Yes’elûneke anil enfâl(enfâli), kulil enfâlu lillâhi ver resûl(resûli), fettekullâhe ve aslihû zâte beynikum ve etîûllâhe ve resûlehû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).


1. yes'elûne-ke : sana soruyorlar, sorarlar
2. an el enfâli : ganimetlerden
3. kul el enfâlu : de ki, ganimetler
4. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
5. ve er resûli : ve resûle, elçi
6. fe ittekû allâhe : artık Allah'a karşı takva sahibi olun
7. ve aslihû : ve düzeltin, ıslâh edin
8. zâte : sahip olunan hal, durum
9. beyni-kum : sizin aranızda
10. ve etîû allâhe : ve Allah'a itaat edin
11. ve resûle-hû : ve onun resûlüne
12. in kuntum : eğer siz iseniz
13. mu'minîne : mü'minler

İnnemâl mu'minûnellezîne izâ zukirallâhu vecilet kulûbuhum ve izâ tuliyet aleyhim âyâtuhu zâdethum îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûn(yetevekkelûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. el mu'minûne ellezîne : mü'minler onlardır ki
3. izâ zukirallâhu (zukire allâhu) : Allah zikredildiği zaman
4. vecilet : ürperdi, titredi, cezbelendi
5. kulûbu-hum : onların kalpleri
6. ve izâ tuliyet : ve okunduğu zaman
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. âyâtu-hu : onun âyetleri
9. zâdet-hum : onların artırdı
10. îmânen : îmân
11. ve alâ rabbi-him : ve Rab'lerine
12. yetevekkelûne : tevekkül ederler

Ellezîne yukîmûnes salâte ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. yukîmûne es salâte : namazı ikame ederler (kılarlar)
3. ve mimmâ : ve şeyden, şeylerden
4. razaknâ-hum : onları rızıklandırdık
5. yunfikûne : infâk ederler, (Allah yolunda)

Ulâike humul mu’minûne hakkâ(hakkan), lehum deracâtun inde rabbihim ve magfiratun ve rızkun kerîm(kerîmun).


1. ulâike : işte onlar
2. hum : onlar
3. el mu'minûne : mü'minler
4. hakkâ : gerçek, hak
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. deracâtun : dereceler
7. inde rabbi-him : Rab'lerinin katında
8. ve magfiratun : ve mağfiret (vardır) (günahların sevaba çevrilmesi)
9. ve rızkun kerîmun : ve kerim bir rızık (vardır)

Kemâ ahraceke rabbuke min beytike bil hakkı ve inne ferîkan minel mu’minîne le kârihûn(kârihûne).


1. kemâ : gibi
2. ahrace-ke : seni çıkardı
3. rabbu-ke : senin Rabbin
4. min beyti-ke : senin evinden
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
7. ferîkan : bir kısım
8. min el mu'minîne : mü'minlerden
9. le kârihûne : kesinlikle kerih görenler isteksiz olanlar, hoşlanmayanlar

Yucadilûneke fîl hakkı ba'de mâ tebeyyene ke ennemâ yusâkûne ilâl mevti ve hum yanzurûn(yanzurûne).


1. yucadilûne-ke : seninle mücâdele ediyorlar, tartışıyorlar
2. fî el hakkı : hak konusunda
3. ba'de mâ : sonra
4. tebeyyene : beyan oldu, açıklandı
5. ke ennemâ : sanki, gibi
6. yusâkûne : sürükleniyorlar
7. ilâ el mevti : ölüme
8. ve hum : ve onlar
9. yanzurûne : bakıyorlar, bekliyorlar

Ve iz yaıdukumullâhu ihdât tâifeteyni ennehâ lekum, ve teveddûne enne gayra zâtiş şevketi tekûnu lekum, ve yurîdullâhu en yuhıkkal hakka bi kelimâtihî ve yaktaa dâbiral kâfirîn(kâfirîne).


1. ve iz yaıdu-kum allâhu : ve Allah size vaadediyordu
2. ihdâ et tâifeteyni : iki taifeden (topluluktan) biri
3. enne-hâ : onun ... olduğunu
4. lekum : sizin için, size
5. ve teveddûne : ve temenni ediyorsunuz, diliyorsunuz
6. enne : olduğunu
7. gayra : dışında, başka, olmaksızın
8. zâti eş şevketi : silâh sahibi
9. tekûnu : olması
10. ve yurîdu allâhu : ve Allah istiyor
11. en yuhıkka el hakka : hakkın gerçekleşmesi
12. bi kelimâti-hî : onun kelimeleri, sözleri ile
13. ve yaktaa (en yaktaa) : ve kesiyor (kesilmesi)
14. dâbira el kâfirîne : kâfirlerin arkası, neslin devamı

Li yuhıkkal hakka ve yubtılel bâtıle ve lev kerihel mucrimûn(mucrimûne).


1. li yuhıkka el hakka : hakkın gerçekleşmesi için
2. ve yubtıle el bâtıle : ve bâtılın iptal olması, yok olması
3. ve lev : ve şâyet, eğer
4. kerihe : kerih gördü, istemedi
5. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

İz testegîsûne rabbekum festecâbe lekum ennî mumiddukum bi elfin minel melâiketi murdifîn(murdifîne).


1. iz testegîsûne : yardım istediğiniz zaman
2. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
3. fe istecâbe : o zaman, icabet etti, dualarına cevap verdi
4. lekum : sizin için, size
5. ennî : muhakkak ki ben
6. mumiddu-kum : size yardım eden
7. bi elfin : bin (tane) ile
8. min el melâiketi : meleklerden
9. murdifîne : birbirini izleyen, arka arkaya gelen

Ve mâ cealehullâhu illâ buşrâ ve li tatmainne bihî kulûbukum ve mân nasru illâ min indillâh(indillâhi), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).


1. ve : ve
2. mâ ceale-hu allâhu : Allah onu yapmadı
3. illâ : ancak, sadece
4. buşrâ : bir müjde
5. ve li tatmainne : ve tatmin olması için
6. bi-hî : onunla
7. kulûbu-kum : sizin kalpleriniz
8. ve mâ en nasru : ve yardım, nusret yoktur
9. min indi allâhi : Allah'ın katından
10. inne allâhe : muhakkak ki Allah
11. azîzun : azîz, üstün
12. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

İz yugaşşîkumun nuâse emeneten minhu ve yunezzilu aleykum mines semâi mâen li yutahhirakum bihî ve yuzhibe ankum riczeş şeytâni ve li yarbıta alâ kulûbikum ve yusebbite bihil akdâm(akdâme).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. yugaşşî-kum : sizi bürüyor, kaplıyor
3. en nuâse : uyuklama hali
4. emeneten : emniyet, güvenmek
5. min-hu : ondan
6. ve yunezzilu : ve indiriyor
7. aley-kum : size, sizin üzerinize
8. min es semâi : semadan, gökyüzünden
9. mâen : su
10. li yutahhira-kum : sizi temizlemek için, sizin temizlenmeniz için
11. bi-hi : onunla
12. ve yuzhibe : ve giderir
13. an-kum : sizden
14. ricze eş şeytâni : şeytanın murdarlığı, vesvesesi
15. ve li yarbıta alâ : ve rabt etmek, bağlamak için
16. kulûbi-kum : sizin kalpleriniz
17. ve yusebbite : ve sabit kılar, sağlamlaştırır, sebat ettirir
18. el akdâme : ayaklar

İz yûhî rabbuke ilâl melâiketi ennî meakum fe sebbitûllezîne âmenû, se ulkî fî kulûbillezîne keferûr ru'be fadribû fevkal a'nâkı vadribû minhum kulle benân(benânin).


1. iz yuhî : vahyetmişti
2. rabbu-ke : senin Rabbin
3. ilâ el melâiketi : meleklere
4. ennî : muhakkak ki ben
5. mea-kum : sizinle beraber
6. fe sebbitû ellezîne : artık sebat verin, destek olun o kimselere
7. âmenû : îmân ettiler
8. se ulkî : ilka edeceğim, atacağım, vereceğim
9. fî kulûbi : kalplerine
10. ellezîne keferû : inkâr edenler
11. er ru'be : korku
12. fadribû (fe idribû) : artık vurun
13. fevka : üstün
14. el a'nâkı : boyunlar
15. vadribû (ve idribû) : ve vurun
16. min-hum : onlardan
17. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
18. benânin : parmaklar, parmak uçları

Zâlike bi ennehum şâkkullâhe ve resûlehu, ve men yuşâkıkıllâhe ve resûlehu fe innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
3. şâkku allâhe : Allah'a karşı geldiler (şâkî oldular)
4. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
5. ve men : ve kim
6. yuşâkıkı allâhe : Allah'a karşı gelir
7. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
8. şedîdu el ıkâbi : ikâbın (azabın) şiddeti, ikâbı (azabı) şiddetli

Zâlikum fe zûkûhu ve enne lil kâfirîne azâben nâr(nâri).


1. zâlikum : işte bu
2. fe zûkû-hu : artık onu tadın
3. ve enne : ve olduğunu
4. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere
5. azâbe en nâri : ateşin azabı

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtumullezîne keferû zahfen fe lâ tuvellûhumul edbâr(edbâra).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ lekîtum : karşılaştığınız zaman
4. ellezîne keferû : inkâr edenler
5. zahfen : toplu olarak
6. fe lâ tuvellûhum(u) el edbâra : artık onlara arkanızı dönmeyin (kaçmayın)

Ve men yuvellihim yevme izin duburahû illâ muteharrifen li kıtâlin ev mutehayyizen ilâ fietin fe kad bâe bi gadabin minallâhi ve me’vâhu cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).


1. ve men : ve kim
2. yuvelli-him : onlara döndürür (döner)
3. yevme izin : izin günü
4. dubura-hu : arkasını
5. illâ : ancak, sadece
6. muteharrifen : tekrar (harbe hazırlık için) dönen
7. li kıtâlin : savaşmak için
8. ev : veya
9. mutehayyizen : dahil olan, katılan, katılmak üzere olan
10. ilâ fietin : bir gruba
11. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
12. bâe : uğradı
13. bi gadabin : gazapla, öfkeyle
14. min allâhi : Allah'tan
15. ve me'vâ-hu : ve onun barınağı, sığınağı
16. cehennemu : cehennem
17. ve bi'se el masîru : ve kötü varış yeri, dönüş yeri

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum, ve mâ rameyte iz rameyte ve lâkinnallâhe ramâ, ve li yubliyel mu’minîne minhu belâen hasenâ(hasenen), innallâhe semîun alîm(alîmun).


1. fe lem taktulû-hum : oysa, halbuki onları siz öldürmediniz
2. ve lâkinne allâhe : ve lâkin, fakat Allah
3. katele-hum : onları öldürdü
4. ve mâ rameyte : ve sen atmadın
5. iz rameyte : sen attığın zaman
6. ramâ : attı
7. ve li yubliye el mu'minîne : ve mü'minleri imtihan etmek için
8. min-hu : ondan
9. belâen : bir belâ, bir imtihan
10. hasenen : güzel
11. inne allâhe : muhakkak ki Allah
12. semî'un : en iyi işiten
13. alîmun : en iyi bilen

Zâlikum ve ennallâhe mûhinu keydil kâfirîn(kâfirîne).


1. zâlikum : işte bu
2. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
3. mûhinu : boşa çıkaran, zayıflatan, bozan
4. keydi el kâfirîne : kâfirlerin tuzağı, hilesi

İn testeftihû fe kad câekumul fethu, ve in tentehû fe huve hayrun lekum, ve in teûdû naud, ve len tugniye ankum fietukum şey'en ve lev kesuret ve ennallâhe meal mu'minîn(mu'minîne).


1. in : eğer
2. testeftihû : zafer (fetih) istiyorsunuz
3. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
4. câe-kum el fethu : fetih size geldi
5. ve in tentehû : ve eğer vazgeçerseniz
6. fe huve : artık o
7. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
8. lekum : sizin için, size
9. ve in teûdû : ve eğer dönerseniz
10. naud : biz döneriz
11. ve len tugniye : ve asla fayda vermez
12. an-kum : sizden
13. fietu-kum : topluluğunuz, gurubunuz
14. şey'en : bir şey
15. ve lev : ve şâyet, eğer
16. kesuret : çok oldu
17. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
18. mea el mu'minîne : mü'minlerle beraber

Yâ eyyuhâllezîne âmenû etîullâhe ve resûlehu ve lâ tevellev anhu ve entum tesmeûn(tesmeûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. etîu allâhe : Allah'a itaat edin
4. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
5. ve lâ tevellev : ve yüz çevirmeyin
6. an-hu : ondan
7. ve entum : ve siz
8. tesmeûne : siz işitiyorsunuz

Ve lâ tekûnû kellezîne kâlû semi’nâ ve hum lâ yesmeûn(yesmeûne).


1. ve lâ tekûnû : ve olmayın
2. ke ellezîne : onlar gibi
3. kâlû : dediler
4. semi'nâ : işittik
5. ve hum : ve onlar
6. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)

İnne şerred devâbbi indallâhis summul bukmullezîne lâ ya’kılûn(ya’kılûne).


1. inne : muhakkak
2. şerre ed devâbbi : hayvanların en şerlisi
3. inde allâhi : Allah'ın katı
4. es summu : sağır
5. el bukmu : dilsiz
6. ellezîne lâ ya'kılûne : onlar akıl etmeyenler

Ve lev alimallâhu fî him hayran le esmeahum, ve lev esmeahum le tevellev ve hum mu'ridûn (mu'ridûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. alime allâhu : Allah bildi
3. fî-him : onların içinde, onların aralarında
4. hayran : bir hayır
5. le esmea-hum : elbette, mutlaka onlara işittirirdi
6. esmea-hum : onlara işittirdi
7. le tevellev : elbette, mutlaka yüz çevirirler, dönerler
8. ve hum : ve onlar
9. mu'ridûne : yüz çevirenler

Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn (tuhşerûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû istecîbû : âmenû olanlar icabet edin
3. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
4. ve li er resûli : ve resûle
5. izâ deâ-kum : sizi davet ettiği zaman
6. li-mâ : şeyi
7. yuhyî-kum : sizi diriltecek
8. ve ı'lemû : ve bilin
9. enne allâhe : muhakkak ki Allah
10. yehûlu : girer
11. beyne : arasında
12. el mer'i : erkek
13. ve kalbi-hî : ve onun kalbi
14. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
15. ileyhi : ona
16. tuhşerûne : haşrolunacaksınız

Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah (hâssaten), va'lemû ennallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. ve ittekû : ve sakının, çekinin
2. fitneten : fitne, imtihan
3. lâ tusîbenne : isabet etmez
4. ellezîne zalemû : zulmedenler
5. min-kum : sizden
6. hâssaten : sadece, has, özel
7. ve a'lemû : ve bilin
8. enne allâhe : muhakkak ki Allah
9. şedîdu el ikâbi : cezası şiddetli, çetin

Vezkurû iz entum kalîlun mustad'afûne fîl ardı tehâfûne en yetehattafekumun nâsu fe âvâkum ve eyyedekum bi nasrihî ve razakakum minet tayyibâtî leallekum teşkurûn(teşkurûne).


1. ve izkurû : ve hatırlayın
2. iz : olmuştu, olduğu zaman
3. entum : sizi
4. kalîlun : az
5. mustad'afûne : güçsüz, aciz, hakir görülen kimseler
6. fî el ardı : yeryüzünde
7. tehâfûne : korkarsınız
8. en : olmak
9. yetehattafe-kum en nâsu : insanların sizi kıskıvrak tutması, yakalaması
10. fe âvâ-kum : o zaman sizi barındırdı
11. ve eyyede-kum : ve sizi destekledi
12. bi nasri-hî : kendi yardımı ile
13. ve razaka-kum : ve size rızıklar verdi
14. min et tayyibâtî : temiz, helal şeylerden
15. lealle-kum : umulur ki böylece siz
16. teşkurûne : şükredersiniz

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tehûnûllâhe ver resûle ve tehûnû emânâtikum ve entum ta'lemûn(ta'lemûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tehûnû allâhe : Allah'a ihanet etmeyin
4. ve er resûle : ve resûle, elçiye
5. ve tehûnû : ve ihanet ediyorsunuz
6. emânâti-kum : emanetlerinize
7. ve entum : ve siz
8. ta'lemûne : biliyorsunuz

Va'lemû ennemâ emvâlukum ve evlâdukum fitnetun ve ennallâhe indehû ecrun azîm(azîmun).


1. ve ı'lemû : ve bilin
2. ennemâ : ... olduğu, ... olması
3. emvâlu-kum : mallarınız
4. ve evlâdu-kum : ve evlâtlarınız, çocuklarınız
5. fitnetun : bir fitne, bir imtihan
6. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
7. inde-hu : onun yanında, katında
8. ecrun : ecir, mükâfat, karşılık
9. azîmun : azîm, büyük

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. in : eğer
4. tetteku allâhe : Allah'a (karşı) takva sahibi olun
5. yec'al : kılar, yapar
6. lekum : sizin için, size
7. furkânen : bir furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği)
8. ve yukeffir : ve örter
9. an-kum : sizden
10. seyyiâti-kum : sizin günahlarınız
11. ve yagfir-lekum : ve size mağfiret eder
12. ve allâhu : ve Allah
13. zu el fadli el azîmi : büyük fazl sahibi

Ve iz yemkuru bikellezîne keferû li yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûke ve yemkurûne ve yemkurullâh(yemkurullâhu), vallâhu hayrul mâkirîn(mâkirîne).


1. ve iz yemkuru : ve tuzak (pusu) kuruyorlardı
2. bi-ke : sana
3. ellezîne keferû : inkâr edenler
4. li yusbitû-ke : seni tutuklamak, bağlamak için
5. ev : veya
6. yaktulû-ke : seni öldürürler
7. yuhricû-ke : seni sürgün ederler, çıkarırlar
8. ve yemkurûne : ve hile, tuzak kuruyorlar
9. ve yemkuru allâhu : ve Allah tuzak kurar
10. ve allâhu : ve Allah
11. hayru el mâkirîne : tuzak kuranların en hayırlısıdır

Ve iza tutlâ aleyhim âyâtunâ kâlû kad semi'nâ lev neşâu le kulnâ misle hâzâ in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).


1. ve iza tutlâ : ve tilâvet edildiği, okunduğu zaman
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
4. kâlû : dediler
5. kad : oldu, olmuştu
6. semi'nâ : işittik
7. lev : eğer, ise
8. neşâu : dileriz
9. le kul-nâ : elbette biz söyledik (söylerdik)
10. misle : benzer, gibi
11. hâzâ : bu
12. in….. (illâ) : ancak, sadece
13. esâtîru el evvelîne : evvelkilerin masalı (yazdıkları, satıra döktükleri asılsız şeyler)

Ve iz kâlûllâhumme in kâne hâzâ huvel hakka min indike fe emtir aleynâ hıcâraten mines semâi evi'tinâ bi azâbin elîm(elîmin).


1. ve iz : ve o zaman, olduğu zaman
2. kâlû allâhumme : onlar "Allah'ım" dediler
3. in : eğer
4. kâne : oldu
5. hâzâ : bu
6. huve el hakka : o hak, gerçek
7. min indi-ke : senin katından, senin tarafından, senden
8. fe emtir : o zaman yağdır
9. aleynâ : bize
10. hıcâraten : taş
11. min es semâi : semadan, gökyüzünden
12. ev i'ti-nâ : veya bize getir
13. bi azâbin elîmin : elim azap ile

Ve mâ kânallâhu li yuazzibehum ve ente fîhim, ve mâ kânallâhu muazzibehum ve hum yestagfirûn(yestagfirûne).


1. ve : ve
2. mâ kâne allâhu : Allah olmadı, değildir
3. li yuazzibe-hum : onları azaplandıracak
4. ve ente : ve sen
5. fî-him : onların içinde, onların aralarında
6. muazzibe-hum : onlara azap veren, azaplandıran
7. ve hum : ve onlar
8. yestagfirûne : mağfiret dilerler, diliyorlar

Ve mâ lehum ellâ yuazzibehumullâhu ve hum yasuddûne anil mescidil harâmi ve mâ kânû evliyâehu, in evliyâuhû illâl muttakûne ve lâkinne ekserehum lâ ya'lemûn(ya'lemûne).


1. ve mâ lehum : ve onlar için yoktur
2. ellâ : ... olmama, ... olamama
3. yuazzibe-hum allâhu : Allah onları azaplandırır
4. ve hum : ve onlar
5. yasuddûne : yüz çevirip ayrılırlar
6. an el mescidi el harâmi : Mescid-i Haram'dan
7. ve : ve
8. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
9. evliyâe-hû : onun dostları
10. in ... illâ : ancak, sadece
11. evliyâu-hû : onun dostları
12. el muttakûne : takva sahipleri
13. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
14. eksere-hum : onların çoğu
15. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ve mâ kâne salâtuhum indel beyti illâ mukâen ve tasdiyeh(tasdiyeten), fe zûkûl azâbe bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).


1. ve mâ kâne : ve olmadı
2. salâtu-hum : onların ibadetleri
3. inde el beyti : beytin yanında
4. illâ : ancak, sadece
5. mukâen : ıslık çalarak
6. ve tasdiyeten : ve alkışlayarak, el çırparak
7. fe zûkû : o zaman, öyleyse tadın
8. el azâbe : azap
9. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
10. kuntum : siz iseniz
11. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz

İnnellezîne keferû yunfikûne emvâlehum li yesuddû an sebîlillâh(sebîlillâhi), fe se yunfikûnehâ summe tekûnu aleyhim hasraten summe yuglebûn(yuglebûne), vellezîne keferû ilâ cehenneme yuhşerûn(yuhşerûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. yunfikûne : infâk ederler, (Allah yolunda)
4. emvâle-hum : kendi mallarını
5. li yesuddû : men etmek, alıkoymak için
6. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
7. fe se-yunfikûne-hâ : böylece, bu şekilde onu infak ederler, verirler
8. summe : sonra
9. tekûnu : olması
10. aleyhim : onlara, onların üzerine
11. hasraten : hasret, pişmanlık, üzüntü
12. yuglebûne : yenilecek, bozguna uğratılacak, onlara gâlip olunacak, mağlup olacaklar
13. ve ellezîne keferû : ve inkâr edenler, kâfir olanlar
14. ilâ cehenneme : cehenneme (cehennemde)
15. yuhşerûne : haşrolunacaklar, huzurunda toplanacaklar

Li yemîzallâhul habîse minet tayyibi ve yec'alel habîse ba'dahu alâ ba'dın fe yerkumehu cemîan fe yec'alehu fî cehennem(cehenneme), ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).


1. li yemîze allâhu el habîse : Allah'ın murdarı, pisi ayırt etmesi için
2. min et tayyibi : temizden, temiz olandan
3. ve yec'ale : ve kılar, yapar, koyar
4. el habîse : kötü, fena, kalitesiz
5. ba'da-hu : onun bir kısmını
6. alâ ba'dın (ba'da-hu alâ ba'dın) : bir kısmının üzerine (birbirinin üzerine)
7. fe yerkume-hu : öyle ki, böylece onu (onları) üst üste koyup yığın yapar
8. cemîan : hepsi
9. fe yec'ale-hu : böylece onu kılar, yapar
10. fî cehenneme : cehennemde
11. ulâike : işte onlar
12. hum el hâsirûne : onlar hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).

Kul lillezîne keferû in yentehû yugfer lehum mâ kad selef(selefe), ve in yeûdû fe kad madat sunnetul evvelîn(evvelîne).


1. kul : de, söyle
2. li ellezîne keferû : kâfir olanlara
3. in : eğer
4. yentehû : vazgeçerler, nihayet verirler
5. yugfer lehum : onlar mağfiret edilir
6. : olmadı
7. kad selefe : geçmiştir
8. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
9. yeûdû : dönerler
10. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
11. madat : geçmişte oldu, mazi oldu, önceden vuku buldu
12. sunnetu el evvelîne : öncekilerin sünneti, Allah'ın geçmiştekilere uyguladığı İlâhî kanun, sünnet

Ve kâtilûhum hattâ lâ tekûne fitnetun ve yekûned dînu kulluhu lillâhi, fe inintehev fe innallâhe bimâ ya'melûne basîr(basîrun).


1. ve kâtilû-hum : ve onlarla savaşın
2. hattâ : olana kadar, olmadıkça
3. lâ tekûne : olmasın
4. fitnetun : bir fitne, bir imtihan
5. ve yekûne ed dînu : ve dîn olur, olsun
6. kullu-hu : onun hepsi, tamamı, bütünü
7. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
8. fe in intehev : bundan sonra eğer vazgeçerlerse
9. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
10. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
11. ya'melûne : yapıyorlar
12. basîrun : hakkıyla gören

Ve in tevellev fa'lemû ennallâhe mevlâkum, ni'mel mevlâ ve ni'men nasîr(nasîru).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. tevellev : yüz çevirdiler
3. fa'lemû (fe i'lemû) : artık bilin
4. enne allâhe : muhakkak ki Allah
5. mevlâ-kum : sizin mevlânız, dostunuz
6. ni'me el mevlâ : ne güzel mevlâ
7. ve ni'me en nasîru : ve ne güzel yardımcı

Va'lemû ennemâ ganimtum min şey'in fe enne lillâhi humusehu ve lir resûli ve li zîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli in kuntum âmentum billâhi ve mâ enzelnâ alâ abdinâ yevmel furkâni yevmettekal cem'âni, vallâhu alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).


1. va'lemû (ve ı'lemû) : ve bilin
2. ennemâ : ... olduğu, ... olması
3. ganimtum : ganimet aldınız
4. min şey'in : bir şeyden
5. fe : o zaman, böylece
6. enne : olduğunu
7. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
8. humuse-hu : onun beşte biri
9. ve lir resûli (ve li er resûli) : ve resûlün
10. ve li zîl kurbâ (ve li zî el kurbâ) : ve yakınlarının, yakınlık sahibi olanların, akrabaların
11. vel yetâmâ (ve el yetâmâ) : ve yetimler
12. vel mesâkîni (ve el mesâkîni) : ve yoksullar, miskinler
13. vebnis sebîli (ve ibne es sebîli) : ve yolculukta olanlar, yolda kalanlar
14. in kuntum : eğer siz iseniz
15. âmentum : siz îmân ettiniz
16. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
17. ve mâ : ve şey
18. enzel-nâ : biz indirdik
19. alâ abdi-nâ : kulumuza
20. yevme el furkâni : furkan günü (hak ve bâtılın ayrıldığı gün), ayrılma günü
21. yevme : o gün
22. itteka : karşılaştı
23. el cem'âni : iki cemaat, iki topluluk
24. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
25. alâ : üzere, üzerinde, ... e
26. kulli şey'in : herşey
27. kadîrun : kaadir, gücü yeten

İz entum bil udvetid dunyâ ve hum bil udvetil kusvâ ver rekbu esfele minkum, ve lev tevâadtum lehteleftum fîl mîâdi ve lâkin li yakdiyallâhu emren kâne mef'ûlen li yehlike men heleke an beyyinetin ve yahyâ men hayye an beyyineh (beyyinetin), ve innallâhe le semîun alîm(alîmun).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. entum : sizi
3. bil udvetid dunyâ (bi el udveti ed dunyâ) (udve) (dünya) : vadinin yakın kenarında (vadinin kenarı, kıyısı) (edna (yakın) kelimesinin muennesidir) (muennes = dişi kelime)
4. ve hum : ve onlar
5. bil udvetil kusvâ (bi el udveti el kusvâ) (udve) (kusva) : vadinin uzak kenarında (vadinin kenarı, kıyısı) (aksa (uzak) kelimesinin muennesidir)
6. ve er rekbu : ve kervan
7. esfele : daha aşağıda
8. min-kum : sizden
9. ve lev : ve şâyet, eğer
10. tevâadtum : vaadleştiniz, sözleştiniz
11. lehteleftum (le ihteleftum) : elbette,mutlaka anlaşmazlığa düşerdiniz
12. fîl mîâdi (fî el mîâdi) : zaman hakkında, konusunda
13. ve lâkin : ve lâkin, fakat
14. li yakdıye : vuku bulması için, olması için
15. allâhu : Allah
16. emren : emir, iş
17. kâne mef'ûlen : yapılması gerekli oldu, yapılacak olan
18. li yehlike : helâk olması için
19. men heleke : helâk olan kişi
20. an beyyinetin : bir beyyineden, delilden
21. ve yahyâ : ve Yahya (A.S)
22. men hayye : yaşayan kişi
23. ve inne allâhe : ve muhakkak ki Allah
24. le semîun : mutlaka en iyi işiten
25. alîmun : en iyi bilen

İz yurîkehumullâhu fî menâmike kalîlen, ve lev erâkehum kesîran le feşiltum ve le tenâza'tum fîl emri ve lâkinnallâhe sellem(selleme), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. yurîke-hum allâhu : Allah sana onları gösteriyor
3. fî menâmi-ke : senin uykunda
4. kalîlen : az
5. ve lev : ve şâyet, eğer
6. erâke-hum : onları sana gösterdi
7. kesîran : çok
8. le feşiltum : mutlaka tedirgin olurdunuz, yılgın düşerdiniz
9. ve le tenâza'tum : ve elbette anlaşmazlığa (nizaya) düşerdiniz
10. fîl emri : emir hakkında
11. ve lâkinne allâhe : ve lâkin, fakat Allah
12. selleme : salim kıldı, selâmete çıkardı
13. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
14. alîmun : en iyi bilen
15. bi zâti es sudûri : sinelerin sahip olduğu, sinelerde olan

Ve iz yurîkumûhum iziltekaytum fî a'yunikum kalîlen ve yukallilukum fî a'yunihim li yakdıyallâhu emren kâne mef'ûlâ(mef'ûlen), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).


1. ve iz : ve o zaman, olduğu zaman
2. yurîkumû-hum : onları size gösteriyor
3. iz iltekaytum : karşı karşıya geldiğiniz, karşılaştığınız zaman
4. fî a'yuni-kum : sizin gözlerinizde
5. kalîlen : az
6. ve yukallilu-kum : ve sizi azaltıyor
7. fî a'yuni-him : onların gözlerinde
8. li yakdıye : vuku bulması için, olması için
9. allâhu : Allah
10. emren : emir, iş
11. kâne mef'ûlen : yapılması gerekli oldu, yapılacak olan
12. ve ilâllâhi (ve ilâ allâhi) : ve Allah'a
13. turceu : döndürülür
14. el umûru : emirler, işler

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ lekîtum fieten fesbutû vezkurullâhe kesîran leallekum tuflihûn(tuflihûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ lekîtum : karşılaştığınız zaman
4. fieten : topluluk, grup
5. fesbutû (fe usbutû) : artık sebat edin
6. vezkurullâhe (ve uzkur allâhe) : ve Allah'ı zikredin
7. kesîran : çok
8. lealle-kum : umulur ki böylece siz
9. tuflihûne : felâha, kurtuluşa erersiniz

Ve etîullâhe ve resûlehu ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum vasbirû, innallâhe meas sâbirîn(sâbirîne).


1. ve etîu allâhe : ve Allah'a itaat edin
2. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
3. ve lâ tenâzeû : ve anlaşmazlığa, nizaya düşmeyin
4. fe tefşelû : o zaman, yoksa zayıf düşersiniz
5. ve tezhebe : ve gider
6. rîhu-kum : kuvvetiniz, gücünüz, havanız, rüzgârınız
7. vasbirû (ve ısbirû) : ve sabredin
8. inne allâhe : muhakkak ki Allah
9. mea es sâbirîne : sabredenlerle beraberdir

Ve lâ tekûnû kellezîne haracû min diyârihim bataran ve riâen nâsi ve yasuddûne an sebîlillâh (sebîlillâhi), vallâhu bimâ ya'melûne muhît(muhîtun).


1. ve lâ tekûnû : ve olmayın
2. ke : gibi
3. ellezîne haracû : çıkan kimseler
4. min diyâri-him : kendi yurtlarından
5. bataran : haddi aşarak, kibirli olarak çalım yaparak
6. ve riâe : ve gösteriş yaptı, riya yaptı
7. en nâsi : insanlar
8. ve yasuddûne : ve engel olurlar, men ederler, alıkoyarlar
9. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
10. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
11. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
12. ya'melûne : yapıyorlar
13. muhîtun : ihata eden, kuşatan

Ve iz zeyyene lehumuş şeytânu a'mâlehum ve kâle lâ gâlibe lekumul yevme minen nâsi ve innî cârun lekum, fe lemmâ terâetil fietâni nekesa alâ akibeyhi ve kâle innî berîun minkum innî erâ mâ lâ terevne innî ehâfullâh (ehâfullâhe), vallâhu şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. ve iz : ve o zaman, olduğu zaman
2. zeyyene : güzel gösterdi, süsledi
3. lehum eş şeytânu : şeytan onlara
4. a'mâle-hum : onların amelleri
5. ve kâle : ve dedi
6. lâ gâlibe : galip olacak, yenecek, üstün gelecek yoktur
7. lekum el yevme : size bugün
8. min en nâsi : insanlardan
9. ve innî : ve muhakkak ki ben
10. cârun : yardımcı, müttefik (yardım vaadeden)
11. lekum : sizin için, size
12. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
13. terâet el fietâni : iki topluluk (birbirini) gördü
14. nekesa : arkasına dönüp kaçtı
15. alâ akibey-hi : iki topuğu üstünde
16. innî : muhakkak ki ben
17. berîun : berî, uzak
18. min-kum : sizden
19. erâ : görüyorum
20. mâ lâ terevne : sizin görmediğiniz şey(ler)i
21. ehâfu allâhe : ben Allah'tan korkarım
22. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
23. şedîdu : şiddetli
24. el ıkâbi : azap, ceza

İz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun garra hâulâi dînuhum, ve men yetevekkel alâllâhi fe innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).


1. iz yekûlu : diyorlardı
2. el munâfikûne : münafıklar
3. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
5. maradun : maraz, hastalık
6. garra : aldattı, kandırdı
7. hâulâi : bunlar
8. dînu-hum : onların dîni, kendilerinin dîni
9. ve men : ve kim
10. yetevekkel : tevekkül eder
11. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
12. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
13. azîzun : azîz, üstün
14. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Ve lev terâ iz yeteveffellezîne keferûl melâiketu yadrıbûne vucûhehum ve edbârahum, ve zûkû azâbel harîk(harîkı).


1. ve lev terâ : ve görsen (görseydin)
2. iz yeteveffâ : vefat ettirirken, öldürürken
3. ellezîne keferû : inkâr edenler
4. el melâiketu : melekler
5. yadribûne : vururlar
6. vucûhe-hum : onların yüzlerine
7. ve edbâra-hum : ve onların arkalarına
8. ve zûkû : ve tadın
9. azâbe el harîki : yakıcı azabı

Zâlike bimâ kaddemet eydîkum ve ennallâhe leyse bi zallâmin lil abîd(abîdi).


1. zâlike : işte bu, bu
2. bimâ : şey ile
3. kaddemet : takdim etti
4. eydî-kum : sizin elleriniz
5. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
6. leyse : değil
7. bi zallâmin : zalim, zulmedici
8. li el abîdi : kullar için, kullara

Ke de'bi âli fir'avne vellezîne min kablihim, keferû bi âyâtillâhi fe ehazehumullâhu bi zunûbihim, innallâhe kaviyyun şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. ke de'bi : gibi, benzer, durumu gibi
2. âli : ailesi, yakınları
3. fir'avne : firavun
4. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
5. min kabli-him : onlardan önce
6. keferû : inkâr ettiler
7. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
8. fe ehaze-hum allâhu : bunun üzerine Allah onları yakaladı
9. bi zunûbi-him : günahları ile, günahları sebebiyle
10. inne allâhe : muhakkak ki Allah
11. kaviyyun : güçlü, kuvvetli
12. şedîdu : şiddetli
13. el ıkâbi : azap, ceza

Zâlike biennallâhe lem yeku mugayyiren ni'meten en'amehâ alâ kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim ve ennallâhe semîun alîm(alîmun).


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne : sebebi ile
3. allâhe : Allah
4. lem yeku : değildir, olmaz
5. mugayyiren : değiştiren, değiştirici
6. ni'meten : nimet
7. en'ame-hâ : onu nimetlendirdi, onu nimet olarak verdi
8. alâ kavmin : bir kavme
9. hattâ : olana kadar, olmadıkça
10. yugayyirû : değiştirirler
11. : olmadı
12. bi enfusi-him : kendilerini
13. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
14. semîun : hakkıyla işiten, en iyi işiten
15. alîmun : en iyi bilen

Ke de'bi âli fir'avne vellezîne min kablihim, kezzebû biâyâti rabbihim, fe ehleknâhum bi zunûbihim ve agraknâ âle fîr'avn(fîr'avne), ve kullun kânû zâlimîn(zâlimîne).


1. ke : gibi
2. de'bi : adet, gelenek, hal, durum
3. âli : ailesi, yakınları
4. fir'avne : firavun
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. min kabli-him : onlardan önce
7. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
8. bi âyâti : âyetleri
9. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
10. fe ehlek-nâ-hum : böylece biz onları helâk ettik
11. bi zunûbi-him : günahları ile, günahları sebebiyle
12. ve agrak-nâ : ve boğduk
13. âle : aile, soy
14. fîr'avne : firavun
15. ve kullun : ve hepsi
16. kânû : oldular
17. zâlimîne : zalimler

İnne şerred devâbbi indallâhillezîne keferû fe hum lâ yu'minûn(yu'minûne).


1. inne : muhakkak
2. şerre ed devâbbi : hayvanların en şerlisi
3. inde allâhi : Allah'ın katı
4. ellezîne keferû : inkâr edenler
5. fe hum : artık onlar
6. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Ellezîne âhedte minhum summe yenkudûne ahdehum fî kulli merratin ve hum lâ yettekûn (yettekûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. âhedte : sen ahd aldın, anlaşma yaptın
3. min-hum : onlardan
4. summe : sonra
5. yenkudûne : nakzederler, bozarlar
6. ahde-hum : ahdlerini, akidlerini, sözleşmelerini
7. fî kulli merratin : her defasında
8. ve hum : ve onlar
9. lâ yettekûne : takva sahibi değiller (olmazlar)

Fe immâ teskafennehum fîl harbi fe şerrid bihim men halfehum leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).


1. fe immâ : amma, fakat ... olduğu zaman
2. teskafenne-hum : onları yakalarsın
3. fî el harbi : savaşta, harpte
4. fe şerrid : o zaman, öyle yıldır ki, korkut
5. bi-him : onlarla
6. men : kimse, kişi
7. halfe-hum : onların arkalarında
8. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
9. yezzekkerûne : tezekkür ederler

Ve immâ tehâfenne min kavmin hiyâneten fenbiz ileyhim alâ sevâin, innallâhe lâ yuhıbbul hâinîn(hâinîne).


1. ve immâ : ve amma
2. tehâfenne : mutlaka, kesinlikle korkarsın
3. min kavmin : bir kavimden
4. hiyâneten : ihanet etmek
5. fenbiz (fe inbiz) : o zaman at, anlaşmayı boz, artık iptal et
6. ileyhim : onlara
7. alâ sevâ'in : eşitlik (doğruluk) üzere
8. inne allâhe : muhakkak ki Allah
9. lâ yuhıbbu el hâinîne : hainleri (ihanet eden kimseleri) sevmez

Ve lâ yahsebennellezîne keferû sebekû, innehum lâ yu'cizûn(yu'cizûne).


1. ve lâ yahsebenne : ve sakın sanmasınlar, zannetmesinler
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. sebekû : geçip gittiler, kaçıp kurtuldular
4. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
5. lâ yu'cizûne : aciz bırakamazlar

Ve eıddû lehum mâsteta'tum min kuvvetin ve min rıbâtil hayli turhibûne bihî aduvvallâhi ve aduvvekum ve âharîne min dûnihim, lâ ta'lemûnehum, allâhu ya'lemuhum, ve mâ tunfikû min şey'in fî sebîlillâhi yuveffe ileykum ve entum lâ tuzlemûn(tuzlemûne).


1. ve eıddû : ve hazırlayın
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. mâsteta'tum (mâ isteta'tum) : gücünüz ne kadar yeterse
4. min kuvvetin : kuvvetten, güçten
5. ve min rıbâti el hayli : ve bağlanan (savaş için beslenen) atlardan
6. turhibûne : korkutun
7. bi-hi : onunla
8. aduvve allâhi : Allah'ın düşmanları
9. ve aduvve-kum : ve sizin düşmanlarınız
10. ve âharîne : ve diğerleri
11. min dûni-him : onlardan başka
12. lâ ta'lemûne-hum : siz onları bilmezsiniz
13. allâhu : Allah
14. ya'lemu-hum : onları bilir
15. ve mâ : ve şey
16. tunfikû : infâk edersiniz, verirsiniz
17. min şey'in : bir şeyden
18. fî sebîlillâhi (fî sebîli allâhi) : Allah'ın yolunda
19. yuveffe : vefa edilir, ödenir, karşılığı tam verilir
20. ileykum : size
21. ve entum : ve siz
22. lâ tuzlemûne : zulmedilmezsiniz, size haksızlık yapılmaz

Ve in cenehû lis selmi fecnah lehâ ve tevekkel alâllâh (alâllâhi), innehu huves semîul alîm(alîmu).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. cenehû : meylettiler
3. li es selmi : teslime (barışa)
4. fecnah (fe icnah) : o zaman (sen de) meylet
5. lehâ : onda, onun
6. ve tevekkel : ve tevekkül et, güven
7. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. huve es semîu : O en iyi işiten
10. el alîmu : en iyi bilen

Ve in yurîdû en yahdeûke fe inne hasbekallâh(hasbekallâhu), huvellezî eyyedeke bi nasrihî ve bil mu'minîn(mu'minîne).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. yurîdû : isterler
3. en yahdeû-ke : seni aldatmak, sana hile yapmak
4. fe inne : o taktirde muhakkak
5. hasbe-ke allâhu : Allah sana yeter
6. huve ellezî : O ki
7. eyyede-ke : seni destekledi
8. bi nasri-hî : kendi yardımı ile
9. ve bi el mu'minîne : ve mü'minleri

Ve ellefe beyne kulûbihim, lev enfakte mâ fîl ardı cemîan mâ ellefte beyne kulûbihim ve lâkinnallâhe ellefe beynehum, innehu azîzun hakîm(hakîmun).


1. ve ellefe : ve birleştirdi
2. beyne : arasında
3. kulûbi-him : onların kalpleri
4. lev : eğer, ise
5. enfak-te : sen verdin, infâk ettin
6. : olmadı
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. cemîan : hepsi
9. mâ ellefte : birleştiremezdin
10. ve lâkinne allâhe : ve lâkin, fakat Allah
11. ellefe : birleştirdi
12. beyne-hum : onların araları
13. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
14. azîzun : azîz, üstün
15. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Yâ eyyuhân nebiyyu hasbukallâhu ve menittebeake minel mu'minîn(mu'minîne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nebiyyu : peygamber
3. hasbu-ke : sana kâfidir
4. allâh : Allah
5. ve men ittebea-ke : ve sana tâbî olanlar
6. min el mu'minîne : mü'minlerden

Yâ eyyuhân nebiyyu harridıl mu'minîne alâl kıtâl(kıtâli), in yekun minkum işrûne sâbirûne yaglibû mieteyn(mieteyni), ve in yekûn minkum mietun yaglibû elfen minellezîne keferû bi ennehum kavmun lâ yefkahûn (yefkahûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nebiyyu : peygamber
3. harridı el mu'minîne : mü'minleri teşvik et, isteklerini arttır
4. alâl kıtâli (alâ el kıtâli) : savaşa
5. in yekun : eğer olursa
6. min-kum : sizden
7. işrûne : yirmi (kişi)
8. sâbirûne : sabredenler, sabırlı olanlar
9. yaglibû : yener, gâlip gelir
10. mieteyni : iki yüz (kişi)
11. ve in yekûn : ve eğer olursa
12. mietun : yüz (kişi)
13. elfen : bin (kişi)
14. min : den
15. ellezîne keferû : inkâr edenler
16. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
17. kavmun : bir kavim, bir topluluk
18. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak etmezler

El'âne haffefallâhu ankum ve alime enne fîkum da'fâ(da'fen), fe in yekun minkum mietun sâbiratun yaglibû mieteyn(mieteyni), ve in yekun minkum elfun yaglibû elfeyni bi iznillâh(iznillâhi), vallâhu meas sâbirîn(sâbirîne).


1. el'âne : şimdi
2. haffefe allâhu : Allah hafifletti
3. an-kum : sizden
4. ve alime : ve bildi
5. enne : olduğunu
6. fî-kum : sizin içinizde
7. da'fen : zaaf, zayıflık
8. fe in : fakat eğer
9. yekun : olur
10. min-kum : sizden
11. mietun : yüz (kişi)
12. sâbiratun : sabırlı, sabreden
13. yaglibû : yener, gâlip gelir
14. mieteyni : iki yüz (kişi)
15. ve in yekun : ve eğer, şayet olursa
16. elfun : bin (kişi)
17. elfeyni : iki bin (kişi)
18. bi iznillâhi (bi izni allâhi) : Allah'ın izni ile
19. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
20. mea es sâbirîne : sabredenlerle beraberdir

Mâ kâne li nebiyyin en yekûne lehû esrâ hattâ yushıne fîl ard(ardı), turîdûne aradad dunyâ, vallâhu yurîdul âhirah(âhirate), vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).


1. mâ kâne : olmadı
2. li nebiyyin : peygambere
3. en yekûne : olmak, olması
4. lehu : ona ait, onun
5. esrâ : esirler
6. hattâ : olana kadar, olmadıkça
7. yushıne (ıshan) : ağır basar, düşmanı kesin yener, kesin zafer kazanır (sahenat, kalınlaşmak, kuvvetlenmek)
8. fî el ardı : yeryüzünde
9. turîdûne : istiyorsunuz
10. arada ed dunyâ : dünya malı
11. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
12. yurîdu : diler, ister
13. el âhirate : ahiret, sonraki (hayat)
14. vallâhu : ve Allah
15. azîzun : azîz, üstün
16. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Lev lâ kitâbun minallâhi sebeka le messekum fîmâ ehaztum azâbun azîm(azîmun).


1. lev lâ : eğer olmasaydı
2. kitâbun : bir kitap
3. min allâhi : Allah'tan
4. sebeka : önceden geçti, oldu
5. le messe-kum : mutlaka size dokunur
6. fî-mâ : o şey hakkında
7. ehaz-tum : siz aldınız
8. azâbun : bir azap
9. azîmun : azîm, büyük

Fe kulû mimmâ ganimtum halâlen tayyiben vettekullâh(vettekullâhe), innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. fe kulû : o halde, artık yiyin
2. mimmâ (min mâ) : şeyden
3. ganimtum : ganimet aldınız
4. halâlen : helâl olan
5. tayyiben : temiz olan
6. vettekullâhe (ve ittekullâhe) : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
7. innallâhe : muhakkak ki Allah
8. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
9. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Yâ eyyuhân nebiyyu kul li men fî eydîkum minel esrâ in ya'lemillâhu fî kulûbikum hayran yu'tikum hayran mimmâ uhıze minkum ve yagfir lekum, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. yâ eyyuhâ en nebiyyu : ey peygamber
2. kul : de, söyle
3. li men : kimse(ler) için
4. fî eydî-kum : ellerinizdeki, elinizin altında (yanınızda)
5. min el esrâ : esirlerden
6. in : eğer
7. ya'lemi allâhu : Allah'ın bilmesi, belli etmesi
8. fî kulûbi-kum : kalplerinizde vardır
9. hayran : bir hayır
10. yu'ti-kum : size verilir
11. mimmâ (min mâ) : şeyden
12. uhıze : alınan
13. min-kum : sizden
14. ve yagfir lekum : ve size mağfiret eder
15. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
16. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
17. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Ve in yurîdû hıyâneteke fe kad hânullâhe min kablu fe emkene minhum, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. yurîdû : isterler
3. hiyânete-ke : sana ihanet etmek
4. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
5. hânu allâhe : Allah'a ihanet ettiler
6. min kablu : önceden, daha önce
7. fe emkene : o zaman imkân verdi
8. min-hum : onlardan
9. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
10. alîmun : en iyi bilen
11. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

İnnellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike ba'duhum evliyâu ba'dın, vellezîne âmenû ve lem yuhâcirû mâ lekum min velâyetihim min şey'in hattâ yuhâcirû, ve inistensarûkum fîd dîni fe aleykumun nasru illâ alâ kavmin beynekum ve beynehum mîsâk(mîsâkun), vallâhu bimâ ta'melûne basîr(basîrun).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ve hâcerû : ve hicret ettiler
4. ve câhedû : ve cihad ettiler
5. bi emvâli-him : kendi malları ile
6. ve enfusi-him : ve nefsleri, canları
7. fî sebîlillâhi (sebîli allâhi) : Allah'ın yolunda
8. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler, onlar
9. âvev : barındırdılar, himaye ettiler
10. ve nasarû : ve yardım ettiler
11. ulâike : işte onlar
12. ba'du-hum : onların bazısı
13. evliyâu : veliler, dostlar
14. ba'dın (ba'du-hum ba'dın) : bir kısmı (birbirlerinin)
15. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
16. ve lem yuhâcirû : ve hicret etmeyen
17. mâ lekum : sizin için yoktur
18. min velâyeti-him : onlara velayetiniz, himayeniz
19. min şey'in : bir şeyden
20. hattâ yuhâcirû : onlar hicret edinceye kadar
21. ve in-istensarû-kum : ve eğer sizden yardım isterlerse
22. fîd dîni (fî ed dîni) : dîn konusunda, dînde
23. fe aleykum en nasru : artık, o zaman yardım etmek üzerinizedir (sorumlusunuz)
24. illâ : ancak, sadece
25. alâ kavmin : bir kavme
26. beyne-kum : sizin aranızda
27. ve beyne-hum : ve onlar arasında
28. mîsâkun : misak, kesin söz, andlaşma
29. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
30. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
31. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
32. basîrun : hakkıyla gören

Vellezîne keferû ba'duhum evliyâu ba'dın, illâ tef'alûhu tekun fitnetun fîl ardı ve fesâdun kebîr (kebîrun).


1. ve : ve
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. evliyâu : veliler, dostlar
5. ba'dın : bazı, bir kısmı
6. illâ tef'alû-hu : onu yapmazsanız
7. tekun : olur
8. fitnetun : bir fitne, bir imtihan
9. fîl ardı (fî el ardı) : yeryüzünde
10. ve fesâdun : ve bir bozulma, fesat
11. kebîrun : büyük

Vellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi vellezîne âvev ve nasarû ulâike humul mu'minûne hakkâ(hakkân), lehum magfiratun ve rızkun kerîm(kerîmun).


1. ve : ve
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ve hâcerû : ve hicret ettiler
4. ve câhedû : ve cihad ettiler
5. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
6. ellezîne âvev : o kimseler ki barındırdılar, himaye ettiler
7. ve nasarû : ve yardım ettiler
8. ulâike : işte onlar
9. hum el mu'minûne : onlar mü'minlerdir
10. hakkân : hak olan, gerçek olan
11. lehum : onlarındır, onlar için vardır
12. magfiratun : mağfiret
13. ve rızkun : ve rızık (vardır)
14. kerîmun : kerim, bol

Vellezîne âmenû min ba'du ve hâcerû ve câhedû meakum fe ulâike minkum, ve ûlûl erhâmi ba'duhum evlâ biba'dın fî kitâbillâh(kitâbillâhi), innallâhe bi kulli şey'in alîm(alîmun).


1. ve : ve
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. min ba'du : sonradan
4. ve hâcerû : ve hicret ettiler
5. ve câhedû : ve cihad ettiler
6. mea-kum : sizinle beraber
7. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
8. min-kum : sizden
9. ve ulû : ve sahipleri
10. el erhâmi (ûlû el erhâmi) : rahimler (rahim sahipleri, akrabalar)
11. ba'du-hum : onların bazısı
12. evlâ : daha yakın
13. bi ba'dın (ba'du-hum bi ba'dın) : bir kısmına (birbirlerine)
14. fî kitâbi allâhi : Allah'ın Kitab'ında
15. inne allâhe : muhakkak ki Allah
16. bi kulli şey'in : herşeyi
17. alîmun : en iyi bilen