İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ(mubînen).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. fetahnâ : biz açtık
3. leke : seni
4. fethan : fethederek, açarak
5. mubînen : açıkça, apaçık

Li yagfire lekallâhu mâ tekaddeme min zenbike ve mâ teahhare ve yutimme ni’metehu aleyke ve yehdiyeke sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).


1. li yagfire : mağfiret etmek için
2. leke : seni
3. allâhu : Allah
4. : olmadı
5. tekaddeme : takdim ettin, yaptın (geçmişte olan)
6. min : den
7. zenbi-ke : senin günahın
8. ve : ve
9. teahhare : tehir ettin, yapacağın (gelecekte olacak olan)
10. yutimme : tamamlasın
11. ni'mete-hu : nimetini
12. aleyke : sana
13. yehdiye-ke : seni hidayete erdirsin, hidayet etsin, ulaştırsın
14. sirâtan mustekîmen : Sıratı Mustakîm, Allah'a götüren yol

Ve yansurekallâhu nasran azîzâ(azîzen).


1. ve : ve
2. yansure-ke : sana yardım etsin
3. allâhu : Allah
4. nasran : bir yardım
5. azîzen : aziz, üstün

Huvellezî enzeles sekînete fî kulûbil mu’minîne li yezdâdû îmânen mea îmânihim, ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).


1. huve ellezî : O ki
2. enzele : indirdi
3. sekînete : sekînet, güven, sakinlik, huzur
4. : içinde, vardır
5. kulûbi : kalpler
6. el mu'minîne : mü'minler
7. li yezdâdû : artırmaları için
8. îmânen : îmân
9. mea : beraber
10. îmâni-him : onların îmânları
11. ve : ve
12. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
13. cunûdu : ordular
14. semâvâti : semalar, gökler
15. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
16. kâne : oldu
17. allâhu : Allah
18. ve kânallâhu : ve Allah oldu ...dır
19. alîmen : alim, en iyi bilen
20. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Li yudhilel mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve yukeffire anhum seyyiâtihim, ve kâne zâlike indallâhi fevzen azîmâ(azîmen).


1. li yudhile : dahil etsin, koysun diye
2. mu'minîne : mü'minler
3. ve : ve
4. mu'minâti : mü'min kadınlar
5. cennâtin : cennetler
6. tecrî : akar
7. min tahti-hâ : onun altından
8. el enhâru : nehirler, ırmaklar
9. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
10. fîhâ : onun içinde, ona
11. yukeffire : örter
12. an-hum : onlardan
13. seyyiâti-him : onların günahlarını
14. kâne : oldu
15. zâlike : işte bu, bu
16. inde allâhi : Allah'ın katı
17. fevzen : fevz, kurtuluş
18. azîmen : büyük

Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiretus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennem(cehenneme), ve sâet masîrâ(masîren).


1. ve : ve
2. yuazzibe : azap eder
3. el munâfikîne : münafıklar
4. el munâfikâti : münafık kadınlar
5. ve el muşrikîne : ve müşrik erkekler
6. ve el muşrikâti : ve müşrik kadınlar
7. ez zânnîne : zanda bulunanlar
8. bi allâhi : Allah'a
9. zanne es sev'i : kötü zan
10. aleyhim : onlara, onların üzerine
11. dâiretu : hezimet, dönüş
12. es sev'i : kötü
13. gadiba : gadaplandı, öfkelendi
14. allâhu : Allah
15. leane-hum : onları lânetledi
16. eadde lehum : onlara, onlar için hazırladı
17. cehenneme : cehennem
18. sâet : kötü oldu
19. masîren : varış yeri

Ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu azîzen hakîmâ(hakîmen).


1. ve : ve
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. cunûdu : ordular
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. el ardı : arz, yeryüzü
6. kâne : oldu
7. allâhu : Allah
8. azîzen : aziz, üstün
9. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

İnnâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. erselnâ-ke : seni gönderdik
3. şâhiden : şahit olarak
4. ve : ve
5. mubeşşiren : müjdeleyici
6. nezîren : nezir, uyarıcı

Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûh(tuvakkırûhu), ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ(asîlen).


1. li : ... e, için
2. tû'minû : îmân edin
3. bi allâhi : Allah'a
4. ve : ve
5. resûli-hi : onun resûlü
6. tuazzirû-hu : ona hürmet edin
7. tuvakkırû-hu : ona tazim edin, onu saygıyla yüceltin
8. tusebbihû-hu : onu tespih edin
9. bukreten : (erken) sabahleyin
10. asîlen : akşam

İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh(yubâyiûnallâhe), yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ(azîmen).


1. ellezîne : ki onlar
2. yubâyiûne-ke : sana biat ederler, tâbî olurlar
3. innemâ : ancak, sadece
4. yubâyiûne allâhe : Allah'a biat ederler, tâbî olurlar
5. yedu allâhi : Allâh'ın (cc.) eli
6. fevka : üstün
7. eydî-him : onların elleri, kendi elleri
8. fe men : o zaman kim
9. nekese : bozdu
10. fe : o zaman, böylece
11. yenkusu : bozar
12. alâ : üzere, üzerinde, ... e
13. nefsi-hî : kendi nefsi
14. ve men : ve kim
15. evfâ : vefa etti, ifa etti, yerine getirdi
16. bi mâ : şeye
17. âhede : ahd etti
18. aleyhullâhe : Allah'a
19. se yu'tî-hi : ona verilecek
20. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
21. azîmen : büyük

Se yekûlu lekel muhallefûne minel a’râbi şegaletnâ emvâlunâ ve ehlûnâ festagfir lenâ, yekûlûne bi elsinetihim mâ leyse fî kulûbihim, kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â(nef’en), bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ(habîren).


1. se yekûlule-ke : sana diyecekler
2. muhallefûne : arkada kalmış olanlar, geride kalmış olanlar
3. min el a'râbi : bedevî Araplardan, göçebe yaşayan Araplardan
4. şegalet-nâ : bizi meşgul etti
5. emvâlu-nâ : bizim mallarımız
6. ve ehlû-nâ : ve ehlimiz, ailelerimiz
7. fe istagfir lenâ : artık bizim için istiğfar et, mağfiret dile
8. yekûlûne : derler
9. bi elsineti-him : kendi dillerini, dillerini
10. : olmadı
11. leyse : değil
12. : içinde, vardır
13. kulûbi-him : onların kalpleri
14. kul : de, söyle
15. fe : o zaman, böylece
16. men : kimse, kişi
17. yemliku : gücü yeter, sahip olur, melik olur
18. lekum : sizin için, size
19. min allâhi : Allah'tan
20. şey'en : bir şey
21. in : eğer
22. erâde : diledi
23. bi-kum : size, sizin için
24. darren : bir zarar, ziyan
25. ev : veya
26. nef'en : faydalı
27. bel : hayır, bilâkis
28. kâne : oldu
29. allâhu : Allah
30. bimâ : şey ile
31. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
32. habîren : haberdar olarak, haberdar olan

Bel zanentum en len yenkaliber resûlu vel mû’minûne ilâ ehlîhim ebeden ve zuyyine zâlike fî kulûbikum ve zanentum zannes sev’i ve kuntum kavmen bûrâ(bûren).


1. bel : hayır, bilâkis
2. zanen-tum : siz zannettiniz
3. en len yenkalibe : asla dönmeyecekler
4. er resûlu : resûl
5. ve el mû'minûne : ve mü'minler
6. ilâ ehlî-him : ehillerine, ailelerine
7. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
8. ve zuyyine : ve süslü, güzel, çekici kılındı
9. zâlike : işte bu, bu
10. : içinde, vardır
11. kulûbi-kum : sizin kalpleriniz
12. ve zanen-tum : ve siz zannettiniz
13. zanne es sevi : kötü bir zanla
14. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
15. kavmen : kavim, topluluk
16. bûren : helâk olan

Ve men lem yû’min billâhi ve resûlihî fe innâ a’tednâ lil kâfirîne saîrâ(saîren).


1. ve men : ve kim
2. lem yû'min : îmân etmez
3. billâhi : Allah'a
4. ve resûli-hî : ve O'nun Resûl'ü, elçisi
5. fe : o zaman, böylece
6. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
7. a'ted-nâ : hazırladık
8. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere
9. saîren : alevli ateş

Ve lillâhi mulkus semâvâti vel ard(ardı), yagfiru li men yeşâu ve yuazzibu men yeşâu, ve kânallahu gafûren rahîmâ(rahîmen).


1. ve lillâhi : ve Allah'ındır
2. mulku : mülk
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. yagfiru : mağfiret eder, bağışlar, günahları
6. li men : kimse(ler) için
7. yeşâu : diler
8. ve yuazzibu : ve azap eder
9. men : kimse, kişi
10. ve kâne : ve oldu
11. allahu : Allah
12. gafûren : mağfiret edici, bağışlayıcı
13. rahîmen : Rahîm olan

Se yekûlul muhallefûne izentalaktum ilâ megânime li te’huzûhâ zerûnâ nettebi’kum, yurîdûne en yubeddilû kelâmallâh(kelâmallâhi), kul len tettebiûnâ kezâlikum kâlallâhu min kabl(kablu), fe se yekûlûne bel tahsudûnenâ, bel kânû lâ yefkahûne illâ kalîlâ(kalîlen).


1. se-yekûlu : diyecekler
2. muhallefûne : arkada kalmış olanlar, geride kalmış olanlar
3. izâ : olduğu zaman
4. intalaktum : siz ayrıldınız, gittiniz
5. ilâ megânime : ganimetlere
6. li te'huzû-hâ : onu almak için
7. zerû-nâ : bizi bırakın (bize izin verin)
8. nettebi' kum : size tâbî olalım, arkanızdan gelelim
9. yurîdûne : isterler, istiyorlar
10. en yubeddilû : değiştirmek
11. kelâma allâhi : Allah'ın kelâmı
12. kul : de, söyle
13. len tettebiû-nâ : asla bize tâbî olamazsınız (bizimle gelemezsiniz)
14. kezâlikum : işte böyle, böyle
15. kâle : dedi
16. allâhu : Allah
17. min kablu : önceden, daha önce
18. fe : o zaman, böylece
19. se yekûlûne : diyecekler
20. bel : hayır, bilâkis
21. tahsudûne-nâ : bize haset ediyorsunuz, bizi kıskanıyorsunuz
22. kânû : oldular
23. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak etmezler
24. illâ : ancak, sadece
25. kalîlen : az

Kul lil muhallefîne minel a’râbi setud’avne ilâ kavmin ulî be’sin şedîdin tukâtilûnehum ev yuslimûn(yuslimûne), fe in tutîû yû’tikumullâhu ecren hasenâ(hasenen), ve in tetevellev kemâ tevelleytum min kablu yuazzibkum azâben elîmâ(elîmen).


1. kul : de, söyle
2. li : ... e, için
3. muhallefîne : arkada kalmış olanlar (savaşa gitmeyenler)
4. min : den
5. el a'râbi : Araplar, Bedevîler (Bedevî Araplar)
6. se-tud'avne : davet edileceksiniz, çağrılacaksınız
7. ilâ : ... e
8. kavmin : kavim, toplum
9. ulî be'sin : güç kuvvet sahibi, kuvvetli çarpışan
10. şedîdin : şiddetli, kuvvetli, güçlü
11. tukâtilûne-hum : onlarla savaşırsınız, onları öldürürsünüz
12. ev : veya
13. yuslimûne : teslim olurlar, müslüman olurlar
14. fe : o zaman, böylece
15. in : eğer
16. tutîû : itaat edersiniz
17. yû'ti-kum : size verir
18. allâhu : Allah
19. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
20. hasenen : güzel
21. ve : ve
22. tetevellev : siz yüz çevirirsiniz, dönersiniz
23. kemâ : gibi
24. tevelley-tum : yüz çevirdiniz
25. min kablu : önceden, daha önce
26. yuazzib-kum : sizi azaplandıracak
27. azâben : azap
28. elîmen : elîm, acı

Leyse alel a’mâ haracun ve lâ alel a’reci haracun ve lâ alel marîdı harac(haracun), ve men yutııllahe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), ve men yetevelle yuazzibhu azâben elîmâ(elîmen).


1. leyse : değil
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. el a'mâ : görmeyen, kör, âmâ
4. haracun : bir darlık, bir sıkıntı
5. velâ : yoktur
6. el a'reci : aksak, topal
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. el marîdı : hasta
9. habîren : haberdar olarak, haberdar olan
10. ve men : ve kim
11. yutıa : itaat eder
12. allâhe : Allah
13. ve : ve
14. resûle-hu : onun resûlü, kendi resûlü
15. yudhil-hu : onu dahil eder, koyar
16. cennâtin : cennetler
17. tecrî : akar
18. min : den
19. tahti-hâ : onun altı
20. enhâru : nehirler
21. men : kimse, kişi
22. yetevelle : yüz çevirir, döner
23. yuazzib-hu : onu azaplandırır, ona azap eder
24. azâben : azap
25. elîmen : elîm, acı

Lekad radiyallâhu anil mu’minîne iz yubâyiûneke tahteş şecereti fe alime mâ fî kulûbihim fe enzeles sekînete aleyhim ve esâbehum fethan karîbâ(karîben).


1. lekad : andolsun ki
2. radiye allâhu : Allah razı oldu
3. an el mû'minîne : mü'minlerden
4. iz : olmuştu, olduğu zaman
5. yubâyiûne-ke : sana biat ederler, tâbî olurlar
6. tahte : altında
7. eş şecereti : ağaç
8. fe : o zaman, böylece
9. alime : bildi
10. : olmadı
11. : içinde, vardır
12. kulûbi-him : onların kalpleri
13. enzele : indirdi
14. es sekînete : sekînet, güven duygusu, huzur
15. aleyhim : onlara, onların üzerine
16. ve esâbe-hum : ve onlara isabet ettirdi, verdi, nasip etti
17. fethan : fethederek, açarak
18. karîben : yakın bir zamanda

Ve megânime kesîreten ye’huzûnehâ, ve kânallâhu azîzen hakîmâ(hakîmen).


1. ve : ve
2. megânime : ganimetler
3. kesîreten : çok, pekçok
4. ye'huzûne-hâ : onu alırlar
5. kâne : oldu
6. allâhu : Allah
7. azîzen : aziz, üstün
8. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Vaadekumullâhu megânime kesîreten te’huzûnehâ fe accele lekum hâzihî ve keffe eydiyen nâsi ankum, ve li tekûne âyeten lil mu’minîne ve yehdiyekum sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).


1. vaade-kum allâhu : Allah vaadetti
2. megânime : ganimetler
3. kesîreten : çok, pekçok
4. te'huzûne-hâ : onu alırsınız, alacaksınız
5. fe : o zaman, böylece
6. accele : acele etti
7. lekum : sizin için, size
8. hâzihî : bu
9. ve : ve
10. keffe : çekti
11. eydiye : eller
12. en nâsi : insanlar
13. an-kum : sizden
14. li : ... e, için
15. tekûne : olursun
16. âyeten : âyet, delil, kanıt
17. el mu'minîne : mü'minler
18. yehdiye-kum : sizi hidayet eder, ulaştırır
19. sırâtan mustekîmen : Sıratı Mustakîm, Allah'a ulaştıran yola

Ve uhrâ lem takdirû aleyhâ kad ehâtallâhu bihâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîren).


1. ve : ve
2. uhrâ : diğer, başka
3. lem takdirû : takdir etmediniz, henüz ulaşmadınız
4. aleyhâ : onun üzerinde
5. kad : oldu, olmuştu
6. ehâta allâhu : Allah ihata etti, kuşattı
7. bi-hâ : onu
8. kâne : oldu
9. allâhu : Allah
10. alâ : üzere, üzerinde, ... e
11. kulli : hepsi, her
12. şey'in : bir şey
13. kadîren : kaadir, herşeye gücü yeten

Ve lev kâtelekumullezîne keferû le vellevûl edbâre summe lâ yecidûne velîyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).


1. ve : ve
2. lev kâtele-kum : eğer sizinle savaşsaydılar
3. ellezîne : ki onlar
4. keferû (ellezîne keferû) : inkâr ettiler (inkâr edenler, kâfirler)
5. le vellev : mutlaka yönelirler
6. edbâre : arka, geri
7. summe : sonra
8. lâ yecidûne : bulamazlar
9. velîyyen : bir velî
10. ve lâ : ve olmaz, olmasın
11. nasîren : yardım

Sunnetellâhilletî kad halet min kabl(kablu), ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâ(tebdîlen).


1. sunnete : sünnet (Allah'ın kanunu)
2. allâhi : Allah
3. elletî : ki o
4. kad : oldu, olmuştu
5. halet : gelip geçti
6. min kablu : önceden, daha önce
7. ve : ve
8. len tecide : asla bulamazsın
9. li : ... e, için
10. sunneti allâhi : Allah'ın sünneti
11. tebdîlen : değiştirme

Ve huvellezî keffe eydiyehum ankum ve eydiyekum anhum bi batni mekkete min ba’di en azferekum aleyhim ve kânallâhu bi mâ ta’melûne basîrâ(basîran).


1. ve huvellezî : ve o ki, ve o ...dır
2. keffe : çekti
3. eydiye-hum : onların elleri, ellerini
4. an-kum : sizden
5. ve eydiye-kum : ve elleriniz
6. an-hum : onlardan
7. bi-batni : batında, ortasında
8. mekkete : Mekke
9. min ba'di : sonradan, sonra
10. en azfere-kum : sizi muzaffer kılması
11. aleyhim : onlara, onların üzerine
12. ve kâne : ve oldu
13. allâhu : Allah
14. bimâ : şey ile
15. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
16. basîren : görerek, gören

Humullezîne keferû ve saddûkum anil mescidil harâmi vel hedye ma’kûfen en yebluga mahıllehu, ve lev lâ ricâlun mu’minûne ve nisâun mû’minâtun lem ta’lemûhum en tetaûhum fe tusîbekum minhum maarratun bi gayri ilm(ilmin), li yudhılallâhu fî rahmetihî men yeşâu, lev tezeyyelû le azzebnellezîne keferû minhum azâben elîmâ(elîmen).


1. hum : onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. ve saddû-kum : ve sizi men ettiler, mani oldular
5. anil mescidil harâmi : Mescid-i Haram'dan
6. ve el hedye : ve kurban
7. ma'kûfen : bekletilen
8. en yebluga : ulaşmak
9. mahılle-hu : onun mahalli (kesim yeri)
10. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
11. ricâlun : adamlar
12. mu'minûne : inanan kimseler, inananlar
13. ve nisâun : ve kadınlar
14. mû'minâtun : mü'min
15. lem ta'lemû-hum : onları henüz bilmiyorsunuz
16. en tetaû-hum : onları helâk etmeniz
17. fe tusîbe-kum : o zaman, bu sebeple, bu yüzden size isabet eder
18. min-hum : onlardan
19. maarratun : muarrat, meşakkat, sıkıntı
20. bi gayri : olmaksızın
21. ilmin : bir bilgi, bir ilim
22. li : ... e, için
23. yudhıle allâhu : Allah dahil eder
24. fî rahmeti-hî : rahmetinin içine, rahmetine
25. men : kimse, kişi
26. yeşâu : diler
27. lev : eğer, ise
28. tezeyyelû : birbirinden ayrıldılar
29. le : mutlaka, elbette, muhakkak
30. azzebnâ : azaplandırdık
31. azâben : azap
32. elîmen : elîm, acı

İz cealellezîne keferû fî kulûbihimul hamiyyete hamiyyetel câhiliyyeti fe enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alel mû’minîne ve elzemehum kelimetet takvâ ve kânû e hakka bihâ ve ehlehâ ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. ceale (ceale fî) : kıldı, yaptı (yerleştirdi)
3. ellezîne : ki onlar
4. keferû : inkâr ettiler
5. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
6. el hamiyyete : gayret, ihtimam, himaye, muhafaza etme duygusu
7. hamiyyete el câhiliyyeti : cahillik duygusu, cahiliyet taassubu
8. fe enzele : böylece indirdi
9. allâhu : Allah
10. sekînete-hu : (onun) sekîneti
11. alâ : üzere, üzerinde, ... e
12. resûli-hî : onun resûlü, kendi resûlü
13. ve alâ : ve üzerine
14. mû'minîne : mü'minler
15. ve elzeme-hum : ve onlara elzem oldu
16. kelimete : söz
17. takvâ : takva
18. ve kânû : ve oldular
19. ehakka : daha çok hak sahibi
20. bi-hâ : onu
21. ve ehle-hâ : ve ona ehil, lâyık
22. ve kâne : ve oldu
23. bi kulli şey'in : herşeyi
24. alîmen : alim, en iyi bilen

Lekad sadakallâhu resûlehur ru’yâ bil hakk(hakkı), le tedhulunnel mescidel harâme inşâallâhu âminîne muhallikîne ruûsekum ve mukassırîne lâ tehâfûn(tehâfûne), fe alime mâ lem ta’lemû fe ceale min dûni zâlike fethan karîbâ(karîben).


1. lekad : andolsun ki
2. sadaka allâhu : Allah doğruyu söyledi
3. resûle-hu : onun resûlü, kendi resûlü
4. er ru'yâ : rüya
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. le tedhulunne : siz mutlaka gireceksiniz
7. mescide el harâme : Mescid-i Haram (Kâbe)
8. in şâe allâhu : Allah dilerse
9. âminîne : emin olanlar, güvende olanlar
10. muhallikîne : tıraş edilmiş olarak
11. ruûse-kum : başlarınızı
12. ve mukassirîne : ve (saçlarınız) kısaltmış olarak
13. lâ tehâfûne : korkmadan, korkusuzca
14. fe : o zaman, böylece
15. alime : bildi
16. : olmadı
17. lem ta'lemû : siz bilmiyorsunuz
18. ceale : kıldı, yaptı
19. min dûni zâlike : bundan başka
20. fethan : fethederek, açarak
21. karîben : yakın bir zamanda

Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullih(kullihî), ve kefâ billâhi şehîdâ(şehîden).


1. huve ellezî : O ki
2. ersele : gönderdi
3. resûle-hu : onun resûlü, kendi resûlü
4. bi hudâ : hidayet ile
5. ve dîni el hakkı : ve hak dîni
6. li : ... e, için
7. yuzhire-hu : onu zahir kılmak, izhar etmek
8. alâ : üzere, üzerinde, ... e
9. dîni : dîn
10. kulli-hî : onun hepsi, bütün
11. ve kefâ : ve kafidir
12. billâhi : Allah'a
13. şehîden : şahit

Muhammedun resûlullâh(resûlullâhi), vellezîne meahû eşiddâu alâl kuffâri ruhamâu beynehum terâhum rukkean succeden yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen sîmâhum fî vucûhihim min eseris sucûd(sucûdi), zâlike meseluhum fît tevrât(tevrâti), ve meseluhum fîl incîl(incîli), ke zer’in ahrace şat’ehu fe âzerehu festagleza festevâ alâ sûkıhî yu’cibuz zurrâa, li yagîza bihimul kuffâr(kuffâra), vaadallâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti minhum magfiraten ve ecren azîmâ(azîmen).


1. muhammedun : Muhammed
2. resûlu allâhi : Allah'ın resûlü
3. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
4. mea-hu : onun yanında
5. eşiddâu : daha şiddetli, çok şiddetli
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. kuffâri : kâfirler, inkârcılar
8. ruhamâu : çok merhametli
9. beyne-hum : onların araları
10. terâ-hum : onları görürsün
11. rukkean : rükû halinde, rükû ederlerken
12. succeden : secde ederek
13. yebtegûne : arıyorlar
14. fadlen : bir fazl
15. min : den
16. allâhi : Allah
17. ve : ve
18. rıdvânen : rıza
19. sîmâ-hum : onların nişaneleri, alâmetleri
20. fî vucûhi-him : onların yüzlerinde (yüzlerinde var olan, yüzlerindeki)
21. eseru : eserler, izler
22. sucûdi : secdeler
23. zâlike : işte bu, bu
24. meselu-hum : onların misali, onların durumu
25. fî et tevrâti : Tevrat'ta
26. fi el incîli : İncil'de
27. ke : gibi
28. zer'in : ekin
29. ahrece : çıkardı
30. şat'e-hu : onun filizi, filizini
31. fe : o zaman, böylece
32. âzere-hu : onu kuvvetlendirdi
33. istagleza : galiz hale getirdi, kalınlaştırdı
34. istevâ : istiva etti, karar kıldı, hükmetti
35. sûkı-hî : kendi gövdesi
36. yu'cibu : hoşuna gider
37. ez zurrâa : ekinciler, çiftçiler
38. li yagîza : öfkelendirmek için
39. bi him : onunla
40. el kuffâr(kuffâra) : kâfirler
41. vaada allâhu : Allah vaadetti
42. ellezîne : ki onlar
43. âmenû : îmân ettiler
44. amilû es sâlihâti : nefsi ıslah edici, tezkiye edici amel yaptılar
45. min-hum : onlardan
46. magfireten : mağfiret, günahların sevaba çevrilmesi, bağışlanma
47. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
48. azîmen : büyük