El hâkkah(hâkkatu).


1. el hâkkatu : hakikat, gerçek, gerçekleşecek olan, vuku bulması gerçek olan

Mel hâkkah(hâkkatu).


1. : olmadı
2. el hâkkatu : hakikat, gerçek, gerçekleşecek olan, vuku bulması gerçek olan

Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).


1. ve mâ : ve şey
2. edrâke : sana bildiren
3. : olmadı
4. el hâkkatu : hakikat, gerçek, gerçekleşecek olan, vuku bulması gerçek olan

Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).


1. kezzebet : yalanladı
2. semûdu : Semud kavmi
3. ve âdun : ve Adn (kavmi)
4. bi el kâriati : Karia'yı (korkunç olayı)

Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).


1. fe emmâ : fakat, ama, ise
2. semûdu : Semud kavmi
3. fe : o zaman, böylece
4. uhlikû : helâk edildi
5. bi et tâgiyeti : çok şiddetli ve kuvvetli, azgın bir azapla

Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. âdun : Ad kavmi
3. fe : o zaman, böylece
4. uhlikû : helâk edildi
5. bi rîhin : bir rüzgâr ile
6. sarsarin : kasıp kavuran çok gürültülü dondurucu rüzgâr
7. âtîyetin : son derece şiddetli, azgın esen fırtına

Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).


1. sahhara-hâ : onu musahhar kıldı, ona boyun eğdirdi
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. seb'a : yedi
4. leyâlin : geceler
5. ve semâniyete : ve sekiz
6. eyyâmin : günler
7. husûmen : peşpeşe, ara vermeden, ardarda
8. fe : o zaman, böylece
9. terâ : görürsün
10. el kavme : kavim, topluluk
11. fî-hâ : orada
12. sar'â : yere serilmiş
13. ke : gibi
14. enne-hum : onların ..... olduğunu
15. a'câzu : artıklar, arta kalanlar, geriye kalanlar (kütükler)
16. nahlin : hurma ağaçları
17. hâviyetin : boş

Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).


1. fe : o zaman, böylece
2. hel :
3. terâ : görürsün
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. min bâkiyetin : bakiye, geride kalan şey

Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).


1. ve câe : ve geldi
2. fir'avnu : firavun
3. ve men kable-hu : ve ondan önceki kimseler
4. ve el mu'tefikâtu : ve beldeleri alt üst edilen kimseler
5. bi el hâtieti : büyük hatalar, kötü fiiller, günahlar

Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).


1. fe : o zaman, böylece
2. asav : isyan ettiler
3. resûle : resûl, elçi
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. ehaze-hum : onları aldı (yakaladı)
6. ahzeten : alış, yakalayış, yakalama
7. râbiyeten : çok şiddetli

İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. lemmâ : olduğu zaman
3. taga : taştı
4. el mâu : su
5. hamelnâ-kum : sizi taşıdık
6. : içinde, vardır
7. el câriyeti : akıp giden, gemi

Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).


1. li nec'ale-hâ : onu kılalım diye
2. lekum : sizin için, size
3. tezkireten : zikir olarak, öğüt olarak
4. ve teiye-hâ : ve onu bellesin
5. uzunun : bir kulakdır (kulak gibidir), dinleyendir (dinlediğine inanandır)
6. vâiyetun : belleyen, işiten

Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ nufiha : üflendiği zaman
3. : içinde, vardır
4. es sûri : sûr
5. nefhatun : bir esinti
6. vâhidetun : bir

Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten).


1. ve humilet(i) : ve taşındı, kaldırıldı
2. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
3. ve el cibâlu : ve dağlar
4. fe : o zaman, böylece
5. dukketâ : parçalandı
6. dekketen : çarpış
7. vâhideten : bir adet, bir (kişi)

Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu).


1. fe : o zaman, böylece
2. yevme izin : izin günü
3. vakaati : vuku buldu, oldu, gerçekleşti
4. el vâkiatu : o vakıa, o olay, o müthiş olay

Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).


1. ve inşakkati : ve yarıldı
2. es semâu : sema, gök
3. fe : o zaman, böylece
4. hiye : o
5. yevme izin : izin günü
6. vâhiyetun : zaafa uğramıştır (dengesi bozulmuştur)

Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).


1. ve el meleku : ve o melek
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. ercâi-hâ : onun kenarları, etrafı, çevresi, yanları
4. ve yahmilu : ve taşır
5. arşe : arş
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. fevka-hum : onların üstünde (onlardan üstün)
8. yevme izin : izin günü
9. semâniyetun : sekiz

Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).


1. yevme izin : izin günü
2. tu'radûne : arz olunacaksınız
3. lâ tahfâ : gizli kalmaz
4. min-kum : sizden
5. hâfiyetun : gizli, sessiz, sır olarak

Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh.


1. fe emmâ : fakat, ama, ise
2. men : kimse, kişi
3. ûtiye : verildi
4. kitâbe-hu : onun kitabı (kendi kitabı)
5. bi yemîni-hî : onun sağından
6. fe : o zaman, böylece
7. yekûlu : der, söyler
8. hâum(u) : haydi alınız
9. ikreû : okuyun
10. kitâbiyeh : kitabım, amel defterim, hayat filmim

İnnî zanentu enniy mülâkın hısâbiyeh.


1. innî : muhakkak ki ben
2. zanentu : zannettim, inandığım için biliyordum
3. ennî : muhakkak ki ben
4. mulâkin : mülâki olunacak
5. hisâbiyeh : hesabım

Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).


1. fe : o zaman, böylece
2. huve : o
3. : içinde, vardır
4. îşetin : yaşayış, yaşayış tarzı
5. râdiyetin : razı olarak, razı olduğu

Fî cennetin âliyeh(âliyetin).


1. fî cennetin : cennette
2. âliyetin : yüksek, yüce

Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).


1. kutûfu-hâ : onun olgunlaşmış meyveleri
2. dâniyetun : sarkıtılmış

Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).


1. kulû : yeyin
2. ve işrebû : ve için, içiniz
3. henîen : afiyetle
4. bimâ : şey ile
5. esleftum : geçmişte yaptınız
6. fî el eyyâmi : günlerde
7. el hâliyeti : geçmiş

Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. men : kimse, kişi
3. ûtiye : verildi
4. kitâbe-hu : onun kitabı (kendi kitabı)
5. bi şimâli-hî : onun solundan
6. fe : o zaman, böylece
7. yekûlu : der, söyler
8. yâ leyte-nî : keşke ben
9. lem ûte : verilmez
10. kitâbi-yeh : kitabım, amel defterim, hayat filmim

Ve lem edri mâ hısâbiyeh.


1. ve lem edri : ve bilmeseydim
2. : olmadı
3. hisâbiyeh : hesabım

Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete).


1. yâ leyte-hâ : keşke o olsa
2. kâneti : oldu, idi
3. el kâdiyete : olacak olan, o olay

Mâ agnâ annî mâliyeh.


1. mâ agnâ : fayda vermedi
2. annî : benden, bana
3. mâli-yeh : benim malım

Heleke annî sultâniyeh.


1. heleke : helak oldu, öldü
2. an-nî : benden
3. sultâni-yeh : hakimiyetim, benim saltanatım (mal gücüm)

Huzûhu fe gullûh(gullûhu).


1. huzû-hu : onu tutun
2. fe : o zaman, böylece
3. gullû-hu : onu bağlayın

Summel cahîme sallûh(sallûhu).


1. summe : sonra
2. el cahîme : alevli ateş (cehennem)
3. sallû-hu : onu (ateşe) yaslayın, atın

Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûh(feslukûhu).


1. summe : sonra
2. fî silsiletin : zincir içinde
3. zer'u-hâ : onun uzunluğu
4. seb'ûne : 70
5. zirâan : arşın
6. fe uslukû-hu : öylece onu sevkedin

İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. kâne : oldu
3. lâ yu'minu : inanmazlar
4. bi allâhi : Allah'a
5. el azîmi : azîm, büyük

Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).


1. ve lâ yahuddu : ve teşvik etmez, etmiyordu
2. alâ taâmi : yedirme, yemek verme, doyurma
3. el miskîni : yoksullar

Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun).


1. fe : o zaman, böylece
2. leyse : değil
3. lehu : ona ait, onun
4. el yevme : bugün
5. hâhunâ : orada, işte burada
6. hamîmun : kaynar su

Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin).


1. ve lâ : ve olmaz, olmasın
2. taâmun : bir yemek
3. illâ : ancak, sadece
4. min gıslînin : kanlı irin

Lâ ye’kuluhu illel hâtiûn(hâtiûne).


1. lâ ye'kulu-hu : onu yemez
2. illâ : ancak, sadece
3. el hâtiûne : büyük hata işleyenler, kasten günaha girenler, inkâr edenler

Fe lâ uksımu bima tubsırûn(tubsırûne).


1. fe lâ : artık hayır
2. uksimu : yemin ederim
3. bimâ : şey ile
4. tubsirûne : gördüğünüz

Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne).


1. ve mâ : ve şey
2. lâ tubsirûne : görmüyorsunuz

İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. kavlu : söz
4. resûlin : bir resûl
5. kerîmin : kerim, bol, çok çeşit, çeşit çeşit

Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne).


1. ve mâ : ve şey
2. huve : o
3. bi kavli : sözü
4. şâirin : şair
5. kalîlen : az
6. : olmadı
7. tu'minûne : îmân ediyorsunuz

Ve lâ bi kavli kâhin(kâhinin), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. ve lâ : ve olmaz, olmasın
2. bi kavli : sözü
3. kâhinin : kâhin
4. kalîlen : az
5. : olmadı
6. tezekkerûne : siz tezekkür edersiniz

Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).


1. tenzîlun : indirilendir
2. min rabbi : Rabbinden
3. el âlemîne : âlemler

Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. tekavvele : uydurdu
3. aleynâ : bize
4. ba'da : bir kısmı
5. el ekâvîli : uydurulmuş sözler

Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni).


1. le ehaznâ : elbette biz tutar alırdık
2. min-hu : ondan
3. bi el yemîni : sağ eli ile

Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne).


1. summe : sonra
2. le kata'nâ : mutlaka keserdik
3. minhu : ondan
4. el vetîne : can damarı

Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. : olmadı
3. minkum : sizden
4. min ehadin : bir kimse
5. an-hu : ondan
6. hâcizîne : engel olanlar, engelleyiciler, men ediciler

Ve innehu le tezkiretun lil muttekîn(muttekîne).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le tezkiretun : gerçekten öğüttür
3. li el muttekîne : takva sahipleri için

Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne).


1. ve innâ : ve muhakkak ki biz
2. le na'lemu : elbette biliyoruz
3. enne : olduğunu
4. min-kum : sizden
5. mukezzibîne : yalanlayanlar, inanmayanlar, inkâr edenler

Ve innehu le hasretun alel kâfirîn(kâfirîne).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le hasretun : elbette hasrettir
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. el kâfirîne : kâfirler

Ve innehu le hakk'ul yakîn(yakîni).


1. ve inne-hu : ve muhakkak ki o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. hakk'u el yakîni : Hakk'ul yakîn, kesin olarak Hakk'ı bilmektir

Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. sebbih : tesbih et
3. bi ismi : ismi ile
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. el azîmi : azîm, büyük