Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: 'Ganimetler Allah'ın ve peygamberinindir. Eğer mü'minler iseniz, Allah'a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin. Allah'a ve peygamberine itaat edin.'

Mü'minler öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Kendilerine O'nun ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını artırır ve ancak Rabblerine dayanıp güvenirler.

Namazlarını kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcarlar.

İşte bunlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için Rabbleri katında dereceler, bağışlanma ve kıymetli rızık vardır.

Nitekim Rabbin seni hak üzere evinden çıkardığı zaman da mü'minlerden bir grup isteksizdi. [1]

Gerçek ortaya çıktıktan sonra sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi hak üzerinde seninle tartışıyorlardı.

Allah size iki gruptan [2] birinin sizin olacağını vadetmişti. Sizse güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah sözleriyle hakkı açığa çıkarmak ve kâfirlerin sonlarını getirmek istiyordu.

Bu, suçlular istemese de hakkı yerleştirmek ve batılı ortadan silmek içindi.

Siz Rabbinizden yardım diliyordunuz. O da: 'Birbirini izleyen bin melekle size yardım edeceğim' diye dileğinizi kabul etmişti.

Allah bunu sadece bir müjde olsun ve kalbiniz bununla yatışsın diye yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Allah yücedir, hakimdir.

Allah kendi katından bir güven olarak sizi hafif bir uykuya bürüyordu ve sizi temizlemek, üzerinizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sabit kılmak için üzerinize gökten su indiriyordu.

Rabbin meleklere: 'Ben sizinleyim. İman edenleri sebatlı kılın. İnkar edenlerin kalplerine bir korku salacağım. Vurun boyunlarının üstüne ve vurun onların bütün parmaklarına' diye vahyediyordu.

Bu onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerindendir. Kim Allah'a ve Peygamberine karşı gelirse şüphesiz Allah cezası çok çetin olandır.

İşte böyle. Tadın şimdi onu. İnkar edenlere bir de cehennem azabı vardır.

Ey iman edenler! İnkar edenlerle toplu halde karşı karşıya gelirseniz onlara arkalarınızı dönmeyin.

Kim o gün, tekrar çarpışmak üzere bir tarafa çekilmek veya bir başka birliğe katılmak gayesi dışında onlara arkasını dönerse Allah'ın gadabını hak etmiş olur ve onun varacağı yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!

Onları siz öldürmediniz. Fakat Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın. Fakat Allah attı. Böylece mü'minleri güzel bir şekilde imtihan etmek istedi. Allah duyandır, bilendir.

Bu böyledir ve muhakkak ki Allah kâfirlerin tuzaklarını yıpratır.

Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (yapmakta olduklarınızdan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Siz dönerseniz biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa size bir şey kazandırmayacaktır ve muhakkak ki Allah iman edenlerle beraberdir.

Ey iman edenler! Allah'a ve peygamberine itaat edin ve duyduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin. [3]

Duymadıkları halde 'duyduk' diyenler gibi olmayın. [4]

Allah katında canlıların en kötüsü bir şeye akıl erdiremeyen sağır ve dilsizlerdir.

Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette kendilerine işittirirdi. İşittirmiş olsaydı da onlar yine yüz çevirerek arkalarını dönerlerdi.

Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına olumlu karşılık verin. Bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer ve siz O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Aranızdan yalnızca zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah, cezası çok çetin olandır.

Düşünün ki bir zamanlar siz azdınız. Yeryüzünde zayıf düşürülmüş durumdaydınız, insanların sizi yakalayıp götürmelerinden korkuyordunuz. Belki şükredersiniz diye Allah sizi barındırdı [5] yardımıyla sizi destekledi ve temiz şeylerle sizi rızıklandırdı.

Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamberine hıyanet etmeyin ve bile bile size emanet edilen şeylere hıyanet etmeyin.

Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise şüphesiz Allah katındadır.

Ey iman edenler! Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız size bir furkan [6] verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.

Hani inkar edenler seni bağlayıp hapsetmek, öldürmek veya (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.

Onlara ayetlerimiz okunduğunda: 'Duyduk. İstesek bunun gibisini biz de söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir' derler.

Bir zaman: 'Ey Allah'ım! Bu senin katından gönderilme bir gerçekse bizim üzerimize gökten taş yağdır veya bize acıklı bir azap gönder' demişlerdi.

Oysa sen onların içinde olduğun sürece Allah onlara azap edecek değildi. Onlar bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edici değildir.

Onlar gerçekte onu korumaya ehil olmadıkları halde insanları Mescidi Haram'dan alıkoyarlarken Allah onlara neden azap etmesin! Onu korumaya ehil olanlar ancak takva sahipleridir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

Onların Ka'be'nin yanındaki namazları ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. 'İnkar etmenize karşılık azabı tadın bakalım!.'

İnkar edenler mallarını, Allah'ın yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra bu onlar için yürek acısı olacak, sonra yenilecekler ve inkar edenler cehenneme sürüleceklerdir.

Böyle olması Allah'ın murdarı temizden ayıklaması ve murdar olanları birbiri üstüne yığıp topluca cehenneme atması içindir. İşte bunlar ziyana uğrayacak olanlardır.

İnkar edenlere söyle: 'Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer yine dönerlerse artık öncekiler hakkında uygulanan ilahi kanun onlara da uygulanır.

Fitne kalmayıncaya ve din tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlara karşı savaşın. Eğer vazgeçerlerse şüphesiz Allah ne yaptıklarını görmektedir.

Eğer yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin dostunuzdur O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır!

Allah'a ve (hakla batılın) ayrıldığı günde, iki topluluğun karşı karşıya geldiği o günde, kulumuza indirilmiş olana iman ediyorsanız bilin ki, ganimet olarak ele geçirdiklerinizin beşte biri Allah, Resulu, yakınlar,[7] yetimler, düşkünler ve yolda kalmış kişi içindir. Allah her şeye güç yetirendir.

O gün siz vadiye en yakın onlar ise en uzak yamaçta bulunuyorlardı. Kervan ise sizden daha aşağıda bulunuyordu. Eğer bir yerde sözleşmiş olsaydınız belki sözleştiğiniz vakitte buluşamazdınız. Ancak Allah, helak olanın apaçık bir delille helak olması yaşayanın da apaçık bir delille yaşaması için yapılması kesinleşmiş olan işi yaptı. Muhakkak ki Allah duyandır, bilendir.

Allah sana onları uykunda az gösteriyordu. Eğer çok gösterseydi yılgınlığa düşer ve işte (savaş konusunda) tartışmaya girerdiniz. Ancak Allah kurtardı. O, kalplerde olanı bilmektedir.

Karşı karşıya geldiğiniz zaman da, Allah, yapılması kesinleşmiş olan işi yerine getirmek için sizin gözünüzde onları, onların gözlerinde de sizi az gösteriyordu. İşler hep Allah'a döndürülür.

Ey iman edenler! Bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman kararlılık gösterin ve Allah'ı çokça anın ki başarıya erişesiniz.

Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin ve çekişmeye girmeyin. Yoksa gücünüz, devletiniz gider. Sabredin. Allah sabredenlerle beraberdir.

Yurtlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah'ın yolundan alıkoyan kimseler gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve: 'Bugün insanlar içinde size üstün gelecek yoktur, ben de sizin yanınızdayım' demişti. İki grup karşı karşıya geldiğinde ise ökçelerinin üstüne geri dönüp: 'Ben sizden uzağım, ben sizin göremediğinizi görüyorum; ben Allah'tan korkuyorum. Allah, azabı çetin olandır' dedi.

Münafıklarla kalplerinde hastalık olanlar: 'Bunları dinleri aldattı' diyorlardı. Kim Allah'a güvenirse, Allah yücedir, hakimdir.

Melekler inkar edenlerin, yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırlarken, bir görseydin! 'Tadın bakalım ateşin azabını!

Bu sizin kendi ellerinizle işlediklerinizin karşılığıdır. Yoksa Allah, kullarına haksızlık etmez.'

Tıpkı Firavun hanedanıyla ondan öncekilerin tutumu gibi. Allah'ın ayetlerini inkar ettiler, Allah da onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Şüphesiz Allah, güçlüdür, azabı çetin olandır.

Bu şundan dolayıdır ki, bir topluluk kendi (iyi) durumunu değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimetini değiştirmez ve Allah işitendir, bilendir.

Tıpkı Firavun hanedanıyla ondan öncekilerin gidişatı gibi. Onlar Rabblerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları günahlarından dolayı helak ettik ve Firavun ailesini (denizde) boğduk. Onların hepsi zalimdiler.

Allah nazarında yeryüzündeki canlıların en kötüleri küfre sapanlardır. Onlar artık iman etmezler.

Bunlar kendileriyle antlaşma yaptığın (şu) kimselerdir ki her keresinde antlaşmalarını bozarlar, hiç sakınmazlar. [8]

Onları savaşta yakalayacak olursan onlar(a karşı yapacağın uygulama) ile arkalarında olanları da dağıt. Olur ki ibret alırlar.

Bir topluluğun hıyanet etmesinden korkarsan açık ve adil bir tutumla antlaşmalarını önlerine at. (Savaş açmadan önce antlaşmalarını geçersiz saydığını kendilerine bildir). Şüphesiz Allah hainleri sevmez.

İnkar edenler yakalarını kurtarıp geçtiklerini sanmasınlar. Onlar (bizi) acze düşüremezler. [9]

Onlara karşı gücünüzün yettiğince kuvvet ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki, bunlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan ayrı sizin bilmediğiniz ama Allah'ın bildiği daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız karşılığı size verilir ve haksızlığa uğratılmazsınız.

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven. Muhakkak O, duyandır, bilendir.

Şayet seni aldatmak isterlerse (bil ki) Allah sana yeter. Kendi yardımıyla ve mü'minlerle seni destekleyen O'dur.

O, onların (mü'minlerin) kalplerinin arasını uzlaştırdı. Sen yeryüzünde bulunanların tümünü harcasaydın onların kalplerinin arasını uzlaştıramazdın ama Allah aralarını uzlaştırdı. Şüphesiz O yücedir, hakimdir.

Ey Peygamber! Sana ve sana uyan mü'minlere Allah yeter.

Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et. Sizden sabırlı yirmi kişi olursa iki yüz kişiyi yener. Eğer sizden yüz kişi olursa inkar edenlerden bin kişiyi yener. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

Şu an Allah üzerinizdeki yükü hafifletti ve sizde zaaf olduğunu bildi. Sizden sabırlı yüz kişi bulunursa iki yüz kişiyi yener. Eğer sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle iki bin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

Bir Peygamber'e yeryüzünde kesin galibiyet sağlamadan esir almak yaraşmaz. Siz dünya varlığını istiyorsunuz Allah ise (sizin için) ahireti istiyor. Allah yücedir, hakimdir.

Eğer Allah'ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı aldıklarınızdan dolayı size büyük bir azap dokunurdu. [10]

Ganimet olarak ele geçirdiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır, rahmet edicidir.

Ey Peygamber! Ellerinizde bulunan esirlere de ki: 'Eğer Allah kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar. Allah bağışlayandır, rahmet edendir.'

Eğer sana hıyanet etmek isterlerse (bil ki) daha önce de Allah'a hıyanet etmişlerdi. Allah da onlara karşı (sana) imkan verdi. Allah alimdir, hakimdir.

İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve onları barındırıp kendilerine yardım edenler işte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar (velileridirler). İman edip de hicret etmeyenlere gelince, hicret etmedikleri sürece onların velayetlerinden size bir şey yoktur [11]. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmamak şartıyla onlara yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

İnkar edenler de birbirlerinin velileridirler. Bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir kargaşa çıkar. [12]

İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler ile (hicret eden mü'minleri) barındırıp onlara yardım edenler işte bunlar gerçek mü'minlerdirler. Onlara mağfiret ve bolca rızık vardır.

Daha sonra iman eden, hicret eden ve sizinle birlikte cihad edenler de sizdendirler. Allah'ın kitabına göre, akrabalar (mirasta) birbirlerine daha yakındırlar. Allah her şeyi bilmektedir.