Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’ânin mubîn(mubînin).


1. elif lâm râ : elif lâm râ
2. tilke : bu
3. âyâtu el kitâbi : kitabın âyetleridir
4. ve kur'ânin : ve Kur'ân
5. mubînin : apaçık

Rubemâ yeveddullezîne keferû lev kânû muslimîn(muslimîne).


1. rubemâ : ihtimal ki
2. yeveddu : ister, temenni eder
3. ellezîne keferû : inkâr edenler
4. lev : eğer, ise
5. kânû : oldular
6. muslimîne : müslüman, (ruhu, fizik vücudu, nefsi, iradesi) teslim olmuş olanlar

Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).


1. zer-hum : onları bırak
2. ye'kulû : yesinler
3. ve yetemetteû : kitap
4. ve yulhi-him : ve onları meşgul etsin, oyalasın
5. el emelu : emel, ümit
6. fe : o zaman, böylece
7. sevfe : yakında, ileride
8. ya'lemûne : bilirler

Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ ve lehâ kitâbun ma’lûm(ma’lûmun).


1. ve mâ ehleknâ : ve biz helâk etmedik
2. min karyetin : bir yeri, bir ülkeyi
3. illâ : ancak, sadece
4. ve lehâ : ve onun vardır
5. kitâbun : bir kitap
6. ma'lûmun : bilinen

Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırune).


1. : olmadı
2. tesbiku : öne geçer, öne alır
3. min ummetin : bir ümmet(ten)
4. ecele-hâ : onun eceli, onun için tayin edilen zaman dilimi
5. ve mâ : ve şey
6. yeste'hırûne : tehir eder (erteler, geciktirir)

Ve kâlû yâ eyyuhellezî nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnûn(mecnûnun).


1. ve kâlû : ve dediler
2. yâ eyyuhâ ellezî : ey o kimse
3. nuzzile : indirildi
4. aleyhi ez zikru : ona zikir
5. inne-ke : muhakkak ki sen
6. le mecnûnun : mutlaka mecnun (deli)

Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(sâdıkîne).


1. lev mâ : olsa olmaz mı
2. te'tî-nâ bi : sen bize getirirsin
3. el melâiketi : melekler
4. in kunte : eğer sen, ..... isen
5. min es sâdıkîne : doğru söyleyenlerden, sadıklardan

Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).


1. mâ nunezzilu : indirmeyiz
2. el melâikete : melekleri
3. illâ : ancak, sadece
4. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
5. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
6. izen : öyle olunca, aksi halde
7. munzarîne : bekletilenler (mühlet, zaman verilenler)

İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. nahnu : biz
3. nezzelnâ : biz indirdik
4. ez zikre : zikir
5. ve innâ : ve muhakkak ki biz
6. lehu : ona ait, onun
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. hâfizûne : koruyanlar, muhafaza edenler

Ve le kad erselnâ min kablike fî şiyaıl evvelîn(evvelîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. min kabli-ke : senden önce
4. fî şiyai : grupların, toplumların içine
5. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Ve mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).


1. ve mâ ye'tî-him : ve onlara gelmedi
2. min resûlin : bir resûl, bir elçi
3. illâ : ancak, sadece
4. kânû : oldular
5. bi-hi : onunla
6. yestehziûne : alay ediyorlar

Kezâlike neslukuhu fî kulûbil mucrimîn(mucrimîne).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. nesluku-hu : onu sokarız
3. fî kulûbi : kalplerine
4. el mucrimîne : mücrimler, suçlular

Lâ yu’minûne bihî ve kad halet sunnetul evvelîn(evvelîne).


1. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
2. bi-hi : onunla
3. ve kad : ve olmuştur
4. halet : gelip geçti
5. sunnetu : sünnet (âdet)
6. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Ve lev fetahnâ aleyhim bâben mines semâi fe zallû fîhi ya’rucûn(ya’rucûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. fetahnâ : biz açtık
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. bâben : bir kapı
5. min es semâi : semadan, gökyüzünden
6. fe : o zaman, böylece
7. zallû : devam ettiler
8. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
9. ya'rucûne : yükselirler

Le kâlû innemâ sukkiret ebsârunâ bel nahnu kavmun meshûrûn(meshûrûne).


1. le : mutlaka, elbette, muhakkak
2. kâlû : dediler
3. innemâ : ancak, sadece
4. sukkiret : döndürüldü, engellendi, bağlandı
5. ebsâru-nâ : gözlerimiz
6. bel : hayır, bilâkis
7. nahnu : biz
8. kavmun : bir kavim, bir topluluk
9. meshûrûne : büyülenmiş, sihir yapılmış

Ve le kad cealnâ fis semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn(nâzırîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. cealnâ : kıldık, yaptık
3. fî es semâi : semaya
4. burûcen : burçlar, takım yıldızlar, yıldız kümeleri
5. ve zeyyennâ-hâ : ve onu süsledik
6. li en nâzırîne : görenlere, bakanlara

Ve hafıznâhâ min kulli şeytânin recîm(recîmin).


1. ve hafıznâ-hâ : ve onu muhafaza ettik, koruduk
2. min kulli : hepsinden
3. şeytânin : şeytan
4. recîmin : taşlanmış

İllâ menisterakas sem’a fe etbeahu şihâbun mubîn(mubînun).


1. illâ : ancak, sadece
2. men : kimse, kişi
3. isteraka : hırsızlık yaptı (gaybî bilgileri çalmak istedi)
4. es sem'a : işitme (duyusu)
5. fe : o zaman, böylece
6. etbea-hu : onu takip etti
7. şihâbun : bir şihap, ateş parçası
8. mubînun : açıkça, apaçık

Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli şey’in mevzûn(mevzûnin).


1. ve el arda : ve arz, yeryüzü
2. medednâ-hâ : biz onu uzattık (yaydık)
3. ve elkaynâ : ve ilka ettik, ulaştırdık
4. fî-hâ : orada
5. revâsiye : dağlar
6. ve enbetnâ : ve biz nebat (bitkiler) yetiştirdik
7. min kulli şey'in : herşeyden
8. mevzûnin : mevzun, birbiriyle orantılı, ölçülü

Ve cealnâ lekum fîhâ meâyişe ve men lestum lehu bi râzıkîn(râzıkîne).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. lekum : sizin için, size
3. fî-hâ : orada
4. meâyişe : geçim kaynakları
5. ve men : ve kim
6. lestum : siz değilsiniz
7. lehu : ona ait, onun
8. bi râzıkîne : rızık vericiler, rızıklandıranlar

Ve in min şey’in illâ indenâ hazâinuhu ve mâ nunezziluhû illâ bi kaderin ma’lûm(ma’lûmin).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. min şey'in : bir şeyden
3. illâ : ancak, sadece
4. inde-nâ : bizim yanımızda
5. hazâinu-hu : onun hazineleri
6. ve mâ nunezzilu-hû : ve onu indirmeyiz
7. bi kaderin : bir kader ile, takdir edilmiş miktarda
8. ma'lûmin : malûm, bilinen, belli

Ve erselner riyâha levâkıha fe enzelnâ mines semâi mâen fe eskaynâkumûh(eskaynâkumûhu), ve mâ entum lehu bi hâzinîn(hâzinîne).


1. ve erselna : ve biz gönderdik
2. er riyâha : rüzgârları
3. levâkıha : (yağmur) yüklü (yağmur bulutları taşıyan)
4. fe enzelnâ : böylece indirdik
5. min es semâi : semadan, gökyüzünden
6. mâen : su
7. fe eskaynâ-kumû-hu : böylece onunla sizi suladık
8. ve mâ : ve şey
9. entum : sizi
10. lehu : ona ait, onun
11. bi hâzinîne : hazineler oluşturan

Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).


1. ve innâ : ve muhakkak ki biz
2. le nahnu : mutlaka biz, sadece (kesinlikle) biz
3. nuhyî : hayat veririz, yaşatırız
4. ve numîtu : ve öldürürüz
5. ve nahnu : ve biz
6. el vârisûne : varisler

Ve le kad alimnel mustakdimîne minkum ve le kad alimnel muste’hırîn(muste’hırîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. alimnâ : bildik
3. el mustakdimîne : evvelkiler (kadim olanlar, öncekiler)
4. min-kum : sizden
5. el muste'hırîne : sonrakiler (tehir olanlar)

Ve inne rabbeke huve yahşuruhum, innehu hakîmun alîm(alîmun).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. huve : o
4. yahşuru-hum : onları toplar
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi
7. alîmun : en iyi bilen

Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. halaknâ : biz yarattık
3. el insâne : insana
4. min : den
5. salsâlin : toprak (inorganik maddeler) ve su karışımından meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde havanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisim (Al-i İmran-59, Rahmân-14)
6. hamein : (organik) dönüşüme uğramış
7. mesnûnin : standart (belli) bir şekil verilmiş

Vel cânne halaknâhu min kablu min nâris semûm(semûmi).


1. ve el cânne : cânn (cinlerin babası)
2. halaknâ-hu : onu yarattık
3. min kablu : önceden, daha önce
4. min nâri es semûmi (semûm) : semûmun ateşinden (çölde esen, hücrelerin içine nüfuz eden yakıcı kavuran (sıcak) rüzgâr)

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).


1. ve iz kâle : ve demişti
2. rabbu-ke : senin Rabbin
3. li el melâiketi : meleklere
4. in-nî : muhakkak ki ben
5. hâlikun : yaratan, yaratıcı
6. beşeren : bir beşer
7. min : den
8. salsâlin : toprak (inorganik maddeler) ve su karışımından meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde havanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisim (Al-i İmran-59, Rahmân-14)
9. hamein : (organik) dönüşüme uğramış
10. mesnûnin : standart (belli) bir şekil verilmiş

Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fekaû lehu sâcidîn(sâcidîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ : olduğu zaman
3. sevveytu-hu : onu sevva ettim, dizayn ettim
4. ve nefah-tu : ve üfledim
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. min rûhî : ruhumdan
7. kaû : yere kapanın (düşün)
8. lehu : ona ait, onun
9. sâcidîne : secde eden kimseler

Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).


1. fe secede : böylece secde ettiler
2. el melâiketu : melekler
3. kullu-hum : onların bütünü, hepsi
4. ecmaûne : toplu olarak

İllâ iblîs(iblîse), ebâ en yekûne meas sâcidîn(sâcidîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. iblîse : iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-
3. ebâ : çekindi, kaçındı, direndi
4. en yekûne : olmak, olması
5. mea : beraber
6. es sâcidîne : secde edenler

Kâle yâ iblîsu mâ leke ellâ tekûne meas sâcidîn(sâcidîne).


1. kâle : dedi
2. yâ iblîsu : ey iblis
3. : olmadı
4. leke : seni
5. ellâ tekûne (en lâ tekûne) : senin olmaman
6. mea : beraber
7. es sâcidîne : secde edenler

Kâle lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).


1. kâle : dedi
2. lem ekun : ben olmadım
3. li escude : secde eden
4. li beşerin : bir insan için
5. halakte-hu : onu yarattın
6. min salsâlin (salsâlin) : salsalinden (toprağın su ile reaksiyona girme- siyle meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde havanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisim)
7. min hamein : hameinden (organik dönüşüme uğramış olan)
8. mesnûnin : standart (belli) bir şekil verilmiş

Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm(recîmun).


1. kâle : dedi
2. fahruc (fe uhruc) : öyleyse hemen çık
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-ke : muhakkak ki sen
6. recîmun : kovulmuş (lânetlenmiş)

Ve inne aleykel lâ’nete ilâ yevmid dîn(dîni).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. aleyke el lâ'nete : lânet senin üzerinedir
3. ilâ yevmi ed dîni : dîn gününe (karşılıkların, ceza veya mükâfatın verildiği güne) kadar

Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. fe enzır-nî : öyleyse beni beklet, bana mühlet (zaman, süre) ver
4. ilâ yevmi : gününe kadar
5. yub'asûne : diriltilirler

Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne).


1. kâle : dedi
2. fe inne-ke : o halde, o taktirde, muhakkak ki sen
3. min el munzarîne : bekletilenlerden, mühlet verilenlerden, izin verilenlerden

İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi).


1. ilâ yevmi : gününe kadar
2. el vakti el ma'lûmi : malûm olan (bilinen) vakit

Kâle rabbi bi mâ agveytenî le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmeîn(ecmeîne).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. bi mâ : şeye
4. agveyte-nî : beni azdırdın, beni azdırman
5. le uzeyyinenne : mutlaka güzelleştireceğim, süsleyeceğim (ziynetlendireceğim)
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. ve le ugviyenne-hum : ve mutlaka onları azdıracağım
9. ecmeîne : tümünü, hepsini

İllâ ıbâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. ıbâde-ke : senin kulların
3. min-hum : onlardan
4. el muhlasîne : muhlis olanlar, ihlâs makamının sahibi olanlar

Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun).


1. kâle : dedi
2. hâzâ : bu
3. sırâtun : yoldur
4. aleyye : bana
5. mustekîmun : istikamet verilmiş, yönlendirilmiş

İnne ıbâdî leyse leke aleyhim sultânun illâ menittebeake minel gâvîn(gâvîne).


1. inne : muhakkak
2. ıbâdî : kullarım
3. leyse : değil
4. leke aleyhim : senin onların üzerinde
5. sultânun : bir güç, bir sultan
6. illâ : ancak, sadece
7. men ittebea-ke : sana uyan, sana tâbî olan kimse
8. min el gâvîne : zarar görenlerden, azgınlardan

Ve inne cehenneme le mev’ıduhum ecmaîn(ecmeîne).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. cehenneme : cehennem
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. mev'ıdu-hum : onlara vaadedilen yer
5. ecmaîne : hepsi

Lehâ seb’atu ebvâb(ebvâbin), likulli bâbin minhum cuz’un maksûm(maksûmun).


1. lehâ : onda, onun
2. seb'atu : yedi (7) adet
3. ebvâbin : kapılar
4. li kulli bâbin : herbir kapı için
5. min-hum : onlardan
6. cuz'un : bir kısım, bir bölüm, bir grup
7. maksûmun : ayrılmış, kısımlandırılmış, taksim edilmiş

İnnel muttekîne fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).


1. inne : muhakkak
2. el muttekîne : takva sahipleri
3. fî cennâtin : cennetler içinde
4. ve uyûnin : ve pınarlar

Udhulûhâ bi selâmin âminîn(âminîne).


1. udhulû-hâ : oraya girin
2. bi selâmin : selâmetle
3. âminîne : emin olanlar, güvende olanlar

Ve neza’nâ mâ fî sudûrihim min gıllin ıhvânen alâ sururin mutekâbilîn(mutekâbilîne).


1. ve neza'nâ : ve çekip aldık
2. : olmadı
3. fî sudûri-him : onların göğüslerinde
4. min gıllin : kinden
5. ıhvânen : kardeşler olarak
6. alâ sururin : tahtların üzerinde
7. mutekâbilîne : karşılıklı, karşı karşıya

Lâ yemessuhum fîhâ nasabun ve mâ hum minhâ bi muhrecîn(muhrecîne).


1. lâ yemessu-hum : onlara dokunmaz
2. fî-hâ : orada
3. nasabun : yorgunluk, bitkinlik
4. ve mâ : ve şey
5. hum : onlar
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. bi muhrecîne : çıkarılacak

Nebbî’ ibâdî ennî enel gafûrur rahîm(rahîmu).


1. nebbî : haber ver
2. ibâdî : benim kullarım
3. ennî : muhakkak ki ben
4. ene : ben
5. el gafûru : gafurdur, mağfiret edendir
6. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Ve enne azâbî huvel azâbul elîm(elîmu).


1. ve enne : ve olduğunu
2. azâbî : azabım
3. huve : o
4. el azâbu el elîmu : elîm (acı) azap

Ve nebbi’hum an dayfi ibrâhîm(ibrâhîme).


1. ve nebbi'hum : ve onlara haber ver
2. an dayfi : misafirlerden
3. ibrâhîme : İbrâhîm

İz dehalû aleyhi fe kâlû selâmâ(selâmen), kâle innâ minkum vecilûn(vecilûne).


1. iz dehalû : girdikleri zaman
2. aleyhi : ona, onun üzerine
3. fe kâlû : o zaman dediler
4. selâmen : selâm
5. kâle : dedi
6. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
7. min-kum : sizden
8. vecilûne : korkanlar, ürperenler

Kâlû lâ tevcel innâ nubeşşiruke bi gulâmin alîm(alîmin).


1. kâlû : dediler
2. lâ tevcel : siz korkmayın
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. nubeşşiru-ke : sana müjdeliyoruz
5. bi gulâmin : bir erkek çocuk
6. alîmin : bilgin, iyi bilen

Kâle e beşşertumûnî alâ en messeniyel kiberu fe bime tubeşşirûn(tubeşşirûne).


1. kâle : dedi
2. e beşşertumû-nî : beni mi müjdeliyorsunuz
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. en messeniye : bana dokunması (gelmesi)
5. el kiberu : yaşlılık, ihtiyarlık
6. fe : o zaman, böylece
7. bime : ne ile, nasıl
8. tubeşşirûne : müjdeliyorsunuz

Kâlû beşşernâke bil hakkı fe lâ tekun minel kânıtîn(kânıtîne).


1. kâlû : dediler
2. beşşernâ-ke : biz seni müjdeledik
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. fe lâ tekun : öyleyse sen olma
5. min el kânıtîne : ümidi kesenlerden

Kâle ve men yaknetu min rahmeti rabbihî illad dâllûn(dâllûne).


1. kâle : dedi
2. ve men : ve kim
3. yaknetu : ümidi keser, ümitsiz olur
4. min rahmeti : rahmetten
5. rabbi-hi : onun Rabbi
6. illa : .. dışında, ...'den başka, ancak, hariç
7. ed dâllûne : dalâlette olanlar

Kâle fe mâ hatbukum eyyuhel murselûn(murselûne).


1. kâle : dedi
2. fe mâ : artık değil
3. hatbu-kum : sizin konunuz, meseleniz, konuşacağınız konu
4. eyyuhâ : ey
5. el murselûne : gönderilmiş olan resûller, mürseller, elçiler

Kâlû innâ ursilnâ ilâ kavmin mucrimîn(mucrimîne).


1. kâlû : dediler
2. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
3. ursilnâ : biz gönderildik
4. ilâ kavmin : bir kavme
5. mucrimîne : mücrim, günahkâr ve suçlu olan kimseler

İllâ âle lût(lûtın), innâ le muneccûhum ecma’în(ecma’îne).


1. illâ : ancak, sadece
2. âle lûtın : Lut'un ailesi
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. le muneccû-hum : mutlaka onları kurtaracağız
5. ecma'îne : hepsi, tümü

İllemre’etehu kaddernâ innehâ le minel gâbirîn(gâbirîne).


1. illemre'ete-hu : onun hanımı (kadını) hariç
2. kaddernâ : hükmettik (kaderini tayin ettik), takdir ettik
3. inne-hâ : muhakkak ki o
4. le min el gâbirîne : mutlaka geride kalanlardan, helâk olanlardan

Fe lemmâ câe âle lûtınil murselûn(murselûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. câe : geldi
4. âle lûtın : Lut'un ailesi
5. el murselûne : gönderilmiş olan resûller, mürseller, elçiler

Kâle innekum kavmun munkerûn(munkerûne).


1. kâle : dedi
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. kavmun : bir kavim, bir topluluk
4. munkerûne : tanınmayan (yabancı)

Kâlû bel ci’nâke bi mâ kânû fîhi yemterûn(yemterûne).


1. kâlû : dediler
2. bel : hayır, bilâkis
3. ci'nâ-ke : sana getirdik, geldik
4. bi mâ : şeye
5. kânû : oldular
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. yemterûne : şüphe ediyorlar

Ve eteynâke bil hakkı ve innâ le sâdikûn(sâdikûne).


1. ve eteynâ-ke : ve biz sana getirdik
2. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
3. ve innâ : ve muhakkak ki biz
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. sâdikûne : sadıklar, doğruyu söyleyenler

Fe esri bi ehlike bi kıt’ın minel leyli vettebı’ edbârehum ve lâ yeltefit minkum ehadun vamdû haysu tu’merûn(tu’merûne).


1. fe esri : hemen gece çık yürü
2. bi ehli-ke : (senin) ailenle birlikte
3. bi kıt'ın : bir kısmında (bir parçasında, bir kıtasında)
4. min el leyli : geceden
5. vettebı' (ve ittebi') : ve tâbî ol, takip et
6. edbâre-hum : onların arkasından
7. ve lâ yeltefit : ve (yüzünüzü) geri dönmeyin
8. min-kum : sizden
9. ehadun : bir kimse, bir başkası
10. vamdû : ve geçip gidin
11. haysu : yerden
12. tu'merûne : emrolundunuz

Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbire hâulâi maktûun musbihîn(musbihîne).


1. ve kadaynâ : ve biz hükmettik
2. ileyhi : ona
3. zâlike el emre : işte bu emir
4. enne : olduğunu
5. dâbire : arkası
6. hâulâi : bunlar
7. maktûun : helâk olmuş, kesilmiş
8. musbihîne : sabahlayanlar

Ve câe ehlul medîneti yestebşirûn(yestebşirûne).


1. ve câe : ve geldi
2. ehlu el medîneti : şehir halkı
3. yestebşirûne : müjdelemek isterler

Kâle inne hâulâi dayfî fe lâ tefdahûn(tefdahûni).


1. kâle : dedi
2. inne : muhakkak
3. hâulâi : bunlar
4. dayfî : benim misafirlerim
5. fe lâ tefdahû-ni : artık beni mahçup etmeyin

Vettekullâhe ve lâ tuhzûn(tuhzûni).


1. vettekullâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun, (ve ittekû allâhe) sakının
2. ve lâ tuhzû-ni : ve beni utandırmayın, rezil, rüsva etmeyin

Kâlû e ve lem nenheke anil âlemîn(âlemîne).


1. kâlû : dediler
2. e :
3. ve lem : ve olmadı
4. nenhe-ke : seni men ediyoruz, seni nehyediyoruz, seni yasaklıyoruz
5. an el âlemîne : âlemlerden

Kâle hâulâi benâtî in kuntum fâilîn(fâilîne).


1. kâle : dedi
2. hâulâi : bunlar
3. benâtî : kızlarım
4. in kuntum : eğer siz iseniz
5. fâilîne : yapacak olanlar, yapanlar

Le amruke innehum le fî sekretihim ya’mehûn(ya’mehûne).


1. le amru-ke : senin ömrüne andolsun (yemin olsun)
2. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
3. le fî sekreti-him : elbette sarhoşlukları içinde
4. ya'mehûne : bocalarlar, şaşkın kalırlar

Fe ehazethumus sayhatu muşrikîn(muşrikîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ehazethum : onları aldı, yakaladı
3. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
4. muşrikîne : müşrikler, şirk koşanlar

Fe cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emternâ aleyhim hıcâreten min siccîl(siccîlin).


1. fe cealnâ : böylece kıldık, yaptık
2. âliye-hâ : onu en yüksek
3. sâfile-hâ : onu en alçak (yaptı)
4. âliye-hâ sâfile-hâ : onun üstünün altına gelmesi, onun yükselip alçalması
5. ve emternâ : ve yağmur yağdırdık
6. aleyhim : onlara, onların üzerine
7. hıcâreten min siccîlin : siccîlden (öldürücü) taşlar

İnne fî zâlike le âyâtin lil mutevessimîn (mutevessimîne).


1. inne : muhakkak
2. : içinde, vardır
3. zâlike : işte bu, bu
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. âyâtin : âyetler
6. li el mutevessimîne : ibretle izleyenler için

Ve innehâ le bi sebîlin mukîm(mukîmîn).


1. ve inne-hâ : hiç şüphesiz o, muhakkak ki o
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. bi sebîlin : yol üzerinde
4. mukîmîn : durmakta olan, ikâme olunmuş olan, duran (hâlâ duruyor)

İnne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).


1. inne : muhakkak
2. : içinde, vardır
3. zâlike : işte bu, bu
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. âyeten : âyet, delil, kanıt
6. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere

Ve in kâne ashâbul eyketi le zâlimîn (zâlimîne).


1. ve in kâne : ve eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
2. ashâbu el eyketi : Eyke halkı
3. le zâlimîne : elbette zalim kimseler

Fentekamnâ minhum, ve innehumâ le bi imâmin mubîn(mubînin).


1. fentekamnâ (fe intikamnâ) : böylece intikam aldık
2. min-hum : onlardan
3. ve inne-humâ : ve muhakkak her ikisi
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. bi imâmin : önder, rehber
6. mubînin : apaçık

Ve le kad kezzebe ashâbul hıcril murselîn(murselîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. kezzebe : yalanladı
3. ashâbu el hıcr : Hicr halkı
4. el murselîne : murseller, elçiler, gönderilmiş resûller

Ve âteynâhum âyâtinâ fe kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).


1. ve âteynâ-hum : ve biz onlara verdik
2. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
3. fe : o zaman, böylece
4. kânû : oldular
5. an-hâ : ondan, oradan
6. mu'rıdîne : yüz çeviren kimseler

Ve kânû yanhıtûne minel cibâli buyûten âminîn(âminîne).


1. ve kânû : ve oldular
2. yanhıtûne : oyuyorlar, yontuyorlar
3. min el cibâli : dağlardan
4. buyûten : evler
5. âminîne : emin olanlar, güvende olanlar

Fe ehazethumus sayhatu musbıhîn(musbıhîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ehazet-hum : onları yakaladı, helâk etti
3. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
4. musbıhîne : sabahlayanlar, sabah vaktine erenler (sabaha çıkanlar)

Fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. mâ agnâ : fayda vermedi
3. an-hum : onlardan
4. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
5. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakk(hakkı), ve innes sâate le âtiyetun fasfehıs safhal cemîl(cemîle).


1. ve mâ halaknâ : ve biz yaratmadık
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el arda : ve arz, yeryüzü
4. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
5. illâ : ancak, sadece
6. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
7. ve inne es sâate : ve muhakkak ki o saat (kıyâmet)
8. le âtiyetun : mutlaka, elbette gelecek
9. fasfah (fe ısfah) : artık, müsamaha göster, iyi muamele et
10. es safha el cemîle : güzel (bir) şekilde yüz çevirmek

İnne rabbeke huvel hallâkul alîm(alîmu).


1. inne : muhakkak
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. huve : o
4. el hallâku : en iyi yaratan
5. el alîmu : en iyi bilen

Ve le kad âteynâke seb’an minel mesânî vel kur’ânel azîm(azîme).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ-ke : sana verdik
3. seb'an : yedi, yedili
4. min el mesânî : mesâniden (ikinciden)
5. ve el kur'âne : ve Kur'ân'ı
6. el azîme : büyük, azîm

Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).


1. lâ temuddenne : uzatma (dikme, uzun uzun bakma)
2. ayneyke : iki gözünü
3. ilâ : ... e
4. mâ metta'nâ : yararlandırdığımız şeyler
5. bi-hi : onunla
6. ezvâcen : eşler
7. min-hum : onlardan
8. ve lâ tahzen : ve üzülme, hüzünlenme, mahzun olma
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. vahfıd (ve ıhvıd) : ve indir, alçalt
11. cenâha-ke : (senin) kanatların
12. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere

Ve kul innî enen nezîrul mubîn(mubînu).


1. ve : ve
2. kul : de, söyle
3. innî : muhakkak ki ben
4. ene : ben
5. el nezîru : nezir, uyarıcı
6. el mubînu : açıkça, açık

Ke mâ enzelnâ alel muktesimîn(muktesimîne).


1. ke : gibi
2. mâ enzel-nâ : indirdiğimiz şey
3. alâ el muktesimîne : muktesim olanlara, kısım kısım ayıranlara

Ellezîne cealûl kur’âne ıdîn(ıdîne).


1. ellezîne : ki onlar
2. cealû : kıldılar, yaptılar
3. el kur'âne : Kur'ân
4. ıdîne : kısım kısım, parça parça

Fe ve rabbike le nes’elennehum ecmaîn(ecmaîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ve rabbi-ke : Rabbine andolsun
3. le nes'elenne-hum : elbette, onlara mutlaka soracağız
4. ecmaîne : hepsi

Ammâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
2. kânû : oldular
3. ya'melûne : yapıyorlar

Fasda’ bi mâ tu’meru ve a’rıd anil muşrikîn(muşrikîne).


1. fasda' (fe ısda') : açıkça bildir,
2. bi mâ tu'meru :
3. ve a'rıd : ve yüz çevir
4. an el muşrikîne : müşriklerden

İnnâ kefeynâkel mustehziîn(mustehziîne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. kefeynâ-ke : biz sana kâfiyiz
3. el mustehziîne : alay edenler

Ellezîne yec’alûne meallâhi ilâhen âhar(âhare), fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. yec'alûne : kılarlar, yaparlar
3. mea allâhi : Allah ile beraber
4. ilâhen : bir ilâh
5. âhare : başka, diğer(leri)
6. fe sevfe : o taktirde yakında
7. ya'lemûne : bilirler

Ve le kad na’lemu enneke yadîku sadruke bi mâ yekûlûn(yekûlûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. na'lemu : biz biliyoruz
3. enne-ke : senin olduğunu
4. yadîku : daralıyor, sıkışıyor
5. sadru-ke : senin göğsün
6. bi mâ : şeye
7. yekûlûne : derler

Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîn(sâcidîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. sebbih : tesbih et
3. bi hamdi : hamd ile
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. ve kun : ve ol
6. min es sâcidîne : secde edenlerden

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn(yakînu).


1. va'bud : ve kul ol
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. hattâ : olana kadar, olmadıkça
4. ye'tiye-ke : sana gelir
5. el yakînu : yakîn