El Hakka (ölümle birlikte ortaya çıkacak mutlak hakikat)!

Nedir El Hakka?

El Hakka'yı sana bildiren nedir?

Semud ve Ad, o Karia'yı (ölüm sonrası yaşanacak sonsuz yaşamı) yalanladılar.

Semud'a gelince, yüksek sesli depremle helâk edildiler!

Ad'a gelince, şiddetli bir kasırgayla helâk edildiler!

Onu (kasırgayı) onlara, yedi gece ve sekiz gün musallat etti! O toplumu orada içi boş hurma kütükleri gibi yere yıkılmış görürsün!

Onlardan geriye kalan ne görüyorsun?

Firavun, ondan öncekiler ve helâk olmuş şehirler, hep o hatayı yapanlar!

Rablerinin Rasûlüne âsi oldular da (Rableri) onları şiddetle yakalayıverdi!

Muhakkak ki o su, kontrol dışı yükseldiğinde, sizi akıp gidenin içinde biz taşıdık!

Onu, sizin için bir hatırlatma ve iyi algılayan kulak da onu iyi kavrasın diye (naklettik)!

Sur'a (sûretlere - o anki bedenlere) nefha-i vahide (tek bir üfürüş) üflendiğinde (bilinçler hakikatlerini bedensiz fark ettiklerinde). . .

Arz (bedenler) ve dağlar (benlikler) kaldırılıp da tek darbeyle darmadağın edildiklerinde;

İşte o süreçte, o vâkı'a (herkesin mutlak hakikati fark edip yaşaması) oluşmuştur!

O semâ (benlik bilinci) yarılmıştır! O süreçte o, göçmüştür!

Melek de onun etrafındadır! Rabbinin arşını ise o süreçte onların (mahlûkatın) üstünde (boyutsal üstünde - derûnî yüceliğinde) bulunan sekiz (kuvve) taşır.

O süreçte, hiçbir gizliniz gizli kalmaksızın arz olunursunuz (apaçık ortada olursunuz)!

Kitabı (yaşam bilgi kayıtları) sağından oluşmuş olana gelince; o şöyle der: "İşte alın, okuyun bilgilerimi!"

"Gerçekten ben, yaptıklarımın sonucuna kavuşacağımı düşünüyordum!"

Artık o, mutlu bir seyir içindedir;

Âli (yüce) bir cennette!

Onun yaptıklarının getirisi nimetler, elinin altındadır!

Geçmişinizde yaptıklarınızın sonucu olarak şimdi afiyetle yeyip için!

Yaşam bilgisi kayıtları (kitabı) solundan oluşmuş olana gelince; o da şöyle der: "Keşke bana kayıtlarım hiç verilmeseydi!"

"Hesabımı (yaptıklarımın sonucunun ne olduğunu) hiç bilmeseydim!"

"Keşke (bu aşamaya gelinmeden) iş bitmiş olsaydı!"

"Servetim bana hiçbir fayda sağlamadı!"

"Bütün gücüm de yok olup gitti. "

"Tutun da bağlayın onu!"

"Sonra Cahîm'e (cehenneme) atın onu!"

"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincir içine sokun onu;"

"Çünkü o, Esmâ'sıyla hakikati olan Aziym Allâh'a iman etmiyordu!"

"Yoksulları doyurmak konusunda hiç çabası yoktu (cimriydi)!"

"İşte bu süreçte onun hiçbir candan dostu yoktur. "

"İrinli artıklardan başka yiyecekleri olmaz;"

"Suçlular sadece onu yer!"

Yemin olsun görmekte olduklarınıza,

Ve görmediklerinize!

Muhakkak ki O, Keriym bir Rasûlün kavlidir (sözüdür).

O bir şair sözü değildir. . . İmanınız çok kısıtlı!

Bir kâhin sözü de değildir. . . Hatırlayıp düşünmeniz de çok kısıtlı!

Rabb-ül âlemîn'den bir tenzîldir (tafsile indirme)!

Uydurup bize atfetseydi;

Elbette O'ndan sağ elini (gücünü) alırdık.

Sonra, elbette O'nun şah damarını (aort) keserdik!

Sizden hiçbir kimse de buna engel olamazdınız.

Muhakkak ki O (Kur'ân), korunmak isteyenler için düşündürücü hatırlatmadır!

Muhakkak ki biz, yalanlayanlarınızı elbette biliyoruz.

Muhakkak ki O (kıyamet süreci), hakikat bilgisini inkâr edenler için elbette büyük pişmanlıktır!

Muhakkak ki O (kıyamet süreci), elbette Hakk-el Yakîn'dir (hakikatin en açık seçik yaşantısıdır)!

Öyleyse, ismi Aziym olan Rabbin namına (Esmâ'sına kullukla) işlevine devam ederek O'nu tespih etmiş ol!