Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur'anı mübînin âyetleri.

Bir zemân olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler

Biz hiç bir memleketi her halde ma'lûm bir yazısı olmaksızın helâk etmedik

Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler

Bir de ey o kendisine zikr indirilmiş olan, dediler: mutlaka sen mecnunsun!

Getirsena o Melâikeyi sadıklardan isen!

Biz o Melâikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz

Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz

Celâlim hakkı için senden önce evvelkilerin şîaları içinde de Resuller gönderdik

Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar

Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir sülûk veririz

Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir

(14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada urûc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

(14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada urûc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

Şanım hakkı için biz Semâda burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik

Hem onu her «şeytanirracîm» den hıfz ettik.

Ancak kulak hırsızlığı eden olur, onu da parlak bir şihab ta'kıb etmektedir

Arzı meddettik ve ona ağır baskılar bıraktık ve onda mevzun her şeyden bitirdik,

hem sizin için, hem sizin razikı olmadığınız kimseler için onda geçimlikler husule getirdik

Hiç bir şey yoktur ki bizim yanımızda hazineleri olmasın, fakat biz, onu ancak ma'lüm bir mıkdar ile indiririz

Bir de aşılayıcı rüzgârlar gönderdik de Semâdan bir kadrile bir su indirip sizi onunla suvardık, onu hazînelerde tutan siz değilsiniz

Her halde biz, mutlak hem bir hayat veririz hem öldürürüz, hepsine vâris de biziz

Kasem olsun ki içinizden öne geçmek istiyenler de ma'lûmumuz, geri kalmak istiyenler de ma'lûmumuz

Ve hakıkat rabbın o, onları hep haşredecek, hakıkat o, hakîmdir, alîmdir

Filhakika biz insanı bir «salsâl» den, mesnun bir balçıktan yarattık

Cann, onu da bundan evvel «narissemum»dan yaratmıştık

Ve düşün o vaktı ki Rabbın Melâikeye: ben, demişti: salsâlden, mesnun bir balçıktan bir beşer halkedeceğim.

Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine ruhumdan nefheylediğim vakıt derhal onun için secdeye kapanın

Onun üzerine Melâike, hepsi toptan secde ettiler

ancak İblîs secde edenlerle beraber olmaktan ibâ eyledi

Ya İblis, dedi: sen neye secde edenlerle beraber olmadın?

Benim, dedi: bir salsâlden, bir mesnun balçıktan yarattığın bir beşere secde etmem kabil değildir

O halde, dedi: çık oradan çünkü sen racîmsin

Ve bu lâ'net ceza gününe kadar üzerindedir

Rabbım! dedi, öyle ise bana onların ba's olunacakları güne kadar mühlet ver

(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lûm gününe kadar mühlet verilenlerdensin

(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lûm gününe kadar mühlet verilenlerdensin

Rabbım, dedi: beni azdırmana kasem ederim ki her halde ben onlar için Arzda tezyinat yapacağım ve hepsini iğvâ edeceğim

Ancak içlerinden ıhlâs verilen kulların müstesnâ

Bu, dedi: bir câdde «teahhüd ederim» dosdoğru

Hakıkat o kullarım, senin onlar üzerine bir sultan yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar başka

Elbet bunların da hepsinin mevıdleri şüphesiz Cehennem

Onun yedi kapısı vardır, her kapıya onlardan bir cüz'i maksum

Elbette müttekıyler, Cennetler, pınarlar içinde

Girin onlara selâmetle emîn emîn

Sinelerindeki kînleri soymuşuzdur da ıhvan olarak köşkler üzere karşı karşıya otururlar

Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değildirler

Haber ver kullarıma ki hakıkat ben, benim öyle gafur, öyle rahîm

Bununla beraber azâbım da azâbı elîm

Hem onlara İbrahimin müsafirlerinden bahs et

O vakıt ki yanına girdiler de, selâm dediler, biz dedi: sizden cidden korkuyoruz

Korkma, dediler: biz sana alîm bir oğul tebşir ediyoruz

Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelib çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?

Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma

Rabbının rahmetinden, dedi: sapkınlardan başka kim ümidi keser?

Ey mürseller, dedi: bunu müteakıb me'muriyyetiniz nedir?

Haberin olsun dediler: biz mücrim bir kavme gönderildik

Ancak âli Lût müstesna biz onların hepsini behemehal kurtaracağız

Ancak karısını takdir ettik o muhakkak kalacaklardandır

Bunun üzerine vaktâ ki âli Lûta mürseller geldiler

Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz

Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız

Hemen gecenin bir kısmında ehlini yürüt ve sen arkalarından git ve içinizden hiç bir kimse ardına bakmasın, emrolunduğunuz yere geçin gidin

Ona kat'î olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek

Şehir ahalisi de haber alıb keyf içinde gelmişlerdi

Amanın dedi onlar benim müsafirlerim, artık beni rüsvay etmeyin

Allahtan korkun, beni utandırmayın

Seni dediler, âlemden nehyetmedikmi?

Tâ şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız dedi

Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı

Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi

Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık

elbette bunda fikr-u firaseti olanlara âyetler var

Hem o harabe yol üstünde duruyor

elbette bunda iymanı olanlar için bir âyet var

Hakikaten eshabı eyke de zalimler idi

Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyor

Hakikaten eshabı hıcir dahi Peygamberleri tekzib ettiler

Ve biz onlara âyetlerimizi vermiştik de ondan i'raz ediyorlardı

Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı

Bunları da sabahleyin sayha tutuverdi

de o kesb edegeldikleri şeylerin kendilerine hiç faidesi olmadı.

Öyle ya biz Samavât-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!

Çünkü rabbın o öyle hallâk öyle alîm

Celâlim hakkı için sana «seb'ul mesâni»'yi ve Kur'anı azımi verdik

Sakın o kâfirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir

Ve de ki haberiniz olsun; ben o nezîri mübîn ben

Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere

O, Kur'anı kısım kısım tefrık edenlere

(92-93) Ki rabbın hakkı için, biz onların hepsine mutlak ve muhakkak soracağız

(92-93) Ki rabbın hakkı için, biz onların hepsine mutlak ve muhakkak soracağız

Şimdi sen her ne ile emrolunuyorsan kafalarına çatlat ve müşriklere aldırma

Her halde biz sana o müstehzîlerin haklarından geliriz

Allah ile beraber diğer ilâh tutan o heriflerin yarın bilirler

Celâlim hakkı için biliyoruz ki onların tefevvühatına senin cidden göğsün daralıyor

O halde Rabbına hamdile tesbih et ve secdekârlardan ol

Ve Rabbına kulluk yap tâ sana o yâkîn gelene kadar