Elhamdu lillâhi fâtırıs semâvâti vel ardı câilil melâiketi rusulen ulî ecnihatin mesnâ ve sulâse ve rubâa, yezîdu fîl halkı mâ yeşâu, innallâhe alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
2. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
3. fâtırı : yaratan
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. câili : kılan
7. el melâiketi : melekler
8. rusulen : resûller, elçiler
9. ulî : sahip
10. ecnihatin : cenahlar, kanatlar
11. mesnâ : ikişer
12. ve sulâse : üçer
13. ve rubâa : dörder
14. yezîdu : artırır
15. fî el halkı : yaratışta, yaratmada
16. : olmadı
17. yeşâu : diler
18. inne allâhe : muhakkak ki Allah
19. alâ : üzere, üzerinde, ... e
20. kulli : hepsi, her
21. şey'in : bir şey
22. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Mâ yeftehillâhu lin nâsi min rahmetin fe lâ mumsike lehâ, ve mâ yumsik fe lâ mursile lehu min ba’dih(ba’dihî), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. : olmadı
2. yeftehillâhu (yeftehi allâhu) : Allah'ın açtığı
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. min rahmetin : rahmetten
5. fe : o zaman, böylece
6. : yok, değil
7. mumsike : tutacak olan, tutan kimse
8. lehâ : onda, onun
9. ve mâ : ve şey
10. yumsik : tutar
11. mursile : gönderen, gönderecek olan
12. lehu : ona ait, onun
13. min ba'di-hi : ondan sonra
14. ve huve el azîzu : ve o azîz, üstün ve güçlü
15. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

Yâ eyyuhen nâsuzkurû ni’metallâhi aleykum, hel min hâlikın gayrullâhi yerzukukum mines semâi vel ard(ardı), lâ ilâhe illâ huve fe ennâ tû’fekûn(tû’fekûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nâsu : insanlar
3. uzkurû : zikredin, hatırlayan, anın
4. ni'metallâhi (ni'mete allâhi) : Allah'ın ni'meti
5. aleykum : size, sizi
6. hel :
7. min hâlikın : bir yaratıcı(dan)
8. gayrullâhi (gayru allâhi) : Allah'tan başka
9. yerzuku-kum : sizlere rızık verir, sizi rızıklandırır
10. min es semâi : semadan, gökyüzünden
11. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
12. lâ ilâhe : ilâh yoktur
13. illâ : ancak, sadece
14. huve : o
15. fe : o zaman, böylece
16. ennâ : nasıl
17. tû'fekûne : döndürülüyorsunuz

Ve in yukezzibûke fe kad kuzzibet rusulun min kablik(kablike), ve ilâllâhi turceul umûr(umûru).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. yukezzibû-ke : seni yalanlıyorlar
3. fe : o zaman, böylece
4. kad : oldu, olmuştu
5. kuzzibet : yalanlandı
6. rusulun : resûller, elçiler
7. min kabli-ke : senden önce
8. ve ilâllâhi (ilâ allâhi) : ve Allah'a
9. turceu : döndürülür
10. el umûru : emirler, işler

Yâ eyyuhen nâsu inne va’dallâhi hakkun fe lâ tegurrennekumul hayâtud dunyâ, ve lâ yegurrennekum billâhil garûr(garûru).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nâsu : insanlar
3. inne : muhakkak
4. va'dallâhi (va'de allâhi) : Allah'ın vaadi
5. hakkun : hak, gerçek
6. fe : o zaman, böylece
7. lâ tegurrenne-kum : sakın sizi aldatmasın
8. el hayâtu ed dunyâ : dünya hayatı
9. ve lâ yegurrenne-kum : ve sakın sizi aldatmasın
10. billâhil (bi allâhi) : Allah ile
11. el garûru : gurur, tagut

İnneş şeytâne lekum aduvvun fettehızûhu aduvvâ(aduvven), innemâ yed’û hızbehu li yekûnû min ashâbis seîr(seîri).


1. inne : muhakkak
2. eş şeytâne : şeytan
3. lekum : sizin için, size
4. aduvvun : düşman
5. fe : o zaman, böylece
6. ittehızû-hu : onu edinin
7. aduvven : düşman
8. innemâ : ancak, sadece
9. yed'û : davet ediyor
10. hızbehu : hizib, grup, taraftar
11. li : ... e, için
12. yekûnû : olurlar
13. min ashâbi : ehlinden, halkından
14. es seîri : alevli ateş, cehennem

Ellezîne keferû lehum azâbun şedîd(şedîdun), vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum magfiretun ve ecrun kebîr(kebîrun).


1. ellezîne : ki onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. azâbun : bir azap
5. şedîdun : şiddetli
6. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
7. âmenû : îmân ettiler
8. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
9. magfiretun : bağışlanma, mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi)
10. ve ecrun : ve ecir, bedel
11. kebîrun : büyük

E fe men zuyyine lehu sûu amelihî fe reâhu hasenâ(hasenen), fe innallâhe yudıllu men yeşâu ve yehdî men yeşâu, fe lâ tezheb nefsuke aleyhim haserât(haserâtin), innallâhe alîmun bimâ yesneûn(yesneûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. zuyyine : süslendi, müzeyyen kılındı
5. lehu : ona ait, onun
6. sûu : kötülük, kötü
7. ameli-hi : onun ameli
8. reâ-hu : onu gördü
9. hasenen : güzel
10. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
11. yudıllu : dalâlette bırakır
12. men yeşâu : dilediği kişi
13. ve yehdî : ve hidayete erdirir
14. lâ tezheb : gitmesin, olmasın
15. nefsu-ke : senin nefsin
16. aleyhim : onlara, onların üzerine
17. haserâtin : hasara uğrayan
18. alîmun : en iyi bilen
19. bimâ : şey ile
20. yesneûne : yapıyorlar

Vallâhullezî, erseler rîyâha fe tusîru sehâben fe suknâhu ilâ beledin meyyitin fe ahyeynâ bihil arda ba’de mevtihâ, kezâliken nuşûr(nuşûru).


1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
2. ellezî : o ki, ki o
3. ersele : gönderdi
4. er rîâha : rüzgâr(lar)
5. fe : o zaman, böylece
6. tusîru : toprağı sürer
7. sehâben : bulutlar
8. suknâ-hu : onu sevkettik
9. ilâ beledin : bir beldeye (şehire)
10. meyyitin : ölü
11. ahyeynâ : diriltiriz
12. bi-hi : onunla
13. el arda : arz, yeryüzü
14. ba'de : sonra
15. mevti-hâ : onun ölümü
16. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
17. en nuşûru : nüşur, yeniden dirilip yayılma

Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr(yebûru).


1. men : kimse, kişi
2. kâne : oldu
3. yurîdu : diler, ister
4. el izzete : izzet, şeref
5. fe : o zaman, böylece
6. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
7. el izzetu : izzet, üstünlük
8. cemîan : hepsi
9. ileyhi : ona
10. yes'adu : yükselir, erişir
11. el kelimu : söz, kelime
12. et tayyibu : temiz
13. ve el amelu es sâlihu : ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaptı
14. yerfeu-hu : onu yükseltir
15. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
16. yemkurûne : hile yapıyorlar, tuzak hazırlıyorlar
17. es seyyiâti : kötülük
18. lehum : onlarındır, onlar için vardır
19. azâbun : bir azap
20. şedîdun : şiddetli
21. ve mekru : ve hile, düzen
22. ulâike : işte onlar
23. huve : o
24. yebûru : helâk olur, boşa gider

Vallâhu halakakum min turâbin summe min nutfetin summe cealekum ezvâcâ(ezvâcen), ve mâ tahmilu min unsâ ve lâ tedau illâ bi ilmih(ilmihî), ve mâ yuammeru min muammerin ve lâ yunkasu min umurihî illâ fî kitâb(kitâbin), inne zâlike alâllâhi yesîr(yesîrun).


1. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
2. halaka-kum : sizi yarattı
3. min turâbin : topraktan
4. summe : sonra
5. min nutfetin : bir damla sudan, nutfeden
6. ceale-kum : sizi kıldı, yaptı
7. ezvâcen : eşler
8. ve mâ tahmilu : ve yüklenmez, gebe kalmaz
9. min unsâ : kadın(dan)
10. ve lâ tedau : ve doğum yapmaz
11. illâ : ancak, sadece
12. bi : ile, ... e
13. ilmi-hi : onun ilmi
14. ve mâ yuammeru : ve ömür verilmez, ömrü uzatılmaz
15. min muammerin : ömür verilen bir kimseden
16. ve lâ yunkasu : ve eksiltilmez, kısaltılmaz
17. min umuri-hi : onun ömründen
18. : içinde, vardır
19. kitâbin : bir kitap
20. inne : muhakkak
21. zâlike : işte bu, bu
22. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
23. yesîrun : azdır (kolaydır)

Ve mâ yestevîl bahrâni hâzâ azbun furâtun sâigun şerâbuhu ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve min kullin te’kulûne lahmen tariyyen ve testahricûne hilyeten telbesûnehâ, ve terel fulke fîhi mevâhire li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).


1. ve mâ yestevî : ve musavi olmaz, eşit olmaz
2. el bahrâni : iki deniz
3. hâzâ : bu
4. azbun : lezzetli
5. furâtun : tatlı
6. sâigun : boğazdan kolay geçen, içimi kolay
7. şerâbu-hu : onun içimi
8. ve hâzâ : ve bu
9. milhun : tuzlu
10. ucâcun : acı
11. ve min kullin : ve hepsinden
12. te'kulûne : yersiniz
13. lahmen : et
14. tariyyen : taze
15. ve testahricûne : ve çıkarırsınız
16. hilyeten : süs eşyası (inci)
17. telbesûne-hâ : onu takarsınız, giyersiniz
18. ve terâ : ve görürsün
19. el fulke :
20. fîhi : orada
21. mevâhire : yarıp giden
22. li tebtegû : istemeniz için
23. min fadli-hi : onun fazlından
24. ve lealle-kum : ve umulur ki böylece siz
25. teşkurûne : şükredersiniz

Yûlicul leyle fîn nehâri ve yûlicun nehâre fîl leyli ve sehhareş şemse vel kamere kullun yecrî li ecelin musemmâ(musemmen), zâlikumullâhu rabbukum lehul mulk(mulku), vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kıtmîr(kıtmîrin).


1. yûlicu : girdirir, sokar
2. el leyle : gece
3. fî en nehâri : gündüzün içine
4. ve yûlicu : ve girdirir, sokar
5. en nehâre : gündüz
6. fî el leyli : gecenin içine
7. ve sehhare : ve emri altına aldı
8. eş şemse : güneş
9. ve el kamere : ve ay
10. kullun : hepsi
11. yecrî : akar gider (hareket eder)
12. li ecelin : bir ecele, bir zamana
13. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
14. zâlikum : işte bu
15. allâhu : Allah
16. rabbu-kum : Rabbiniz
17. lehu : ona ait, onun
18. el mulku : melik, hükümdar
19. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
20. ted'ûne : dua edersiniz, yalvarırsınız
21. min dûni-hi : ondan başka
22. mâ yemlikûne : sahip olamazlar, malik olamazlar
23. min kıtmîrin : hurma çekirdeğinin zarı

İn ted’ûhum lâ yesmeû duâekum, ve lev semiû mestecâbû lekum, ve yevmel kıyâmeti yekfurûne bi şirkikum, ve lâ yunebbiuke mislu habîr(habîrin).


1. in : eğer
2. ted'û-hum : onlara dua edersiniz
3. lâ yesmeû : işitmez
4. duâe-kum : sizin dualarınız
5. ve lev : ve şâyet, eğer
6. semiû : işittiler
7. mestecâbû (mâ istecâbu) : icabet etmezler
8. lekum : sizin için, size
9. ve yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
10. yekfurûne : inkâr ediyorlar
11. bi şirki-kum : sizin şirkiniz, şirk koşmanız
12. ve lâ yunebbiu-ke : ve sana haber vermez
13. mislu : gibi, aynı
14. habîrin : herşeyden haberdar olan

Yâ eyyuhen nâsu entumul fukarâu ilâllâhi, vallâhu huvel ganiyyul hamîd(hamîdu).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nâsu : insanlar
3. entum : sizi
4. el fukarâu : fakirler
5. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a ait
6. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
7. huve : o
8. el ganiyyu : gani, zengin, ihtiyacı olmayan
9. el hamîdu : hamdedilen

İn yeşe’ yuzhibkum ve ye’ti bi halkın cedîd(cedîdin).


1. in : eğer
2. yeşe' : dilerse
3. yuzhib-kum : sizi giderir, sizi yok eder (helâk eder)
4. ve ye'ti : ve getirir
5. bi halkın : bir yaratma ile, halketme ile
6. cedîdin : yeni, yeniden

Ve mâ zâlike alâllâhi bi azîz(azîzin).


1. ve mâ : ve şey
2. zâlike : işte bu, bu
3. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
4. bi azîzin : azîz, güçlü ve üstün

Ve lâ tezirû vâziretun vizre uhrâ, ve in ted’u muskaletun ilâ himlihâ lâ yuhmel minhu şey’un ve lev kâne zâ kurbâ, innemâ tunzirullezîne yahşevne rabbehum bil gaybi ve ekâmûs salât(salâte), ve men tezekkâ fe innemâ yetezekkâ li nefsihî, ve ilâllâhil masîr(masîru).


1. ve lâ tezirû : ve günahını yüklenemez
2. vâziretun : yük taşıyan (günah yüklenen) kimse
3. vizre : ağırlık, yük, günah
4. uhrâ : diğer, başka
5. ve in ted'u : ve eğer çağırırsa
6. muskaletun : günahları yüklü olan
7. ilâ himli-hâ : onu taşımaya
8. lâ yuhmel : yükletilmez
9. min-hu : ondan
10. şey'un : bir şey
11. ve lev kâne : ve şayet olsa bile
12. zâ kurbâ : yakınlık sahibi, akraba
13. innemâ : ancak, sadece
14. tunziru : sen uyarırsın
15. ellezîne : ki onlar
16. yahşevne : korkarlar
17. rabbe-hum : Rab'lerine
18. bi el gaybi : gayb ile, gıyabında, gaybda
19. ve ekâmû es salâte : ve namazı ikame ederler
20. ve men : ve kim
21. tezekkâ : tezkiye oldu
22. fe : o zaman, böylece
23. yetezekkâ : tezkiye olur
24. li nefsi-hi : kendi nefsi için
25. ve ilâllâhi (ilâ allâhi) : ve Allah'a
26. el masîru : varış yeri

Ve mâ yestevîl a’mâ vel basîr(basîru).


1. ve mâ : ve şey
2. yestevî : aynı seviyede, bir, eşit
3. el a'mâ : görmeyen, kör, âmâ
4. ve el basîru : ve basiretle gören

Ve lez zulumâtu ve len nûr(nûru).


1. ve lâ : ve olmaz, olmasın
2. ez zulumâtu : karanlıklar
3. en nûru : ve nur, aydınlıklar

Ve lez zıllu ve lel harûr(harûru).


1. ve lâ : ve olmaz, olmasın
2. ez zıllu : gölge
3. el harûru : sıcaklıklar

Ve mâ yestevîl ahyâu ve lâl emvât(emvâtu), innallâhe yusmiu men yeşâu, ve mâ ente bi musmiin men fîl kubûr(kubûri).


1. ve mâ yestevî : ve musavi olmaz, eşit olmaz
2. el ahyâu : hayy, diri, canlı
3. ve lâ : ve olmaz, olmasın
4. el emvâtu : ölüler
5. inne allâhe : muhakkak ki Allah
6. yusmiu : işittirir
7. men : kimse, kişi
8. yeşâu : diler
9. ve mâ : ve şey
10. ente : sen
11. bi : ile, ... e
12. musmiin : işittiren (işittirici)
13. fî el kubûri : kabirlerde

İn ente illâ nezîr(nezîrun).


1. in : eğer
2. ente : sen
3. illâ : ancak, sadece
4. nezîrun : bir nezir, uyarıcı

İnnâ erselnâke bil hakkı beşîren ve nezîrâ(nezîren), ve in min ummetin illâ halâ fîhâ nezîr(nezîrun).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. erselnâ-ke : seni gönderdik
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. beşîren : müjdeleyici olarak
5. ve nezîren : ve uyarıcı olarak
6. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
7. min : den
8. ummetin : ümmet
9. illâ : ancak, sadece
10. halâ : gelip geçmiş olan
11. fîhâ : onun içinde, ona
12. nezîrun : bir nezir, uyarıcı

Ve in yukezzibûke fe kad kezzebellezîne min kablihim, câethum rusuluhum bil beyyinâti ve biz zuburi ve bil kitâbil munîr(munîri).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. yukezzibû-ke : seni yalanlıyorlar
3. fe : o zaman, böylece
4. kad : oldu, olmuştu
5. kezzebe : yalanladı
6. ellezîne : ki onlar
7. min kabli-him : onlardan önce
8. câet-hum ... (bi) : onlara getirdiler
9. rusulu-hum : resûlleri
10. bi el beyyinâti : beyyinelerle, açık delillerle
11. ve bi ez zuburi : ve zeburu, sayfaları
12. ve bi : ve ile, ... ı
13. el kitâbi : kitap
14. el munîri : nurlandırıcı

Summe ehaztullezîne keferû fe keyfe kâne nekîr(nekîri).


1. summe : sonra
2. ehaztu : aldım, yakaladım
3. ellezîne : ki onlar
4. keferû : inkâr ettiler
5. fe : o zaman, böylece
6. keyfe : nasıl
7. kâne : oldu
8. nekîri : cezalandırmam

E lem tere ennallâhe enzele mines semâi mâen, fe ahrecnâ bihî semerâtin muhtelifen elvânuhâ, ve minel cibâli cudedun bîdun ve humrun muhtelifun elvânuhâ ve garâbîbu sûd(sûdun).


1. e lem tere : görmüyor musun
2. enne allâhe : muhakkak ki Allah
3. enzele : indirdi
4. min es semâi : semadan, gökyüzünden
5. mâen : su
6. fe ahrecnâ : artık çıkardık
7. bi-hi : onunla
8. semerâtin : ürünler, meyveler
9. muhtelifen : farklı, çeşitli, muhtelif
10. elvânu-hâ : onun renkleri
11. ve min el cibâli : ve dağlardan
12. cudedun : dağlar arasındaki yol, yol
13. bîdun : beyazlık, beyaz
14. ve humrun : ve kırmızılık, kırmızı
15. muhtelifun : muhtelif, çeşitli
16. ve garâbîbu : kapkara, simsiyah, koyu siyah
17. sûdun : siyah, kara

Ve minen nâsi ved devâbbi vel en’âmi muhtelifun elvânuhu kezâlik(kezâlike), innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu, innallâhe azîzun gafûr(gafûrun).


1. ve min en nâsi : ve insanlardan bir kısmı
2. ve ed devâbbi : ve davarlar
3. ve el en'âmi : ve hayvanlar, davarlar
4. muhtelifun : muhtelif, çeşitli
5. elvânu-hu : onun renkleri
6. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
7. innemâ : ancak, sadece
8. yahşâllâhe (yahşâ allâhe) : Allah'a (karşı) huşû duyarlar
9. min ibâdi-hi : onun kullarından
10. el ulemâu : âlimler
11. inne allâhe : muhakkak ki Allah
12. azîzun : azîz, üstün
13. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden

İnnellezîne yetlûne kitâballâhi ve ekâmûs salâte ve enfekû mimmâ rezaknâhum sirren ve alâniyeten yercûne ticâreten len tebûr(tebûre).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. yetlûne : okuyorlar
4. kitâbe allâhi : Allah'ın
5. ve ekâmû es salâte : ve namazı ikame ederler
6. ve enfekû : ve infak ettiler (Allah için) harcadılar
7. mimmâ (min mâ) : şeyden
8. rezaknâ-hum : onları rızıklandırdık
9. sirren : gizli olarak
10. ve alâniyeten : ve alenî olarak, açıkça
11. yercûne : ümit ederler, arzu ederler, dilerler
12. ticâreten : ticaret
13. len tebûre : asla kesilmeyecek olan, devam edecek olan

Li yuveffîyehum ucûrehum ve yezîdehum min fadlih(fadlihi), innehu gafûrun şekûr(şekûrun).


1. li : ... e, için
2. yuveffîye-hum : onlara vefa edilir, ödenir
3. ucûre-hum : onların ecirleri, mükâfaatları
4. ve yezîde-hum : ve onlara arttırır
5. min fadli-hi : onun fazlından
6. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
7. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
8. şekûrun : şükredilen

Vellezî evhaynâ ileyke minel kitâbi huvel hakku musaddikan limâ beyne yedeyh(yedeyhi), innallâhe bi ibâdihî le habîrun basîr(basîrun).


1. ve ellezî : ve ki o
2. evhaynâ : biz vahyettik
3. ileyke : sana
4. min el kitâbi : kitaptan
5. huve : o
6. el hakku : hak, gerçek
7. musaddikan : tasdik eden, doğrulayan
8. limâ : şeyi
9. beyne : arasında
10. yedeyhi : elleri
11. inne allâhe : muhakkak ki Allah
12. bi ibâdi-hi : onun kulları
13. le : mutlaka, elbette, muhakkak
14. habîrun : (çok iyi) haberdar olan
15. basîrun : hakkıyla gören

Summe evresnâl kitâbellezînastafeynâ min ibâdinâ, fe minhum zâlimun li nefsihî, ve minhum muktesid(muktesidun), ve minhum sâbikun bil hayrâti bi iznillâh(iznillâhi), zâlike huvel fadlul kebîr(kebîru).


1. summe : sonra
2. evresne : varis kıldık
3. el kitâbe : kitap
4. ellezîne : ki onlar
5. astafeynâ : biz seçtik
6. min ibâdi-nâ : kullarımızdan
7. fe min-hum : artık onlardan, o zaman onlardan
8. zâlimun : zulmeden
9. li nefsi-hi : kendi nefsi için
10. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
11. muktesidun : mutedil davrananlar (aşırı gitmeyenler)
12. sâbikun : hayırlarda yarışanlar, öne geçenler
13. bi el hayrâti : hayırlarda
14. bi izni allâhi : Allah'ın izniyle
15. zâlike : işte bu, bu
16. huve : o
17. el fadlu : fazl, büyük ihsan
18. el kebîru : kebir, büyük

Cennâtu adnin yedhulûnehâ yuhallevne fîhâ min esâvire min zehebin ve lu’luâ(lu’luen), ve libâsuhum fîhâ harîr(harîrun).


1. cennâtu : cennetler
2. adnin : adn
3. yedhulûne-hâ : ona girerler
4. yuhallevne : süslenirler
5. fî-hâ : orada
6. min esâvire : bileziklerden
7. min zehebin : altından
8. ve lu'luen : ve inciler
9. ve li bâsu-hum : ve onların elbiseleri
10. harîrun : ipek

Ve kâlûl hamdu lillâhillezî ezhebe annel hazen(hazene), inne rabbenâ le gafûrun şekûr(şekûrun).


1. ve kâlû : ve dediler
2. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
3. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
4. ellezî : o ki, ki o
5. ezhebe : giderdi
6. an-nâ : bizden
7. el hazene : hüzün, gam
8. inne : muhakkak
9. rabbe-nâ : Rabbimiz
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
12. şekûrun : şükredilen

Ellezî ehallenâ dârel mukâmeti min fadlih(fadlihî), lâ yemessunâ fîhâ nasabun ve lâ yemessunâ fîhâ lugûb(lugûbun).


1. ellezî : o ki, ki o
2. ehalle-nâ : bizi yerleştirdi
3. dâre : yurt
4. el mukâmeti : ikâmet edilen yer, kalınacak yer
5. min fadli-hi : onun fazlından
6. lâ yemessu-nâ : bize dokunmaz
7. fî-hâ : orada
8. nasabun : yorgunluk, bitkinlik
9. ve lâ yemessu-nâ : ve bize dokunmaz
10. lugûbun : (açlık ve meşakkatten dolayı) bir bıkkınlık ve usanç

Vellezîne keferû lehum nâru cehennem(cehenneme), lâ yukdâ aleyhim fe yemûtû ve lâ yuhaffefu anhum min azâbihâ, kezâlike neczî kulle kefûr(kefûrin).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. nâru : ateş
5. cehenneme : cehennem
6. lâ yukdâ : kada edilmez, karar verilmez
7. aleyhim : onlara, onların üzerine
8. fe : o zaman, böylece
9. yemûtû : ölsünler
10. ve lâ yuhaffefu : ve hafifletilmez
11. an-hum : onlardan
12. min azâbi-hâ : onun azabından
13. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
14. neczî : cezalandırırız
15. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
16. kefûrin : kâfirler

Ve hum yastarihûne fîhâ, rabbenâ ahricnâ na’mel sâlihan gayrellezî kunnâ na’mel(na’melu), e ve lem nuammirkum mâ yetezekkeru fîhi men tezekkere ve câekumun nezîr(nezîru), fe zûkû fe mâ liz zâlimîne min nasîr(nasîrin).


1. ve hum : ve onlar
2. yastarihûne : feryat ederler
3. fî-hâ : orada
4. rabbe-nâ : Rabbimiz
5. ahric-nâ : bizi çıkar
6. na'mel el sâlihan : biz salih amel yapalım
7. gayre ellezî : ondan başka
8. kun-nâ na'melu : biz yapmış olduk
9. e :
10. ve lem nuammir-kum : ve size ömür vermedik
11. mâ yetezekkeru : tezekkür edebileceğiniz şey
12. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
13. men tezekkere : tezekkür edecek kimse
14. ve câe-kum : ve size geldi
15. en nezîru : nezir, uyarıcı
16. fe zûkû : o zaman, öyleyse tadın
17. fe mâ : artık değil
18. li ez zâlimîne : zalimler için
19. min nasîrin : bir yardımcı

İnnallâhe âlimu gaybis semâvâti vel ard(ardı), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. âlimu : bilir
3. gaybi : gayb
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. innehu : muhakkak ki o
7. alîmun : en iyi bilen
8. bi zâti : sahip
9. es sudûri : sine, göğüs

Huvellezî cealekum halâife fîl ard(ardı), fe men kefere fe aleyhi kufruh(kufruhu), ve lâ yezîdul kâfirîne kufruhum inde rabbihim illâ maktâ(makten), ve lâ yezîdul kâfirîne kufruhum illâ hasârâ(hasâren).


1. huve : o
2. ellezî : o ki, ki o
3. ceale-kum : sizi kıldı, yaptı
4. halâife : halifeler
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. fe : o zaman, böylece
7. men : kimse, kişi
8. kefere : örttü, inkâr etti
9. aleyhi : ona, onun üzerine
10. kufru-hu : onun küfrü, inkârı
11. ve lâ yezîdu : ve artırmaz
12. el kâfirîne : kâfirler
13. kufru-hum : onların küfrü
14. inde : yanında, katında
15. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
16. illâ : ancak, sadece
17. makten : gazap, kızgınlık, öfke
18. hasâren : hasar, zarar ziyan

Kul ereeytum şurekâekumullezîne ted’ûne min dûnillâh(dûnillâhi), erûnî mâzâ halakû minel ardı em lehum şirkun fîs semâvât(semâvâti), em âteynâhum kitâben fe hum alâ beyyinetin minh(minhu), bel in yaıduz zâlimûne ba’duhum ba’dan illâ gurûrâ(gurûran).


1. kul : de, söyle
2. e reeytum : gördünüz mü, reyiniz görüşünüz nedir
3. şurekâe-kum : ortaklarınızı
4. ellezîne : ki onlar
5. ted'ûne : dua edersiniz, yalvarırsınız
6. min dûni allâhi : Allah'tan başka
7. erû-nî : bana gösterin
8. mâzâ : ne
9. halakû : yarattılar
10. min el ardı : arzdan, yerden
11. em : yoksa, veya
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. şirkun : şirk, ortaklık
14. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
15. âteynâ-hum : biz onlara verdik
16. kitâben : yazılı olan, yazı
17. fe : o zaman, böylece
18. hum : onlar
19. alâ beyyinetin : bir delil üzerinde
20. min-hu : ondan
21. bel : hayır, bilâkis
22. in : eğer
23. yaıdu : vaadediyorlar
24. ez zâlimûne : zâlimler
25. ba'du-hum ba'dan : onların bir kısmı bir kısmına, birbirlerine
26. illâ (in..... illâ) : ancak, sadece, den başka (sadece, ancak)
27. gurûran : gurur, aldatma

İnnallâhe yumsikus semâvâti vel arda en tezûlâ, ve le in zâletâ in emsekehumâ min ehadin min ba’dih(ba’dihî), innehu kâne halîmen gafûrâ(gafûran).


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. yumsiku : tutar
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el arda : ve arz, yeryüzü
5. en tezûlâ : (ikisinin) zail olması, helâk olması, yok olması
6. ve le : ve elbette, mutlaka
7. in zâletâ : eğer (ikisi) zail olursa (yok olursa)
8. in : eğer
9. emseke-humâ : o ikisini tutar
10. min ehadin : bir kimse
11. min ba'di-hi : ondan sonra
12. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
13. kâne : oldu
14. halîmen : halim
15. gafûran : gafur, bağışlayan, mağfiret eden

Ve aksemû billâhi cehde eymânihim le in câehum nezîrun le yekûnunne ehdâ min ihdel umem(umemi), fe lemmâ câehum nezîrun mâ zâdehum illâ nufûrâ(nufûran).


1. ve aksemû : ve yemin ettiler
2. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
3. cehde : en kuvvetli
4. eymâni-him : (onların) yeminleri
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. in : eğer
7. câe-hum : onlara geldi
8. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
9. le yekûnunne : mutlaka olurlar
10. ehdâ : daha yakın
11. min : den
12. ihdâ : ahed, bir
13. el umemi : ümmetler
14. fe : o zaman, böylece
15. lemmâ : olduğu zaman
16. mâ zâde-hum : onlara artırmadı
17. illâ : ancak, sadece
18. nufûran : nefret

İstikbâren fîl ardı ve mekres seyyii, ve lâ yahîkul mekrus seyyiu illâ bi ehlih(ehlihî), fe hel yenzurûne illâ sunnetel evvelîn(evvelîne), fe len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen), ve len tecide li sunnetillâhi tahvîlâ(tahvîlen).


1. istikbâren : büyüklenerek, kibirlenerek kötülük düzenlediler
2. fî el ardı : yeryüzünde
3. ve mekre es seyyii : ve kötülük düzeni, kötü hile
4. ve lâ yahîku : ve isabet etmez, ulaşmaz
5. ve mekru es seyyii : ve kötülük düzeni, kötü hile
6. illâ : ancak, sadece
7. bi : ile, ... e
8. ehli-hi : onun halkı
9. fe : o zaman, böylece
10. hel :
11. yenzurûne : bakıyorlar, gözlüyorlar, bekliyorlar
12. sunnete : sünnet (Allah'ın kanunu)
13. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler
14. len tecide : asla bulamazsın
15. li sunnetillâhi : Allah'ın sünnetinde
16. tebdîlen : değiştirme
17. ve len tecide : ve bulamazsın
18. tahvîlen : bir değişiklik

E ve lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim ve kânû eşedde minhum kuvveh(kuvveten), ve mâ kânallâhu lî yu’cizehu min şey’in fîs semâvâti ve lâ fîl ard(ardı), innehu kâne alîmen kadîrâ(kadîren).


1. e :
2. ve lem yesîrû (e lem yenzurû) : ve gezmediler (bakmadılar mı)
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fe : o zaman, böylece
5. yenzurû : baksınlar
6. keyfe : nasıl
7. kâne : oldu
8. âkıbetu : âkibet, son, sonuç
9. ellezîne : ki onlar
10. min kabli-him : onlardan önce
11. ve kânû : ve oldular
12. eşedde : daha şiddetli, daha kuvvetli
13. min-hum : onlardan
14. kuvveten : kuvvet olarak
15. ve mâ kâne : ve olmadı
16. allâhu : Allah
17. lî yu'cize-hu : onu aciz bırakacak
18. min şey'in : bir şeyden
19. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
20. ve lâ fî el ardı : ve arzda, yeryüzünde yoktur
21. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
22. alîmen : alim, en iyi bilen
23. kadîren : kaadir, herşeye gücü yeten

Ve lev yûâhızullâhun nâse bimâ kesebû mâ tereke alâ zahrihâ min dâbbetin, ve lâkin yûahhıruhum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), fe izâ câe eceluhum fe innallâhe kâne bi ibâdihî basîrâ(basîren).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. yûâhızu : muaheze eder, sorgular
3. allâhu : Allah
4. en nâse : insanlar
5. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
6. kesebû : kazandılar, (dereceler) kazandılar
7. mâ tereke : bırakmadı (bırakmazdı)
8. alâ zahri-hâ : onun sırtında, onun üstünde
9. min dâbbetin : yürüyen hayvandan
10. ve lâkin : ve lâkin, fakat
11. yûahhıru-hum : onları tehir eder, erteler
12. ilâ ecelin : bir süreye kadar
13. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
14. fe : o zaman, böylece
15. izâ : olduğu zaman
16. câe : geldi
17. ecelu-hum : onların ecelleri (takdir edilen zaman dolunca)
18. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
19. kâne : oldu
20. bi ibâdi-hi : onun kulları
21. basîren : görerek, gören