Elif lâm râ kitâbun uhkimet âyâtuhu summe fussılet min ledun hakîmin habîr(habîrin).


1. kitâbun : bir kitap
2. uhkimet : muhkem kılındı (sağlamlaştırıldı)
3. âyâtu-hu : onun âyetleri
4. summe : sonra
5. fussılet : ayrı ayrı açıklandı
6. min ledun : katından, tarafından
7. hakîmin : hikmet sahibi, hüküm sahibi olan
8. habîrin : herşeyden haberdar olan

Ellâ ta’budû illâllâh(illâllâhe), innenî lekum minhu nezîrun ve beşîr(beşîrun).


1. ellâ (en lâ) ta'budû : kul olmamanız
2. illâ allâhe : Allah'tan başka
3. inne-nî : muhakkak ki beni
4. lekum : sizin için, size
5. min-hu : ondan
6. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
7. ve beşîrun : ve bir müjdeleyici

Ve enistagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi yumetti’kum metâan hasenen ilâ ecelin musemmen ve yu’ti kulle zî fadlin fadlehu, ve in tevellev fe innî ehâfu aleykum azâbe yevmin kebîr(kebîrin).


1. ve en istagfirû : ve mağrifet istemeniz
2. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
3. summe : sonra
4. tûbû : tövbe edin
5. ileyhi : ona
6. yumetti'kum : sizi metalandırır, faydalandırır, geçindirir
7. metâan : meta, mal, fayda
8. hasenen : güzel
9. ilâ ecelin : bir süreye kadar
10. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
11. ve yu'ti : ve verir
12. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
13. : sahip
14. fadlin : fazl, fazl nuru
15. fadle-hu : onun fazlını
16. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
17. tevellev : yüz çevirdiler
18. fe innî : o zaman muhakkak ki ben
19. ehâfu : korkarım
20. aleykum : size, sizi
21. azâbe : azap
22. yevmin kebîrin : büyük gün

İlâllâhi merciukum, ve huve alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).


1. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah'a ait
2. merciu-kum : sizin dönüşünüz
3. ve huve : ve o
4. alâ kulli şey'in : herşeye
5. kadîrun : kaadir, gücü yeten

E lâ innehum yesnûne sudûrahum li yestahfû minhu, e lâ hîne yestagşûne siyâbehum ya'lemu mâ yusirrûne ve mâ yu'linûn(yu'linûne), innehu alîmun bi zâtis sudûr(sudûri).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
3. yesnûne : bükerler
4. sudûre-hum : göğüslerini
5. li yestahfû : gizlemek için
6. min-hu : ondan
7. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
8. yestagşûne (gışave) : perde (örtü) yaparlar, perdelerler (perde)
9. siyâbe-hum : elbiselerini
10. ya'lemu : bilir
11. mâ yusirrûne : sır olan, saklanan şeyler
12. ve mâ yu'linûne : ve alenî olan, açıklanan şeyler
13. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
14. alîmun : en iyi bilen
15. bi zâti es sudûri : sinelerin sahip olduğu, sinelerde olan

Ve mâ min dâbbetin fîl ardı illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya'lemu mustekarrahâ ve mustevdeahâ, kullun fî kitâbin mubîn(mubînin).


1. ve mâ : ve şey
2. min dâbbetin : yürüyen hayvandan
3. fi el ardı : yeryüzünde
4. illâ : ancak, sadece
5. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
6. rızku-hâ : onun rızkı
7. ve ya'lemu : ve bilir
8. mustekarre-hâ : onun karar kıldığı (kaldığı) yer
9. ve mustevdea-hâ : ve onun emanet (geçici) durduğu yer
10. kullun : hepsi
11. fî kitâbin : bir kitaptadır
12. mubînin : apaçık

Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin ve kâne arşuhu alâl mâi li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ(amelen), ve le in kulte innekum meb’ûsûne min ba’dil mevti le yekûlennellezîne keferû in hâzâ illâ sihrun mubîn(mubînun).


1. ve huve ellezî : ve ... olan o'dur
2. halaka es semâvâti : semaları yarattı
3. ve el arda : ve arz, yeryüzü
4. fî sitteti eyyâmin : altı günde
5. ve kâne : ve oldu
6. arşu-hu : onun arşı
7. alâ el mâi : su üzerinde
8. li yebluve-kum : sizi sınamak için
9. eyyu-kum : sizin hanginiz
10. ahsenu : ahsen, en güzel
11. amelen : amel olarak, amel
12. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
13. kulte : sen dedin
14. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
15. meb'ûsûne : diriltileceksiniz
16. min ba'di el mevti : ölümden sonra
17. le yekûlenne : mutlaka der
18. ellezîne keferû : inkâr edenler
19. in hâzâ : bu ancak sadece
20. illâ : ancak, sadece
21. sihrun : bir sihir, bir aldatma
22. mubînun : açıkça, apaçık

Ve le in ahharnâ anhumul azâbe ilâ ummetin ma'dûdetin le yekûlunne mâ yahbisuhu, e lâ yevme ye'tîhim leyse masrûfen anhum ve hâka bi him mâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. ahharnâ : biz erteledik, tehir ettik
3. an-hum el azâbe : onlardan azabı
4. ilâ ummetin : bir ümmete (bir topluma)
5. ma'dûdetin : sayılı (bir zaman), belli bir müddet
6. le yekûlunne : mutlaka derler
7. : olmadı
8. yahbisu-hu : onu (hapseden), tutan, men eden
9. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
10. yevme ye'tî-him : onlara geldiği gün
11. leyse : değil
12. masrûfen : çevrilecek, uzaklaştırılacak
13. an-hum : onlardan
14. ve hâka : ve kuşattı
15. bi-him : onlarla
16. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
17. bi-hî : onunla
18. yestehziûne : alay ediyorlar

Ve le in ezaknâl insâne minnâ rahmeten summe neza'nâhâ minhu, innehu le yeûsun kefûr(kefûrun).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : eğer
3. ezaknâ el insâne : insana tattırdık
4. min-nâ : bizden
5. rahmeten : rahmet
6. summe : sonra
7. neza'nâ-hâ : onu biz çekip aldık
8. min-hu : ondan
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. le yeûsun : mutlaka (tamamen) ümitsiz olur
11. kefûrun : nankör olur

Ve le in ezaknâhu na'mâe ba'de darrâe messethu le yekûlenne zehebes seyyiâtu annî, innehu le ferihun fahûr(fahûrun).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. ezaknâ-hu : ona tattırırsak
3. na'mâe : bir ni'met
4. ba'de : sonra
5. darrâe : bir sıkıntı, bir zarar
6. messet-hu : onu dokundurduğumuz
7. le yekûlenne : mutlaka der
8. zehebe es seyyiâtu : kötülükler gitti
9. an-nî : benden
10. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
11. le ferihun : şımarıktır
12. fahûrun : çok övünen (kendini çok metheden) böbürlenen

İllâllezîne saberû ve amilûs sâlihât(sâlihâti), ûlâike lehum magfiratun ve ecrun kebîr(kebîrun).


1. illâ ellezîne : ... olanlar hariç
2. saberû : sabredenler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. ûlâike : işte onlar
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. magfiretun : bağışlanma, mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi)
7. ve ecrun : ve ecir, bedel
8. kebîrun : büyük

Fe lealleke târikun ba'da mâ yûhâ ileyke ve dâikun bihî sadruke en yekûlû lev lâ unzile aleyhi kenzun ev câe meahu melek(melekun), innemâ ente nezîr(nezîrun), vallâhu alâ kulli şey'in vekîl(vekîlun).


1. fe lealle-ke : ve belki sen
2. târikun : terkeden, bırakan
3. ba'da : bir kısmı
4. mâ yûhâ : vahyolunan şeye, ne vahyolunuyor
5. ileyke : sana
6. ve dâikun : ve daralır
7. bi-hî : onunla
8. sadru-ke : senin göğsün
9. en yekûlû : demeleri
10. lev : eğer, ise
11. : yok, değil
12. lev lâ : eğer olmasaydı
13. unzile : indirildi
14. aleyhi : ona, onun üzerine
15. kenzun : bir hazine
16. ev : veya
17. câe : geldi
18. mea-hu : onun yanında
19. melekun : bir melek
20. innemâ : ancak, sadece
21. ente : sen
22. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
23. vallâhu : ve Allah
24. alâ kulli şey'in : herşeye
25. vekîlun : vekildir

Em yekûlûnefterâhu, kul fe'tû bi aşri suverin mislihî mufterayâtin ved'û menisteta'tum min dûnillâhi in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne ifterâ-hu : onu uydurdu mu
3. kul : de, söyle
4. fe'tû : o halde, öyleyse getirin
5. bi aşri : on tane
6. suverin : sure
7. misli-hî : onun gibi
8. muftereyâtin : uydurulmuş olanlar
9. ved'û : ve çağırın, davet edin
10. men isteta'tum : gücünüzün yettiği kimse(leri)
11. min dûni allâhi : Allah'tan başka
12. in : eğer
13. kuntum : siz iseniz
14. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Fe illem yestecîbû lekum fa'lemû ennemâ unzile bi ilmillâhi ve en lâ ilâhe huve, fe hel entum muslimûn(muslimûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. illem (in lem) yestecîbû : eğer icabet etmezlerse, edemezlerse
3. lekum : sizin için, size
4. fa'lemû : o zaman bilin ki
5. ennemâ : ... olduğu, ... olması
6. unzile : indirildi
7. bi ilmi allâhi : Allah'ın ilmiyle
8. ve en lâ : ve (yoktur) olmadığı
9. ilâhe illâ huve : O'ndan başka ilâh
10. fe hel : artık var mı
11. entum : sizi
12. muslimûne : teslim olanlar

Men kâne yurîdul hayâted dunyâ ve zînetehâ nuveffi ileyhim a'mâlehum fîhâ ve hum fîhâ lâ yubhasûn(yubhasûne).


1. men : kimse, kişi
2. kâne : oldu
3. yurîdu : diler, ister
4. el hayâte ed dunyâ : dünya hayatı
5. ve zînete-hâ : ve onun süsünü, ziynetini
6. nuveffi : tamamen öderiz (vefa ederiz), veririz
7. ileyhim : onlara
8. a'mâle-hum : onların amelleri
9. fî-hâ : orada
10. ve hum : ve onlar
11. lâ yubhasûne : eksiltilmez

Ulâikellezîne leyse lehum fil âhırati illân nâr(nâru) ve habita mâ sanaû fîhâ ve bâtılun mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. leyse : değil
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. fi el âhireti : ahirette
6. illâ en nâru : ateşten başka
7. ve habita : ve boşa gitti, heba oldu
8. mâ sanaû : yaptıkları şeyler
9. fî-hâ : orada
10. ve bâtılun : ve bâtıldır (boştur)
11. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
12. ya'melûne : yapıyorlar

E fe men kâne alâ beyyinetin min rabbihî ve yetlûhu şâhidun minhu ve min kablihî kitâbu mûsâ imâmen ve rahmeh(rahmeten), ulâike yu'minûne bihî, ve men yekfur bihî minel ahzâbi fen nâru mev'ıduhu, fe lâ teku fî miryetin minhu innehul hakku min rabbike ve lâkinne ekseran nâsi lâ yu'minûn(yu'minûne).


1. e fe men : artık o kimse ... midir
2. kâne : oldu
3. alâ beyyinetin : bir delil üzerinde
4. min rabbi-hi : Rabbinden
5. ve yetlû-hu : ve onu okur / ona tâbî olur
6. şâhidun : şahittir
7. min-hu : ondan
8. ve min kabli-hi : ve ondan önce
9. kitâbu mûsâ : Musa'nın kitabı
10. imâmen : imam, önder
11. ve rahmeten : ve rahmet
12. ulâike : işte onlar
13. yu'minûne : îmân ederler
14. bi-hi : onunla
15. ve men : ve kim
16. yekfur : inkâr eder
17. min el ahzâbi : hiziplerden, topluluklardan
18. fe en nâru : böylece ateş
19. mev'ıdu-hu : ona vaadedilen yer
20. fe lâ teku : öyleyse olma
21. fî miryetin : şüphe içinde, şüphede
22. innehu el hakku : (muhakkak ki o) çünkü o haktır
23. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
24. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
25. eksere en nâsi : insanların çoğu
26. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi kezibâ(keziben), ulâike yu'radûne alâ rabbihim ve yekûlul eşhâdu hâulâillezîne kezebû alâ rabbihim, e lâ lâ'netullâhi alâz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve men : ve kim
2. ezlemu : daha zalim
3. mimmen (min men) ifterâ : iftira edenden
4. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah'a
5. keziben : yalan olarak, yalanla
6. ulâike : işte onlar
7. yu'radûne : sunulacaklar, arz edilecekler
8. alâ rabbi-him : Rab'lerinin huzurunda
9. ve yekûlu el eşhâdu : ve şahitler derler
10. hâulâi : bunlar
11. ellezîne kezebû : yalan söyleyen kimseler
12. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
13. lâ'netu allâhi : Allah'ın lâneti
14. alâ ez zâlimîne : zalimlerin üzerine

Ellezîne yasuddûne an sebîlillâhi ve yebgûnehâ ivecâ(ivecen), ve hum bil âhırati hum kâfirûn(kâfirûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. yasuddûne : yüz çevirip ayrılırlar
3. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
4. ve yebgûne-hâ : ve onun ... olmasını isterler
5. ivecen : eğrilik
6. ve hum : ve onlar
7. bi el âhireti : ahirete (ruhun ölümden evvel Allah'a ulaşmasına)
8. hum : onlar
9. kâfirûne : inkâr edenler

Ulâike lem yekûnû mu'cizîne fîl ardı ve mâ kâne lehum min dûnillâhi min evliyâe, yudâafu lehumul azâb(azâbu), mâ kânû yestetîûnes sem’a ve mâ kânû yubsirûn(yubsirûne).


1. ulâike : işte onlar
2. lem yekûnû : değildir, olmazlar, olamazlar
3. mu'cizîne : aciz bırakanlar
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. ve mâ kâne : ve olmadı
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. min dûni allâhi : Allah'tan başka
8. min evliyâe : velîlerden, dostlardan (bir dost)
9. yudâafu : kat kat ziyadeleştirilir, arttırılır
10. el azâbu : azap
11. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
12. yestetîûnes sem'a : işitmeye güç yetirirler (sem'î hassaları çalışır)
13. ve mâ kânû : ve olmadılar, değiller
14. yubsirûne : görüyorlar (basar hassaları çalışıyor)

Ulâikellezîne hasirû enfusehum ve dalle anhum mâ kânû yefterûn(yefterûne).


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. hasirû enfuse-hum : nefslerini hüsrana düşürdüler
4. ve dalle an-hum : ve onlardan saptı, uzaklaştı (gitti)
5. mâ kânû : değillerdi, olmadılar
6. yefterûne : iftira ediyorlar

Lâ cereme ennehum fîl âhırati humul ahserûn(ahserûne).


1. lâ cereme : bedeli yok, kurtuluşu yok, mecburi, kesinlikle
2. enne-hum : onların ..... olduğunu
3. fî el âhıreti : ahirette
4. hum el ahserûne : onlar en çok hüsrana uğrayanlar

İnnellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve ahbetû ilâ rabbihim ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. ve ahbetû : ve huşû duydular, boyun eğdiler (razı ve itaatkâr oldular)
5. ilâ rabbi-him : Rab'lerine
6. ulâike : işte onlar
7. ashâbu el cenneti : cennet halkı
8. hum : onlar
9. fî-hâ : orada
10. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Meselul ferîkayni kel a’mâ vel esammi vel basîri ves semîı, hel yesteviyâni meselâ(meselen) e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. mesele : durum, haller
2. el ferîkayni : iki grup, iki topluluk
3. ke el a'mâ : âmâ, kör olan kimse (göremeyen) gibi
4. ve el esammi : ve sağır olan kimse (işitmeyen)
5. ve el basîri : ve gören (basar hassası çalışan)
6. ve es semîı : ve işiten (sem'î hassası çalışan)
7. hel yesteviyâni : ikisi eşit (müsavi) mi
8. meselen : misal, örnek
9. e fe lâ tezekkerûne : hâlâ tezekkür etmez misiniz

Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî innî lekum nezîrun mubîn(mubînun).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. nûhan : Nuh (as)
4. ilâ kavmi-hi : kavmine
5. in-nî : muhakkak ki ben
6. lekum : sizin için, size
7. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
8. mubînun (ebâne) : ifadesi açık ve kesin olan, fasih konuşan, açıklayan, açıkça ifade eden kişi (açık konuştu, kesin ifade etti)

En lâ ta’budû illâllâhe, innî ehâfu aleykum azâbe yevmin elîm(elîmin).


1. en lâ ta'budû : kul olmayın
2. illallâhe (illâ allâhe) : Allah'tan başkasına
3. in-nî : muhakkak ki ben
4. ehâfu : korkarım
5. aleykum : size, sizi
6. azâbe : azap
7. yevmin : gün
8. elîmin : acı, elîm

Fe kâlel meleullezîne keferû min kavmihî mâ nerâke illâ beşeren mislenâ ve mâ nerâkettebeake illâllezîne hum erâzilunâ bâdiyer re’yi, ve mâ nerâ lekum aleynâ min fadlin bel nezunnukum kâzibîn(kâzibîne).


1. fe kâle el meleu : o zaman ileri gelenler dedi
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. min kavmi-hi : onun kavminden, kendi kavminden
4. mâ nerâ-ke : biz, seni görmüyoruz
5. illâ beşeren : beşerden başka
6. misle-nâ : bizim gibi
7. ve mâ nerâ-ke : ve görmüyoruz seni
8. ittebea-ke : sana tâbî oldu
9. illellezîne (illâ ellezîne) : sadece, ancak o kimseler
10. hum : onlar
11. erâzilu-nâ : bizden aşağı (fakir, zayıf ve aciz)
12. bâdiye : basit olan, düşünmeden olan
13. er re'yi : görüş, rey
14. ve mâ nerâ : ve görmüyoruz
15. lekum : sizin için, size
16. aleynâ : bize
17. min fadlin : üstünlükten (bir üstünlük)
18. bel : hayır, bilâkis
19. nezunnu-kum : sizi zannediyoruz
20. kâzibîne : yalanlayanlar, yalancılar

Kâle yâ kavmi e raeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve âtânî rahmeten min indihî fe ummiyet aleykum, e nulzimukumûhâ ve entum lehâ kârihûn(kârihûne).


1. kâle : dedi
2. yâ kavmi : ey kavmim
3. e reeytum : gördünüz mü, reyiniz görüşünüz nedir
4. in kuntu : eğer ben ... olsaydım
5. alâ beyyinetin : bir delil üzerinde
6. min rabbî : Rabbimden
7. ve âtâ-nî : ve bana verdi
8. rahmeten : rahmet
9. min indi-hî : onun katından
10. fe ummiyet : gizli tutuldu (saklandı)
11. aleykum : size, sizi
12. e :
13. nulzimu-kum-(û)-hâ : sizi ona mecbur tutalım (zorlayalım) (elzem, mecbur, gerekli)
14. ve entum : ve siz
15. lehâ : onda, onun
16. kârihûne : kerih gören, istemeyen kimseler

Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne).


1. ve yâ kavmi : ve ey kavmim
2. lâ es'elu-kum : sizden istemiyorum
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. mâlen : mal olarak
5. in ecriye : (eğer varsa) benim ecrim, ücretim
6. illâ : ancak, sadece
7. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
8. ve mâ : ve şey
9. ene : ben
10. bi târidi : uzaklaştıran, kovan
11. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
12. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
13. mulâkû : mülâki olma, kavuşma, ulaşma, karşılaşma
14. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
15. ve lâkin-nî : ve, fakat ben
16. erâ-kum : sizi görüyorum
17. kavmen : kavim, topluluk
18. techelûne : siz cahillik ediyorsunuz

Ve yâ kavmi men yansurunî minallâhi in taradtuhum, e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. ve yâ kavmi : ve ey kavmim
2. men : kimse, kişi
3. yansuru-nî : bana yardım eder
4. min allâhi : Allah'tan
5. in : eğer
6. taredtu-hum : onları ben uzaklaştırdım (kovdum)
7. e fe lâ tezekkerûne : hâlâ tezekkür etmez misiniz

Ve lâ ekûlu lekum indî hazâinullâhi ve lâ a’lemul gaybe ve lâ ekûlu innî melekun ve lâ ekûlu lillezîne tezderî a’yunukum len yu’tiyehumullâhu hayrâ(hayran), allâhu a’lemu bimâ fî enfusihim, innî izen le minez zâlimîn(zâlimîne).


1. ve lâ ekûlu : ve demiyorum, söylemiyorum
2. lekum : sizin için, size
3. indî : benim yanımda
4. hazâin allâhi : Allah'ın hazineleri
5. ve lâ a'lemu el gaybe : ve gaybı bilmiyorum
6. in-nî : muhakkak ki ben
7. melekun : bir melek
8. lillezîne (li ellezîne) : o kimselere, onlara
9. tezderî : hakir görürsünüz
10. a'yunu-kum : sizin gözleriniz
11. len yu'tiyehum allâhu : Allah onlara hiç vermeyecek
12. hayren : bir hayır
13. allâhu : Allah
14. a'lemu : daha iyi bilir
15. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
16. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
17. izen : öyle olunca, aksi halde
18. le : mutlaka, elbette, muhakkak
19. min ez zâlimîne : zalimlerden

Kâlû yâ nûhu kad câdeltenâ fe ekserte cidâlenâ fe’tinâ bi mâ teidunâ in kunte mines sâdikîn(sâdikîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ nûhu : ey Nuh
3. kad : oldu, olmuştu
4. câdelte-nâ : sen bizimle çekiştin, mücâdele ettin
5. fe : o zaman, böylece
6. ekserte : sen çok oldun, çok ileri gittin
7. cidâle-nâ : bizimle çekişmede, mücâdelede
8. fe'ti-nâ : haydi, artık bize getir
9. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
10. teidu-nâ : bize vaadettiğin (tehdit ettiğin, negatif vaadini)
11. in kunte : eğer sen, ..... isen
12. min es sâdikîne : doğru söyleyenlerden, sadıklardan

Kâle innemâ ye’tîkum bihillâhu in şâe ve mâ entum bi mu’cizîn(mu’cizîne).


1. kâle : dedi
2. innemâ : ancak, sadece
3. ye'tî-kum : size getirir
4. bi-hi : onunla
5. allâhu in şâe : Allah eğer dilerse
6. ve mâ entum : ve siz değilsiniz
7. bi mu'cizîne : aciz bırakan (bırakacak) kimseler

Ve lâ yenfeukum nushî in eradtu en ensaha lekum in kânallâhu yurîdu en yugviyekum, huve rabbukum ve ileyhi turceûn(turceûne).


1. ve lâ yenfeu-kum : ve size fayda vermez
2. nushî : benim nasihatim
3. in : eğer
4. eredtu : istedim
5. en ensaha : nasihat etmek
6. lekum : sizin için, size
7. kâne allâhu : Allah oldu
8. yurîdu : diler, ister
9. en yugviye-kum : sizi azdırmayı
10. huve : o
11. rabbu-kum : Rabbiniz
12. ve ileyhi : ve ona
13. turceûne : döndürüleceksiniz

Em yekûlûnefterâhu, kul inifteraytuhu fe aleyye icrâmî ve ene berîun mimmâ tucrimûn(tucrimûne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne : derler
3. ifterâhu : onu uydurdu
4. kul : de, söyle
5. in iftereytu-hu : eğer onu uydurduysam
6. fe aleyye : o zaman benim üzerimdedir, bana aittir
7. icrâmî : benim suçum (cereme, curum)
8. ve ene : ve ben
9. berîun : berî, uzak
10. mimmâ (min mâ) : şeyden
11. tucrimûne : siz suç işliyorsunuz

Ve ûhiye ilâ nûhın ennehu len yu’mine min kavmike illâ men kad âmene fe lâ tebteis bi mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).


1. ve ûhiye : ve vahyolundu
2. ilâ nûhın : Nuh'a
3. enne-hu : onun olduğu
4. len yu'mine : asla inanmayacaklar (mü'min olmayacaklar)
5. min kavmi-ke : senin kavminden
6. illâ : ancak, sadece
7. men : kimse, kişi
8. kad : oldu, olmuştu
9. âmene : îmân etti, âmenû oldu
10. fe lâ tebteis : üzülme, sen yeise kapılma
11. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
12. kânû : oldular
13. yef'alûne : yapıyorlar

Vasnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn(mugrakûne).


1. vasnaıl fulke : ve gemiyi inşa et (yap)
2. bi a'yuni-nâ : bizim gözetimimiz ile, gözetimimizle gözlerimizin önünde
3. ve vahyi-nâ : ve vahyimizle
4. ve lâ tuhâtıb-nî : ve bana hitap etme, hitapta bulunma
5. fîllezîne (fî ellezîne) : o kimseler hakkında
6. zalemû : zulmettiler
7. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
8. mugrekûne : boğulacak olanlar

Ve yasnaul fulke ve kullemâ merra aleyhi meleun min kavmihi sehırû minhu,, kâle in tesharû minnâ fe innâ nesharu minkum kemâ tesharûn(tesharûne).


1. ve yasneu el fulke : ve gemiyi yapıyor
2. ve kullemâ : ve her defa, her sefer, her zaman
3. merre : döndü
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. meleun : ileri gelenler
6. min kavmi-hi : onun kavminden, kendi kavminden
7. sehırû : alay ettiler
8. min-hu : ondan
9. kâle : dedi
10. in : eğer
11. tesharû : alay ediyorsunuz
12. min-nâ : bizden
13. fe in-nâ : o zaman muhakkak biz
14. nesharu : alay edeceğiz
15. min-kum : sizden
16. kemâ : gibi
17. tesharûne : alay ediyorsunuz

Fe sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve yehıllu aleyhi azâbun mukîm(mukîmun).


1. fe sevfe : o taktirde yakında
2. ta'lemûne : biliyorsunuz
3. men : kimse, kişi
4. ye'tî-hi : ona gelecek
5. azâbun : bir azap
6. yuhzî-hi : onu alçaltır
7. ve yehıllu : ve hulul eder, girer, nüfuz eder, sirayet eder
8. aleyhi : ona, onun üzerine
9. mukîmun : daimî, devamlı (ikâme edilmiş)

Hattâ izâ câe emrunâ ve fârat tennûru kulnâhmil fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu ve men âmene, ve mâ âmene meahû illâ kalîl(kalîlun).


1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ câe : geldiği zaman
3. emru-nâ : emrimiz
4. ve fâret tennûru : ve tennur kaynadı (feveran etti)
5. kulnâ : biz dedik
6. ıhmil : bindir, yükle
7. fî-hâ : orada
8. min kullin : hepsinden, herşeyden, her cinsten
9. zevceynisneyni : iki unsurdan oluşan (bir dişi ve bir erkek) bir çift
10. ve ehle-ke : ve aileni, senin ehlini
11. illâ : ancak, sadece
12. men : kimse, kişi
13. sebeka : önceden geçti, oldu
14. aleyhi el kavlu : onların üzerlerine söz, onlar hakkında söz
15. ve men : ve kim
16. âmene : îmân etti, âmenû oldu
17. ve mâ âmene : ve âmenû olmadı
18. mea-hu : onun yanında
19. kalîlun : az

Ve kâlerkebû fîhâ bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîm(rahîmun).


1. ve kâle irkebû : ve dedi binin
2. fî-hâ : orada
3. bismillâhi (bi ismi allâhi) : Allah'ın adıyla
4. mecrâ-hâ : onun gidişi, akışı, yüzmesi
5. ve mursâ-hâ : ve onun demir atması (durması)
6. inne : muhakkak
7. rabbî : Rabbim
8. le gafûrun : mutlaka mağfiret eden
9. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Ve hiye tecrî bihim fî mevcin kel cibâli ve nâdâ nûhunibnehu ve kâne fî ma'zilin yâ buneyyerkeb meanâ ve lâ tekun meal kâfirîn(kâfirîne).


1. ve hiye : ve o
2. tecrî : akar
3. bi-him : onlarla
4. fî mevcin : dalgalar içinde
5. ke el cibâli : dağlar gibi
6. ve nâdâ : ve seslendiler
7. nûhun : Nuh
8. ibne-hu : oğluna
9. ve kâne : ve oldu
10. : içinde, vardır
11. ma'zilin : ayrı yer, kenar
12. yâ buneyye irkeb : ey oğlum bin
13. mea-nâ : bizimle beraber
14. ve lâ tekun : ve sen olma
15. mea : beraber
16. el kâfirîne : kâfirler

Kâle se âvî ilâ cebelin ya'sımunî minel mâi, kâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ men rahim(rahime), ve hâle beynehumâl mevcu fe kâne minel mugrakîn(mugrakîne).


1. kâle : dedi
2. se-âvî : ben sığınacağım
3. ilâ cebelin : bir dağa
4. ya'sımu-nî : beni korur, koruyacak
5. min el mâi : sudan
6. lâ âsıme : engel olan (engel olucu), koruyan (koruyucu) yoktur
7. el yevme : bugün
8. min emri allâhi : Allah'ın emrinden
9. illâ : ancak, sadece
10. men rahime : rahmet ettiği kimse(ler)
11. ve hâle beyne-humâ : ve ikisinin arasına girdi
12. el mevcu : dalga(lar)
13. fe : o zaman, böylece
14. kâne : oldu
15. min el mugrakîne : boğulanlardan

Ve kîle yâ ardubleî mâeki ve yâ semâu akliî ve gîdal mâu ve kudıyel emru vestevet alâl cûdiyyi ve kîle bu'den lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).


1. ve kîle : ve denildi
2. yâ ardu : ey arz (yeryüzü)
3. ıbleî : yut
4. mâe-ki : (senin) suyunu
5. ve : ve
6. yâ semâu : ey sema
7. akliî : (suyu) tut, yağmuru kes, vazgeç
8. ve gîda : ve çekildi
9. el mâu : su
10. ve kudıye : ve hükmedildi
11. el emru : emir, iş
12. vestevet (ve istevet) : yerleşti, durdu
13. alâ el cûdiyyi : Cudi dağı üstünde
14. bu'den : uzak olsunlar
15. lil kavmi ez zâlimîne : zalimler kavmi

Ve nâdâ nûhun rabbehu fe kâle rabbi innebnî min ehlî ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hâkimîn(hâkimîne).


1. ve nâdâ : ve seslendiler
2. nûhun : Nuh
3. rabbe-hu : (onun) Rabbi
4. fe kâle : o zaman dedi
5. rabbi : Rab
6. innebnî (inne ibnî) : muhakkak ki benim oğlum
7. min : den
8. ehlî : benim ailem
9. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
10. va'de-ke : senin vaadin
11. el hakku : hak, gerçek
12. ve ente : ve sen
13. ahkem : en iyi hüküm veren
14. el hâkimîne : hükmedenler, hüküm verenler

Kâle yâ nûhu innehu leyse min ehlike,, innehu amelun gayru salih(salihin), fe lâ tes'elni mâ leyse leke bihî ilm(ilmun), innî eızuke en tekûne minel câhilîn(câhilîne).


1. kâle : dedi
2. yâ nûhu : ey Nuh
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. leyse : değil
5. min : den
6. ehli-ke : senin ailen
7. amelun : amel işleyendir
8. gayru salihin : salih olmayan, salih değil
9. fe : o zaman, böylece
10. lâ tes'el-ni : benden isteme
11. : olmadı
12. leke : seni
13. bi-hi : onunla
14. ilmun : ilim, bilgi
15. in-nî : muhakkak ki ben
16. eizu-ke : sana öğüt veriyorum
17. en tekûne : olmasını
18. min el câhilîne : cahillerden

Kâle rabbi innî eûzu bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilm(ilmun), ve illâ tagfirlî ve terhamnî ekun minel hâsirîn(hâsirîne).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. innî eûzu bi-ke : muhakkak ki ben sana sığınırım
4. en es'ele-ke : senden istemekten
5. mâ leyse : olmayan şey
6. : bana
7. bi-hi : onunla
8. ilmun : ilim, bilgi
9. ve illâ : ve olması hariç, olmazsa
10. tagfir-lî : beni mağfiret et
11. ve terham-nî : ve bana rahmet et
12. ekun : ben olurum
13. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

Kîle yâ nûhuhbıt bi selâmin minnâ ve berakâtin aleyke ve alâ umemin mimmen meâke, ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minnâ azâbun elîm(elîmun).


1. kîle : denildi
2. yâ nûhu ıhbıt : ey Nuh in
3. bi selâmin : selâmetle
4. min-nâ : bizden
5. ve berekâtin : ve bereketlerle
6. aleyke : sana
7. ve alâ umemin : ve ümmetler, toplumlar üzerine
8. mimmen (min men) : ondan
9. meâ-ke : seninle beraber
10. ve umemun : ve ümmetler
11. se numettiu-hum : onları metalandıracağız, faydalandıracağız
12. summe : sonra
13. yemessu-hum : onlara dokunacak
14. azâbun elîmun : elîm bir azap

Tilke min enbâil gaybi nûhîhâ ileyke,, mâ kunte ta'lemuhâ ente ve lâ kavmuke min kabli hâzâ, fasbır, innel âkıbete lil muttekîn(muttekîne).


1. tilke : bu
2. min enbâi : haberlerinden
3. el gaybi : gayb, bilinmeyen
4. nûhî-hâ : onu vahyediyoruz
5. ileyke : sana
6. mâ kunte : sen değildin
7. ta'lemu-hâ : onu biliyorsun
8. ente : sen
9. ve lâ : ve olmaz, olmasın
10. yetevekkel : tevekkül eder
11. min kabli : önceden, daha önce
12. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
13. azîzun : azîz, üstün
14. inne : muhakkak
15. el âkıbete : akıbet, sonuç,
16. li el muttekîne : takva sahipleri için

Ve ilâ âdin ehâhum hûdâ(hûden), kâle yâ kavmi'budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu, in entum illâ mufterûn(mufterûne).


1. ve ilâ : ve ...'a
2. âdin : Ad kavmi
3. ehâ-hum : onların kardeşi
4. hûden : yahudi
5. kâle : dedi
6. yâ kavmi : ey kavmim
7. i'budu allâhe : Allah'a kul olun
8. mâ lekum : sizin için yoktur
9. min ilâhin : bir ilâh
10. gayru-hu : ondan başka
11. in entum illâ : siz ancak ...sınız
12. mufterûne : iftira edenler, uyduranlar

Yâ kavmi lâ es'elukum aleyhi ecrâ(ecren), in ecriye illâ alâllezî fetaranî, e fe lâ ta'kılûn(ta'kılûne).


1. yâ kavmi : ey kavmim
2. lâ es'elu-kum : sizden istemiyorum
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
5. in ecriye : (eğer varsa) benim ecrim, ücretim
6. illâ : ancak, sadece
7. alellezî (alâ ellezî) : ona aittir
8. fetara-nî : beni yarattı
9. e fe lâ ta'kılûne : o halde, hâlâ akıl etmiyor musunuz

Ve yâ kavmistagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi yursilis semâe aleykum midrâran ve yezidkum kuvveten ilâ kuvvetikum ve lâ tetevellev mucrimîn(mucrimîne).


1. ve yâ kavmi istagfirû : ve, ey kavmim mağfiret isteyin (dileyin)
2. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
3. summe : sonra
4. tûbû : tövbe edin
5. ileyhi : ona
6. yursil es semâe : sema(dan) göndersin
7. aleykum : size, sizi
8. midrâran : bol yağmur (bol rahmet)
9. ve yezid-kum : ve size arttırsın
10. kuvveten : kuvvet olarak
11. ilâ kuvveti-kum : sizin gücünüze, kuvvetinize
12. ve lâ tetevellev : ve yüz çevirmeyin, dönmeyin
13. mucrimîne : mücrim, günahkâr ve suçlu olan kimseler

Kâlû yâ hûdu mâ ci'tenâ bi beyyinetin ve mâ nahnu bi târikî âlihetinâ an kavlike ve mâ nahnu leke bi muminîn(muminîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ hûdu : ey Hud
3. mâ ci'te-nâ bi : bize getirmedin
4. beyyinetin : delil, apaçık bir belge, bir beyyine, bir mucize
5. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
6. bi târikî : terkeden
7. âliheti-nâ : ilâhlarımız
8. an kavli-ke : senin sözünden (dolayı)
9. leke : seni
10. bi muminîne : inananlar

İn nekûlu illâ'terâke ba'du âlihetinâ bi sûin, kâle innî uşhidullâhe veşhedû ennî berîun mimmâ tuşrikûne(tuşrikûne).


1. in nekûlu illâ : biz ancak ..... deriz
2. ı'terâ-ke : sana isabet etti, çarptı
3. ba'du : sonra
4. âliheti-nâ : ilâhlarımız
5. bi sûin : sui olarak, kötülükle, fena halde
6. kâle : dedi
7. innî : muhakkak ki ben
8. uşhidu allâhe : Allah'ı şahit tutuyorum
9. veşhedû : ve şahit olun
10. ennî : muhakkak ki ben
11. berîun : berî, uzak
12. mimmâ (min mâ) tuşrikûne : şirk koştuğunuz şeylerden

Min dûnihî fe kîdûnî cemîan summe lâ tunzırûni.


1. min dûni-hi : ondan başka
2. fe kîdû-nî : haydi bana tuzak kurun
3. cemîan : hepsi
4. summe : sonra
5. lâ tunzırû-ni : bana mühlet vermeyin, beni bekletmeyin

İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).


1. in-nî : muhakkak ki ben
2. tevekkeltu : ben tevekkül ettim (güvendim)
3. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
4. rabbî : Rabbim
5. ve rabbi-kum, : ve sizin Rabbiniz
6. mâ min dâbbetin : (hiç)bir dabbe (yürüyen canlı mahlûk) yoktur
7. illâ : ancak, sadece
8. huve : o
9. âhızun : alan, tutan
10. bi nâsıyeti-hâ : onun perçemini (saçların alındaki kısmını)
11. inne : muhakkak
12. alâ sırâtın mustekîmin : Sıratı Mustakîm üzeredir (Sıratı Mustakîm'in kontrolü Allah'tadır)

Fe in tevellev fe kad eblagtukum mâ ursiltu bihî ileykum, ve yestahlifu rabbî kavmen gayrakum, ve lâ tedurrûnehu şey’â(şey’en), inne rabbî alâ kulli şey'in hafîz(hafîzun).


1. fe in : fakat eğer
2. tevellev : yüz çevirdiler
3. fe : o zaman, böylece
4. kad : oldu, olmuştu
5. eblagtu-kum : size tebliğ ettim, ulaştırdım
6. mâ ursiltu : gönderildiğim şey
7. bi-hi : onunla
8. ileykum : size
9. ve yestahlifu : ve yerine getirir, halife kılar
10. rabbî : Rabbim
11. kavmen : kavim, topluluk
12. gayre-kum : sizden başka
13. ve lâ tedurrûne-hu : ve ona zarar veremezsiniz
14. şey'en : bir şey
15. inne rabbî : muhakkak ki benim Rabbim
16. alâ kulli şey'in : herşeye
17. hafîzun : hafizdir, en iyi koruyandır, muhafaza edendir

Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ hûden vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ, ve necceynâhum min azâbin galîz(galîzin).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câe emru-nâ : emrimiz geldi
3. necceynâ : biz kurtardık
4. hûden : yahudi
5. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
6. âmenû : îmân ettiler
7. mea-hu : onun yanında
8. bi rahmetin : rahmet ile
9. min-nâ : bizden
10. ve necceynâ-hum : ve onları kurtardık
11. min azâbin : azaptan
12. galîzin : çok şiddetli, ağır

Ve tilke âdun cehadû bi âyâti rabbihim ve asav rusulehu vettebeû emre kulli cebbârin anîd(anîdin).


1. ve tilke : ve işte o, bu (bunlar)
2. âdun : Ad kavmi
3. cehadû : bilerek inkâr ettiler
4. bi âyâti : âyetleri
5. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
6. ve asav : ve asi oldular, isyan ettiler
7. rusule-hu : onun resûllerine
8. ve ittebeû : ve tâbi oldular, uydular
9. emre : emir
10. kulli : hepsi, her
11. cebbârin : zorlayıcı, cebbar
12. anîdin : inatçı, bile bile haktan yüz çeviren, muhalefet eden, azgın

Ve utbiû fî hâzihid dunyâ la’neten ve yevmel kıyâmeti, e lâ inne âden keferû rabbehum, e lâ bu'den li âdin kavmi hûd(hûdin).


1. ve utbiû : ve tâbî tutulurlar
2. : içinde, vardır
3. hâzihi ed dunyâ : bu dünyada
4. la'neten : lânet
5. ve yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
6. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
7. inne : muhakkak
8. âden : Ad kavmi
9. keferû : inkâr ettiler
10. rabbe-hum : Rab'lerine
11. bu'den : uzak olsunlar
12. li âdin : Ad kavmi
13. kavmi : kavmim
14. hûdin : Hud

Ve ilâ semûde ehâhum sâlihâ(sâlihan), kâle yâ kavmi'budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu, huve enşeekum minel ardı vesta'marakum fîhâ festagfirûhu summe tûbû ileyhi, inne rabbî karîbun mucîb(mucîbun).


1. ve ilâ semûde : ve Semud'a
2. ehâ-hum : onların kardeşi
3. sâlihan : Salih
4. kâle : dedi
5. yâ kavmi : ey kavmim
6. ı'budû allâhe : Allah'a kul olun
7. mâ lekum : sizin için yoktur
8. min : den
9. ilâhin : ilâh
10. gayru-hu : ondan başka
11. huve : o
12. enşee-kum : sizi yarattı
13. min el ardı : arzdan, yerden
14. ve ista'mere-kum : ve size imar ettirdi, mamur hale getirtti (veya size ömür verdi)
15. fî-hâ : orada
16. fe istâgfirû-hu : artık ondan mağfiret isteyin (resûlün, mürşidin önünde tövbe edin)
17. summe : sonra
18. tûbû : tövbe edin
19. ileyhi : ona
20. inne : muhakkak
21. rabbî : Rabbim
22. karîbun : yakın
23. mucîbun : icabet edendir

Kâlû yâ sâlihu kad kunte fînâ mercuvven kable hâzâ e tenhânâ en na'bude mâ ya'budu âbâunâ ve innenâ le fî şekkin mimmâ ted'ûnâ ileyhi murîb(murîbin).


1. kâlû : dediler
2. yâ sâlihu : ey Salih
3. kad : oldu, olmuştu
4. kunte : sen oldun
5. fî-nâ : içimizde, aramızda
6. mercuvven : hakkında ümit beslenen kimse
7. kable : önce
8. hâzâ : bu
9. e tenhâ-nâ : bizi nehy (men) mi ediyorsun
10. en na'bude : tapmaktan (bizim tapmamız)
11. mâ ya'budu : taptığı şeyler
12. âbâu-nâ : atalarımız, babalarımız
13. ve inne-nâ : ve muhakkak ki biz
14. le fî şekkin : mutlaka şüphe içindeler
15. mimmâ (min mâ) ted'û-nâ : bizi davet ettiğin (çağırdığın) şeyden
16. ileyhi : ona
17. murîbin : şüphe veren, şüphe edilen

Kâle yâ kavmi e raeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve âtânî minhu rahmeten fe men yansurunî minallâhi in asaytuhu fe mâ tezîdûnenî gayra tahsîr(tahsîrin).


1. kâle : dedi
2. yâ kavmi : ey kavmim
3. e reeytum : gördünüz mü, reyiniz görüşünüz nedir
4. in kuntu alâ : şâyet ben üzerinde isem
5. beyyinetin : delil, apaçık bir belge, bir beyyine, bir mucize
6. min rabbî : Rabbimden
7. ve âtâ-nî : ve bana verdi
8. min-hu : ondan
9. rahmeten : rahmet
10. fe men : o zaman kim
11. yansuru-nî : bana yardım eder
12. min allâhi : Allah'tan
13. in asaytu-hu : eğer ona isyan edersem
14. fe : o zaman, böylece
15. : olmadı
16. tezîdûne-nî : bana artırırsınız
17. gayre : başka
18. tahsîrin : hayırdan uzaklaşma

Ve yâ kavmi hâzihî nâkatullâhi lekum âyeten fe zerûhâ te'kul fî ardıllâhi ve lâ temessûhâ bi sûin fe ye'huzekum azâbun karîb(karîbun).


1. ve yâ kavmi : ve ey kavmim
2. hâzihî : bu
3. nâkatu allâhi : Allah'ın (dişi) devesi
4. lekum : sizin için, size
5. âyeten : âyet, delil, kanıt
6. fe zerû-hâ : onu serbest bırakın
7. te'kul : yesin
8. fî ardı allâhi : Allah'ın arzında
9. ve lâ temessû-hâ : ve ona dokunmayın
10. bi sûin : sui olarak, kötülükle, fena halde
11. fe ye'huze-kum : o zaman, yoksa sizi alır
12. azâbun karîbun : yakın bir azap

Fe akarûhâ fe kâle temetteû fî dârikum selâsete eyyâm(eyyâmin), zâlike va'dun gayru mekzûb(mekzûbin).


1. fe akarû-hâ : buna rağmen onu kestiler
2. fe kâle : o zaman dedi
3. temetteû : faydalanın, metalanın (yaşayın)
4. fî dâri-kum : yurdunuzda
5. selâsete : üç
6. eyyâmin : günler
7. zâlike : işte bu, bu
8. va'dun : bir vaaddir
9. gayru mekzûbin : yalanlanmayan, tekzip edilmesi olmayan

Fe lemmâ câe emrunâ necceynâ sâlihan vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve min hizyi yevmi izin, inne rabbeke huvel kaviyyul azîz(azîzu).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. câe : geldi
3. emru-nâ : emrimiz
4. necceynâ : biz kurtardık
5. sâlihan : Salih
6. ve : ve
7. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
8. mea-hu : onun yanında
9. bi rahmetin : rahmet ile
10. min-nâ : bizden
11. ve min hizyi : ve alçaklıktan, aşağılatıcı azaptan, zilletten
12. yevmi izin : izin günü
13. inne rabbe-ke : muhakkak ki senin Rabbin
14. huve : o
15. el kaviyyu : güçlüdür, kuvvetlidir, kavidir
16. el azîzu : azîz, üstün

Ve ehazellezîne zalemûs sayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn(câsimîne).


1. ve ehaze : ve aldı, tuttu
2. ellezîne zalemû : zulmedenler
3. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
4. fe : o zaman, böylece
5. asbahû : oldular
6. fî diyâri-him : yurtlarında, diyarlarında
7. câsimîne : diz üstü çökenler (çöküp kaldılar)

Ke en lem yagnev fîhâ, e lâ inne semûde keferû rabbehum, e lâ bu’den li semûd(semûde).


1. ke : gibi
2. en lem yagnev : var olmamış, yaşamamış
3. fî-hâ : orada
4. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
5. inne : muhakkak
6. semûde : Semud kavmi
7. keferû : inkâr ettiler
8. rabbe-hum : Rab'lerine
9. bu'den : uzak olsunlar
10. li semûde : Semud kavmi

Ve lekad câet rusulunâ ibrâhîme bil buşrâ kâlû selâmâ(selâmen), kâle selâmun fe mâ lebise en câe bi iclin hanîz(hanîzin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. câet : geldi
3. rusulu-nâ : resullerimiz
4. ibrâhîme : İbrâhîm
5. bi el buşrâ : müjde ile
6. kâlû : dediler
7. selâmen : selâm
8. kâle : dedi
9. selâmun : selâmdır
10. fe mâ lebise : bunun üzerine, çok geçmedi (gecikmeden)
11. en câe bi : getirmesi
12. iclin hanîzin : kızarmış buzağı

Fe lemmâ raâ eydiyehum lâ tesilu ileyhi nekirehum ve evcese minhum hîfeten, kâlû lâ tehaf innâ ursilnâ ilâ kavmi lût(lûtin).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. reâ : gördü
3. eydiye-hum : onların elleri, ellerini
4. lâ tesilu : uzanmadı (vasıl olmadı)
5. ileyhi : ona
6. nekire-hum : onları yadırgadı (ürktü)
7. ve evcese : ve hissetti
8. min-hum : onlardan
9. hîfeten : bir korku
10. kâlû : dediler
11. lâ tehaf : korkma
12. in-nâ (inne-na) : muhakkak ki biz
13. ursilnâ : biz gönderildik
14. ilâ kavmi lûtin : Lut kavmine

Vemraetuhu kâimetun fe dahıket fe beşşernâhâ bi ishâka ve min verâi ishâka ya'kûb(ya'kûbe).


1. ve emre'etu-hu : ve onun eşi, hanımı (kadını)
2. kâimetun : ayakta durarak
3. fe dahıket : bunun üzerine güldü, gülümsedi
4. fe beşşernâ-hâ : o zaman onu müjdeledik
5. bi ishâka : İshak ile
6. ve min verâi : ve arkasından
7. ishâka : İshak (A.S)
8. ya'kûbe : Yâkub

Kâlet yâ veyletâ e elidu ve ene acûzun ve hâzâ ba'lî şeyhâ(şeyhan), inne hâzâ le şey'un acîb(acîbun).


1. kâlet : dedi (dediler)
2. yâ veyletâ : vay, heyhat, hayret
3. e elidu : ben mi doğuracağım
4. ve ene : ve ben
5. ecûzun : yaşlı, ihtiyarım
6. ve hâzâ : ve bu
7. ba'lî : kocam, zevcim
8. şeyhan : ihtiyar, şeyh
9. inne hâzâ : muhakkak ki bu
10. le şey'un : elbette bir şeydir
11. acîbun : şaşırtıcı, acayip

Kâlû e ta’cebîne min emrillâhi rahmetullâhi ve berakâtuhu aleykum ehlel beyt(beyti), innehu hamîdun mecîd(mecîdun).


1. kâlû : dediler
2. e :
3. ta'cebîne : şaşırıyorsun
4. min emri allâhi : Allah'ın emrinden
5. rahmetu allâhi : Allah'ın rahmeti
6. ve berekâtu-hu : ve onun bereketi
7. aleykum : size, sizi
8. ehle el beyti : ev halkı
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. hamîdun : hamdedilen
11. mecîdun : şanı yücedir, meciddir

Fe lemmâ zehebe an ibrâhîmer rev’u ve câethul buşra yucâdilunâ fî kavmi lût(lûtın).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. zehebe : giderdi
3. an ibrâhîme : İbrâhîm'den
4. er rev'u : korku
5. ve câet-hu : ve geldi ona
6. el buşrâ : müjde
7. yucâdilu-nâ : bizimle mücâdele ediyor
8. fî kavmi lûtın : Lut kavmi hakkında

İnne ibrâhîme le halîmun evvâhun munîb(munîbun).


1. inne : muhakkak
2. ibrâhîme : İbrâhîm
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. halîmun : halîm olan, yumuşak muamele eden
5. evvâhun : çok içli, çok acıyan, (Allah'a) çok yalvarandır
6. munîbun : Allah'a yönelen, dönen kimse

Yâ ibrâhîmu a’rid an hâzâ, innehu kad câe emru rabbike ve innehum âtîhim azâbun gayru merdûd(merdûdin).


1. yâ ibrâhîmu : ey İbrâhîm
2. a'rid : vazgeç, yüz çevir
3. an hâzâ : bundan
4. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
5. kad câe : gelmiştir
6. emru rabbi-ke : Rabbinin emri
7. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
8. âtî-him : onlara geldi
9. azâbun : bir azap
10. gayru merdûdin : geri çevrilemez, reddedilemez

Ve lemmâ câet resulunâ lûtan sîe bihim ve dâka bihim zer’an ve kâle hâzâ yevmun asîb(asîbun).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câet : geldi
3. resulu-nâ : resûlümüz
4. lûtan : Lut
5. sîe bi-him : onlarla, onlardan dolayı fena oldu, üzüldü
6. ve dâka bi-him zer'an : ve onlardan dolayı içi daralıp, telâşlandı
7. ve kâle : ve dedi
8. hâzâ : bu
9. yevmun : gün
10. asîbun : sıkıntılı, son derece kötü, zorlu

Ve câehu kavmuhu yuhraûne ileyhi ve min kablu kânû ya’melûnes seyyiât(seyyiâti), kâle yâ kavmi hâulâi benâtî hunne etharu lekum, fettekullâhe ve lâ tuhzûni fî dayfî, e leyse minkum raculun reşîd(reşîdun).


1. ve câe-hu : ve ona geldi
2. kavmu-hu : onun kavmi
3. yuhreûne : süratle koşarak
4. ileyhi : ona
5. ve min kablu : ve önceden
6. kânû : oldular
7. ya'melûne es seyyiâti : kötülük yapıyorlar
8. kâle : dedi
9. yâ kavmi : ey kavmim
10. hâulâi : bunlar
11. benâtî : kızlarım
12. hunne : onlar
13. etharu : daha temiz
14. lekum : sizin için, size
15. fettekullâhe (fe itteku allâhe) : artık Allah'a karşı takva sahibi olun
16. ve lâ tuhzû-ni : ve beni utandırmayın, rezil, rüsva etmeyin
17. fî dayfî : misafirlerim arasında, yanında
18. e leyse : değil mi, öyle değil mi
19. min-kum : sizden
20. raculun : bir erkek
21. reşîdun : reşid olan, irşad eden

Kâlû lekad alimte mâ lenâ fî benâtike min hakk(hakkın), ve inneke le ta’lemu mâ nurîd(nurîdu).


1. kâlû : dediler
2. lekad : andolsun ki
3. alimte : sen bildin, senin bildiğin (gibi)
4. : olmadı
5. lenâ : bizim
6. fî benâti-ke : senin kızlarında, kızların hakkında, konusunda
7. min hakkın : bir hak (haktan)
8. ve inne-ke : ve muhakkak ki sen
9. le ta'lemu : elbette biliyorsun
10. mâ nurîdu : ne istediğimizi (maksadımızı)

Kâle lev enne lî bikum kuvveten ev âvî ilâ ruknin şedîd(şedîdin).


1. kâle : dedi
2. lev enne : keşke ... olsa, ... olmasını
3. : bana
4. bikum : size, size karşı
5. kuvveten : kuvvet olarak
6. ev : veya
7. âvî : sığınırım, iltica ederim
8. ilâ ruknin : bir desteğe, dayanağa, taraftara
9. şedîdin : şiddetli, kuvvetli, güçlü

Kâlû ya lûtu innâ rusulu rabbike len yasilû ileyke fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli ve lâ yeltefit minkum ehadun illâmraeteke, innehu musîbuhâ mâ esâbehum, inne mev’ıdehumus subhu, e leyses subhu bi karîb(karîbin).


1. kâlû : dediler
2. ya lûtu : ey Lut
3. in-nâ : muhakkak ki biz
4. rusulu : Resûller, elçiler
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. len yasilû : asla ulaşamazlar (vasıl olamazlar)
7. ileyke : sana
8. fe esri : hemen gece çık yürü
9. bi ehli-ke : (senin) ailenle birlikte
10. bi kıt'ın : bir kısmında (bir parçasında, bir kıtasında)
11. min el leyli : geceden
12. ve lâ yeltefit : ve (yüzünüzü) geri dönmeyin
13. min-kum : sizden
14. ehadun : bir kimse, bir başkası
15. illâ emreete-ke : senin hanımın (kadının) hariç
16. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
17. musîbu-hâ : ona isabet eden (edecek)
18. : olmadı
19. esâbe-hum : onlara isabet etti
20. inne : muhakkak
21. mev'ıde-hum : onlara vaadedilen
22. es subhu : sabah (vakti)
23. e leyse : değil mi, öyle değil mi
24. bi karîbin : yakın

Fe lemmâ câe emrunâ cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emtarnâ aleyhâ hicâraten min siccîlin mendûd(mendûdin).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. câe : geldi
3. emru-nâ : emrimiz
4. cealnâ : kıldık, yaptık
5. âliye-hâ : onu en yüksek
6. sâfile-hâ (ceale âliye-hâ sâfile-hâ) : onu en alçak (onun altını üstüne getirdi)
7. ve emtar-nâ : ve yağmur yağdırdık
8. aleyhâ : onun üzerinde
9. hicâreten : taşlar
10. min siccîlin : siccilden (pişirilip sertleştirilmiş kerpiçten yapılmış)
11. mendûdin : dizilip hazırlanmış, istif edilmiş (veya ardarda gelen)

Musevvemeten inde rabbike, ve mâ hiye minez zâlimîne bi baîd(baîdin).


1. musevvemeten : damgalanmış, işaretlenmiş
2. inde : yanında, katında
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. ve mâ : ve şey
5. hiye : o
6. min ez zâlimîne : zalimlerden
7. bi baîdin : uzak

Ve ilâ medyene ehâhum şuaybâ(şuayben), kâle yâ kavmi’budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruhu , ve lâ tenkusûl mikyâle vel mîzâne innî erâkum bi hayrin ve innî ehâfu aleykum azâbe yevmin muhît(muhîtin).


1. ve ilâ medyene : ve Medyen'e
2. ehâ-hum : onların kardeşi
3. şuayben : Şuayb'a
4. kâle : dedi
5. yâ kavmi : ey kavmim
6. u'budû allâhe : Allâh'a (cc.) kul olun!
7. : olmadı
8. lekum : sizin için, size
9. min ilâhin : bir ilâh
10. gayru-hu : ondan başka
11. ve lâ tenkusû : ve eksiltmeyin
12. el mikyâle : ölçek
13. ve el mîzâne : ve tartı, terazi, mizan
14. innî : muhakkak ki ben
15. erâ-kum : sizi görüyorum
16. bi hayrin : hayırlı olanı, daha hayırlısını
17. ve in-nî : ve muhakkak ki ben
18. ehâfu : korkarım
19. aleykum : size, sizi
20. azâbe : azap
21. yevmin muhîtin : ihata eden (kuşatan) gün

Ve yâ kavmi evfûl mikyâle vel mîzâne bil kıstı ve lâ tebhasûn nâse eşyâehum ve lâ ta’sev fîl ardı mufsidîn(mufsidîne).


1. ve yâ kavmi : ve ey kavmim
2. evfû : ifâ edin, yerine getirin
3. el mikyâle : ölçek
4. ve el mîzâne : ve tartı, terazi, mizan
5. bi el kıstı : adalet ile
6. ve lâ tebhasû en nâse : ve insanlara eksiltmeyin
7. eşyâe-hum : onların eşyaları (sahip oldukları şeyler)
8. ve lâ ta'sev : ve haddi aşmayın, azmayın, asi
9. fî el ardı : yeryüzünde
10. mufsidîne : fesat çıkaranlar (fesat çıkarıcı kimseler)

Bakıyyetullâhi hayrun lekum in kuntum mu’minîn(mu’minîne), ve mâ ene aleykum bi hafîz(hafîzin).


1. bakıyyetu allâhi : Allah'ın bakiyesi (ticaretin bıraktığı kâr, helâl kazanç)
2. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
3. lekum : sizin için, size
4. in kuntum : eğer siz iseniz
5. mu'minîne : mü'minler
6. ve mâ ene : ve ben olmam
7. aleykum : size, sizi
8. bi hafîzin : gözeten, muhafız

Kâlû yâ şuaybu e salâtuke te’muruke en netruke mâ ya’budu âbâunâ ev en nef’ale fî emvâlinâ mâ neşâu , inneke le entel halîmur reşîd(reşîdu).


1. kâlû : dediler
2. yâ şuaybu : ey Şuayb (as)
3. e salâtu-ke : senin namazın mı
4. te'muru-ke : sana emrediyor
5. en netruke : bırakmamız, terketmemiz, vazgeçmemiz
6. mâ ya'budu : taptığı şeyler
7. âbâu-nâ : atalarımız, babalarımız
8. ev : veya
9. en nef'ale : yapmamız
10. fî emvâli-nâ : mallarımız hakkında, konusunda, mallarımıza
11. mâ neşâu : dilediğimiz şeyi
12. inne-ke : muhakkak ki sen
13. le ente : elbette sen
14. el halîmu : yumuşak huylu, halim
15. er reşîdu : irşad eden, rüşde ermiş

Kâle yâ kavmi e raeytum in kuntu alâ beyyinetin min rabbî ve razakanî minhu rızkan hasenâ(hasenen), ve mâ urîdu en uhâlifekum ilâ mâ enhâkum anhu, in urîdu illâl ıslâha mâsteta’tu, ve mâ tevfîkî illâ billâh(billâhi), aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unîb(unîbu).


1. kâle : dedi
2. yâ kavmi : ey kavmim
3. e reeytum : gördünüz mü, reyiniz görüşünüz nedir
4. in kuntu : eğer ben ... olsaydım
5. alâ beyyinetin : bir delil üzerinde
6. min rabbî : Rabbimden
7. ve rezeka-nî : ve beni rızıklandırdı
8. min-hu : ondan
9. rızkan : rızık
10. hasenen : güzel
11. ve mâ urîdu : ve ben istemiyorum
12. en uhâlife-kum : size muhalefet etmek, karşı çıkmak
13. ilâ mâ : şeylere
14. enhâ-kum : size yasakladım
15. an-hu : ondan
16. in urîdu : benim istediğim (ise)
17. illâ el ıslâha : sadece, ancak ıslâh etmek
18. mesteta'tu (mâ isteta'tu) : gücümün yettiği (şey) kadar
19. ve tevfîkî : ve benim muvaffak olmam, benim başarım
20. mâ illâ : ancak, ...dır (...den başka değil)
21. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
22. aleyhi : ona, onun üzerine
23. tevekkeltu : ben tevekkül ettim (güvendim)
24. ve ileyhi : ve ona
25. unîbu : yöneliyorum (dönüyorum)

Ve yâ kavmi lâ yecrimennekum şikâkî en yusîbekum mislu mâ esâbe kavme nûhin ev kavme hûdin ev kavme sâlih(sâlihın), ve mâ kavmu lûtin minkum bi baîd(baîdin).


1. ve yâ kavmi : ve ey kavmim
2. lâ yecrimenne-kum : sakın olmasın, size isabet etmesin
3. şikâkî : bana karşı gelmeniz
4. en yusîbe-kum : size isabet ettirmesi
5. mislu : gibi, aynı
6. mâ esâbe : isabet eden şey
7. kavme nûhin : Nuh kavmi
8. ev : veya
9. kavme hûdin : Hud kavmi
10. kavme sâlihın : Salih kavmi
11. ve mâ : ve şey
12. kavmu lûtin : Lut kavmi
13. min-kum : sizden
14. bi baîdin : uzak

Vestagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi , inne rabbî rahîmun vedûd(vedûdun).


1. ve istagfirû : ve istiğfar edin, mağfiret isteyin
2. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
3. summe : sonra
4. tûbû : tövbe edin
5. ileyhi : ona
6. inne : muhakkak
7. rabbî : Rabbim
8. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen
9. vedûdun : sevendir

Kâlû yâ Şuaybu mâ nefkahu kesîren mimmâ tekûlu ve innâ le nerâke fînâ daîfâ(daîfen), ve lev lâ rahtuke le recemnâke ve mâ ente aleynâ bi azîz(azîzin).


1. kâlû : dediler
2. yâ şuaybu : ey Şuayb (as)
3. mâ nefkahu : fıkıh edemedik, anlayamadık, idrak edemedik
4. kesîren : çok
5. mim mâ (min mâ) tekûlu : söylediğin şeyler
6. ve in-nâ : ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz
7. le nerâ-ke : gerçekten seni görüyoruz
8. fî-nâ : içimizde, aramızda
9. daîfen : küçük, güçsüz
10. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
11. rehtu-ke : senin gurubun (on kişiden az olan erkek grubu)
12. le recemnâ-ke : mutlaka seni taşlardık (taşlayarak öldürürdük)
13. ve mâ : ve şey
14. ente : sen
15. aleynâ : bize
16. bi azîzin : azîz, güçlü ve üstün

Kâle yâ kavmi e rahtî eazzu aleykum minallâhi, vettehaztumûhu verâekum zıhriyyâ(zıhriyyen), inne rabbî bi mâ ta’melûne muhît(muhîtun).


1. kâle : dedi
2. yâ kavmi : ey kavmim
3. e :
4. rahtî : arkadaş gurubu, raht
5. eazzu : daha azîz
6. aleykum : size, sizi
7. min allâhi : Allah'tan
8. ve ittehaztumû-hu : ve onu edindiniz, kabul ettiniz, öyle yaptınız
9. verâe-kum : arkanıza
10. zıhriyyen : arkaya atarak (unutarak)
11. inne : muhakkak
12. rabbî : Rabbim
13. bi mâ : şeye
14. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
15. muhîtun : ihata eden, kuşatan

Ve yâ kavmi’melû alâ mekânetikum innî âmilun, sevfe ta’lemûne men ye’tîhi azâbun yuhzîhi ve men huve kâzib(kâzibun), vertekibû innî meakum rakîb(rakîbun).


1. ve yâ kavmi ı'melû : ve ey kavmim, yapın
2. alâ mekânetikum) : siz yapacağınız şeyi
3. in-nî : muhakkak ki ben
4. âmilun : yapanım, yapıyorum
5. sevfe ta'lemûne : yakında bileceksiniz
6. men : kimse, kişi
7. ye'tî-hi : ona gelecek
8. azâbun : bir azap
9. yuhzî-hi : onu alçaltır
10. ve men : ve kim
11. huve : o
12. kâzibun : yalancı
13. ve irtekibû : ve bekleyin, gözetin
14. mea-kum : sizinle beraber
15. rakîbun : bekleyen, gözleyen

Ve lemmâ câe emrunâ necceynâ şuayben vellezîne âmenû meahu bi rahmetin minnâ ve ehazetillezîne zalemûs sayhatu fe asbahû fî diyârihim câsimîn(câsimîne).


1. ve lemmâ : ve olduğu zaman
2. câe : geldi
3. emru-nâ : emrimiz
4. necceynâ : biz kurtardık
5. şuayben : Şuayb'a
6. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
7. mea-hu : onun yanında
8. bi rahmetin : rahmet ile
9. min-nâ : bizden
10. ve ehazet : ve helâk etti, aldı
11. ellezîne zalemû : zulmedenler
12. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
13. fe asbahû : böylece oldular
14. fî diyâri-him : yurtlarında, diyarlarında
15. câsimîne : diz üstü çökenler (çöküp kaldılar)

Ke en lem yagnev fîhâ, e lâ bu’den li medyene kemâ baıdet semûd(semûdu).


1. ke : gibi
2. en lem yagnev : var olmamış, yaşamamış
3. fî-hâ : orada
4. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
5. bu'den : uzak olsunlar
6. li medyene : Medyen kavmi için
7. kemâ : gibi
8. baıdet : uzak oldu
9. semûdu : Semud kavmi

Ve le kad erselnâ mûsâ bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. mûsâ : Musa
4. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
5. ve sultânin : ve bir sultan
6. mubînin : apaçık

İlâ fir’avne ve melâihî fettebeû emre fir’avn(fir’avne), ve mâ emru fir’avne bi reşîd(reşîdin).


1. ilâ fir'avne : firavuna
2. ve melâi-hi : ve onun önde gelenleri, ileri gelenleri
3. fe ittebeû : fakat, tâbî oldular
4. emre fir'avne : firavunun emri
5. ve mâ : ve şey
6. emru fir'avne : firavunun emri
7. bi reşîdin : irşad edici

Yakdumu kavmehu yevmel kıyâmeti fe evredehumun nâr(nâre), ve bi’sel virdul mevrûd(mevrûdu).


1. yakdumu : öne geçecek, önderlik yapacak
2. kavme-hu : onun kavmi
3. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
4. fe : o zaman, böylece
5. evrede-hum : onları girdirdi (götürür, götürecek)
6. en nâre : ateş
7. ve bi'se : ve ne kötü
8. el virdu : yer
9. el mevrûdu : vardıkları yer, girdikleri yer

Ve utbiû fî hâzihî la’neten ve yevmel kıyâmeti, bi’ser rifdul merfûd(merfûdu).


1. ve utbiû : ve tâbî tutulurlar
2. fî hâzi-hi : bunda, burada
3. la'neten : lânet
4. ve yevme el kıyâmeti : ve kıyâmet günü
5. bi'se : (ne) kötü
6. er rifdu : bağış, bahşiş
7. el merfûdu : verilen bağış, bahşiş

Zâlike min enbâil kurâ nekussuhu aleyke minhâ kâimun ve hasîd(hasîdun).


1. zâlike : işte bu, bu
2. min enbâi : haberlerinden
3. el kurâ : ülkeler, kasabalar
4. nekussu-hu : onu anlatıyoruz, kıssa ediyoruz
5. aleyke : sana
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. kâimun : ayakta kalan (izleri hâlâ duran)
8. ve hasîdun : ve hasat edilmiş olan (izleri silinmiş olup izi kalmayan)

Ve mâ zalemnâhum ve lâkin zalemû enfusehum fe mâ agnet anhum âlihetuhumulletî yed’ûne min dûnillâhi min şey’in lemmâ câe emru rabbike, ve mâ zâdûhum gayra tetbîb(tetbîbin).


1. ve mâ zalemnâ-hum : ve biz onlara zulmetmedik
2. ve lâkin : ve lâkin, fakat
3. zalemû : zulmettiler
4. enfuse-hum : kendileri
5. fe : o zaman, böylece
6. mâ agnet : gani olmadı, fayda vermedi
7. an-hum : onlardan
8. âlihetu-hum : onların ilâhları
9. elletî yed'ûne : dua ettikleri (ki ona dua ederler)
10. min dûni allâhi : Allah'tan başka
11. min şey'in : bir şeyden
12. lemmâ câe emru : emir geldiği zaman
13. rabbi-ke : senin Rabbin
14. ve mâ : ve şey
15. zâdû-hum : onlara arttırdı
16. gayre : başka
17. tetbîbin : helâk olma, ziyana uğrama

Ve kezâlike ahzu rabbike izâ ehazel kurâ ve hiye zâlimetun, inne ahzehû elîmun şedîd(şedîdun).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. ahzu : yakalaması, alması
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. izâ : olduğu zaman
5. ehaze : aldı, yakaladı
6. el kurâ : ülkeler, kasabalar
7. ve hiye : ve o
8. zâlimetun : zulmetmek, zulüm işlemek, zalimdir
9. inne : muhakkak
10. ahze-hu : onun yakalaması, cezası
11. elîmun : elîm, acıklı
12. şedîdun : şiddetli

İnne fî zâlike le âyeten li men hâfe azâbel âhırati, zâlike yevmun mecmûun lehun nâsu ve zâlike yevmun meşhûd(meşhûdun).


1. inne : muhakkak
2. fî zâlike : bunda
3. le âyeten : elbette ayetler, deliller
4. li men hâfe : korkan kimse için
5. azâbe el âhıreti : ahiret azabı
6. zâlike : işte bu, bu
7. yevmun mecmûun : toplanma günü
8. lehu : ona ait, onun
9. en nâsu : insanlar
10. ve zâlike : ve işte bu, bu
11. yevmun meşhûdun : şahadet günü

Ve mâ nuahhıruhû illâ li ecelin ma’dûd(ma’dûdin).


1. ve mâ nuahhıru-hû : ve biz onu ertelemeyiz
2. illâ : ancak, sadece
3. li ecelin : bir ecele, bir zamana
4. ma'dûdin : sayılı (adetli), belirli

Yevme ye’ti lâ tekellemu nefsun illâ bi iznihi ,fe minhum şakıyyun ve saîd(saîdun).


1. yevme : o gün
2. ye'ti : gelir
3. lâ tekellemu : konuşmaz (konuşamaz)
4. nefsun : bir nefs, bir kimse
5. illâ : ancak, sadece
6. bi izni-hî : onun izni ile
7. fe : o zaman, böylece
8. min-hum : onlardan
9. şakıyyun : şâkîdir (bedbaht) (cehennemde kalacaklar)
10. ve saîdun : ve saiddir (mutlu) (cennette kalacak lar)

Fe emmâllezîne şekû fe fîn nâri lehum fîhâ zefîrun ve şehîk(şehîkun).


1. fe emmâ : fakat, ama, ise
2. ellezîne şekû :