekin
6. iz nefeşet : hayvanlar geceleyin (çobansız olarak) yayılmıştı
7. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
8. ganemu : koyunlar
9. el kavmi : kavim, topluluk
10. ve kun-nâ : ve biz olduk
11. li hukmi-him : onların hükmüne
12. şâhidîne : şahitler

Fe fehhemnâhâ suleymân(suleymâne), ve kullen âteynâ hukmen ve ılmen ve sehharnâ mea dâvudel cibâle yusebbihne vet tayr(tayre), ve kunnâ fâılîn(fâılîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. fehhemnâ-hâ (fehime) : biz bunu, ona anlattık, öğrettik (anlamasını sağladık) (anladı)
3. suleymâne : Süleyman
4. ve kullen : ve hepsi
5. âteynâ : biz verdik
6. hukmen : hüküm
7. ve ılmen : ve ilim
8. ve sehharnâ : ve boyun eğdirdik, emrine verdik
9. mea : beraber
10. dâvude : Davud (A.S)
11. el cibâle : dağlar
12. yusebbihne : tesbih ediyorlar
13. ve et tayre : ve kuşlar
14. ve kun-nâ : ve biz olduk
15. fâılîne : yapanlar

Ve allemnâhu san’ate lebûsin lekum li tuhsınekum min be’sikum, fe hel entum şâkirûn(şâkirûne).


1. ve allemnâ-hu : ve biz ona öğrettik
2. san'ate : sanat, yapmak
3. lebûsin : elbise
4. lekum : sizin için, size
5. li tuhsıne-kum : sizi koruması için
6. min be'si-kum : sizin şiddetli çarpışmalarınızda
7. fe : o zaman, böylece
8. hel :
9. entum : sizi
10. şâkirûne : şükredenler

Ve li suleymâner rîha âsıfeten tecrî bi emrihî ilel ardılletî bâreknâ fîhâ ve kunnâ bi kulli şey’in âlimîn(âlimîne).


1. ve : ve
2. li suleymâne : Süleyman için
3. er rîha : rüzgâr
4. âsıfeten : fırtına
5. tecrî : akar
6. bi emri-hî : onun emri
7. ilâ el ardı : arza, dünyaya
8. elletî : ki o
9. bârek-nâ : bereketli kıldık
10. fî-hâ : orada
11. ve kun-nâ : ve biz olduk
12. bi kulli şey'in : herşeyi
13. âlimîne : bilenler

Ve mineş şeyâtîni men yegûsûne lehu ve ya’melûne amelen dûne zâlik(zâlike), ve kunnâ lehum hâfızîn(hâfızîne).


1. ve min eş şeyâtîni : ve şeytanlardan
2. men yegûsûne : (denizde) dalgıçlık yapanlar
3. lehu : ona ait, onun
4. ve ya'melûne : ve yapıyorlar
5. amelen : amel olarak, amel
6. dûne : başka, dışında
7. zâlike : işte bu, bu
8. ve kunnâ : ve biz olduk
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. hâfızîne : koruyanlar, muhafaza edenler

Ve eyyûbe iz nâdâ rabbehû ennî messeniyed durru ve ente erhamur râhimîn(râhimîne).


1. ve eyyûbe : ve Hz. Eyyüb
2. iz nâdâ : nida etmişti
3. rabbe-hû : onun Rabbi, kendi Rabbi
4. ennî : muhakkak ki ben
5. messeniye : bana dokundu, isabet etti
6. ed durru : zarar, ziyan
7. ve ente : ve sen
8. len tahrucû : asla çıkamazsınız

Festecebnâ lehu fe keşefnâ mâ bihî min durrin ve âteynâhu ehlehu ve mislehum meahum rahmeten min ındinâ ve zikrâ lil âbidîn(âbidîne).


1. festeceb-nâ (fe istecebnâ) : böylece, bunun üzerine icabet ettik
2. lehu : ona ait, onun
3. fe : o zaman, böylece
4. keşef-nâ : giderdik, kaldırdık
5. : olmadı
6. bi-hî : onunla
7. min durrin : zarardan
8. ve âteynâ-hu : ve biz ona verdik
9. ehle-hu : onun halkı
10. ve misle-hum : ve bir misli (daha)
11. mea-hum : onların yanında
12. rahmeten : rahmet
13. min ındi-nâ : katımızdan
14. ve zikrâ : ve zikir
15. li el âbidîne : kullar için

Ve ismâîle ve idrîse ve zelkifl(zelkifli), kullun mines sâbirîn(sâbirîne).


1. ve ismâîle : ve İsmail'e
2. ve idrîse : ve İdris
3. ve zel kifli (za el kifli) : ve Zelkifli (Zulkifli)
4. kullun : hepsi
5. min es sâbirîne : sabredenlerden

Ve edhalnâhum fî rahmetinâ, innehum mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve edhalnâ-hum : ve onları dahil ettik
2. : içinde, vardır
3. rahmeti-nâ : bizim rahmetimiz
4. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
5. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).


1. ve zennûni (za en nuni) : ve Zennun (Yunus
2. iz zehebe : gitmişti
3. mugâdıben : gadaplanarak, öfkelenerek
4. fe : o zaman, böylece
5. zanne : zannetti, bildi
6. en len nakdire : muktedir olamayacağız
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. nâdâ : seslendi, çağırdı, nida etti
9. fî ez zulumâti : karanlıklar içinde
10. en lâ ilâhe : ilâh olmadığını (ilâh yoktur)
11. illâ : ancak, sadece
12. ente : sen
13. subhâne-ke : sen sübhansın, seni tenzih ederiz
14. in-nî : muhakkak ki ben
15. kuntu : oldum
16. min ez zâlimîne : zalimlerden

Festecebnâ lehu ve necceynâhu minel gamm(gammi), ve kezâlike nuncil mu’minîn(mu’minîne).


1. festeceb-nâ (fe istecebnâ) : böylece, bunun üzerine icabet ettik
2. lehu : ona ait, onun
3. ve necceynâ-hu : ve biz onu kurtardık
4. min el gammi : gamdan, kederden, üzüntüden
5. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
6. nunci : kurtarırız, kurtarmamız
7. el mu'minîne : mü'minler

Ve zekeriyyâ iz nâdâ rabbehu rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayrul vârisîn(vârisîne).


1. ve zekeriyyâ : ve Zekeriya (A.S)
2. iz nâdâ : nida etmişti
3. rabbe-hu : (onun) Rabbi
4. rabbi : Rab
5. lâ tezer-nî : beni bırakma
6. ferden : fert olarak (tek başına, hiçbir şeysiz)
7. ve ente : ve sen
8. hayru : en hayırlı
9. el vârisîne : varisler, mirasçılar

Festecebnâ leh(lehu), ve vehebnâ lehu yahyâ ve aslahnâ lehu zevceh(zevcehu), innehum kânû yusâriûne fil hayrâti ve yed’ûnenâ regaben ve rehebâ(reheben), ve kânû lenâ hâşiîn(hâşiîne).


1. festeceb-nâ (fe istecebnâ) : böylece, bunun üzerine icabet ettik
2. lehu ve veheb-nâ : ve ona hibe ettik, bağışladık, armağan ettik
3. lehu : ona ait, onun
4. yahyâ : Yahya
5. ve aslah-nâ : ve ıslâh ettik (düzelttik)
6. zevce-hu : onun zevcesi, eşi
7. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
8. kânû : oldular
9. yusâriûne : koşuyorlar
10. fi el hayrâti : hayırlarda
11. ve yed'ûne-nâ : ve bize dua ederler
12. regaben : rağbet ederek, arzu ederek
13. ve reheben : ve korkarak
14. ve kânû : ve oldular
15. lenâ hâşiîne : bize huşû duyanlar

Velletî ahsanet fercehâ fe nefahnâ fîhâ min rûhinâ ve cealnâhâ vebnehâ âyeten lil âlemîn(âlemîne).


1. velletî (ve elletî) : ve ki o
2. ahsanet : korudu
3. ferce-hâ : onun ırzı, ırzını
4. fe nefah-nâ : o zaman biz üfledik
5. fî-hâ : orada
6. min rûhi-nâ : ruhumuzdan
7. ve cealnâ-hâ : ve onu kıldık
8. vebne-hâ (ve ibne-hâ) : ve onun oğlu
9. âyeten : âyet, delil, kanıt
10. li el âlemîne : âlemler için

İnne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fa’budûn(fa’budûni).


1. inne : muhakkak
2. hâzihî : bu
3. ummetu-kum : sizin ümmetiniz, dîniniz
4. ummeten : bir ümmet, bir topluluk
5. vâhıdeten : bir, tek, bir tek
6. ve ene : ve ben
7. rabbu-kum : Rabbiniz
8. fa'budûni (fe a'budû-ni) : öyleyse, o zaman bana kul

Ve tekattaû emrehum beynehum, kullun ileynâ râciûn(râciûne).


1. ve tekattaû : ve böldüler
2. emre-hum : onların işleri
3. beyne-hum : onların araları
4. kullun : hepsi
5. ileynâ : bize
6. râciûne : dönecek olanlar

Fe men ya’mel mines sâlihâti ve huve mu’minun fe lâ kufrâne li sa’yih(sa’yihî), ve innâ lehu kâtibûn(kâtibûne).


1. fe men : o zaman kim
2. ya'mel : yapar
3. min es sâlihâti : salih ameller ( nefsi tezkiye edici, ıslâh edici ameller)
4. ve huve : ve o
5. mu'minun : mü'min (erkek)
6. fe lâ kufrâne : bundan sonra örtülmez, yok olmaz
7. li sa'yi-hî : onun çalışması, gayretleri
8. ve innâ : ve muhakkak ki biz
9. lehu : ona ait, onun
10. kâtibûne : yazanlarız

Ve harâmun alâ karyetin ehleknâhâ ennehum lâ yerciûn(yerciûne).


1. ve harâmun : ve haramdır, yasaktır, imkânsızdır
2. alâ karyetin : bir karyeye, beldeye, kasaba
3. ehleknâ-hâ : biz onu helâk ettik
4. enne-hum : onların ..... olduğunu
5. lâ yerciûne : (onlar) dönmezler, dönemezler

Hattâ izâ futihat ye’cûcu ve me’cûcu ve hum min kulli hadebin yensilûn(yensilûne).


1. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
2. futihat : açıldı
3. ye'cûcu : yecüc
4. ve me'cûcu : ve mecüc
5. ve hum : ve onlar
6. min kulli : hepsinden
7. hadebin : taraftan, tepeden
8. yensilûne : hızla koşarlar, saldırırlar

Vakterabel va’dul hakku fe izâ hiye şahısatun ebsârullezîne keferû, yâ veylenâ kad kunnâ fî gafletin min hâzâ bel kunnâ zâlimîn(zâlimîne).


1. vakterabe (ve ıkterabe) : ve yaklaştı
2. el va'du : vaad
3. el hakku : hak, gerçek
4. fe : o zaman, böylece
5. izâ : olduğu zaman
6. hiye : o
7. şâhısatun : göz kırpamaz, gözleri açık kalır, gözleri büyür
8. ebsâru : gözler
9. ellezîne keferû : inkâr edenler
10. yâ veyle-nâ : bize yazıklar olsun
11. kad : oldu, olmuştu
12. kun-nâ : biz olduk
13. fî gafletin : gaflet içinde
14. min hâzâ : bundan
15. bel : hayır, bilâkis
16. zâlimîne : zalimler

İnnekum ve mâ ta’budûne min dûnillâhi hasabu cehennem(cehenneme), entum lehâ vâridûn(vâridûne).


1. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
2. ve mâ ta'budûne : ve taptığınız şeyler
3. min dûni allâhi : Allah'tan başka
4. hasabu : yakacak, yakıt
5. cehenneme : cehennem
6. entum : sizi
7. lehâ : onda, onun
8. vâridûne : girecek olanlarsınız

Lev kâne hâulâi âliheten mâ veradûhâ, ve kullun fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. lev : eğer, ise
2. kâne : oldu
3. hâulâi : bunlar
4. âliheten : ilâhlar
5. mâ veradû-hâ : ona girmediler
6. ve kullun : ve hepsi
7. fî-hâ : orada
8. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Lehum fîhâ zefîrun ve hum fîhâ lâ yesmeûn(yesmeûne).


1. lehum : onlarındır, onlar için vardır
2. fî-hâ : orada
3. zefîrun : ızdıraplı inilti
4. ve hum : ve onlar
5. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)

İnnellezîne sebekat lehum minnel husnâ ulâike anhâ mub’adûn(mub’adûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. sebekat : geçti, geçmiş
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. minnel husnâ (min nâ el husna) : bizden güzellik
6. ulâike : işte onlar
7. an-hâ : ondan, oradan
8. mub'adûne (baîd) : uzaklaştırılmış olanlar, uzaklaştırılanlar (uzak)

Lâ yesme’ûne hasîsehâ, ve hum fî meştehet enfusuhum hâlidûn(hâlidûne).


1. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)
2. hasîse-hâ : onun uğultusu
3. ve hum : ve onlar
4. : içinde, vardır
5. meştehet (mâ iştehet) : istenen (arzu edilen) şey
6. enfusu-hum : kendilerini, canlarını
7. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Lâ yahzunuhumul fezeul ekberu ve tetelakkâhumul melâikeh(melâiketu), hâzâ yevmukumullezî kuntum tûadûn(tûadûne).


1. lâ yahzunu-hum : onları mahzun etmez
2. el feze : korku, dehşet
3. el ekberu : en büyük
4. ve tetelakkâ-hum : ve onları karşılarlar
5. el melâiketu : melekler
6. hâzâ : bu
7. yevmu-kum : sizin gününüz
8. ellezî : o ki, ki o
9. kuntum : siz iseniz
10. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen

Yevme natvis semâe ke tayyis sicilli lil kutub(kutubi), kemâ bede’nâ evvele halkın nuîduh(nuîduhu), va’den aleynâ, innâ kunnâ fâılîn(fâılîne).


1. yevme : o gün
2. natvi es semâe : semayı düreceğiz
3. ke tayyi : dürüldüğü gibi
4. es sicilli : sicil, üzeri yazılı kâğıt
5. li el kutubi : kitapları
6. kemâ : gibi
7. bede'nâ : başladık
8. evvele : evvel, ilk
9. halkın : yaradılış
10. nuîdu-hu : onu iade edeceğiz, döndüreceğiz
11. va'den : vaad
12. aleynâ : bize
13. innâ kunnâ : muhakkak biz olduk
14. fâılîne : yapanlar

Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn(sâlihûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. keteb-nâ : biz yazdık
3. fî ez zebûri : Zebur'da
4. min ba'di ez zikri : zikirden sonra
5. enne el arda : arzın olduğu
6. yerisu-hâ : ona (kadına) varis olur
7. ıbâdiye es sâlihûne : salih kullarım

İnne fî hâzâ le belâgan li kavmin âbidîn(âbidîne).


1. inne : muhakkak
2. fî hâzâ : bunda vardır
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. belâgan : tebliğ, bildiri, açıklama
5. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
6. âbidîne : kul olanlar, ibadet edenler

Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).


1. ve mâ erselnâ-ke : ve biz seni göndermedik
2. illâ rahmeten : rahmetten başka, sadece rahmet olarak
3. li el âlemîne : âlemler için

Kul innemâ yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe hel entum muslimûn(muslimûne).


1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. yûhâ : vahyediliyor
4. ileyye : bana, kendime
5. ennemâ : ... olduğu, ... olması
6. ilâhu-kum : sizin ilâhınız
7. ilâhun : ilâh
8. vâhidun : tek, bir
9. fe : o zaman, böylece
10. hel entum muslimûne : siz müslümanlar mısınız, teslim olanlar mısınız

Fe in tevellev fe kul âzentukum alâ sevâ’(sevâin), ve in edrî e karîbun em baîdun mâ tûadûn(tûadûne).


1. fe in : fakat eğer
2. tevellev : yüz çevirdiler
3. fe kul : o zaman de, söyle
4. âzentu-kum : size ilân ettim, bildirdim
5. alâ sevâin : eşitlik üzere, eşit olarak
6. ve in edrî : ve eğer bilseydim (bilmiyorum)
7. e karîbun : yakın mı
8. em : yoksa, veya
9. baîdun : uzak
10. : olmadı
11. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen

İnnehu ya’lemul cehre minel kavli ve ya’lemu mâ tektumûn(tektumûne).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. ya'lemu : bilir
3. el cehre : cehrolan, açıkça söylenen
4. min el kavli : sözlerden, sözler
5. ve ya'lemu : ve bilir
6. : olmadı
7. tektumûne : gizliyorsunuz

Ve in edrî leallehu fitnetun lekum ve metâun ilâ hîn(hînin).


1. ve in edrî : ve eğer bilseydim (bilmiyorum)
2. lealle-hu : umulur ki o, böylece o
3. fitnetun : bir fitne, bir imtihan
4. lekum : sizin için, size
5. ve metâun : ve meta, geçinme, maişetini temin etme,
6. ilâ hînin : belli bir süreye kadar

Kâle rabbıhkum bil hakk(hakkı), ve rabbuner rahmânul musteânu alâ mâ tasıfûn(tasıfûne).


1. kâle : dedi
2. rabbi ıh-kum : Rabbim hükmet
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. ve rabbu-nâ : ve bizim Rabbimiz
5. er rahmânu : Rahmân
6. el musteânu (istiâne) : yardım istenen, istenilen (yardım istedi)
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. : olmadı
9. tasıfûne : sizin vasfettiğiniz (isnat ettiğiniz)