Tebârekellezî nezzelel furkâne alâ abdihî li yekûne lil âlemîne nezîrâ(nezîren).


1. tebâreke : mübarek
2. ellezî : o ki, ki o
3. nezzele : indirdi
4. furkâne : furkan
5. alâ abdi-hi : kuluna
6. li yekûne : olması için
7. li el âlemîne : âlemler için
8. nezîren : nezir, uyarıcı

Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekûn lehu şerîkun fîl mulki ve halaka kulle şey’in fe kadderahu takdîrâ(takdîren).


1. ellezî : o ki, ki o
2. lehu : ona ait, onun
3. mulku : mülk
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve lem yettehız : ve edinmedi
7. veleden : çocuk
8. ve lem yekûn : ve olmadı
9. şerîkun : bir ortak
10. fî el mulki : mülkte
11. ve halaka : yarattı
12. kulle şey'in : herşeyi
13. fe : o zaman, böylece
14. kaddera-hu : ona takdir etti
15. takdîren : takdir ederek, kader tayin ederek

Vettehazû min dûnihî âliheten lâ yahlukûne şey’en ve hum yuhlekûne ve lâ yemlikûne li enfusihim darran ve lâ nef’an ve lâ yemlikûne mevten ve lâ hayâten ve lâ nuşûrâ(nuşûren).


1. vettehazû (ve ittehazû) : ve edindiler
2. min dûni-hi : ondan başka
3. âliheten : ilâhlar
4. lâ yahlukûne : yaratamazlar
5. şey'en : bir şey
6. ve hum : ve onlar
7. yuhlekûne : yaratılıyorlar
8. ve lâ yemlikûne : ve malik değiller
9. li enfusi-him : kendileri için
10. darran : bir zarar, bir darlık
11. ve lâ : ve olmaz, olmasın
12. nef'an : bir fayda vermek
13. mevten : onun izni
14. ve lâ hayâten : işte Allah budur
15. ve lâ nuşûren : sizin Rabbiniz

Ve kâlellezîne keferû in hâzâ illâ ifkunifterâhu ve eânehu aleyhi kavmun âharûn(âharûne), fe kad câû zulmen ve zûrâ(zûran).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. in : eğer
4. hâzâ : bu
5. illâ : ancak, sadece
6. ifkun : uydurulmuş iftira
7. ifterâ-hu : onu uydurdu
8. ve eâne-hu : ve ona yardım etti
9. aleyhi : ona, onun üzerine
10. kavmun : bir kavim, bir topluluk
11. âharûne : başkaları, diğerleri
12. fe : o zaman, böylece
13. kad câû : gelmişlerdi, gelmiş oldular
14. zulmen : zulüm, zulüm olması, haksızlık
15. ve zûran : ve bâtıl olarak, bâtılla

Ve kâlû esâtîrul evvelînektetebehâ fe hiye tumlâ aleyhi bukreten ve asîlâ(asîlen).


1. ve kâlû : ve dediler
2. esâtîru : satırlar, eskilerin yazdığı şeyler, masallar
3. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler
4. iktetebe-hâ : onu yazdırdı
5. fe : o zaman, böylece
6. hiye : o
7. tumlâ : işte onlar
8. aleyhi : ona, onun üzerine
9. bukreten : (erken) sabahleyin
10. ve asîlen : ve akşam

Kul enzelehullezî ya’lemus sırre fîs semâvâti vel ard(ardı), innehu kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).


1. kul : de, söyle
2. enzele-hu : onu indirdi
3. ellezî : o ki, ki o
4. ya'lemu : bilir
5. es sırre : sır, gizli
6. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
7. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. kâne : oldu
10. gafûran : gafur, bağışlayan, mağfiret eden
11. rahîmen : Rahîm olan

Ve kâlû mâli hâzer resûli ye’kulit taâme ve yemşî fîl esvâk(esvâkı), lev lâ unzile ileyhi melekun fe yekûne meahu nezîrâ(nezîren).


1. ve kâlû : ve dediler
2. mâ li : niçin, nasıl
3. hâzâ : bu
4. er resûli : Resûl
5. ye'kuli : yiyor
6. et taâme : yemek
7. ve yemşî : ve yürür
8. fî el esvâkı : çarşılarda
9. lev lâ : eğer olmasaydı
10. unzile : indirildi
11. ileyhi : ona
12. melekun : bir melek
13. fe : o zaman, böylece
14. yekûne : olur, olsun
15. mea-hu : onun yanında
16. nezîren : nezir, uyarıcı

Ev yulkâ ileyhi kenzun ev tekûnu lehu cennetunye’kulu minhâ, ve kâlez zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).


1. ev : veya
2. yulkâ : atar, verir
3. ileyhi : ona
4. kenzun : bir hazine
5. tekûnu : olması
6. lehu : ona ait, onun
7. cennetun : bir bahçe
8. ye'kulu : (yemek) yer
9. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
10. ve kâle : ve dedi
11. ez zâlimûne : zâlimler
12. in tettebiûne : eğer siz tâbî oluyorsanız
13. illâ : ancak, sadece
14. raculen : bir erkek şeklinde, suretinde
15. meshûren : büyülenmiş, sihir yapılmış

Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).


1. unzur : bak
2. keyfe : nasıl
3. darabû : (misal) getirdiler, vurguladılar
4. leke : seni
5. el emsâle : örnekler, misaller
6. fe : o zaman, böylece
7. dallû : saptılar
8. lâ yestetîûne : güç yetiremezler, muktedir değiller
9. sebîlen : yol, yol bulma

Tebârekellezî in şâe ceale leke hayren min zâlike cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve yec’al leke kusûrâ(kusûran).


1. tebâreke : mübarek
2. ellezî : o ki, ki o
3. in : eğer
4. şâe : diledi
5. ceale : kıldı, yaptı
6. leke : seni
7. hayren : bir hayır
8. min zâlike : bundan
9. cennâtin : cennetler
10. tecrî : akar
11. min tahti-hâ : onun altından
12. el enhâru : nehirler, ırmaklar
13. ve yec'al : ve kılar, yapar
14. kusûren : kasırlar, saraylar, köşkler

Bel kezzebû bis sâati ve a’tednâ li men kezzebe bis sâati saîrâ(saîren).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
3. bi es sâati : o saati, kıyâmeti
4. ve a'tednâ : ve biz hazırladık
5. li : ... e, için
6. men kezzebe : tekzip eden kimseler, yalanlayanlar
7. saîren : alevli ateş

İzâ raethum min mekânin baîdin semiû lehâ tegayyuzan ve zefîrâ(zefîran).


1. izâ : olduğu zaman
2. raet-hum : onları gördü
3. min mekânin : bir mekândan, bir yerden
4. baîdin : uzak
5. semiû : işittiler
6. lehâ : onda, onun
7. tegayyuzan : öfkeli (olan)
8. ve zefîran : ve uğultulu (olan)

Ve izâ ulkû minhâ mekânen dayyıkan mukarrenîne deav hunâlike subûrâ(subûran).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. ulkû : atıldılar
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. mekânen : konum, yer
5. dayyıkan : dar, sıkışık
6. mukarrenîne : birbirine bağlanmış olanlar
7. deav : davet ettiler, çağırdılar (istediler)
8. hunâlike : orada, işte orada
9. subûran : helâk olmak, yok olmak

Lâ ted’ûl yevme subûran vâhıden ved’û subûran kesîrâ(kesîren).


1. lâ ted'û : davet etmeyin, çağırmayın (istemeyin)
2. el yevme : bugün
3. subûran : helâk olmak, yok olmak
4. vâhıden : bir, bir defa
5. ved'û (ve ud'û) : ve davet edin, çağırın
6. kesîren : çok

Kul e zâlike hayrun em cennetul huldilletî vuidel muttekûn(muttekûne), kânet lehum cezâen ve masîrâ(masîren).


1. kul : de, söyle
2. e zâlike : bu mu
3. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
4. em : yoksa, veya
5. cennetu : cennet
6. el huldilletî (huldi elletî ) : halidin olan, ebedî olan ki o
7. vuide : vaadedilen
8. el muttekûne : takva sahipleri
9. kânet : oldu, olmuştur
10. lehum : onlarındır, onlar için vardır
11. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
12. ve masîren : ve dönüş yeri

Lehum fîhâ mâ yeşâûne hâlidîn(hâlidîne), kâne alâ rabbike va’den mes’ûlâ(mes’ûlen).


1. lehum : onlarındır, onlar için vardır
2. fî-hâ : orada
3. : olmadı
4. yeşâûne : dilediler
5. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
6. kâne : oldu
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. rabbi-ke : senin Rabbin
9. va'den : vaad
10. mes'ûlen : mes'ul, sorumlu

Ve yevme yahşuruhum ve mâ ya’budûne min dûnillâhi fe yekûlu e entum adleltum ibâdî hâulâi em hum dallûs sebîl(sebîle).


1. ve yevme : ve o gün
2. yahşuru-hum : onları toplar
3. ve mâ : ve şey
4. ya'budûne : tapıyorlar
5. min dûnillâhi (dûni allâhi) : Allah'tan başka
6. fe : o zaman, böylece
7. yekûlu : der, söyler
8. e entum : siz mi
9. adleltum : saptırdınız, dalâlete düşürdünüz
10. ibâdî : benim kullarım
11. hâulâi : bunlar
12. em : yoksa, veya
13. hum : onlar
14. dallû : saptılar
15. es sebîle : yol

Kâlû subhâneke mâ kâne yenbegî lenâ en nettehıze min dûnike min evliyâe ve lâkin metta’tehum ve âbâehum hattâ nesûz zikre, ve kânû kavmen bûra(bûren).


1. kâlû : dediler
2. subhâne-ke : sen sübhansın, seni tenzih ederiz
3. mâ kâne : olmadı
4. yenbegî : yakışmaz, uygun olmaz
5. lenâ : bizim
6. en nettehıze : bizim edinmemiz
7. min dûni-ke : senden başka
8. min evliyâe : velîlerden, dostlardan (bir dost)
9. ve lâkin : ve lâkin, fakat
10. metta'te-hum : onları metalandırdın, yararlandırdın
11. ve âbâe-hum : ve onların babaları, ataları
12. hattâ : olana kadar, olmadıkça
13. nesû : unuttular
14. ez zikra : zikir
15. ve kânû : ve oldular
16. kavmen : kavim, topluluk
17. bûren : helâk olan

Fe kad kezzebûkum bimâ tekûlûne fe mâ testetîûne sarfan ve lâ nasrâ(nasran), ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ(kebîren).


1. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
2. kezzebû-kum : sizi yalanladılar
3. bimâ : şey ile
4. tekûlûne : söylüyorsunuz
5. fe : o zaman, böylece
6. mâ testetîûne : gücünüz yetmez, muktedir olamazsınız
7. sarfan : uzaklaştırmak
8. ve lâ nasran : ve yardım olmaz
9. ve men : ve kim
10. yazlım : zulmeder
11. min-kum : sizden
12. nuzık-hu : ona tattırırız, tattıracağız
13. azâben : azap
14. kebîren : büyük, yaşlı

Ve mâ erselnâ kableke minel murselîne illâ innehum le ye’kulûnet taâme ve yemşûne fîl esvâkı ve cealnâ ba’dakum li ba’dın fitneten(fitneten), e tasbirûn(tasbirûne), ve kâne rabbuke basîrâ(basîren).


1. ve mâ erselnâ : ve biz göndermedik
2. kable-ke : senden önce
3. min el murselîne : gönderilen resûllerden
4. illâ : ancak, sadece
5. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
6. le ye'kulûne : yerler
7. et taâme : yemek
8. ve yemşûne : ve yürürler
9. fî el esvâkı : çarşılarda
10. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
11. ba'da-kum : bazınızı, bir kısmınızı
12. li ba'dın : bir kısmına
13. fitneten : fitne, imtihan
14. e tasbirûne : sabredecek misiniz
15. ve kâne : ve oldu
16. rabbu-ke : senin Rabbin
17. basîren : görerek, gören

Ve kâlellezîne lâ yercûne likâenâ lev lâ unzile aleynel melâiketu ev nerâ rabbenâ, lekad istekberû fî enfusihim ve atev utuvven kebîrâ(kebîren).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne lâ yercûne : dilemeyen kimseler
3. likâe-nâ : bize ulaşmayı
4. lev lâ : eğer olmasaydı
5. unzile : indirildi
6. aleynâ : bize
7. el melâiketu : melekler
8. ev : veya
9. nerâ : biz görürüz
10. rabbe-nâ : Rabbimiz
11. lekad : andolsun ki
12. istekberû : büyüklendiler, kibirlendiler
13. : içinde, vardır
14. enfusi-him : onların nefsleri
15. ve atev : ve haddi aştılar, isyan ettiler
16. utuvven : taşkınlık ederek, haddi aşarak
17. kebîren : büyük, yaşlı

Yevme yerevnel melâikete lâ buşrâ yevme izin lil mucrimîne ve yekûlûne hicran mahcûrâ(mahcûren).


1. yevme : o gün
2. yerevne : görecekler
3. el melâikete : melekleri
4. lâ buşrâ : müjde(ler) yoktur
5. yevme izin : izin günü
6. li el mucrimîne : mücrimler için, suçlular için
7. ve yekûlûne : ve diyorlar
8. hicran : yasak, haram
9. mahcûren : yasak edilmiş, haram edilmiş, men edilmiş

Ve kadimnâ ilâ mâ amilû min amelin fe cealnâhu hebâen mensûrâ(mensûran).


1. ve kadimnâ : ve önüne geçtik
2. ilâ mâ amilû : yaptıkları şeylere
3. min amelin : amelden bir şey, bir amel, bir iş
4. fe : o zaman, böylece
5. cealnâ-hu : onu kıldık
6. hebâen : toz zerresi
7. mensûran : savrulmuş, dağınık

Ashâbul cenneti yevme izin hayrun mustekarran ve ahsenu makîlâ(makîlen).


1. ashâbu el cenneti : cennet halkı
2. yevme izin : izin günü
3. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
4. mustekarran : karar kılınan yer, kalınacak yer
5. ve ahsenu : ve daha güzel, en güzel
6. makîlen (kâilun) : öğle uykusu uyunan yer, dinlenme yeri (öğle uyku vakti, dinlenme zamanı)

Ve yevme teşakkakus semâu bil gamâmi ve nuzzilel melâiketu tenzîlâ(tenzîlen).


1. ve yevme : ve o gün
2. teşakkaku : parçalanır, yarılır
3. es semâu : sema, gök
4. bi el gamâmi : bulutlar ile
5. ve nuzzile : ve indirildi
6. el melâiketu : melekler
7. tenzîlen : bir indirme ile, indiriş ile, tenzil ederek

El mulku yevmeizinil hakku lir rahmân(rahmâni), ve kâne yevmen alel kâfirîne asîrâ(asîran).


1. el mulku : melik, hükümdar
2. yevme izin : izin günü
3. el hakku : hak, gerçek
4. li er rahmâni : Rahmân'a
5. ve kâne : ve oldu
6. yevmen : gün
7. alâ el kâfirîne : kâfirlere
8. asîran : zor, güç, sıkıntılı

Ve yevme yeadduz zâlimu alâ yedeyhi yekûlu yâ leytenîttehaztu mear resûli sebîlâ(sebîlen).


1. ve yevme : ve o gün
2. yeaddu : öfkeden, pişmanlıktan ısırır
3. ez zâlimu : zalim, zulmeden
4. alâ yedey-hi : ellerini
5. yekûlu : der, söyler
6. yâ leyte-nî : keşke ben
7. ittehaztu : ben edindim
8. mea : beraber
9. er resûli : Resûl
10. sebîlen : yol, yol bulma

Yâ veyletâ leytenî lem ettehız fulânen halîlâ(halîlen).


1. yâ veyletâ : vay, heyhat, hayret
2. leyte-nî : keşke ben
3. lem ettehız : edinmeseydim
4. fulânen : filân kişi, o kişi
5. halîlen : dost

Lekad edallenî aniz zikri ba’de iz câenî, ve kâneş şeytânu lil insâni hazûlâ(hazûlen).


1. lekad : andolsun ki
2. edalle-nî : beni saptırdı
3. an ez zikri : zikirden
4. ba'de : sonra
5. iz câe-nî : bana gelmişti
6. ve kâne : ve oldu
7. eş şeytânu : şeytan
8. li el insâni : insan için
9. hazûlen : yardımsız bırakan, yardımı engelleyen

Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).


1. ve kâle : ve dedi
2. er resûlu : resûl
3. yâ rabbi : ey Rabbim
4. inne : muhakkak
5. kavmî : benim kavmim
6. ittehazû : edindiler
7. el kur'âne : Kur'ân
8. mehcûran : ayrılmış, uzaklaşılmış, terkedilmiş olan

Ve kezâlike cealnâ li kulli nebiyyin aduvven minel mucrimîn(mucrimîne), ve kefâ bi rabbike hâdiyen ve nasîrâ(nasîran).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. cealnâ : kıldık, yaptık
3. li kulli : hepsi için, herbiri için vardır
4. nebiyyin : peygamber
5. aduvven : düşman
6. min el mucrimîne : mücrimlerden,
7. ve kefâ : ve kafidir
8. bi rabbi-ke : senin Rabbine
9. hâdiyen : hidayete erdiren
10. ve nasîran : ve yardımcı olan

Ve kâlellezîne keferû lev lâ nuzzile aleyhil kur’ânu, cumleten vâhideh(vâhideten), kezâlike li nusebbite bihî fuâdeke ve rettelnâhu tertîlâ(tertîlen).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. lev lâ : eğer olmasaydı
4. nuzzile : indirildi
5. aleyhi : ona, onun üzerine
6. el kur'ânu : Kur'ân-ı Kerim
7. cumleten : toplu olarak, bütün olarak
8. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
9. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
10. li nusebbite : tesbit etmemiz, sabitlememiz için
11. bi-hî : onunla
12. fuâde-ke : senin kalbindeki idrak hassasını (fiziğin ötesine açık idrak)
13. ve rettelnâ-hu : ve onu beyan ettik, yavaş okuduk
14. tertîlen : yavaş yavaş, tertip tertip, kısım kısım

Ve lâ ye’tûneke bi meselin illâ ci’nâke bil hakkı ve ahsene tefsîrâ(tefsîren).


1. ve lâ ye'tûne-ke bi : ve sana gelmedi, getirmediler
2. meselin : misâl, mesele, durum
3. illâ : ancak, sadece
4. ci'nâ-ke : sana getirdik, geldik
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. ve ahsene : ve en güzel
7. tefsîren : tefsir, açıklama

Ellezîne yuhşerûne alâ vucûhihim ilâ cehenneme ulâike şerrun mekânen ve edallu sebîlâ(sebîlen).


1. ellezîne : ki onlar
2. yuhşerûne : haşrolunacaklar, huzurunda toplanacaklar
3. alâ vucûhi-him : yüzleri üzerinde, yüzükoyun, yüzüstü
4. ilâ cehenneme : cehenneme (cehennemde)
5. ulâike : işte onlar
6. şerrun : şerrdir
7. mekânen : konum, yer
8. ve edallu : ve en çok sapanlar
9. sebîlen : yol, yol bulma

Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe ve cealnâ meahû ehâhu hârûne vezîrâ(vezîren).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. el kitâbe : kitap
5. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
6. mea-hû : onunla beraber
7. ehâ-hu : onun kardeşi
8. hârûne : Harun
9. vezîren : vezir, yardımcı

Fe kulnazhebâ ilel kavmillezîne kezzebû bi âyâtinâ, fe demmernâhum tedmîrâ(tedmîren).


1. fe : o zaman, böylece
2. kulnâ : biz dedik
3. ezhebâ : git
4. ilâ el kavmi : o kavme,
5. ellezîne kezzebû : yalanlayan kimseler
6. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
7. demmernâ-hum : onları helâk ettik, yok ettik
8. tedmîren : dumura uğratarak (malını, canını, evlâdını yok ederek)

Ve kavme nûhın lemmâ kezzebûr rusule agraknâhum ve cealnâhum lin nâsi âyeh(âyeten), ve a’tednâ liz zâlimîne azâben elîmâ(elîmen).


1. ve kavme nûhın : ve Nuh (A.S)'ın kavmi
2. lemmâ : olduğu zaman
3. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
4. er rusule : resûller
5. agraknâ-hum : onları boğduk
6. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık (yaptık)
7. li en nâsi : insanlar için, insanlara
8. âyeten : âyet, delil, kanıt
9. ve a'tednâ : ve biz hazırladık
10. li ez zâlimîne : zalimler için
11. azâben : azap
12. elîmen : elîm, acı

Ve âden ve semûdâ ve ashâber ressi ve kurûnen beyne zâlike kesîrâ(kesîren).


1. ve âden : ve Ad (kavmi)
2. istacâbû : ve Semud (kavmi)
3. li rabbi-him : Rab'lerine (karşı), Rab'lerinden
4. ve kurûnen : ve nesiller
5. beyne zâlike : bu (ikisi) arasında
6. kesîren : çok

Ve kullen darabnâ lehul emsâle ve kullen tebbernâ tetbîrâ(tetbîren).


1. ve kullen : ve hepsi
2. darabnâ : vurduk, yatırdık, uyuttuk
3. lehu : ona ait, onun
4. el emsâle : örnekler, misaller
5. tebbernâ : biz mahvettik, helâk ettik
6. tetbîren : helâk ederek, mahvederek

Ve lekad atev alel karyetilletî umtırat mataras sev’(sev’ı), e fe lem yekûnû yerevnehâ, bel kânû lâ yercûne nuşûrâ(nuşûren).


1. ve lekad : ve andolsun
2. atev : haddi aştılar
3. alâ el karyeti : kasabaya, ülkeye
4. elletî : ki o
5. umtırat : yağmur yağdırıldı
6. matara : yağmur
7. es sev'ı : kötü, fena (felâket)
8. e fe lem yekûnû : öyle olmadı mı, hâlâ olmadı mı
9. yerevne-hâ : onu görürler
10. bel : hayır, bilâkis
11. kânû : oldular
12. lâ yercûne : ümit etmiyorlar
13. nuşûren : yeniden dirilmek

Ve iza reavke in yettehızûneke illâ huzuvâ(huzuven), e hâzellezî beasallâhu resûlâ(resûlen).


1. ve iza : ve olduğu zaman
2. reav-ke : seni gördükleri
3. in : eğer
4. yettehızûne-ke : seni edinirler
5. illâ : ancak, sadece
6. huzuven : alay konusu
7. e :
8. hâzâ : bu
9. ellezî : o ki, ki o
10. bease : beas etti, hayata getirdi, gönderdi
11. allâhu : Allah
12. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid

İn kâde le yudıllunâ an âlihetinâ lev lâ en sabernâ aleyhâ, ve sevfe ya’lemûne hîne yerevnel azâbe men edallu sebîlâ(sebîlen).


1. in : eğer
2. kâde : neredeyse, az kalsın
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. yudıllu-nâ : bizi saptıracak, saptırıyor
5. an âliheti-nâ : ilâhlarımızdan
6. lev lâ : eğer olmasaydı
7. en sabernâ : sabretmemiz
8. aleyhâ : onun üzerinde
9. ve sevfe ya'lemûne : ve bilecekler
10. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
11. yerevne : görecekler
12. el azâbe : azap
13. men : kimse, kişi
14. edallu : daha çok dalâlette
15. sebîlen : yol, yol bulma

E raeyte menittehaze ilâhehu hevâh(hevâhu), e fe ente tekûnu aleyhi vekîlâ(vekîlen).


1. e raeyte : gördün mü
2. men ittehaze : edinen kimse
3. ilâhe-hu : onun ilâhı
4. hevâ-hu : hevasına, nefsinin afetlerine
5. e fe ente : fakat, sen mi
6. tekûnu : olması
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. vekîlen : vekil olarak

Em tahsebu enne ekserehum yesmeûne ev ya’kılûn(ya’kılûne), in hum illâ kel en’âmi bel hum edallu sebîlâ(sebîlen).


1. em : yoksa, veya
2. tahsebu : sen sanıyorsun
3. enne : olduğunu
4. eksere-hum : onların çoğu
5. yesmeûne : işitirler
6. ev : veya
7. ya'kılûne : akıl ederler
8. in : eğer
9. hum : onlar
10. illâ : ancak, sadece
11. ke : gibi
12. el en'âmi : hayvanlar
13. bel : hayır, bilâkis
14. edallu : daha çok dalâlette
15. sebîlen : yol, yol bulma

E lem tere ilâ rabbike keyfe meddez zıll(zılle), ve lev şâe le cealehu sâkinâ(sâkinen), summe cealneş şemse aleyhi delîlâ(delîlen).


1. e lem tere : görmüyor musun
2. ilâ rabbi-ke : efendine
3. keyfe : nasıl
4. medde : uzattı, yaydı
5. ez zılle : gölge
6. ve lev şâe : ve eğer, şâyet dilerse, dileseydi
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. ceale-hu : onu kıldı, yaptı
9. sâkinen : sakin, sabit
10. summe : sonra
11. cealnâ : kıldık, yaptık
12. eş şemse : güneş
13. aleyhi : ona, onun üzerine
14. delîlen : delil

Summe kabadnâhu ileynâ kabdan yesîrâ(yesîren).


1. summe : sonra
2. kabadnâ-hu : onu çektik
3. ileynâ : bize
4. kabdan : çekerek, kısaltarak
5. yesîren : kolayca, azar azar, yavaş yavaş

Ve huvellezî ceale lekumul leyle libâsen ven nevme subâten ve cealen nehâre nuşûrâ(nuşûren).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. ceale : kıldı, yaptı
4. lekum : sizin için, size
5. el leyle : gece
6. libâsen : elbise
7. ve en nevme : ve uyku
8. subâten : dinlenme
9. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
10. en nehâre : gündüz
11. nuşûren : yeniden dirilmek

Ve huvellezî erseler riyâha buşren beyne yedey rahmetih(rahmetihî), ve enzelnâ mines semâi mâen tahûrâ(tahûran).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. ersele : gönderdi
4. er riyâha : rüzgârları
5. buşren : müjdeleyici olarak
6. beyne yedey : iki eli arasında, önünde
7. rahmeti-hi : onun rahmeti
8. ve enzelnâ : ve biz indirdik
9. mines semâi : semadan, gökten
10. mâen : su
11. tahûran : tertemiz

Li nuhyiye bihî beldeten meyten ve nuskıyehu mimmâ halaknâ en’âmen ve enâsiyye kesîrâ(kesîren).


1. li : ... e, için
2. nuhyiye : hayat veririz, canlandırırız
3. bihî : ona
4. beldeten : belde
5. meyten : ölü
6. ve nuskıye-hu : ve onu sularız
7. mimmâ : şeylerden
8. halaknâ : biz yarattık
9. en'âmen : hayvanlar
10. ve enâsiyye : ve insanlar
11. kesîren : çok

Ve lekad sarrafnâhu beynehum li yezzekkerû fe ebâ ekserun nâsi illâ kufûrâ(kufûran).


1. ve lekad : ve andolsun
2. sarrafnâ-hu : onu paylaştırdık, açıkladık
3. beyne-hum : onların araları
4. li yezzekkerû : tezekkür etsinler diye
5. fe : o zaman, böylece
6. ebâ : çekindi, kaçındı, direndi
7. ekseru : daha çok, çoğu
8. en nâsi : insanlar
9. illâ : ancak, sadece
10. kufûran : inkâr ederek

Ve lev şi’nâ le beasnâ fî kulli karyetin nezîrâ(nezîren).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. şi'nâ : biz diledik
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. beasnâ : biz gönderdik, beas ettik
5. : içinde, vardır
6. kulli : hepsi, her
7. karyetin : ülke, şehir, kasaba
8. nezîren : nezir, uyarıcı

Fe lâ tutııl kâfirîne ve câhidhum bihî cihâden kebîrâ(kebîren).


1. fe : o zaman, böylece
2. lâ tutıı : itaat etme
3. el kâfirîne : kâfirler
4. ve câhid-hum : ve onlarla cihad et, savaş
5. bihî : ona
6. cihâden : cihad
7. kebîren : büyük, yaşlı

Ve huvellezî meracel bahreyni hâzâ azbun furâtun ve hâzâ milhun ucâc(ucâcun), ve ceale beynehumâ, berzehan ve hıcran mahcûrâ(mahcûran).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. merace : serbest bıraktı
4. el bahreyni : iki deniz
5. hâzâ : bu
6. azbun : lezzetli
7. furâtun : tatlı
8. ve hâzâ : ve bu
9. milhun : tuzlu
10. ucâcun : acı
11. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
12. beyne-humâ : onların ikisinin arası
13. berzehan : berzah, engel
14. ve hıcran : ve engelleyerek, mani olarak
15. mahcûren : yasak edilmiş, haram edilmiş, men edilmiş

Ve huvellezî halaka minel mâi beşeren fe cealehû neseben ve sıhrâ(sıhran), ve kâne rabbuke kadîrâ(kadîren).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. halaka : yarattı
4. min el mâi : sudan
5. beşeren : bir beşer
6. fe : o zaman, böylece
7. ceale-hu : onu kıldı, yaptı
8. neseben : neseb, akrabalık, soy bağı
9. ve sıhran : ve sıhriyyet, (birbirine) karışma, hısımlık
10. ve kâne : ve oldu
11. rabbu-ke : senin Rabbin
12. kadîren : kaadir, herşeye gücü yeten

Ve ya’budûne min dûnillâhi mâ lâ yenfeuhum ve lâ yadurruhum, ve kânel kâfiru alâ rabbihî zahîrâ(zahîran).


1. ve ya'budûne : ve kulluk ediyorlar, ibadet ediyorlar
2. min dûni allâhi : Allah'tan başka
3. : olmadı
4. lâ yenfeu-hum : onlar fayda vermez
5. ve lâ yadurru-hum : ve zarar vermez
6. ve kâne : ve oldu
7. el kâfiru : kâfir
8. alâ rabbi-hî : kendi Rabbine
9. zahîran : zahir olma, arka çıkma

Ve mâ erselnâke illâ mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).


1. ve mâ erselnâ-ke : ve biz seni göndermedik
2. illâ : ancak, sadece
3. mubeşşiren : müjdeleyici
4. ve nezîren : ve uyarıcı olarak

Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin illâ men şâe en yettehıze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).


1. kul : de, söyle
2. mâ es'elu-kum : sizden istemiyorum
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. min ecrin : ücretten, bir ücret
5. illâ : ancak, sadece
6. men : kimse, kişi
7. şâe : diledi
8. en yettehıze : (onun) edinmesi
9. ilâ rabbi-hî : Rabbine
10. sebîlen : yol, yol bulma

Ve tevekkel alel hayyillezî lâ yemûtu ve sebbih bi hamdih(hamdihî), ve kefâ bihî bi zunûbi ibâdihî habîrâ(habîren).


1. ve tevekkel alâ : ve tevekkül et, güven, vekil tayin et
2. el hayyi : hayy olan, hayatta olan
3. ellezî : o ki, ki o
4. lâ yemûtu : ölmez
5. ve sebbih : ve tesbih et
6. bi hamdi-hi : onu hamd ile
7. ve kefâ : ve kafidir
8. bihî : ona
9. bi zunûbi : günahlara
10. ibâdi-hi : (O'nun) kulları
11. habîren : haberdar olarak, haberdar olan

Ellezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arşir rahmânu fes’el bihî habîrâ(habîren).


1. ellezî : o ki, ki o
2. halaka : yarattı
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. vel arda : ve arz, yeryüzü
5. ve mâ beynehumâ : ve ikisi arasındaki şeyler
6. : içinde, vardır
7. sitteti : altı (6)
8. eyyâmin : günler
9. summe istevâ : sonra istiva etti
10. alâ el arşi : arşa
11. er rahmânu : Rahmân
12. fe : o zaman, böylece
13. es'el : sor
14. bi-hî : onunla
15. habîren : haberdar olarak, haberdar olan

Ve izâ kîle lehumuscudû lir rahmâni kâlû ve mer rahmânu e nescudu li mâ te’murunâ ve zâdehum nufûrâ(nufûren). (SECDE ÂYETİ)


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. kîle : denildi
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. uscudû : secde edin
5. li er rahmâni : Rahmân'a
6. kâlû : dediler
7. ve mâ er rahmânu : ve Rahmân nedir
8. e nescudu : secde mi edelim
9. li : ... e, için
10. mâ te'muru-nâ : bize emrettiğin şey
11. ve zâde-hum : ve onlara arttırdı
12. nufûren : nefret

Tebârekellezî ceale fîs semâi burûcen ve ceale fîhâ sirâcen ve kameren munîrâ(munîren).


1. tebâreke : mübarek
2. ellezî : o ki, ki o
3. ceale : kıldı, yaptı
4. fî es semâi : semaya
5. burûcen : burçlar, takım yıldızlar, yıldız kümeleri
6. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
7. fî-hâ : orada
8. sirâcen : kandil
9. ve kameren : ve ay
10. munîren : aydınlatıcı

Ve huvellezî cealel leyle ven nehâre hılfeten li men erâde en yezzekkere ev erâde şukûrâ(şukûren).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. ceale : kıldı, yaptı
4. el leyle : gece
5. ve en nehâre : ve gündüz
6. hılfeten : karşılıklı ardarda, birbirini takip eden
7. li men : kimse(ler) için
8. erâde : diledi
9. en yezzekkere : tezekkür etmek
10. ev : veya
11. şukûren : şükretmek

Ve ibâdur rahmânillezîne yemşûne alel ardı hevnen ve izâ hâtabehumul câhilûne kâlû selâmâ(selâmen).


1. ve ibâdu : ve kullar
2. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
3. ellezîne : ki onlar
4. yemşûne : yürürler
5. alâ el ardı : yeryüzünde
6. hevnen : mütevazi olarak, tevazu ile
7. ve izâ : ve o zaman, olunca
8. hâtabe-hum : onlara hitap etti
9. el câhilûne : cahiller
10. kâlû : dediler
11. selâmen : selâm

Vellezîne yebîtûne li rabbihim succeden ve kıyâmâ(kıyâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yebîtûne : geceyi geçirirler
3. li rabbi-him : Rab'lerine (karşı), Rab'lerinden
4. succeden : secde ederek
5. ve kıyâmen : ve kıyam ederek, ayakta durarak

Vellezîne yekûlûne rabbenâsrif annâ azâbe cehenneme inne azâbehâ kâne garâmâ(garâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yekûlûne : derler
3. rabbe-nâ : Rabbimiz
4. asrif an-nâ : bizden çevir, uzaklaştır
5. azâbe : azap
6. cehenneme : cehennem
7. inne : muhakkak
8. azâbe-hâ : onun azabı
9. kâne : oldu
10. garâmen : daimî helâk edici

İnnehâ sâet mustekarren ve mukâmâ(mukâmen).


1. inne-hâ : muhakkak ki o
2. sâet : kötü oldu
3. mustekarren : karar kılınan yer, karargâh
4. ve mukâmen : ve ikâmet edilen yer (ikâmet yeri)

Vellezîne izâ enfekû lem yusrifû ve lem yakturû ve kâne beyne zâlike kavâmâ(kavâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. izâ : olduğu zaman
3. enfekû : verdiler, harcadılar
4. lem yusrifû : israf etmezler
5. ve lem yakturû : ve kısmazlar, cimrilik etmezler
6. ve kâne : ve oldu
7. beyne : arasında
8. zâlike : işte bu, bu
9. kavâmen : ikame eden

Vellezîne lâ yed’ûne meallâhi ilâhen âhara ve lâ yaktulûnen nefselletî harramallâhu illâ bil hakkı ve lâ yeznûn(yeznûne), ve men yef’al zâlike yelka esâmâ(esâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. lâ yed'ûne : tapmazlar
3. mea allâhi : Allah ile beraber
4. ilâhen : bir ilâh
5. âhara : başka, diğer
6. ve lâ yaktulûne : ve öldürmezler
7. en nefse : nefs, kimse, kişi
8. elletî : ki o
9. harreme : haram kıldı
10. allâhu : Allah
11. illâ : ancak, sadece
12. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
13. ve lâ yeznûne : ve zina yapmazlar
14. ve men : ve kim
15. yef'al : yapar
16. zâlike : işte bu, bu
17. yelka : karşılaşır
18. esâmen : günah, ceza, azap

Yudâaf lehul azâbu yevmel kıyâmeti ve yahlud fîhî muhânâ(muhânen).


1. yudâaf : kat kat artar
2. lehu : ona ait, onun
3. el azâbu : azap
4. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
5. ve yahlud : ve halid olur, daimî kalır, ebediyyen kalır
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. muhânen : alçaltılmış olarak

İllâ men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).


1. illâ : ancak, sadece
2. men : kimse, kişi
3. tâbe : tövbe etti (mürşidin önünde)
4. ve âmene : ve âmenû oldu
5. ve amile : ve yaptı
6. amelen sâlihan : salih amel (nefsi ıslâh edici amel)
7. fe : o zaman, böylece
8. ulâike : işte onlar
9. yubeddilu : çevirir
10. allâhu : Allah
11. seyyiâti-him : onların günahlarını
12. hasenâtin : hasenatlar, sevaplar
13. ve kâne : ve oldu
14. gafûren : mağfiret edici, bağışlayıcı
15. rahîmen : Rahîm olan

Ve men tâbe ve amile sâlihan fe innehu yetûbu ilâllâhi metâbâ(metâben).


1. ve men : ve kim
2. tâbe : tövbe etti (mürşidin önünde)
3. ve amile sâlihan : ve salih amel, ıslâh edici (nefsi tezkiye edici) amel yaptı
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. yetûbu : tövbelerini kabul eder
7. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
8. metâben : tövbesi kabul edilmiş

Vellezîne lâ yeşhedûnez zûra ve izâ merrû bil lagvi merrû kirâmâ(kirâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. lâ yeşhedûne : şahitlik etmezler
3. ez zûra : bâtıl, asılsız, yalan
4. ve izâ merrû : ve karşılaştıkları zaman
5. bi el lagvi : boş, lüzûmsuz sözler
6. merrû : geçip gittiler
7. kirâmen : kerim olarak, vakarla

Vellezîne izâ zukkirû bi âyâti rabbihim lem yahırrû aleyhâ summen ve umyânen(umyânen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. izâ zukkirû : hatırlatıldığı zaman
3. bi âyâti : âyetleri
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. lem yahırrû : kapanmazlar, olmazlar
6. aleyhâ : onun üzerinde
7. summen : sağır
8. ve umyânen : ve kör (âmâ)

Vellezîne yekûlûne rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zurriyyâtinâ kurrete a’yunin vec’alnâ lil muttekîne imâmâ(imâmen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yekûlûne : derler
3. rabbenâ : Rabbimiz
4. heb : bağışla
5. lenâ : bizim
6. min ezvâci-nâ : eşlerimizden
7. ve zurriyyâti-nâ : ve zürriyyet
8. kurrete a'yunin : göz aydınlığı
9. vec'alnâ (ve ic'alna) : ve bizi kıl, yap
10. li el muttekîne : takva sahipleri için
11. imâmen : imam, önder

Ulâike yuczevnel gurfete bi mâ saberû ve yulekkavne fîhâ tahiyyeten ve selâmâ(selâmen).


1. ulâike : işte onlar
2. yuczevne : mükâfatlandırılır
3. el gurfete : oda, yüksek yer, yüksek makam
4. bi mâ : şeye
5. saberû : sabredenler
6. ve yulekkavne : ve karşılanırlar
7. fî-ha : orada
8. tahiyyeten : hayır dualarla, hürmet ve selâmet dilekleriyle
9. ve selâmen : ve selâmet (zararsız)

Hâlidîne fîhâ, hasunet mustekarren ve mukâmâ(mukâmen).


1. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
2. fî-ha : orada
3. hasunet : güzel oldu
4. mustekarren : karar kılınan yer, karargâh
5. ve mukâmen : ve ikâmet edilen yer (ikâmet yeri)

Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen).


1. kul : de, söyle
2. mâ ya'beu : değer vermez
3. bikum : size, size karşı
4. rabbî : Rabbim
5. lev lâ : eğer olmasaydı
6. duâu-kum : sizin dualarınız
7. fe : o zaman, böylece
8. kad : oldu, olmuştu
9. kezzebtum : yalanladınız
10. sevfe yekûnu : olacak
11. lizâmen : elzem, lüzumlu