Ey insanoğlu! Herşeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?

O gün birtakım yüzler zillete bürünmüştür.

Zor işler altında bitkin düşmüştür.

Yakıcı ateşe yaslanırlar.

Kızgın bir kaynaktan içirilirler.

Onlar için kuru dikenden başka yiyecek de yoktur.

Ne semirtir, ne de açlığı giderir.

İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.

Yaptıklarından hoşnutturlar.

Yüksek bir bahçededirler.

Orada boş söz işitmezler.

Orada akan bir kaynak vardır.

Orada yükseltilmiş tahtlar vardır.

Konulmuş kadehler.

Dizilmiş yastıklar.

Serilmiş halılar vardır.

Bu insanlar bakmıyorlar mı, develerin nasıl yaratıldığına?

Göğün nasıl yükseltildiğine?

Dağların nasıl dikildiğine?

Yerin nasıl yayıldığına?

Ey Muhammed! Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt verensin.

Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.

Ancak kim yüz çevirir, inkar ederse,

Allah onu en büyük azaba uğratır.

Dönüşleri bizedir.

Sonra onların hesabını görmek bize düşer.