Gâşiye’nin/dehşeti her tarafı saracak olan o felâketin mahiyeti hakkında elbet sen de bilgi sahibi oldun.

Yüzler vardır o gün yere eğilmiştir, zelildir!

Yorgundur, bitkin mi bitkindir!

Kızgın ateşe girerler.

Susayınca kaynar su kaynayan bir çeşmeden içerler.

Yiyecekleri sadece bir dikenden ibarettir.

Bu diken ne besleyicidir, ne de açlığı giderir.

Ama yüzler vardır, o gün mutludurlar!

Emeklerinin neticesini almadan ötürü gayet memnundurlar.

Pek üstün ve pek muteber bir cennettedirler.

Orada hiç boş söz işitmezler.

Orada akan berrak pınarlar...

Orada üstün, kıymetli tahtlar...

Hazırlanmış kadehler...

Dizilmiş koltuklar, yastıklar...

Yayılmış halılar ve döşemeler...

O kâfirler bakıp düşünmezler mi: (Mesela) deve nasıl yaratılmış?

Gök nasıl kurulup uçsuz bucaksız yükseltilmiş?

Dağlar nasıl da yeri tutup, dengeleyen direkler halinde dikilmiş.

Yeryüzü nasıl yayılıp hayata elverişli kılınmış?

İşte böyle... Sen insanları irşada devam et! Zaten senin görevin sadece irşad edip düşündürmektir.

Yoksa sen kimseyi zorlayacak değilsin.

Lâkin kim ki imana sırtını döner ve inkâr eder,

Allah da onu en büyük cezaya çarptırır.

Elbet onların dönüşü Bize olacaktır.

Elbet hesaplarını görmek de Bizim işimiz olacaktır.