Hâ mîm.


1. :

Tenzîlun miner rahmânir rahîm(rahîmi).


1. tenzîlun : indirilendir
2. min : den
3. er rahmân : Rahmân olan, Rahmân esmasının
4. er rahîmi : rahîm esması ile tecelli eden, rahmet nurunun sahibi

Kitâbun fussilet âyâtuhu kur’ânen arabiyyen li kavmin ya’lemûn(ya’lemûne).


1. kitâbun : bir kitap
2. fussilet : tafsil edildi, açıklandı
3. âyâtu-hu : onun âyetleri
4. kur'ânen : Kur'ân
5. arabiyyen : Arapça olarak
6. li : ... e, için
7. kavmin : kavim, toplum
8. ya'lemûne : bilirler

Beşîren ve nezîrâ(nezîren), fe a’rada ekseruhum fehum lâ yesmeûn(yesmeûne).


1. beşîren : müjdeleyici olarak
2. ve nezîren : ve uyarıcı olarak
3. fe : o zaman, böylece
4. a'rada : yüz çevirdi
5. ekseru-hum : onların çoğu
6. hum : onlar
7. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)

Ve kâlû kulûbunâ fî ekinnetin mimmâ ted’ûnâ ileyhi ve fî âzâninâ vakrun ve min beyninâ ve beynike hicâbun fa’mel innenâ âmilûn(âmilûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. kulûbu-nâ : bizim kalbimiz
3. : içinde, vardır
4. ekinnetin : ekinnet, idrak etmeyi önleyen sistem
5. mimmâ (min mâ) : şeyden
6. ted'û-nâ : bizi davet ediyorsun
7. ileyhi : ona
8. ve : ve
9. âzâni-nâ : bizim kulaklarımız
10. vakrun : vakra, işitmeyi önleyen sistem
11. ve min : ve ...den, ...dan
12. beyni-nâ ve beyni-ke : seninle bizim aramızda
13. hicâbun : bir perde (duvar)
14. fa'mel (fe ı'mel) : artık yap
15. inne-nâ : muhakkak ki biz
16. âmilûne : yapanlar, amel edenler

Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhidun festekîmû ileyhi vestagfirûh(vestagfirûhu), ve veylun lil muşrikîn(muşrikîne).


1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. ene : ben
4. beşerun : bir beşer, insan
5. mislu-kum : sizin gibi
6. yûhâ : vahyediliyor
7. ileyye : bana, kendime
8. ennemâ : ... olduğu, ... olması
9. ilâhu-kum : sizin ilâhınız
10. ilâhun : ilâh
11. vâhidun : tek, bir
12. fe : o zaman, böylece
13. istekîmû : yönelin
14. ileyhi : ona
15. ve : ve
16. istagfirû-hu : ona istiğfar edin, ondan mağfiret dileyin
17. ve veylun : ve yazıklar olsun, vay haline
18. li : ... e, için
19. el muşrikîne : müşrik erkekler

Ellezîne lâ yû’tûnez zekâte ve hum bil âhireti hum kâfirûn(kâfirûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. lâ yû'tûne : vermezler
3. ez zekâte : zekât
4. ve hum : ve onlar
5. bi el âhireti : ahirete (ruhun ölümden evvel Allah'a ulaşmasına)
6. hum : onlar
7. kâfirûne : inkâr edenler

İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve : ve
5. amilû es sâlihâti : nefsi ıslah edici, tezkiye edici amel yaptılar
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. ecrun : ecir, mükâfat, karşılık
8. gayru memnûnin : kesintisiz (kesinti olmaksızın)

Kul e innekum le tekfurûne billezî halakal arda fî yevmeyni ve tec’alûne lehû endâdâ(endâden), zâlike rabbul âlemîn(âlemîne).


1. kul : de, söyle
2. e :
3. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz
6. bi ellezî : ona ki, ona
7. halaka : yarattı
8. el arda : arz, yeryüzü
9. : içinde, vardır
10. yevmeyni : iki gün
11. ve tec'alûne : ve kılıyorsunuz
12. lehu : ona ait, onun
13. endâden : eşler, benzerler
14. zâlike : işte bu, bu
15. rabbu : Rab
16. el âlemîne : âlemler

Ve ceale fîhâ revâsiye min fevkıhâ ve bâreke fîhâ ve kaddere fîhâ akvâtehâ fî erbeati eyyâm(eyyâmin), sevâen lis sâilîn(sâilîne).


1. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
2. fî-hâ : orada
3. revâsiye : dağlar
4. min : den
5. fevkı-hâ : onun üstü
6. ve bâreke : ve bereketli kıldı
7. ve kaddere : ve takdir etti
8. akvâte-hâ : onun rızıkları
9. : içinde, vardır
10. erbeati : dört
11. eyyâmin : günler
12. sevâen : eşit, müsavi, aynı, bir
13. li es sâilîne : soranlar için

Summestevâ iles semâi ve hiye duhânun fe kâle lehâ ve lil ardı’tiyâ tav’an ev kerhâ(kerhen), kâletâ eteynâ tâiîn(tâiîne).


1. summe : sonra
2. istevâ : istiva etti, karar kıldı, hükmetti
3. iles semâi (ilâ es semâi) : semaya
4. ve hiye : ve o
5. duhânun : duman, buhar halinde
6. fe : o zaman, böylece
7. kâle : dedi
8. lehâ : onda, onun
9. ve li el ardı : ve arza, yeryüzüne
10. i'tiyâ : ikiniz gelin
11. tav'an : isteyerek
12. ev : veya
13. kerhen : zorla
14. kâletâ : ikisi söyledi, dedi
15. eteynâ : biz getirdik
16. tâiîne : isteyenler olarak (isteyerek)

Fe kadâhunne seb’a semâvâtin fî yevmeyni ve evhâ fî kulli semâin emrehâ ve zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve hıfzâ(hıfzen), zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. kadâ-hunne : onları kada etti, yarattı, tamamladı
3. seb'a : yedi
4. semâvâtin : semalar, gökler (gök katları)
5. fî yevmeyni : iki günde
6. ve evhâ : ve vahyetti
7. : içinde, vardır
8. kulli : hepsi, her
9. semâin : sema, gök
10. emre-hâ : onun emri
11. ve zeyyennâ : ve süsledik
12. es semâe : semâ, gökyüzü
13. ed dunyâ : dünya
14. bi mesâbîha : lâmbalarla, kandillerle
15. ve hıfzen : ve muhafaza ederek, koruyarak
16. zâlike : işte bu, bu
17. takdîru : takdiri, hükmü
18. el azîzi : azîz, üstün, izzetli
19. el alîmi : âlim, en iyi bilen

Fe in a’radû fe kul enzertukum sâıkaten misle sâıkati âdin ve semûd(semûde).


1. fe : o zaman, böylece
2. in : eğer
3. a'radû : yüz çevirdiler
4. kul : de, söyle
5. enzertu-kum : sizi uyardım
6. sâıkaten : şimşek, yıldırım
7. misle : benzer, gibi
8. sâıkati : şimşek, yıldırım
9. âdin : Ad kavmi
10. ve semûde : ve Semud (kavmi)

İz câethumur rusulu min beyni eydîhim ve min halfihim ellâ ta’budû illallâh(illallâhe), kâlû lev şâe rabbunâ le enzele melâiketen fe innâ bimâ ursiltum bihî kâfirûn(kâfirûne).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. câet-hum : onlara geldi
3. er rusulu : resûller
4. min : den
5. beyni eydî-him : ellerinin arasında, önlerinde
6. ve min : ve ...den, ...dan
7. halfi-him : onların arkalarında
8. ellâ ta'budû : kulluk etmemeniz için
9. illâ : ancak, sadece
10. allâhe : Allah
11. kâlû : dediler
12. lev : eğer, ise
13. şâe : diledi
14. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
15. le : mutlaka, elbette, muhakkak
16. enzele : indirdi
17. melâiketen : melekler
18. fe : o zaman, böylece
19. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
20. bimâ : şey ile
21. ursiltum : siz gönderildiniz
22. bihî : ona
23. kâfirûne : inkâr edenler

Fe emmâ âdun festekberû fîl ardı bi gayril hakkı ve kâlû men eşeddu minnâ kuvveh(kuvveten), e ve lem yerev ennellâhellezî halakahum huve eşeddu minhum kuvveh(kuvveten) ve kânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. emmâ : ama, ...ise
3. âdun : Ad kavmi
4. istekberû : büyüklendiler, kibirlendiler
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. bi gayri : olmaksızın
7. el hakkı : hak
8. ve kâlû : ve dediler
9. men : kimse, kişi
10. eşeddu : daha şiddetli
11. min-nâ : bizden
12. kuvveten : kuvvet olarak
13. e :
14. ve lem yerev : ve görmediler
15. enne : olduğunu
16. allâhe : Allah
17. ellezî : o ki, ki o
18. halaka-hum : onları yarattı
19. huve : o
20. min-hum : onlardan
21. ve kânû : ve oldular
22. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
23. yechadûne : cihad ediyorlar

Fe erselnâ aleyhim rîhan sarsaran fî eyyâmin nahisâtin li nuzîkahum azâbel hizyi fîl hayâtid dunyâ, ve le azâbul âhireti ahzâ ve hum lâ yunsarûn(yunsarûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. erselnâ : biz gönderdik
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. rîhan : rüzgâr
5. sarsaran : şiddetli sesle gelen soğuk fırtına
6. fî eyyâmin : günlerde
7. nahisâtin : uğursuzlar
8. li : ... e, için
9. nuzîka-hum : onlara tattırırız
10. azâbe : azap
11. el hizyi : alçaklık, zillet
12. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
13. ve le : ve elbette, mutlaka
14. azâbu el âhireti : ahiret azabı
15. ahzâ : daha çok rüsva edici, rezil edici
16. ve hum : ve onlar
17. lâ yunsarûne : yardım olunmazlar

Ve emmâ semûdu fe hedeynâhum festehabbûl amâ alel hudâ fe ehazethum sâıkatul azâbil hûni bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. semûdu : Semud kavmi
3. fe : o zaman, böylece
4. hedeynâ-hum : onları hidayet erdirdik, ....'a hidayet ettik, ilettik
5. istehabbû : sevdiler, tercih ettiler
6. el amâ : âmâ, kör
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. el hudâ : hidayet
9. ehazet-hum : onları yakaladı, helâk etti
10. sâıkatu : şimşek, yıldırım
11. el azâbi el hûni : alçaltıcı azap
12. bimâ : şey ile
13. kânû : oldular
14. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

Ve necceynellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).


1. ve necceynâ : ve kurtardık
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve kânû : ve oldular
5. yettekûne : takva sahibi olurlar

Ve yevme yuhşeru a’dâullâhi ilen nâri fe hum yûzeûn(yûzeûne).


1. ve yevme : ve o gün
2. yuhşeru : haşrolunur, toplanır
3. a'dâu allâhi : Allah'ın düşmanları
4. ilâ en nâri : ateşe
5. fe : o zaman, böylece
6. hum : onlar
7. yûzeûne : düzenlendi

Hattâ izâ mâ câûhâ şehide aleyhim sem’uhum ve ebsâruhum ve culûduhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ mâ : olduğu zaman
3. câû-hâ : ona geldiler
4. şehide : şahit oldu
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. sem'u-hum : onların işitmeleri, kulakları
7. ve ebsâru-hum : ve onların gözleri
8. ve culûdu-hum : ve onların derileri
9. bimâ : şey ile
10. kânû : oldular
11. ya'melûne : yapıyorlar

Ve kâlû li culûdihim lime şehidtum aleynâ, kâlû entakanallâhullezî entaka kulle şey’in ve huve halakakum evvele merretin ve ileyhi turceûn(turceûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. li culûdi-him : onların ciltleri, derileri
3. lime : niçin, nasıl
4. şehidtum : şahitlik ettiniz
5. aleynâ : bize
6. kâlû : dediler
7. entaka-nâ : bizi konuşturdu
8. allâhu : Allah
9. ellezî : o ki, ki o
10. entaka : konuşturdu
11. kulle şey'in : herşeyi
12. ve huve halaka-kum : ve o sizi yarattı
13. evvele : evvel, ilk
14. meretin : kere, defa
15. ve ileyhi : ve ona
16. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve mâ kuntum testetirûne en yeşhede aleykum sem’ukum ve lâ ebsârukum ve lâ culûdukum ve lâkin zanentum ennellâhe lâ ya’lemu kesîren mimmâ ta’melûn(ta’melûne).


1. ve : ve
2. mâ kuntum : siz olursunuz, bulunursunuz
3. testetirûne : setrediyorsunuz, gizliyorsunuz, saklıyorsunuz, sakınıyorsunuz
4. en yeşhede : şahitlik etmesi
5. aleykum : size, sizi
6. sem'u-kum : kulaklarınız
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. ebsâru-kum : gözleriniz
9. culûdu-kum : ciltleriniz, derileriniz
10. ve lâkin : ve lâkin, fakat
11. zanentum : siz zannettiniz, sandınız
12. enne : olduğunu
13. allâhe : Allah
14. lâ ya'lemu : bilmiyor
15. kesîren : çok
16. mimmâ (min mâ) : şeyden
17. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Ve zâlikum zannukumullezî zanentum bi rabbikum erdâkum fe asbahtum minel hâsirîn(hâsirîne).


1. ve zâli-kum : ve işte bu
2. zannu-kum : sizin zannınız
3. ellezî : o ki, ki o
4. zanentum : siz zannettiniz, sandınız
5. bi rabbi-kum : Rabbinize
6. erdâ-kum : sizi helâka sürükledi
7. fe : o zaman, böylece
8. asbahtum : siz oldunuz, sabahladınız
9. min : den
10. el hâsirîne : hüsrana düşenler, hüsranda olanlar

Fe in yasbirû fen nâru mesven lehum ve in yesta’tibû fe mâ hum minel mu’tebîn(mu’tebîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. in : eğer
3. yasbirû : sabrederler
4. en nâru : ateş
5. mesven : barınacak yer
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
8. yesta'tibû : hoşnut etmek isterler, affedilmek isterler
9. mâ-hum : onlar değillerdir
10. min : den
11. el mu'tebîne : hoşnut olunanlar, affedilenler

Ve kayyadnâ lehum kurenâe fe zeyyenû lehum mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fî umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins(insi), innehum kânû hâsirîn(hâsirîne).


1. ve kayyadnâ : ve hazırladık, musallat ettik
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. kurenâe : karinler, yakın arkadaşlar
4. fe : o zaman, böylece
5. zeyyenû : süslediler
6. : olmadı
7. beyne eydî-him : onların elleri arasındaki, önlerindeki
8. ve mâ : ve şey
9. halfe-hum : onların arkalarında
10. ve hakka : ve hak oldu, hakettiler
11. aleyhim : onlara, onların üzerine
12. el kavlu : söz
13. fî umemin : ümmetlerde
14. kad : oldu, olmuştu
15. halet : gelip geçti
16. min : den
17. kabli-him : onlardan önce
18. el cinni : cinler
19. ve el insi : ve insan
20. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
21. kânû : oldular
22. hâsirîne : hüsrana uğramış olanlar

Ve kâlellezîne keferû lâ tesmeû li hâzel kur’âni velgav fîhi leallekum taglibûn(taglibûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. lâ tesmeû : dinlemeyin
5. li hâzâ : buna
6. el kur'âni : Kur'ân
7. ve ilgav : ve boş konuşun, gürültü yapın
8. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
9. lealle-kum : umulur ki böylece siz
10. taglibûne : gâlip olursunuz

Fe le nuzîkannellezîne keferû azâben şedîden ve le necziyennehum esveellezî kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. nuzîkanne : tattıracağız
4. ellezîne : ki onlar
5. keferû : inkâr ettiler
6. azâben şedîden : şiddetli azap
7. ve le : ve elbette, mutlaka
8. necziyenne-hum : onları mutlaka mükâfatlandıracağız
9. esvee : en kötü
10. ellezî : o ki, ki o
11. kânû : oldular
12. ya'melûne : yapıyorlar

Zâlike cezâu a’dâillâhin nâr(nârun), lehum fîhâ dârul huld(huldi), cezâen bimâ kânû bi âyâtinâ yechadûn(yechadûne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. cezâu : ceza
3. a'dâillâhi (a'dâi allâhi) : Allah'ın düşmanları
4. en nârun : ateş
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. fîhâ : onun içinde, ona
7. dâru el huldi : ebedîlik yurdu
8. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
9. bimâ : şey ile
10. kânû : oldular
11. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
12. yechadûne : cihad ediyorlar

Ve kâlellezîne keferû rabbenâ erinellezeyni edallânâ minel cinni vel insi nec’al humâ tahte akdâminâ li yekûnâ minel esfelîn(esfelîne).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. rabbe-nâ : Rabbimiz
5. eri-nâ : bize göster
6. ellezeyni : onlar (ikisi)
7. edallâ-nâ : bizi saptırdı
8. min : den
9. el cinni : cinler
10. ve el insi : ve insan
11. nec'al-humâ : onları yaparız
12. tahte : altında
13. akdâmi-nâ : ayaklarımız
14. li yekûnâ : olması için
15. el esfelîne : esfelîn (en çok sefil olanlar)

İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn(tûadûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. kâlû : dediler
4. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
5. allâhu : Allah
6. summe : sonra
7. istekâmû : istikamet üzere oldular
8. tetenezzelu : iner
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. el melâiketu : melekler
11. ellâ tehâfû : korkmayın
12. ve lâ tahzenû : ve mahzun olmayın, üzülmeyin
13. ve ebşirû : ve sevinin
14. bi el cenneti : cennet ile
15. elletî : ki o
16. kuntum : siz iseniz
17. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen

Nahnu evliyâukum fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhireh(âhireti), ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum fîhâ mâ teddeûn(teddeûne).


1. nahnu : biz
2. evliyâu-kum : sizin velîleriniz, dostlarınız
3. : içinde, vardır
4. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
5. ve fî : ve vardır
6. el âhireti : ahir, diğer
7. ve lekum : ve sizin için
8. fî-hâ : orada
9. : olmadı
10. teştehî : (iştahlanırsınız) canınız çeker, arzu edersiniz
11. enfusu-kum : nefsleriniz
12. teddeûne : istersiniz, talep edersiniz

Nuzulen min gafûrin rahîm(rahîmin).


1. nuzulen : ağırlama, ziyafet sofraları var
2. min : den
3. gafûr : gafur, mağfiret eden
4. er rahîmin : rahîm olan,

Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn(muslimîne).


1. ve men : ve kim
2. ahsenu : ahsen, en güzel
3. kavlen : söz
4. mimmen (min men) : ondan
5. deâ : dua etti
6. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a ait
7. ve amile : ve yaptı
8. sâlihan : Salih
9. ve kâle : ve dedi
10. inne-nî : muhakkak ki beni
11. min el muslimîne : (Allah'a) teslim olanlardan

Ve lâ testevîl hasenetu ve lâs seyyieh(seyyietu), idfa’ billetî hiye ahsenu fe izâllezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîm(hamîmun).


1. ve lâ testevî : ve eşit, müsavi değil
2. el hasenetu : hasenat, sevap, iyilik
3. ve : ve
4. : yok, değil
5. es seyyietu : günah, kötülük
6. idfa' : uzaklaştır, yok et
7. bi : ile, ... e
8. elletî : ki o
9. hiye : o
10. ahsenu : ahsen, en güzel
11. fe : o zaman, böylece
12. izâ : olduğu zaman
13. ellezî : o ki, ki o
14. beyne-ke ve beyne-hu : onunla senin aranda
15. adâvetun : düşmanlık
16. ke enne-hu : onun gibi
17. veliyyun : bir dost
18. hamîmun : kaynar su

Ve mâ yulakkâhâ illâllezîne saberû, ve mâ yulakkâhâ illâ zû hazzın azîm(azîmin).


1. ve mâ yulakkâ-hâ : ve kavuşturulmaz, ulaştırılmaz
2. illâ : ancak, sadece
3. ellezîne : ki onlar
4. saberû : sabredenler
5. : sahip
6. hazzın azîmin : hazzül azîm, en büyük haz

Ve immâ yenzeganneke mineş şeytâni nezgun festeız billâh(billâhi), innehu huves semîul alîm(alîmu).


1. ve immâ : ve amma
2. yenzeganne-ke : sana bir vesvese gelir
3. min : den
4. eş şeytâni : şeytan
5. nezgun : bir vesvese, dürtü
6. fe : o zaman, böylece
7. isteız : sığın
8. bi allâhi : Allah'a
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. huve : o
11. es semîu : hakkıyla işiten
12. el alîmu : en iyi bilen

Ve min âyâtihil leylu ven nehâru veş şemsu vel kamer(kameru), lâ tescudû liş şemsi ve lâ lil kameri vescudû lillâhillezî halakahunne in kuntum iyyâhu ta’budûn(ta’budûne). (SECDE ÂYETİ)


1. ve min : ve ...den, ...dan
2. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
3. el leylu : gece
4. ve en nehâru : ve gündüz
5. ve eş şemsu : ve güneş
6. ve el kameru : ve ay
7. lâ tescudû : secde etmeyin
8. li eş şemsi : güneşe
9. ve lâ : ve olmaz, olmasın
10. li el kameri : aya
11. vescudû : ve secde edin
12. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
13. ellezî : o ki, ki o
14. halaka-hunne : onları (ikisini) yarattı
15. in : eğer
16. kuntum : siz iseniz
17. iyyâ-hu : sadece, yalnızca O'na
18. ta'budûne : kul oluyorsunuz

Fe inistekberû fellezîne inde rabbike yusebbihûne lehu bil leyli ven nehâri ve hum lâ yes’emûn(yes’emûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. in : eğer
3. istekberû : büyüklendiler, kibirlendiler
4. ellezîne : ki onlar
5. inde : yanında, katında
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. yusebbihûne : tesbih ederler
8. lehu : ona ait, onun
9. bi el leyli : geceleyin, gece
10. ve en nehâri : ve gündüz
11. ve hum : ve onlar
12. lâ yes'emûne : bıkmazlar, usanmazlar

Ve min âyâtihî enneke terel arda hâşiaten fe izâ enzelnâ aleyhel mâehtezzet ve rebet, innellezî ahyâhâ le muhyîl mevtâ, innehu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. ve min : ve ...den, ...dan
2. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
3. enne-ke : senin olduğunu
4. terâ : görürsün
5. el arda : arz, yeryüzü
6. hâsiaten : kurumuş halde
7. fe : o zaman, böylece
8. izâ : olduğu zaman
9. enzelnâ : biz indirdik
10. aleyhâ : onun üzerinde
11. el mâe : su
12. ihtezzet : hareketlendi
13. ve rebet : ve kabardı
14. inne : muhakkak
15. ellezî : o ki, ki o
16. ahyâ-hâ : onu diriltti, ona hayat verdi
17. le : mutlaka, elbette, muhakkak
18. muhyî : dirilten
19. el mevtâ : ölü
20. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
21. alâ : üzere, üzerinde, ... e
22. kulli : hepsi, her
23. sey'in : şey
24. kadîrun : kaadir, gücü yeten

İnnellezîne yulhıdûne fî âyâtinâ lâ yahfevne aleynâ, e fe men yulkâ fîn nâri hayrun em men ye’tî âminen yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), i’melû mâ şi’tum innehu bimâ ta’melûne basîr(basîrun).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. yulhidûne : dil uzatırlar, saptırırlar
4. : içinde, vardır
5. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
6. lâ yahfevne : gizli kalmazlar
7. aleynâ : bize
8. e :
9. fe : o zaman, böylece
10. men : kimse, kişi
11. yulkâ : atar, verir
12. en nâri : ateş
13. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
14. em : yoksa, veya
15. ye'tî : getirir
16. âminen : emin, emniyetli
17. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
18. i'melû : yapın, yapınız
19. : olmadı
20. şi'tum : dilediniz
21. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
22. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
23. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
24. basîrun : hakkıyla gören

İnnellezîne keferû biz zikri lemmâ câehum, ve innehu le kitâbun azîz(azîzun).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. bi ez zikri : zikri
5. lemmâ : olduğu zaman
6. câe-hum : onlara geldi
7. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. kitâbun : bir kitap
10. azîzun : azîz, üstün

Lâ ye’tîhil bâtılu min beyni yedeyhi ve lâ min halfih(halfihî), tenzîlun min hakîmin hamîd(hamîdin).


1. lâ ye'tî-hi : ona gelmez
2. el bâtilu : bâtıl
3. min : den
4. beyni yedey-hi : onun elleri arasında, önünde
5. ve lâ : ve olmaz, olmasın
6. min halfi-hî : onun arkasından
7. tenzîlun : indirilendir
8. hakîmin : hikmet sahibi, hüküm sahibi olan
9. hamîdin : hamîd, hamdedilen, lâyık-ı veçhile övülen, çok sena edilen

Mâ yukâlu leke illâ mâ kad kîle lir rusuli min kablik(kablike), inne rabbeke le zû magfiretin ve zû ikâbin elîm(elîmin).


1. mâ yukâlu : söylenen şey
2. leke : seni
3. illâ : ancak, sadece
4. : olmadı
5. kad kîle : söylenmiş
6. li er rusuli : resûllere
7. min kabli-ke : senden önce
8. inne : muhakkak
9. rabbe-ke : senin Rabbin
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. : sahip
12. magfiretin : mağfiret
13. ve zû : ve sahip
14. ikâbin : ikab, şiddetli ceza, azap
15. elîmin : acı, elîm

Ve lev cealnâhu kur’ânen a’cemiyyen le kâlû lev lâ fussilet âyâtuh(âyâtuhu), e a’cemiyyun ve arabîy(arabîyyun), kul huve lillezîne âmenû huden ve şifâun, vellezîne lâ yû’minûne fî âzânihim vakrun ve hûve aleyhim amâ(amen), ulâike yunâdevne min mekânin baîd(baîdin).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. cealnâ-hu : onu kıldık
3. kur'ânen : Kur'ân
4. a'cemiyyen : yabancı dil, Arapça olmayan
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. kâlû : dediler
7. lev : eğer, ise
8. : yok, değil
9. fussilet : tafsil edildi, açıklandı
10. âyâtu-hu : onun âyetleri
11. e :
12. a'cemiyyun : yabancı, acemi, Arapça olmayan
13. ve arabîyyun : ve Arap
14. kul : de, söyle
15. huve : o
16. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
17. âmenû : îmân ettiler
18. huden : hidayet, hidayete erdiren
19. ve sifâun : ve şifa
20. vellezîne : ve onlar
21. lâ yû'minûne : inanmazlar
22. : içinde, vardır
23. âzâni-him : onların kulakları
24. vakrun : vakra, işitmeyi önleyen sistem
25. ve huve : ve o
26. aleyhim : onlara, onların üzerine
27. amen : körlüktür
28. ulâike : işte onlar
29. yunâdevne : nida edilir, seslenilir
30. min : den
31. mekânin : mekân, yer
32. baîdin : uzak

Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fahtulife fîh(fîhi), ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kudıye beynehum, ve innehum lefî şekkin minhu murîb(murîbin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. el kitâbe : kitap
5. fe : o zaman, böylece
6. ihtulife : ihtilâf ettiler, anlaşmazlığa düştüler
7. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
8. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
9. kelimetun : bir söz, bir kelime
10. sebekat : geçti, geçmiş
11. min : den
12. rabbi-ke : senin Rabbin
13. le : mutlaka, elbette, muhakkak
14. kudiye : olmuştur, bitirilmiştir, kesinleşmiştir (kesinleştirilmiştir)
15. beyne-hum : onların araları
16. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
17. : içinde, vardır
18. şekkin : şüphe
19. min-hu : ondan
20. murîbin : şüphe veren, şüphe edilen

Men amile sâlihan fe li nefsihî ve men esâe fe aleyhâ, ve mâ rabbuke bi zallâmin lil abîd(abîdi).


1. men : kimse, kişi
2. amile : yaptı, işledi
3. sâlihan : Salih
4. fe : o zaman, böylece
5. li : ... e, için
6. nefsi-hi : onun nefsi, kendi nefsi
7. ve men : ve kim
8. esâe : kötülük yaptı, kötülük işledi
9. aleyhâ : onun üzerinde
10. ve mâ : ve şey
11. rabbu-ke : senin Rabbin
12. bi zallâmin : zalim, zulmedici
13. el abîdi : kullar

İleyhi yureddu ilmus sâah(sâati), ve mâ tahrucu min semerâtinmin ekmâmihâ ve mâ tahmilu min unsâ ve lâ tedau illâ bi ilmih(ilmihî), ve yevme yunâdîhim eyne şurekâî kâlû âzennâke mâ minnâ min şehîd(şehîdin).


1. ileyhi : ona
2. yureddu : reddedilir, geri gönderilir
3. ilmu es sâati : saatin ilmi, bilgisi
4. ve mâ tahrucu : ve çıkmaz
5. min : den
6. semerâtin : ürünler, meyveler
7. ekmâmi-hâ : onun tomurcukları
8. ve mâ tahmilu : ve yüklenmez, gebe kalmaz
9. min unsâ : kadın(dan)
10. ve lâ tedau : ve doğum yapmaz
11. illâ : ancak, sadece
12. bi ilmi-hi : onun ilmini
13. ve yevme : ve o gün
14. yunâdî-him : onlara seslenir
15. eyne : nerede
16. şurekâî : benim ortaklarım
17. kâlû : dediler
18. âzennâ-ke (ezene) (âzene) : sana bildirdik, arz ettik izin verdi ilân etti, bildirdi
19. : olmadı
20. min-nâ : bizden
21. min şehîdin : bir şahit

Ve dalle anhum mâ kânû yed’ûne min kablu ve zannû mâ lehum min mahîs(mahîsın).


1. ve dalle : ve saptı, uzaklaştı, gitti
2. an-hum : onlardan
3. : olmadı
4. kânû : oldular
5. yed'ûne : çağırır, davet eder
6. min kablu : önceden, daha önce
7. ve zannû : ve zannettiler
8. lehum : onlarındır, onlar için vardır
9. min mahîsın : kaçacak yer

Lâ yes’emul insânu min duâil hayri ve in messehuş şerru fe yeûsun kanût(kanûtun).


1. lâ yes'emu : bıkmaz, usanmaz
2. el insânu : insan
3. min duâi : duadan, istekten
4. el hayri : hayır, hayra ulaşma, daimî zikre ulaşma
5. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
6. messe-hu : ona isabet etti, dokundu
7. eş şerru : şerr, kötülük
8. fe yeûsun : o zaman yeise kapılır, üzülür
9. kanûtun : ümitsiz olur

Ve le in ezaknâhu rahmeten minnâ min ba’di darrâe messethu le yekûlenne hâzâ lî ve mâ ezunnus sâate kâimeten ve le in ruci’tu ilâ rabbî inne lî indehu lel husnâ, fe le nunebbiennellezîne keferû bimâ amilû ve le nuzîkannehum min azâbin galîz(galîzin).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : eğer
3. ezaknâ-hu : ona tattırırsak
4. rahmeten : rahmet
5. min-nâ : bizden
6. min : den
7. ba'di : sonra, daha sonra
8. darrâe : bir sıkıntı, bir zarar
9. messet-hu : onu dokundurduğumuz
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. yekûlenne : mutlaka söyler
12. hâzâ : bu
13. : bana
14. ve mâ ezunnu : ve zannetmiyorum
15. es sâate : o saat, kıyâmet saati
16. kâimeten : kaim olan
17. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
18. ruci'tu : döndürüldüm
19. ilâ rabbî : Rabbime
20. inne : muhakkak
21. inde-hu : onun yanında, katında
22. el husnâ : husna, güzel olan
23. fe : o zaman, böylece
24. nunebbi : haber vereceğiz
25. enne : olduğunu
26. ellezîne : ki onlar
27. keferû : inkâr ettiler
28. bimâ : şey ile
29. amilû : yaptılar
30. nuzîkanne-hum : onlara tattıracağız
31. azâbin : azap
32. galîzin : çok şiddetli, ağır

Ve izâ en’amnâ alel insâni a’rada ve neâ bi cânibih(cânibihî), ve izâ messehuş şerru fe zû duâin arîd(arîdın).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. en'amnâ : ni'met verdik
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. el insâni : insan
5. a'rada : yüz çevirdi
6. ve neâ bi cânibi-hi (ve neâ) (bi cânibi-hi) : ve yan çizdi (ve uzaklaştı) (yanına)
7. messe-hu : ona isabet etti, dokundu
8. eş şerru : şerr, kötülük
9. fe : o zaman, böylece
10. : sahip
11. duâin : dua
12. arîdın : geniş, bol, çok

Kul e reeytum in kâne min indillâhi summe kefertum bihî men edallu mimmen huve fî şikâkın baîd(baîdin).


1. kul : de, söyle
2. e :
3. reeytum : siz gördünüz
4. in : eğer
5. kâne : oldu
6. min : den
7. indillâhi (indi allâhi) : Allah'ın katı
8. summe : sonra
9. kefertum : inkâr ettiniz
10. bihi : için, sizin
11. men : kimse, kişi
12. edallu : daha çok dalâlette
13. mimmen (min men) : ondan
14. huve : o
15. : içinde, vardır
16. şikâkın : ayrılık
17. baîdin : uzak

Se nurîhim âyâtinâ fîl âfâkı ve fî enfusihim hattâ yetebeyyene lehum ennehul hakk(hakku), e ve lem yekfi bi rabbike ennehu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).


1. se nurî-him : onlara göstereceğiz
2. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
3. : içinde, vardır
4. el âfâkı : afak, ufuklar
5. ve fî : ve vardır
6. enfusi-him : onların nefsleri
7. hattâ : olana kadar, olmadıkça
8. yetebeyyene : açığa çıkar, belli olur
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. enne-hu : onun olduğu
11. el hakku : hak, gerçek
12. e ve lem yekfi : ve kâfi değil mi
13. bi rabbi-ke : senin Rabbine
14. alâ kulli şey'in : herşeye
15. şehîdun : şâhid

E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît(muhîtun).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
3. : içinde, vardır
4. miryetin : şüphe, kuşku
5. min : den
6. likâi rabbi-him : Rab'lerine mülâki olmak, ulaşmak
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. bi kulli şey'in : herşeyi
9. muhîtun : ihata eden, kuşatan